Türkiye’nin Artan Önemi

1. Körfez Krizi ve Süper Güç” Algılaması

1990′dan sonra dünyadaki siyasi gelişmeler özellikle Sovyetler’in dağılması, Doğu Bloku’nun çökmesi ve Körfez Savaşı ile birlikte Orta Doğu’da oluşan yeni yapı ve dengeler Kafkasya ve Balkanlar’daki gelişmeler Türkiye’yi ön plana çıkarmıştır. 1990′lı yılların başından itibaren gerek ABD, gerekse Avrupa bakımından Türkiye kilit ülke konumuna gelmiş, Yunanistan arka planda kalmıştır.

Yunan ve Rum devlet adamları “Türkiye’nin Batıların gözünde önemi artan bu ülke” olmasını kendi aleyhine bir gelişme olarak değerlendirmişlerdir. Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Galanos Türkiye’nin öneminin artmasını dört nedene bağlamaktadır. Bu nedenler, Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı yürüttüğü siyasetin anlaşılması bakımından önemlidir:


“1. Türkiye, eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan yeni İslam Cumhuriyetleri ile Batı dünyası arasında iyi bir elçi rolü oynuyor. Türkiye, yarı yarıya bir Avrupa ülkesidir ve bu yeni İslam Cumhuriyetleri’nin Batı dünyası için yitirilmesine ve bu yüzden tehlikeli durumların ortaya çıkmasına fırsat vermeyecektir.

2. Türkiye, Orta Doğu petrollerinin ulaşım yollarının, koruyucusu pozundadır. Saddam Hüseyin’in bir tehlike olarak varlığını sürdürmesi, Türkiye’nin bu koruyuculuk rolüne uygun zemin yaratıyor.

3. Türkiye Balkanlar’da büyük bir bölge devleti olarak gözüküyor. Özellikle Bulgaristan’da, Üsküp’te, Arnavutluk’ta büyük Müslüman partilerin ortaya çıkması ve bu partilerin bu ülkelerde hükümet ortağı olmaları, Türkiye’nin Balkanlar’daki önemini artırıyor.

4. Türkiye, Karadeniz’de de iyi bir arabulucu rolü oynuyordu(1).”

Galanos’un genel olarak dört başlık altında dile getirdiği bu konular, Yunan ve Rum basını tarafından sık sık manşetlere taşınmış ve şu gibi başlıklar atılmıştır:

“Körfez Krizinin sona ermesiyle Türkiye bölgedeki rolünün artmasını temine çalışacak(2).”

“Kuveyt olayları bulutsuz gökten düşen bir yıldırım gibi, bir anda ortalığı karıştırdı. Bu karışıklık içinde Türkiye’nin oynayabileceği rol yeniden önek kazandı(3).”

“Kuveyt olaylarında sonra Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolü yeniden büyük önem kazandı… Türkiye’nin stratejik önemini gösteren grafik yeniden yükselmektedir(4).”

“Türkiye’nin aran önemi Yunanistan’ı zor duruma düşürmektedir(5).”

“Türkiye’nin artan önemi karşısında, Yunanlılar ve Rumlar endişelenmelidir, Kıbrıs Rumlarının son zamanlarda uluslar arası alanda Türkiye’ye karşı kazandıkları başarılar, Körfez Krizi’nin getirdiği yeni durum içinde etkisiz hale gelmiştir(6).”

Yunan-Rum basını, Körfez Krizi ile birlikte Türkiye’nin öneminin arttığını, krizin Türkiye’ye pek çok yararlar(7) sağladığını, bu gelişmelerin Yunanlılar ve Rumları endişelendirdiğini(8) sık sık haber konusu yapmışlardır.

Basının vurguladığı bir diğer fikir de, Türkiye’nin “bölgesel bir süper devlet haline geldiği”, ABD ve Fransa’nın Türkiye’ye karşı tutumlarında Türkiye lehine önemli değişiklikler olduğu idi(9).

Bu bakış açısını desteklemek bakımından Fileleftheros Gazetesi’nin 30 Ocak 1993 günü “Türkiye’nin Devleşmesi Karşısında” başlığı ile yayınladığı uzun röportaj dikkat çekicidir. Röportaja katılan bütün siyasi liderler, başta Rum Yönetimi sözcüsü Mavromatis olmak üzere “devleşen Türkiye”den bahsetmektedirler. Röportajla birlikte yayınlanan bir karikatür bütün görüşleri özetler niteliktedir: Karikatürde Türkiye, kollarını dört bir yana uzatmış, kocaman bir ahtapot olarak gösteriliyor. Kıyıda duran eli zıpkınlı Amerikalı, ahtapotun varlığını görmezlikten gelerek yüzünü başka bir tarafa çevirmiş ıslık çalıyor(10).

2. Türk Cumhuriyetleri’nin Bağımsızlığı

Doğu Bloku’nun çökmesi ve Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarına kavuşması da; Yunan, Rum basını ve devlet adamları tarafından Türkiye’nin önemini artıran bir faktör olarak değerlendirmiştir: Rum Yönetimi Sözcüsü Mavromatis yukarıda sözünü ettiğimiz röportajında şu ifadeleri kullanmıştır:

“Doğu Bloku’nun çökmesiyle, Türkiye’nin jeostratejik önemi büyük ölçüde azalmıştı. Ne var ki, eski Sovyetler Birliği’nin Müslüman Cumhuriyetleri’nde(11) meydana gelen durum, Türkiye’nin jeopolitik önemini yeniden artırdı ve ona yeni bir boyut kazandırdı. Bu Müslüman Cumhuriyetler Türkiye’yi kendilerine örnek aldılar. Batılılar da İran ile kıyaslandığında, Türkiye’yi tercih ettiler ve böylece Türkiye örnek ülke oldu. Türkiye hiç de örnek olacak bir ülke değildi ama, oldu işte(12)…”

3. Türkiye’nin Balkan Politikası

Yunan ve Rum basını, Türkiye’nin Balkan politikasını ve Balkanlar’daki gelişmeleri de Türkiye’nin önemini artıran bir faktör olarak değerlendirmektedir. Türkiye’nin özellikle Makedonya ve Arnavutluk ile iyi ilişkiler geliştirmesi, Makedonya Cumhuriyeti’ni tanıması Yunanistan’ı büyük ölçüde huzursuz etmiştir. Mithat Bereket’in konuyla ilgili televizyon programında belirttiği gibi, “Türkiye’yi kendisine karşı en büyük tehdit olarak gören Yunanistan, Makedonya ve Arnavutluk’tan dolayı adeta kendisini kuşatmış saymaktadır(13).”

Makedonya ve Arnavutluk, Yunanistan’ın iç güvenliği ve ülke bütünlüğü açısından büyük önem taşımaktadır. Kendilerinin “Üsküp” ve “Kuzey Epir” sorunları olarak ifade ettikleri bu iki ülkeyle ilgili gelişmelerin “Türkiye’nin Balkan Politikasının bir ürünü olduğu” belirten Yunan devlet adamları, bu konuda Türkiye’yi sorumlu tutmaktadırlar(14). Yunanistan, bilimsel ve siyasi gelişmelerin aksine Makedonların “Elen olduğu(15)” tezini ileri sürmektedir.

Bosna-Hersek’le ilgili olarak Türkiye’nin takip ettiği haklı politikalar da, Yunan-Rum basınında kendilerine karşı yürütülen bir “tehdit” olarak algılanmaktadır. Yunan ve Rum basını, Türkiye’nin Bosna ile ilgili insanlık adına yaptığı girişimleri “Elenler yılanın kendilerini sarmakta olduğunu hissediyorlar(16)” yorumuyla vermektedir.

Konuyla ilgili bir diğer değerlendirme ise şöyledir:

“Türkiye İslâmî Balkanları karıştırmakta, Bosna-Hersek’e yardım sağlamak için petrol üreten ülkeleri kışkırtmakta ve bu ülkeleri Bosna-Hersek’e müdahale etmek için Batılılar üzerinde baskı kullanmaya teşvik etmektedir(17)…”

4. Türkiye-Avrupa İlişkileri

Türkiye’nin “artan gücü” konusunda Yunanistan’ın bir başka önemli çekincesi de Türkiye-Avrupa ilişkileridir. AT’na girme sürecinde önemli yol kat eden Türkiye, Avrupa Gümrük Birliği’ne girmiştir. AT üyesi Yunanistan, Avrupa -Türkiye ilişkilerinde Türkiye bakımından büyük önem taşıyan bu konuda kim zaman diğer AT üyesi ülkeleri de kızdıracak bir tutum izlemektedir.

Avrupa’nın her türlü siyasi ve ekonomik platformunda Türkiye’ye karşı çeşitli manevralarla faaliyet yürüten Yunanistan, sonra zamanlarda özellikle (Gümrük Birliği sürecinin hızlanmasından sonra) terör örgütü PKK’nın propagandalarına da uygun olarak; yapılan teröre karşı Türkiye’nin aldığı tedbirleri bir nevi “insan hakları ihlali” gibi gündeme getirmektedir. Bu konuda hassas olduğu bilinen Avrupa kamuoyu harekete geçirilerek, Türkiye’nin Avrupa ile bütünleşmesinin önü kesilmek istenmektedir(18).

KAYNAK:
Güler, Yard. Doç. Dr. Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999.

DİPNOTLAR
1) Alithia/TAK, (Türk Ajansı-Kıbrıs), 5 Ekim 1991.
2) Eleftheria Dis Gromis/TAK., 2 Ocak 1990.
3) Uluslar arası İlişkiler Uzmanı Dr. M. Evriviades’in demeci Simerini /TAK., 5 Ağustos 1990.
4) Kathimerini/TAK., 6 Kasım 1990.
5) Kirigas/TAK., 12 Ağustos 1990.
6) Haravgi/TAK., 13 Ağustos 1990.
7) Bütün Rum Gazeteleri/TAK., 6 Kasım 1990.
8) Fileleftheros/TAK., 8 Kasım 1990.
9) Atina Haber Ajansı/TAK., 15 Kasım 1990.
10) TAK., 31 Ocak 1991. Ropörtaj’a katılan diğer siyasiler şunlar: DİSİ Genel Sekreteri A. Markides, AKEL-Merkez Komitesi Politbüro Üyesi A. Hristodulu, EDEK-Genel Sekretesi O. Omin, Liberal Parti Siyasi Komite Üyesi A. Rolandis ve ADİSOK Başkan Yardımcısı K. Themistokleos.
11) Mavromatis bilinçli olarak “Türk Cumhuriyetleri” yerine bu tabiri kullanmaktadır. Bilindiği gibi Yunanlılar ve Rumlar Batı Trakya Türk toplumu için de ısrarlı bir şekilde “Müslüman Yunan Vatandaşları” demektedirler.
12) Feleleftheros/TAK., 31 Ocak 1993.
13) M. Bereket, Pusula Programı, Kanal D., 10.07.1995.
14) Mesela, Çevre Kadastro ve Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı Georgios VULGARAKİS’in demeci: “Üsküp sorunu, önemli ölçüde Yunanistan’ın birçok açık cephesi bulunmasının arzulayan Türkiye’nin Balkan politikasının bir ürünüdür…” Mahi/TAK., 3 Ocak 1993.
15) Bununla ilgili çalışmalar ve görüşler için Mesela bkz: TAK., 12-19 Ocak 1993, 10 Kasım 1993, 28 Eylül 1993.
16) Fileleftheros/TAK., 13 Ocak 1993.
17) Fileleftheros/TAK., 13 Ocak 1993, Ayrıca Bkz: “Türkiye Balkanlarda Müslüman ve Türk Azınlıkların Koruyucusu Pozuna Bürünüyor…” TAK., 14 Eylül 1992.
18) Yunan-Rum basını dikkatli bir şekilde incelendiğinde, Türkiye-Avrupa bütünleşmesinde önceden Kıbrıs meselesinin kullanıldığı görülmektedir. Bununla ile ilgili mesela bkz: G. Kıbrıs EDEK Partisi Lideri Lissarides’in Londra’daki Konuşması, Fileleftheros/TAK., 7 Haziran 1990; Yunanistan Devlet Başkanlığı Müsteşarı ve Hükümet Sözcüsü Viron POLIDORAS’ın demeci, TAK., 31 Mayıs 1990.

Kategorisi: Cumhuriyet Dönemi, Türk Yunan İlişkileri

Etiketler:

Yorum Bırakın

Kategoriler

Son Yazılar