Yunanlıların kökeni nedir?
YUNANLILARIN KÖKENİ
Yunanlılar, tarihteki Ege uygarlığının kendilerine ait olduğunu ileri sürerler. Batılılar da 20. Yüzyıla kadar bu görüşe inanmışlardır. Ancak, 20. Yüzyılın başından itibaren Ege uygarlığı üzerine yürütülen bilimsel çalışmalar ve kazılar, Yunanlıların iddiasının doğru olmadığını ortaya koymuştur. Bütün bu incelemeler, aynı zamanda Ege’deki yüksek uygarlığın uzun sanıldığı gibi, Yunanlılarla başlamayıp çok daha eski çağlara çıktığını, Yunanlıların ise, bu uygarlığın ancak mirasçısı olduklarını ortaya koymuştur(1).
Ege’deki uygarlığın beşiği Girit’tir. Bu adadaki kültür, MÖ 3.000-2.000 yılları arasında büyük gelişme göstermiştir. Yunanistan’da da MÖ 5.000 ve 4.000′lerde bir Neolitik kültür saptanmış; bu kültür MÖ 3.000′de korunmakla beraber, bakır dönemine geçilerek yeni bir kültür doğmuştur. Bu maden kültürünü Yunanistan’a götürenlerin MÖ 3.000 yılında Anadolu’dan Yunanistan’a göç eden kavimler olduğu filolojik araştırmalarla anlaşılmıştır(2). “Pelasg” “Leleg” ya da “Kar” adını taşıyan bu Anadolulu kavimleri, yerlilerle karışıp kaynaşmışlardır(3).
MÖ 2.000 başlarında Yunanistan’a doğru yeni bir göç dalgası gelmiş ve Akalar, yeni bir kültür oluşmuşlardır. Akalar, özellikle Truva ile savaşları ünlüdür. Girit kültüründen etkilenen Akalar, Ege adalarına, Girit’e, Doğu Akdeniz’e, bu arada Anadolu’ya yayılmışlardır. MÖ 13. Yüzyılda yaşanan göçler, tarihe “Ege Göçleri” olarak geçmiştir.
Bu göçlerde Akalar Anadolu kıyılarında koloniler kurmuşlardı.
MZ5 III. Yüzyılda Avrupa’da kavimler kaynaşması oldu. “Doğu Avrupa’daki kavimler kaynaşması az bir süre sonra, yani aşağı yukarı MÖ 1150 yılına doğru Dorları Yunanistan’a sevk ettikte geri (düşük) bir kültür düzeyinde bulunan bu yeni kavmin egemenliğini çekemeyen bazı Aka kafileleri kendilerine bilinen Anadolu kıyılarına göçmeye devam etmişlerdir(4).”
Batı Anadolu’daki bu kolonilerle bölgede Aiolya (Aiolis) ile İyonya bölgeleri oluştu Aiolya Edremit Körfezi’nden İzmir bölgesine kadar, İyonya ise, İzmir Körfezi’nden eski Mandalya Körfezi’ne (Güllük Körfezi) kadar olan alam içeriyordu.
Yunanistan’a sonradan gelen Dorlar karşısında bazı Aka kabileleri Yunanistan’ı terk ederken, bir kısım da yerlerinde kaldılar. Bu eski halk yeni gelen Dorlara tabi oldular, arazilerinin ve ürünlerinin bir kısmını yeni gelen Dorlara bıraktılar. Dorlar zamanla güneye Peloponez (Mora Yarımadası) ile Ege adalarına da uzandılar. Yunanistan’daki yerli halkın Dorlarla kaynaşmasıyla, eski Yunanistan’ın halkı oluştu. MÖ 1000-700 yılları arasındaki dönem Yunan Ortaçağı olarak nitelendirilmiştir ki, bu dönemde halk sınıflara ayrılmış, aristokrasi doğmuş, şehir devletleri (polisler) meydana çıkmış ve daha soma aristokratlar kralları devirmiştir.
MÖ 750 ile 550 yılları arasına rastlayan dönem tarihte “Yunan Kolonizasyon Hareketi” olarak anılır. Yunanistan Yarımadası’nın darlığı ve verimsizliği bu hareketi etkilemiştir ki, bu kolonileşme Fransa güney kıyılarında, İtalya’da, Anadolu’nun çevresinde Ege Denizi, Akdeniz ve Karadeniz’de yayılmıştır.
Yunan tarihinin Arkaik Çağı diye bilinen MÖ VII-VI. yüzyıllarda üretimde ve sanayide işçi ihtiyacı ortaya çıkmış, Trakya ve Rusya gibi yabancı ülkelerden para ile satın alınan bir çok köle ve esir Yunanistan’a getirilmiştir(5).
Yunanistan MÖ 279′da Keltlerin (Galatlar) istilasına uğradı(6). Bu da doğal olarak yeni bir karışıklığa neden oldu.
MÖ II. yüzyıl ortalarında önce Makedonya, sonra Yunanistan Roma’nın hegemonyasına girdi. Anadolu’daki Helenistik devletler de Roma’ya katıldı. Roma döneminde, Yunanistan halkı yeniden değişikliğe uğradı.
Yunanistan VI. yüzyılda Slavların ve Avarların istilasına uğradı. “Slavlar Adriyatik Denizi, Korinthos Körfezi ve Ege Denizi kıyılarına kadar bütün Balkan Yarımadası üzerinde dalgalar halinde döküldüler(7). Avar-Slav akınları VII. yüzyılda da devam etti “özellikle arka arkaya sayısız Avar ve Slav grupları tarafından taarruza uğrayan Thessalonike (Selanik) üzerine yapılan saldırılar çok şiddetliydi. Şehir bunlara mukavemet ediyordu, fakat bütün civarı Slavların eline düşmüştü ve Tesalya üzerinden Slav-Avar dalgası orta Yunanistan ve Peloponez üzerine dökülmekte idi. Bütün Balkan sahasında, hele Slav akını devam edip gittiği cihetle, muazzam bir etnik değişiklik vuku buldu.” (8)
Tarih gerçeklerinden elde edilen bu bilgiler karşısında, bugünkü Yunan halkının Anadolu kavimlerinden başlayıp, Aka, Dor ve en sonunda da Slav ve Türk Avar unsurlarının katılmasıyla çok karışık bir etnik yapıya sahip olduğu söylenebilir. Türk İstiklal Savaşı sonunda, Anadolu bir çok Hıristiyan halkın da değişim (mübadele) yoluyla Yunanistan’a gitmiş olduğu unutulmamalıdır.
KAYNAK:
Erendil, Em. Tümg. Muzaffer-; “Yunanlıların Kökeni ve Yunan Milletiyle (Greklerle) İlgili Kavram ve Deyimler”, Üçüncü Askeri Tarih Semineri, Türk-Yunan İlişkileri, ATASE Yayınları, Ankara 1986, s. 102-114.
DİPNOTLAR:
1) Mansel, Arif Müfid (Ord. Prof. Dr.)-; Ege ve Yunan Tarihi, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1971, s. 7.
2) A.g.e., s.19.
3) A.g.e., s.19.
4) A.g.e., s.89.
5) A.g.e., s.174.
6) A.g.e., s. 471.
7) Ostrogovsky, George-; Bizans Devleti Tarihi, Çev: Prof. Dr. Fikret Işıltan, TTK Basımevi, Ankara 1981, s. 66.
A.g.e., s.87.