Kara Suları

1923 yılında Lozan Antlaşmasının imzalandığı dönemde Türk ve Yunan karasuları 3 mil idi. Ancak, 1936 yılında, Yunanistan tek taraflı bir kararla karasularını 6 mile çıkarmış, 1964 yılında Türkiye’nin de karasularını 6 mile çıkarmasıyla Ege’de bugünkü durum meydana gelmiştir. Şu anda Ege’nin; %48,85′i açık denizler, %43,68′ni Yunan karasuları ve %7,47′sini de Türk karasuları oluşturmaktadır.


Karasuları konusunun iki ülke arasında ciddi boyutlara ulaşabilecek bir sorun haline gelmesinin nedeni, Yunanistan’ın Ege’de karasularını 6 milin ötesine genişleterek, Ege’yi bir Yunan gölü haline getirmek istemesinden kaynaklanmaktadır.

YUNAN İDDİASI

Büyük bir çoğunlukla prensipte onaylanan ancak henüz yürürlüğe girmeyen BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin 3′ncü maddesi ülkeler karasularını 12 mile kadar genişletme yetkisi vermekte olup, bu husus genel bir kuraldır. Yunanistan Sözleşmeyi imzaladığına göre Ege’de karasularını 12 mile kadar genişletme hakkına sahiptir.

YUNAN İDDİASINA CEVAP

Karasularının genişliğine ilişkin genel ve her yerde uygulanabilecek tek düze bir kural yoktur ve olmamalıdır. Yunanistan Ege’de karasularını 1936 yılında 6 mile çıkararak Lozan’da tesis edilmiş hakkaniyeti tek taraflı olarak ihlal etmiştir. Şu anda Ege’de iki ülkenin de uyguladıkları 6 millik karasuyu son limitine ulaşmıştır. Ayrıca Yunanistan’ın böyle bir uygulamaya gitmek istemesi, kendisinin imzaladığı Deniz Hukuku Sözleşmesinin 300′ncü maddesinde yer alan hakkın suistimal edilemeyeceği prensibiyle çelişki oluşturmaktadır.

Türkiye, karasularının genişliği konusunda genel olarak kabul edilen ve dünyanın her bölgesinde uygulanacak tek düze bir kuralın olmadığını III. Deniz Hukuku Konferansının başlaması ile Karakas’ta açılmamış ve bu tutumunu sürdürmüştür. Türkiye’nin sürekli olarak bu tezini savunması nedeniyle söz konusu kural Türkiye’ye karşı ileri sürülemez. Çünkü öncelikle Türkiye Sözleşmeye taraf değildir. Ancak, bir gün bu yönde bir kuralın örf adet kuralı değeri kazanması durumunda bile, buna başından beri karşı tutum alan Türkiye’ye karşı uygulanamaz.

YUNAN İDDİASI
Yunanistan’ın siyasal ve ülkesel bütünlüğünün bir parçası olan adalarına da ana katıdan bir ayırım yapmaksızın, karasularını 6 milin üzerine çıkarma hakkı verilmelidir. 12 mil karasuları genişliğini saptamak kıyı devletinin egemenlik yetkisine girmektedir.

YUNAN İDDİASINA CEVAP
Ege’de karasularının 6 milin üzerine çıkarılması, açık deniz sahalarını yok denebilecek kadar azaltacak, bu denizin tümüne yakın kaynakları Yunanistan’a kalacak, Türk Deniz Kuvvetlerinin uluslar arası sular vasıtasıyla Ege’den Akdeniz’e geçişi imkansız hale gelecek, bu denizde ve üzerindeki hava sahasında TSK’nce tatbikat icrası mümkün olmayacak ve Ege, Yunan egemenliğine geçmiş olacaktır.

Karasuları genişliği saptanırken coğrafi özellikleri olan denizlerin göz önünde tutularak bunlar için durumlarına uygun hükümlerin öngörülmesi görüşü, III. Deniz Hukuku Konferansında Türkiye tarafından açıklanmış ve Ege’nin, özellikleri olan ve genel nitelikli karasuların dışında birtakım özel kuralların uygulanması gereken bir deniz olduğu bildirilmiştir. Uluslar arası hukukun yerleşmiş bir kuralı olduğu kabul edilen “bir kıyı devletinin fiilen ve otomatikman ve başlangıçtan beri sahip olduğu kıta sahanlığı haklarını karasuları gibi bir başka hukuksal kavrama ilişkin yeni gelişmelere dayanarak “elden alınması” hukuksal bir çelişkidir ve geçerli olamaz” kuralına göre Yunanistan Ege’de tek taraflı olarak karasularını 6 milin üzerine genişletemez. Ayrıca Yunanistan tarafında ileri sürülen; Ege’de karasularının azami genişletilmesini saptama yetkisi kıyı devletinin egemenlik yetkisine girmektir” iddiası, ancak “buna başka devletlerce itiraz edilmemesi durumunda geçerlilik kazanabilir” ilkesine tamamen bağlı olmak zorundadır. Buna örnek olarak, Uluslar arası Adalet Divanı’nın 1951 yılında İngiltere ile Norveç arasındaki Balıkçılık davası ve 1974 yılındaki İngiltere ile İzlanda arasındaki Balıkçılık davalarında vardığı karar gösterilebilir.

“Deniz alanlarının sınırlandırılmasının her zaman bir uluslar arası yöne vardır; bu, yalnızca kıyıdaş devletin iç hukukunda açıklandığı biçimiyle onun iradesine bağlı olamaz. Her ne kadar, tek kıyı devletinin bunu gerçekleştirme niteliğine sahip olması nedeniyle, sınırlandırma işlemi zorunlu olarak tek taraflı bir işlem ise de, buna karşılık, bu sınırlandırmanın üçüncü devletler bakımından geçerliliği uluslar arası hukuku ilgilendirmektedir.”

Bu nedenlerle; Yunanistan’ın resen tek taraflı kararlarla Ege’de karasularını genişletip Türkiye’nin ortak olduğu kıta sahanlığı ve karasuları haklarını elinden almaya çalışması Uluslar arası Hukuka aykırı olmasının yanı sıra Türkiye tarafından kabul edilemez ve böyle bir durum harp sebebi sayılacaktır.

Kategorisi: Ege Adaları ve Anlaşmazlıklar, Türkiye'nin Hakları

Etiketler:

Yorum Bırakın

Kategoriler

Son Yazılar