Yunan İsyanı

Rumlar arasında, dış etkilerle yayılan milliyetçilik akımı, Etniki Eterya örgütünün kurulması ve devlete karşı isyan hareketlerinin planlanmasını hazırladı. İlk hareket, 1820′de örgütün de başında bulunan Aleksandr İpsilati’nin yönetiminde Eflak ve Boğdan’da başlatıldıysa da başarıya ulaşamadı. Fakat bu, Rumları yıldırmadı, gizli bir haberleşme şebekesi kurarak Mora ve Rumların çoğunlukta olduğu bazı Akdeniz adalarında paskalya günü isyanın başlatılması karanını aldılar(1). Ne var ki, vakitsiz sıkılan bir kurşun Mora İsyanı’nın daha önce (17 Mart 1821) başlamasına sebep oldu.


Devlet, böylesine geniş planlanmış bir hareketin bastırılması için gerekli hazırlığa sahip değildi. Adalar Rumları, özellikle Çamlıca, Suluca ve İpsara adalarına ait eşkıya gemilerinin Ege ve Akdeniz’deki faaliyeti ise denizyoluyla yapılacak yardımı imkansız kılıyordu. Karadeniz’de meydana gelebilecek bir hareket olasılığı, donanmanın tamamının Akdeniz’e gönderilmesini engelliyordu(2). Hem Mora’ya sevk edilecek Anadolu askeri, hem de adalara gönderilecek yardım bakımından denizyolunun kullanılmasında zaruret olduğu halde donanma hemen çıkarılamadı. Bu yüzden Teke ve Hamid sancaklarından toplanıp Antalya limanına indirilen askerler Mora’ya sevk edilemedi(3).

İsyanın Akdeniz Adalarına Sıçraması:

Bu arada Kıbrıs, Sakız, Sisam, İstanköy gibi adalar ile Ege sahillerinde de hareketler başlamıştı.

Kıbrıs ileri gelenlerinin gönderdiği bir yazıdan anlaşıldığına göre; adadaki Rum halk, çok önceden adalarda ağırlıklarını hissettirmeye başlamışlar, gitgide azınlıkta kalan Müslümanlar ise onlarla hoş geçinmekten başka yol bulamamışlardı(4). Ancak, Rumlara, sadece Ada’da söz sahibi olmak yetmiyordu. Türkleri tamamen yok ederek istiklallerini ilan etmek istiyorlar; bunun için de her fırsatta Türk ve Müslüman halka hakaret, eziyet, hatta işkence yapıyorlardı(5).

Diğer adalarda durum daha da kötüydü. Sisam halkı isyan için hiç zaman kaybetmemişti. Sadece halka değil, adaya ticaret için gelenlere de saldırıyorlardı. Hatta ele geçirdikleri bir geminin kaptanı ve 8 denizcisini işkence ile öldürmüşler, adanın hakim ve voyvodasını da hapsetmişlerdi(6).

Çamlıca ve Suluca adaları eşkıya tekneleri Ege denizindeki saldırılarından birini Sakız’a yapmışlar; fakat ilk girişimleri, Müslüman halkın, Sakız metropolidi ile ileri gelen 40 Rum’u rehin alarak kaleye hapsetmeleri dolayısıyla başarısız olmuştu(7).

Bu olaydan sonra Sakız adasındaki Rumlar, muhafız tayin edilen Vahid Paşa’ya itaat edeceklerine söz vermişlerse de(8), ilk fırsatta isyan etmek üzere bekliyorlardı. Aslında, adalar arasında dolaşıp eşkıyalık yapan İpsara ve Suluca gemilerinin çoğunda hisseleri vardı(9). Nitekim, Sakız Rumlarının da isyan için uygun bir fırsat bekledikleri çok geçmeden ortaya çıktı. 22 Mart 1821′de 17′si büyük olmak üzere 787 gemi Sakız önünde göründü, ertesi gün de Çeşme’nin karşı tarafında Timiana Köyü sahiline çıktılar. İki saat kadar sonra ise Sakız Rumları da isyan bayraklarını açtılar(10).

İmroz adası da eşkıya tecavüzüne uğradıysa da ada halkının eşkıyayla işbirliği yapmaması dolayısıyla(11) savunması mümkün olabildi. Eşkıyanın bir kısmı öldürüldü, bir kısmı esir edildi, gemilerine de el konuldu(12).

Semadirek’te ise durum farklı oldu; ada halkı eşkıya ile birleşerek isyan etti(13).

Çok geçmeden Girit de isyan eden adalar arasına katıldı. İlk hareket İsfakya’da (Skafion) başladı. Asiler, Ramazan Bayramı’nda ayaklandılar(14). Apokorono Kalesi’ni ele geçirip şehri yakıp yıktılar. Ellerine geçirdikleri Müslümanları öldürdüler(15). İsfakya Muhafızı Lütfullah Paşa’nın gönderdiği kuvvet eşkıyayı dağıtmayı başardıysa(16) da asiler yeniden kuvvet bularak Hanya’yı deniz ve karadan zorladıkları gibi Resmo Kalesi’ne de saldırıp hasar verdiler(17).

Batı Anadolu Rumları İsyanı Destekledi:

Adalardaki Rumlara ait eşkıya tekneleri bir taraftan da Anadolu sahillerine saldırıyor; Müslüman halkı öldürüp mallarını yağmalıyor, Rumları ise isyana kışkırtıyorlardı. Bu kışkırtmalara kapılan Ayvalık ve Yund Adası halkı eşkıya ile birleşip Edremit tarafına saldırmış(18); hatta Yund Adası halkı tabyalar inşa etmeye başlamış ve Kaptan Paşa’nın gönderdiği filikayı adaya yanaştırmamışlardı. Rumların bu davranışı üzerine kadı ve voyvoda Ayvalık’a kaçmak zorunda kalmışlardı(19).

Trakya sahilindeki Maarız Körfez ve kalesi de eşkıya saldırısına uğrayan yerlerdendi(21). Bunlar, Sisam halkıyla da işbirliği yapmıyorlardı. Böylece Sisam eşkıyası, Sisam’dan Sakız Boğazı’na kadar olan yerleri kontrolleri altına alarak denizden geçişi imkansız hale getirmişler ve Kuşadası sahilinde Çanlı’ya çıkarak adaya hayvan sürmeye dahi cüret etmişlerdi(22).

Ege sahilindeki kasabalar da zaman zaman Rum eşkıyasının baskınlarına uğruyordu(23). İzmir’in Seferhisar’a bağlı köylerinden İpsili de 1823′te Sisam Rumlarının baskınına uğradı. Müslüman halk öldürüldü, malları yağmalandı, evleri yakıldı(24).

Eşkıya teknelerinin tecavüzü adalar ve Ege sahillerindeki kasabalarla sınırlı kalmadı. Fransa, Rusya gibi anlaşmalı devletler bandırası çekerek Çanakkale Boğazı’ndan içeri girmeyi başaran Rum tekneleri Marmara Denizi’nde rastladıkları Türk kayalıklarına da saldırdılar(25).

İsyandan Sonra:

İsyanın bastırılmasından sonra, isyan günlerinde korkarak adalardan kaçan suçsuz Rum vatandaşların yerlerine dönmelerini sağlamak amacıyla emirler çıkarıldı(26), taşınmaz mallarına el konulanların mal ve mülkleri iade edildi(27). Ancak, geri dönenlerin eskisi gibi “reaya” statüsüne girmeleri bazı şartlara bağlanmıştı. Her şeyden önce, başka bir devletin pasaportuna sahip olmamaları ve “cizye” ödemeleri gerekiyordu(28).

KAYNAK:
Kütükoğlu, Prof. Dr. Mübahat S.-; “Yunan İsyanı Sırasında Anadolu ve Adalar Rumlarının Tutumları ve Sonuçları”, 3. Askeri Tarih Semineri (Türk-Yunan İlişkileri), Gn. Kur. ATASE Yayını, Ankara 1986, s. 133-161.

DİPNOTLAR:
1) Ayrıntı için bakınız: Ahmet Cevdet Paşa, Tarih, XI, İstanbul 1309, sh. 146. Kıbrıs’Tan alınan biz yazıda, Başpiskopos Kipriyanu’nun direktifi veçhile, paskalya gecesi saat altıda Lefkoşe içinde top atışı yapılacağı, bunu duyan bütün reayanın silahlı olarak süratle Leşkoşe’ye hücum edip ele geçirip Müslüman halkı öldürecekleri belirtiliyordu. Kıbrıs’ın Kağ Kazası Ayayani Köyü sakinlerinden Dimitri’nin takriri: Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Hatt-ı Humayun Tasnifi (HH), No: 37750-J.
2) Ahmet Cevdet Paşa, XI, 157-158.
3) A.g.e., s. 150-151.
4) Kıbrıs Adası ileri gelenlerinin gönderdikleri takrir: HH, NO: 37750-İ.
5) 5 Ramazan 1236 (6 Haziran 1821) tarih ve Esseyyid Mustafa Nuri mühürlü ariza: HH, No: 37750-D.
6) Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 150-160.
7) Tarih-i Vaka-i Sakız (Sakız); İstanbul 1290, s. 3-4 ve oradan naklen Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 159.
8) Sakız, s. 10, Ahmet Cevdet Paşa, XII, s. 36.
9) Sakız, s. 10-11.
10) A.g.e., s. 16.
11) “İmroz Ceziresi reayasından suret-i mutavaat müşahade olunarak…” Bahr-i Sefid Boğazı Muhafızı Mehmed Paşa’Ya gönderilen Evail-i Zilhicce 1236 (30 Ağustos – 8 Eylül 1821) tarihli hüküm: BOA, Mühimme Defteri, No: 239, s. 225.
12) Ahmet Cevdet Paşa; XI, 190.
13) Mühimme; aynı hüküm.
14) Cemal tukin; “Girid” İslam Ansiklopedisi, IV, İstanbul 1948, s. 796.
15) Evasat-ı Safer 1237 (7-16 Kasım 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 309.
16) Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 160.
17) Mühimme, No: 239, s. 309.
18) Evasat-ı Safer 1236 (14-23 Mayıs 1821) tarihiyle İzmir Muhafızı Hasan Paşa ve Donanma-yı Hümayun Başbuğu Ali Bey’e gönderilen hükümder: Mühimme, No: 239, s. 76.
19) Riyale-i Humayun Kapudanı Seyyid Ali Bey’e ve İzmir Muhafızı Hasan Paşa’ya gönderilen Evsat-ı Ramazan 1236 (12-13 Haziran 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 133.
20) Sakız, s. 3.
21) Mühimme: No: 230, s. 77, Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 179.
22) İzmir Voyvodası; Meyve-i Ter Gümrükçüsü, İzmir, Kuşadası, Ayvalık, Çeşme, Foçalar vs. kazaların kadı, naip, voyvodaları vs. ye gönderilen Evasıt-ı Şaban 1236 (14-23 Mayıs 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 68-60 ve BOA, Cevdet Tasnifi Dahiliye (Cev-D), nr. 6910. Ayrıca bkz. Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 159-160.
23) A.g.e., XI, s. 176.
24) İzmir Muhafızı Kelami Seyyid Hasan Paşa’nın 9 Ramazan 1238 (20 Mayıs 1823) tarihli kaimesi: HH, No: 38668.
25) HH, No: 38249.
26) 13 Zilkade 1236 (11 Eylül 1821) tarih ve “Mahmud Nedim” mühürlü vesika: Cev-D, No: 4371.
27) Kaptan Paşa, gerek Çeşme reayasının yazılı olarak, gerekse Sakızlıların şiahen yaptıkları malların iadesi konusundaki ricalarını, Serasker Paşa’ya gönderdiği 23 Safer 1247 (3 Ağustos 1831) tarihli kaimesinde iletiyor ve bu hususta himmetini rica ediyordu: HH, No: 38066.
28) Cev-D; no: 6414.

Leave a Reply