Milli Mücadele Dönemi

Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerince başlatılan ve 1919 ile 1920 yıllarını da içine alarak Londra ve San Remo’da sürdürülüp Sevr’de noktalanan barış görüşmelerinde, özellikle Osmanlı Devleti’nin geleceği, daha doğrusu, nasıl paylaşılacağı konusu ağırlık noktasını oluşturmuştur. 14 Mayıs 1919 günü yapılan görüşmelerde Anadolu’nun İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan devletlerince ne şekilde bölüneceğine dâir plan son şeklini almıştır. Elefterios Venizelos’un devamlı gayretleri ve diğer büyük devletlerin desteklemesi sonucunda İzmir’e Yunan askeri çıkarılması 15 Mayıs 1919 tarihinde uygulamaya konulmuştur.


Amerikan, İngiliz, Fransız ve Yunan savaş gemilerinin koruyuculuğunda İzmir’e çıkan Yunanlıların burada giriştiği kırım harekâtı tüyler ürperticiydi. İşgalin ilk 48 saatinde İzmir ve banliyölerinde 2.000′den fazla Türk katledilmiştir. Vahşice işlenen tüm bu cinayetler, İzmir rıhtımında demirleyen yabancı devletler savaş gemilerinin subay ve erlerinin gözü önünde meydana gelmiştir.

İzmir’e çıkan Yunan birliklerinin ileri harekâtı, Küçük ve Büyük Menderes vadilerine yayılmış, Bayındır, Manisa, Aydın, Turgutlu, Tire ve Ödemiş’e kadar genişlemişti. Batı Anadolu’da başlayıp iç kesimlere yayılma eğilimi gösteren Avrupa emperyalizmi destekli Yunan işgali bölgede “Kuvva-yı Millîye ve Redd-i İlhâk” teşkilâtlarının kurulması ve tepkilerin eyleme dönüştürülmesi yönünde birtakım oluşumları ortaya çıkarmıştır.

Nitekim organizeli Türk direnişi sonucunda yer yer şiddetli çatışmaların başlaması üzerine durumun ciddiyetini anlayan Yüksek Konsey, bölgede bir sınır oluşturulması için General Milne’ye ricada bulunulmasını istemişti (18 Temmuz 1919).

General Milne, Temmuz ayının sonlarında İzmir’e gelerek Yunan Komutanı Paraskevopulos’dan Yunan birliklerinin daha ileri gitmemelerini istedi. Kendisi, çalışmaları sonucunda “Milne Hattı” diye anılacak olan sınırın projesini 2 Ekim’de Yüksek Konsey’e verdi ve taslak Konsey tarafından kabul edildi. Milne Hattı, Yunanlıların işgal ettikleri bölgeleri Türk taarruzlarına karşı korumaktaydı.

İstanbul Hükümeti’nin otoritesinin gözle görülür şekilde zayıflamasına karşılık Anadolu’daki Millî Hareketin giderek büyümesi karşısında İtilaf Devletleri, barış antlaşmasının fazla geciktirilmeden hazırlanması gerektiğini, aksi takdirde uygulanmasının ve kabul ettirilmesinin zorlaşacağını görmekteydiler. Paris Barış Konferansı’nın genel oturumu 21 Ocak 1920′de sona erdiğinde, İngilizlerin ısrarı üzerine Türkiye meselelerinin Londra’da görüşül­mesi kararlaştırıldı.

Londra Konferansı 12 Şubat 1920′de toplanıp 10 Nisan’da sona erdi. Konferansa katılan müttefik başbakanları Lloyd George, Francesco Nitti, Aleksandre Millerand ve Elefterios Venizelos arasında yapılan görüşmelerde, İstanbul ve Boğazlar, kurulması öngörülen yeni Türkiye’nin malî kontrolü, Anadolu’daki nüfus bölgeleri, azınlıklar meselesi, Suriye-Mezopotamya ve Arabistan konuları ele alındı. Londra’daki konferanstan sonra müzakerelerin San Remo’da sürdürülmesi uygun görüldü ve Yüksek Konsey 18 Nisan’da San Remo’da bir araya geldi.

Burada da Londra’da tespit edilen esaslar üzerinde duruldu. Bir taraftan barış antlaşmasına son şekli verilirken, Paris ve Londra’da sürüncemede kalmış olan Kürdistan ve Ermenistan meseleleri de gündeme getirildi. Türkiye’nin Avrupa’daki sınırının, İstanbul ve Boğazlar’da uygulanacak rejimin ve kapitülasyonların ele alınıp son şekillerinin verildiği “San Remo Konferansı” 26 Nisan 1920′de sona erdi(1).

Sevr Antlaşması taslağı onay için İstanbul Hükümeti’ne sunulduğunda, batılılar, böyle bir antlaşmaya karşı direnmeye kararlı olan Mustafa Kemalci güçler ortadan kaldırılmadan bu antlaşmanın uygulanamayacağı gerçeğini nihayet anlamışlardı. Bu nedenle daha önceden ileri çıkmalarına izin vermedikleri Anadolu’daki Yunan ordusuna, General Milne Hattı’nda yeşil ışık yakmışlar ve bundan sonra 22 Haziran 1920′de başlayan Yunan taarruzu, 20 Temmuz’da Bursa ve 5 Ağustos’ta da Uşak’ın düşmesi ile sonuçlanmıştı(2).

Bu arada Yunanlılar, Balıkesir, Alaşehir ve Nazilli’yi de ele geçirmişlerdi. Aynı şekilde 20 Temmuz’da Trakya’dan da bir saldırı başlatan Yunanlılar Tekirdağ ve Edirne’yi işgal ederek 26 Temmuz’da bölgede kontrolü ele aldılar. Böylece 9 Ağustos’a kadar devam eden Yunan işgali, müttefiklerin arzu ettiği şekilde gerçekleşmişti.

10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Barış Antlaşması, İtilaf Devletleri ile İstanbul Hükümeti arasında imzalandı. Sevr Antlaşması bir bakıma, Avrupalı büyük devletlerin XIX. yüzyıldan beri milletlerarası bir problem haline getirdikleri “Şark Meselesi”nin çözüme kavuşturulması anlamına geliyordu. Kesin hatları Birinci Dünya Savaşı’nda belirlenmiş olan ve Osmanlı Devleti’nin yıkılıp “Türk’ün Avrupa’dan atılarak geldiği yere gönderilmesi”ni öngören gizli-açık tertipler böylece gerçekleşecekti. Ne var ki zaman ve olayların gelişimi, meselenin çözümlenmediğini, en azından böyle çözümlenemeyeceğini ortaya koyacak, son sözü Türk milleti söyleyecekti(3).

Venizelos, ülkesine kazandırdığı bu başarıların sarhoşluğu içinde yeniden yasal olarak iktidara gelmek amacı ile 1920 Kasımı’nda genel seçimlerin yapıla­cağını ilan etmiş ve muhalefete her türlü demokratik imkânın sağlanacağını açıklamıştı. Bu arada maymunlarla oynamaya meraklı genç Yunan Kralı Aleksandr, bir maymun ısırığı sonucunda kuduza yakalanarak ölmüştü.

Venizelos ise 14 Kasım’daki seçimleri kaybetmiş ve 17 Kasım’da istifa ederek Fransa’ya gitmişti. Aralık’ta yapılan bir halk oylaması ile de Yunanlılar, büyük bir çoğunlukla Konstantin’in Atina’ya dönüp tahta oturmasını kararlaştırdılar. Konstantin’in 19 Aralık 1920′de Atina’ya dönmesi ile Yunanlıların “Küçük Asya Macerası” yeni bir aşamaya girmiştir.

KAYNAK
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu’da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.

DİPNOTLAR
1) Hatipoğlu, a.g.e., s.91-94, 102-103.
2) Yuluğ Tekin Kurat, “Yunanistan’ın Küçük Asya Macerası”, Tarih Boyunca Türk-Yunan İlişkileri (20 Temmuz 1974′e kadar), Üçüncü Askeri Tarih Semineri-Bildiriler, Ankara 1986, s.411-412.
3) Hatipoğlu, a.g.e., s.104.

Kategorisi: Osmanlı Dönemi, Türk Yunan İlişkileri

Etiketler:

Yorum Bırakın

Kategoriler

Son Yazılar