Yunanlıların Trakya’daki Müslümanlara Göç Etmeleri İçin Baskı ve Zulüm Yaptıkları

[Yunanlıların, Bulgar çeteleriyle ilişkide bulundukları iddiasıyla Trakya'daki Müslümanları baskı altında tutarak işkence ve zulüm yaptıkları; bundan muzdarip olan Müslümanlardan göçetmek zorunda kalanlara Yunan Hükûmeti tarafından izin verilmediği; Edirne'ye bağlı Görmut köyünde halka zulmettikleri, Babaeski kazasının Nacak köyünden Kara Ahmed'i yolda parça parça ettikleri, Doğanca, Nâdirli, Kara Mesudlu, Yenimahalle ve Kuzu Çardağı köylerinde Müslüman ahaliyi hanelerinden çıkarıp yerlerine Kafkasya'dan getirilen Rum muhacirlerini iskân ettikleri ve otuz beş yaşına kadar olan Ermenileri silah altına aldıkları hakkında Sinekli Hudut Emniyet Müfettişliği'nin tahriratı.]


7 Eylül 1921
Harbiye Nezâreti
Numara: 3
Hatt-ı Fâsıl Komiserliği’nin 22/8/[13]37 târihli ve 699 numaralı

raporun sûreti

1- Kadıköy şarkındaki Bozoğlaktepe vak’asından gayrı hatt-ı fâsıl üzerinde hiç bir şey olmamışdır.

2- Yunanîler Edirne’ye tâbi’ Görmut karyesinden Hacı Ağa’nın hânesine silâh taharrîsi maksâdıyla girüp sâhib-i hâne tarafından kendilerine matlûb paranın verilmemesinden nâşî merkûmun familyası Penbe Hanım’ın cerhedilmek sûretiyle vefâtına sebebiyet verildiği kezâ Buçuktepe Mahallesi’nden Mustafa’nın altı çocuğuyla berâber itlâf edildiği, Edirne’de alıkonulan Dârü’l-Eytâm talebesinden yirmi kadarının Rum ve Ermeni olduklarından bahsile Atina’ya gönderildiği ve buna müdâhale eden Meb’ûs Şevket Bey ile Çolak Sabrı’nin Atina’ya nakli refîkinin azledileceği ve ale’l-umûm çete â’ilesi diye ihbâr edilenlerin birer birer mahkûm edildikleri Babaeski kazâsına tâbi’ Nacak karyesinden Sadık Hoca, Taşağıl karyesinden Kara Ahmed, Avukat Salih Efendi, mahdûmu Bâhir, Reji Me’mûru Salim Efendilerin nefy ve bunlardan Kara Ahmed’in yolda parça parça edildiği Doğanca, Nadirli, Kara Mes’udlu, Yenimahalle ve Kuzuçardağı karyeleri ahâli-i Müslimesinin çıkarılup yerlerine Kafkasya taraflarından getirilen Rum muhâcirlerinin iskân etdirildiği ve Çerkesköy mıntıkasındaki köylerin cemâ’at-i İslâmiyye a’zâlarıyla ileri gelenlerinin darb ve Çorlu eşrâfından Ali Bey’in üç gün habsden sonra Edirne’ye sevkedildikleri (Tekrar Çorlu’ya i’âde edilen Ali Bey’in 15/8/[13]37′de pavyonlardan firâr eden Ermeni milletinden bir Yunan askeri tarafından bizzât görüldüğü) ve 35 yaşına kadar olan Ermenilerin taht-ı silâha da’vet edilüp, Türk ve Yahûdîlerden henüz asker alınmadığı ve Şarkî Trakya’da bu sene mahsûlâtın kat’iyyen olmadığı ve Urlı ile Edirne arasında ve fakat Ahur köyüne yakın bir mahalde ufak bir köprünün dinamitle çeteler tarafından atıldığı ve bunun üzerine tekmîl hat boyunda bulunan köylerin tel örgü ile muhâfaza edilmesine çalışıldığı ve takrîben on beş gün mukaddem Sofya’da Bulgarlar tarafından yedi Fransız zâbitinin mâhiyeti mechûl esbâbdan dolayı katledildikleri ve memleketlerine gitmek üzere mensûb oldukları kruvazör ve kıt’alardan firâr eden Çok, Kindi, Ren ve Arperen nâm İngiliz neferlerinin Sinekli İstasyonu’nda Fransız kontrol me’mûrları tarafından der-dest edilmiş oldukları Hudûd Emniyet Müfettişliği’nden mevrûd raporlardan anlaşılmışdır.

3- Mültecî ve Yunan askerî firârîsi olarak hatt-ı fâsılı bu tarafa geçen eşhâsın ba’de’l-isticvâb hükûmet-i mahalliyyeye teslîm edildiği ve bunların esâmîsini hâvî pusulanın leffen takdîm kılındığı ma’rûzdur.

Aslına mutâbıkdır.

28 Ağustos sene [1]337 Hatt-ı Fâsıl Komiseri

Kaymakam

Mehmed Cemil

Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
Husûsî: 529
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîri Cânib-i Âlîsine

Atûfetlü efendim hazretleri,

Yunan zimâmdârının kanâ’ati Trakyalı Türklerin Bulgar çeteleriyle teşrîk-i mesâ’î etdiği merkezinde olduğundan tevkîfâta daha ziyâde germiyyet verdikleri, Edirne habshâneleri ma’sûm Türk ahâli ile imlâ edildiği gibi Kırkkilise mahbûshânesi’nde 2500 mevkûf olduğu ve bunlardan mücrimîn dışarıya çıkarılmamakda, diğerleri tahkîmât ve hidemât-ı sâ’ikasıyla istihdâm olunmakda ve akşâmları bütün mahbûsîn kalın kayışlarla bî-tâb bir hâle gelinceye kadar döğülmekde bulundukları ve fart-ı darbdan bir kısmının vefât etdiği, iffete ve ırza tecâvüz hâdiselerinin çoğalması İslam ahâliyi tahammül-sûz bir hâlde bırakdığından hicret arzûsunda bulunmuşlarsa da Yunan Hükûmeti’nce mümâna’atda bulunulduğu ve gerçi Yunan me’mûrîni mârrü’l-arz akîdeden dolayı bütün Trakyalı Türk ahâliyi tehcîr emelinde ise de tehcîrin Türkiye’ye mi, yoksa adalara mı yapılmasının daha muvâfık olduğu husûslarında ihtilâf-ı efkâr bulunduğu Türkiye’ye hicret fikrini besleyenler bu sûretle hareketin düşmân kuvvetini tezyîd demek olduğu kanâ’atinde oldukları, Bulgar hudûdunda ve Lalapaşa kazâsı civârında yirmi beş köyü hudûda yakın olduğu bahânesiyle kordon altında bulundurdukları mezkûr köylülerin hârice çıkmaları memnû’ olduğu gibi, diğer köylerden de bu köylülerle temâs imkânının selbedildiği Venizelist tarafdârlarının İslam ahâli arasında “Venizelos zamânında hiç bir İslam tevkîf edilmemişdir. Kostantin bak size ne fenâlıklar yapıyor. Komiteden diye ne işkencelere ma’rûz kalıyorsunuz. Kostantin Anadolu’da mağlûb olacak ve Venizelos yine gelecek siz de rahat edeceksiniz” diye propaganda yapdıkları Venizelist tarafdârı olup da azledilen me’mûrînin İstanbul’a geçmekde oldukları Yunanlıların Edirne ve Kırkkilise ve Muradlı, Çerkesköyü’nde tahkîmât vücûda getirmekde bulundukları ve Vize kazâsından Makedonya muhâcirlerinden Abdul Ağa ordan geçmekde iken Yunan jandarmaları tarafından öldürüldüğü ve merkûmun nezdinde bulundurduğu dâhilî vesîkasını merkebin semerinde bulduk, diye âmirlerine teslîm eyledikleri hâlde fi’l-i katlin ne sûretle ve kimin tarafından vukû’ bulduğu hakkında en ibtidâ’î tedâbîre bile tevessül edilmediği ve kezâ Vize kazâsından Tatarlı köyünden Çolak Mıstık’ın kendisine ve â’ilesine bıçakla işkence yapıldıkdan sonra 1600 lirasını aldıkları ve kazâ-yı mezkûrdan zîrde esâmîsi muharrer kesân tevkîf edilerek, bir kısmının Edirne’ye, diğerlerinin adalara sevkedildiği, Yunanîlerin Trakya’da ta’kîb etdikleri tedhîş-i siyâsî öyle bir şekil almışdır ki, hadd-ı fâsılı tecâvüz eden İslam ahâlinin hâlâ vekâyi’-i fecâyi’i söylemekden korkmakda ve endîşe etmekde bulundukları ve on günü akdem Anadolu cihetinden Tekfurdağı’na bir çok mecrûh çıkdığı ve mecrûhların kısm-ı küllîsi Dersa’âdet ve Trakyalı olup mu’ahharan bu mecrûhlar muhtelif kazâlara nakl ve sevkedildikleri şehr-i hâlin ikinci Cum’a günü sabahleyin Istranca karyesinden iki sa’at mesâfede ve hudûda balkandan ateş zuhûr ederek, itfâsına bütün Istranca karye ahâlisi gitmiş ise de söndürülememiş ve el-yevm devâm etmekde ve fâ’ili hakkında tahkîkât-ı lâzime icrâ kılınmakda olduğu berây-ı ma’lûmât arzolunur. Ol bâbda emr ü fermân hazret-i men-lehü’l-emrindir.

Fî 7 Eylül sene [1]337 Sinekli’de Hudûd Emniyet Müfettişi

Mehmed Nazmi

Tüccârdan Cafer Sadık Efendi,
Başmu’allim Zeynel Efendi,
İcrâcı Hicri Bey,
Tüccârdan Hasan Basri Efendi,
Muhtar Ahmed Efendi,
Sâbık Nüfûs Me’mûru Yakub Efendi,
Büyük Manika karyesinden Kara Bekir’in Hâfız İbrahim Efendi,
Büyük Manika karyesinden Tahsîldâr-ı sâbık Receb Efendi mahdûmu Osman,
Pazarcık Mahallesi’nden Abbas’ın familyası Hayriye Hanım,
Saray’ın Pazarcık Mahallesi’nden Petriç muhâcirlerinden Süleyman, (Merkûm ağzından vurularak öldürülmüşdür.)

BOA. DH. KMS. 60-3/16

Leave a Reply