Malazgirt’ten Önce

Malazgirt Meydan Savaşı’na kadar Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesini Anadolu’nun Türkleşmesinden farklı olarak ele almak mümkün değildir. Özellikle Kafkaslardan ve Doğu’dan Anadolu’ya gelen Türk boy ve toplulukları Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesinde önemli roller oynamışlardır.


Anadolu, en eski çağlardan beri Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda olmuş ve çeşitli ırklara yurtluk etmiştir. 11. yüzyılda tam bir “Türk Yurdu” oluncaya kadar Anadolu’da, Mezopotamya’da Suriye’de ve Kafkasya’da çeşitli devletler kurulmuştur. M.Ö. 4000 yıllarından, M.Ö. 3. yüzyıla kadar geçen süre içinde kurulan devletlerin tamamı, 11. yüzyıl Türk hakimiyeti öncesinde artık tamamen kaybolmuş ve tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Türkler Anadolu’ya yoğun olarak geldiklerinde buldukları ırk yapısı, M.Ö. 3. yüzyıldan M.S. 1. yüzyıla kadar devam eden çağda şekillenmiş görünmektedir. Bu bakımdan, Anadolu Türkü’nün yapısında hala bu kavimlerin kalıntılarını hayal etmek veya aramak bilimsel gerçeklere tamamen terstir. Aynı şekilde Anadolu’daki herhangi bir topluluğun Türk olmadığını ispat etmek için kökenlerini bu devletlere dayama çabası da ciddiyetten ve bilimsellikten uzak, fanatik yaklaşımlardır(1).

Mespero ve Demorgan gibi Avrupa’nın ünlü tarihçileri, Anadolu’daki Türk varlığını M.Ö. 4000 yıllarına kadar götürmekte(2) birlikte, Prof. Dr. Osman Nedim Tuna; Sümerlerle ve Sümerce ile ilgili yaptığı araştırmaların sonucuna dayanarak “Bu dil münasebeti Türklerin en az M.Ö. 3500′lerde Anadolu’nun Doğu bölgesinde yerleşmiş olduklarını gösteriyor(3)” demektedir. (Sümerce’de 165 Türkçe kelime bulunmaktadır.)

Buna göre Türkler, Selçuklulardan çok önceleri Anadolu’ya gelmişlerdir. Anadolu’daki siyasi faaliyetlerini tarihi belge ve kaynaklara göre takip edebildiğimiz en eski Türk kitleleri veya toplulukları “Kimmerler” ile “İskitler (Sakalar)”dir. Her iki Türk topluluğu da Karadeniz’in Kuzeyinde, Hazar’dan Tuna Nehri’ne kadar geniş bir alanda yaşadıkları ve özellikle Kafkaslar’dan Anadolu ‘ya girerek Anadolu’nun doğusunda yerleştikleri için Doğu Karadeniz’deki Türk varlığını yakından ilgilendirmektedirler.

İskitler’in yurtlarından sürdüğü göçebe Kimmerler’in büyük bir göç hareketiyle M.Ö. 7. asır başlarında özellikle Doğu Anadolu’ya gelerek yerleştikleri bilinmektedir. Kısa sürede Anadolu’ya yayılan Kimmerler’in sınırlan, Diyarbakır’dan Ereğli’ye (Konya) kadar uzanıyordu. Kimmerler Asur, Firikya, Lidya ve Tobal Devletleri ile komşu olmuşlardı(4).

Bilim adamlarınca “prototürk” olarak kabul edilen iki kavimden birisi olan Kimmerler -diğeri İskitler(5) -, Anadolu’daki yayılmaları sırasında genel olarak Doğu Karadeniz Bölgesi’ne, çoğunlukla da Rize ve çevresine yerleşmişlerdir(6).

İskitler, M.S. 680 yılından itibaren, Kimmerler’in ardından Kafkaslar’ı doğudan dolaşarak, Hazar Denizi kıyısını takip eden Derbent-Demirkapı geçitleri üzerinden Azerbaycan’a İran’a ve Anadolu’ya gelmişlerdir. Kimmerler’i güneye süren İskitler, Medler’in hakimiyetine de son vererek Anadolu’ya yayılmışlar ve burada 28 yıl hüküm sürmüşlerdir(7). Özellikle Anadolu’nun doğusuna hakim olan İskitler, Doğu Karadeniz Bölgesi’ne de yerleşmişlerdir(8).

İskit (Saka) Türkleri, bölgede önemli izler bırakmışlardır. Bizans Kralı Justinyen zamanında bölgede yaşayan Can’ların itaat altına alınmasına ve doğudaki Laz saldırılarının önlenmesine çalışmışlardır. Lazlar ve Canlar (Canyarlar) bölgenin tarihinde önemli roller oynamışlardır. Bu kavimler, İskit (Saka) kökenli Hıristiyan Türk olarak kabul edilmektedir(9).

Milattan sonraki yıllarda da Anadolu’ya çok çeşitli Türk boy ve toplulukları gelmişlerdir. Bunlar arasında özellikle Hun Türklerini belirtmek gerekir. Büyük Hun İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra Batıya göç eden Hunlar’ın bir kolu 395 tarihinde Erzurum üzerinden Anadolu’ya gelmiş, 451 yılında onları Akhunlar izlemişlerdir. Büyük bir göç dalgası da 466′da gerçekleşmiş, Avrupa Hunları’na bağlı Ağaçeri Türk boyları Anadolu’ya gelmişler ve yerleşmişlerdir(10).

Anadolu’ya doğru diğer iki önemli Türk göçü 558 ve 575 tarihlerine rastlamaktadır. Güney Kafkasya’da Hazar İmparatorluğu’nun temelini oluşturan Sabir (Sabar) Türk toplulukları yoğun bir şekilde Anadolu’ya gelmişlerdir(11).

Bulgar Türkleri, Avar Türk boylan, Uz-Peçenek Türkleri ve Kuman-Kıpçak Türk boyları Anadolu’ya yoğun olarak gelen ve yerleşen Türk boyları arasında bulunmaktadır.

Bu boylar arasında özellikle Balkanlar’dan Anadolu’ya gelen Bulgar Türkleri ile Kafkaslar’dan gelerek yerleşen Kuman-Kıpçak Türkleri; Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesinde çok önemli bir yere sahiptirler. 530 yılında henüz Hıristiyanlığı kabul etmeden Bizans ordusu tarafından bozguna uğratılan Bulgar Türklerinin bir kısmı Anadolu’ya getirilmiş ve Trabzon ha-valisi, Çoruh ve yukarı Fırat bölgelerine yerleştirilmişlerdir.

Bizans Devleti 6. yüzyılın başlarından itibaren Türkleri bir yandan Hıristiyanlaştırmaya, bir yandan da askerlik görevlerinde kullanarak Anadolu’ya iskan etmeye başlamışlardır. Bu yerleştirme ve askere alma işi Ermenilere, İranlılara ve Araplara karşı yapılmıştır. Bulgar Türkleri 755 ve 947 yıllarında Adana, Niğde, Aksaray, Bursa, Antalya ve Milas taraflarına yerleştirilmiş ise de, en yoğun ve büyük yerleştirme Trabzon ve çevresi ile Karaman-Tarsus arasındaki bölgede olmuştur.

Toroslar’daki olan Balkan Dağı’nın asıl adı Bulgar’dır. Burada yaşayan yörükler buna “Bulgar Dağı” demektedirler. Trabzon’daki dağın adı bugün unutulmuştur. Balkanlar’daki bazı Bulgar topluluklarına da “Çenge” adı verilmektedir. Karadeniz’in kuzeyindeki bir ırmağın adı da “Çengel Irmağı”dır ve yine Of ile Bayburt arasındaki sarp dağlık bölgeye “Çengelistan” deniyordu(12).

Bütünüyle Karadeniz Bölgesi’nin ve özellikle de Doğu Karedeniz Bölgesi’nin Türkleşmesinde en önemli rolü oynayan Türk toplulukları Oğuz boylarıyla birlikte Kuman-Kıpçak’lardır. Bölgede yaşayanların fizik ve ağız özellikleri tamamen Kıpçak Türklerinin izlerini; sosyal hayatı oluşturan gelenekler de Oğuz Türklerinin derin izlerini taşmaktadır.

Kuman-Kıpçakların Anadolu’ya gelişleri iki yoldan olmuştur. Kafkaslar’ın Türkleşmesinde önemli rol oynayan bölgenin Kuman-Kıpçak Türk boyları(13), Gürcistan üzerinden güneye inerek Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’e yerleşmişlerdir. Doğu Karadeniz Bölgesi’ne yerleşen Kuman-Kıpçaklar, Müslüman Türklerle, Oğuz boylarından gelen “Çepniler”le kaynaşarak Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Bugün Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunan “Borçka” ilçesinin adı bir Kuman oymağının adıdır.

Kuman-Kıpçaklar ikinci olarak, Bizans tarafından Balkanlar’dan getirilerek Anadolu’ya yerleştirilmişlerdir(14). Kuman-Kıpçakların Anadolu’ya göçü sonraki yıllarda da büyük tarihi olaylara bağlı olarak devam etmiştir. Cengiz Han dönemi Moğollarının Kafkasya’yı istilaları ve Mısır Memlukları’nın Anadolu’ya yönelik hareketleri sonucunda Kıpçaklar yoğun olarak Anadolu’ya gelmişlerdir(15). Mısır’daki Memluk devletinin yöneticilerinin hemen tamamı Kıpçak’tır.

DİPNOTLAR
1) A.M. Çay Her Yönüyle Kürt Dosyası, Ank. 1993, s. 50-51.
2) A. Kemali, Erzincan, 2. baskı., İst., 1992, s. 19, not: 7.
3) O.N. Tuna, Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi İle Türk Dilinin Yaşı Meselesi, Ank., 1990, s. 49 A.M. Çay, a.g.e., s. 55.
4) F. Kınal, Eski Anadolu Tarihi, 2. bsk., Ank., 1987, s. 258 vd.
5) A. Erzen, Eski Çağ Tarihi Hakkında Dört Konferans İst., 1984.
6) H. Karpuz, Rize, İst., 1993, s. 8.
7) İ. Durmuş, İskitler (Sakalar), Ank., 1993, s. 35-36, 63-64.
8) H. Karpuz, a.g.e., s. 8.
9) H. Karpuz, a.g.e., s. 9. Bu konuda geniş bilgi için Prof. Dr. M.F. Kırzıoğlu’nun şu iki değerli çalışmasını bkz: “Lazlar-Camarlar”, VII. Türk Tarih Kongresi Bildirileri C. I (Ank., 1972); “Lazlar”, Rize’nin Sesi, sy: 3 (Ank., 1988).
10) Türkiye Cumhuriyeti’ni Kuran Türk Milletinin Tarihi, Genkur. Başkanlığı K.K.K’lığı yayınları, Ank., 1988. s. 74 (Bundan sonra Türk Milletinin Tarihi olarak zikredilmiştir).
11) Türk Milletinin Tarihi, s. 74-75.
12) Türk Milletini Tarihi, s. 75-76. Bulgar Türkleri ile ilgili olarak ayrıca bkz: A.N. Kurat. IV. XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ank., 1972, s. 108 vd.
13) A.N. Kurat, a.g.e., s. 98.
14) Türk Milletinin Tarihi, s. 77.
15) Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz: A.N. Kurat, a.g.e., s. 96. vd.

Leave a Reply