<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Yunan &#187; Adaların Silahlandırılması</title>
	<atom:link href="http://www.turk-yunan.gen.tr/turkce/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/adalarin-silahlandirilmasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turk-yunan.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Dec 2011 10:52:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Oniki Adalar</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/oniki-adalar.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/oniki-adalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 23:15:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adaların Silahlandırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Adaları ve Anlaşmazlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Oniki Adalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[YUNAN İDDİASI Oniki Adaların askersizleştirilme statüsü mevcut olmakla birlikte, bu statüyü tayin eden Paris Antlaşmasına Türkiye taraf olmadığından, bu konuda Türkiye Yunanistan&#8217;ın muhatabı değildir. YUNAN İDDİASINA CEVAP 1947 Paris anlaşması objektif Statü yaratan bir anlaşmadır. Bu yüzden taraf olmama diye bir husus söz konusu olamaz. Ayrıca Lozan Antlaşmasının 16&#8242;ncı maddesi, bu adaların geleceğinin 6 büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Oniki Adaların askersizleştirilme statüsü mevcut olmakla birlikte, bu statüyü tayin eden Paris Antlaşmasına Türkiye taraf olmadığından, bu konuda Türkiye Yunanistan&#8217;ın muhatabı değildir.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>1947 Paris anlaşması objektif Statü yaratan bir anlaşmadır. Bu yüzden taraf olmama diye bir husus söz konusu olamaz. Ayrıca Lozan Antlaşmasının 16&#8242;ncı maddesi, bu adaların geleceğinin 6 büyük devletin ileride yapacağı anlaşmalarla belirleneceğini ifade etmektedir. Yani Lozan Antlaşması bir yerde 1947 Paris Anlaşmasına atıf yapmıştır. Dolayısıyla Türkiye&#8217;nin Paris Anlaşmasının uygulanmasında söz hakkı mevcuttur.<br />
<span id="more-369"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>1951 yılında İtalya silahlanmaya başlamıştır. Dolayısıyla Oniki Adalarla ilgili Paris anlaşmasının askerden arındırma maddesinin düşmesi gerekmektedir.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>İtalya&#8217;nın durumu ile 12 Adaların durumu ayrıdır. İtalya, Bulgaristan ve Macaristan gibi devletlerin ülkelerinin 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile askerden arındırılmalarının nedeni, bu eski düşman devletleri cezalandırma ve savaştan sonra daha iyi denetleyebilme amacından kaynaklanmaktadır. Buna karşılık Paris Anlaşmasının Oniki Adaların Yunanistan&#8217;a bırakılırken askerden arındırılması maddesi, Türkiye&#8217;nin güvenliği düşünüldüğü için anlaşmada yer almıştır. Dolayısıyla İtalya&#8217;nın durumu ile ONİKİ Adaların statüsü arasında benzerlik yapılamaz.</p>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>1974 Kıbrıs olaylarından bu yana Türkiye Doğu Ege Adalarını tehdit etmektedir. Böyle bir tehlikeye karşı da Yunanistan; anılan adalarda BM Anlaşmasının 51&#8242;nci maddesinde tanınan meşru savunma hakkına dayanarak adaları silahlandırabilir.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>Her şeyden önce meşru savunma hakkı kavramı, gerek uluslar arası hukuktaki genel anlamında, gerekse BM Antlaşmasındaki anlamında, silahlı saldırı karşısında kalan bir devletin aynı yöntemlerle kendisini korumasını belirtmektedir. Ege Adalarına karşı Türkiye&#8217;nin böyle bir fiili saldırısı olsa bile önce Güvenlik Konseyine başvurulması gerekir. Sonuç olarak BM Antlaşmasının 51&#8242;nci maddesi hiçbir zaman Yunanistan&#8217;a böyle bir hak vermez.</p>
<p>Ege Denizinin &#8220;Yarı-Kapı Deniz&#8221; olması. Türkiye, Ege&#8217;nin bir &#8220;yarı-kapalı deniz&#8221; olduğu ve bu nedenle burada bölgenin niteliğine uygun olarak özel kuralların uygulanması görüşündedir. İlk olarak 27 Şubat 1974 tarihli Türk notasında söz konusu edilmiştir.</p>
<p>BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin 122&#8242;nci maddesinde &#8220;kapalı ya da yarı-kapalı deniz&#8221; kavramı şu şekilde tanımlanmaktadır:</p>
<p>&#8220;İki yada daha çok devletle çevrilen ve bir başka deniz ya da okyanusa dar bir suy yolu ile açılan ya da tümüyle veya büyük ölçüde iki ya da daha çok kıyı devletinin karasuları ve münhasır ekonomik bölgesinden oluşan körfez, havza, ya da deniz.&#8221;</p>
<p>Bu tanım, Ege&#8217;nin kendine özgü durumunu yaratan çok sayıda adayı kapsamasının yanı sıra &#8220;yarı-kapı deniz&#8221; özelliğiyle de adaların kıta sahanlığı sorununun birlikte kararlaştırılması ve hakça ilkelere göre saptanması gereğini kapsamlı olarak ortaya koymaktadır.</p>
<p>Ege&#8217;de kıta sahanlığı sınırlandırılması, öteki sorunlar gibi Lozan Antlaşmasının kurduğu denge üzerine gerçekleştirilmelidir. Lozan Antlaşması, Ege Denizinde Türkiye ve Yunanistan arasında bir denge kurmuştur. Ege&#8217;nin bu iki ülke tarafından eşit kullanılmasının gerekliliğini öngören bu denge, kıta sahanlığı sınırlandırılması açısından da göz önünde tutulmalıdır. Bu görüş ilk olarak 19 Haziran 1976 II&#8217;nci Bern görüşmeleri sırasında Türkiye tarafından açıklanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/oniki-adalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğu Ege Adaları</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/dogu-ege-adalari.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/dogu-ege-adalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 23:14:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adaların Silahlandırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Adaları ve Anlaşmazlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Ege Adaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=367</guid>
		<description><![CDATA[YUNAN İDDİASI Uluslar arası hukuka göre anlaşmalardaki şartlar, anlaşmanın yapıldığı zamanın mevcut koşullarına göre düzenlenir. Eğer koşullarda köklü değişiklikler olmuşsa o zaman anlaşmanın ilgili maddeleri düşmüş sayılır. (Lozan antlaşmasının Doğu Ege ve Boğazönü Adalarının statüsünü belirleyen 12&#8242;nci maddesi ile Doğu Ege Adalarının statüsünü belirleyen 13 üncü maddesi) Lozan ve Paris Antlaşmaları (1947 Paris Antlaşması, Oniki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Uluslar arası hukuka göre anlaşmalardaki şartlar, anlaşmanın yapıldığı zamanın mevcut koşullarına göre düzenlenir. Eğer koşullarda köklü değişiklikler olmuşsa o zaman anlaşmanın ilgili maddeleri düşmüş sayılır. (Lozan antlaşmasının Doğu Ege ve Boğazönü Adalarının statüsünü belirleyen 12&#8242;nci maddesi ile Doğu Ege Adalarının statüsünü belirleyen 13 üncü maddesi) Lozan ve Paris Antlaşmaları (1947 Paris Antlaşması, Oniki adanın silahlandırılmamak koşuluyla İtalya&#8217;dan Yunanistan&#8217;a devredildiğini içerir.) da o günün koşullarına göre düzenlenmiştir.<br />
<span id="more-367"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Ancak II&#8217;nci Dünya Savaşının bitimine kadarki olaylar köklü değişiklikler göstermiştir. Bu değişikliklerden birincisi Türk-Yunan ilişkilerinin olumlu devam etmesi ve her iki ülkenin işbirliğinde bulunması, diğeri ise Türkiye&#8217;nin koşullar değişti gerekçesiyle Lozan Antlaşmasının Boğazlar Sözleşmesini 1936 yılında Montrö Antlaşmasıyla değiştirerek boğazları tahkim etmesidir. Koşullar II&#8217;nci Dünya Savaşından sonra daha da değişmiştir. Dolayısıyla Lozan ve Paris Antlaşmalarının, Adaların askerden arındırılmasını içeren maddeleri, koşullar değiştiğinden uluslar arası hukuka göre ortadan kalkmıştır.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>Uluslar arası hukuk bu Yunan teziyle bağdaşmaz. Koşullar değişti, anlaşma sona erdi diye uluslar arası hukuk bir hüküm getirmemektedir. Türkiye, Yunanistan&#8217;ın iddia ettiği tezi Montrö Antlaşmasında uygulamıştır, ama bunu hiçbir zaman tek taraflı bir kararla yapmamıştır. Koşulların değiştiğini ileri sürerek ilgili tüm ülkeleri bu konuda anlaşma yapmaya çağırmış ve Lozan Antlaşmasının Boğazlar Sözleşmesini diğer ülkelerin de imzaladığı bir anlaşma ile değiştirmiştir. Dolayısıyla tek taraflı bir kararla koşullar değişti anlaşma sona erdi şeklindeki Yunan tezi uluslar arası hukuk çerçevesinde geçersizdir.</p>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Türkiye&#8217;nin sonradan teşkil ettiği Ege Ordusu ve bölgede konuşlandırdığı amfibi kuvveti Ege adaları için tehdit teşkil ettiğinden, meşru müdafaa için adalar silahlandırılmışlardır. Aslında bu adalardaki Yunan kuvvetlerinin Türkiye&#8217;ye tehdit oluşturması söz konusu olamaz.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>1- &#8220;Türkiye&#8217;nin Doğu Ege adalarının silahsızlandırılması görüşüne karşılık olarak Yunanistan tarafından ileri sürülen tezlerden bir tanesi; BM şartının 51 nci maddesi gereği her ülkenin ülke toprağını savunmak için vazgeçilmez hakları olduğu ve bu kapsamda &#8220;Türkiye&#8217;nin 1974 yılında Kıbrıs&#8217;ı işgali, 20 yıldır Yunan adalarının bütünlüğüne yönelik hareket, açıklamalar ve iddialar, Yunan adalarının hemen karşısında Ege Ordusu&#8217;nun teşkili ve Akdeniz&#8217;deki en büyük amfibi güç ile teçhiz edilmesi, Kardak adasına yapılan saldırı ve Yunanistan&#8217;ın uluslar arası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandığı takdirde &#8220;casus belli&#8221; tehditleri gerekçe olarak ileri sürülmektedir.</p>
<p>2. Türkiye&#8217;nin Ege Ordusu&#8217;nu ve Amfibi Kuvvetleri Ege kıyılarında konuşlandırmasının gerekçelerini şöyle sıralayabiliriz.</p>
<p>a. Ege Ordusu, Yunan adalırının uluslar arası hukuka aykırı olarak silahlandırılmasından çok sonra, 1975 yılında kurulmuş ve Türkiye&#8217;deki iklim koşullarının en elverişli olduğu Ege Bölgesinde, her türlü sınıf ve silahların eğitiminin yapılması maksadıyla genelde eğitim birliklerinden oluşan ordudur.</p>
<p>b. Osmanlı devrinin ihtiyaçları ve daha sonra Türk devletinin coğrafi yapısı nedeniyle Türk donanmasının konuşlanması belirli bölgelerde yoğunlaşmıştır. Ege Ordusu ile Amfibi Kuvvetlerin Ege kıyılarına konuşlandırılmasında, iki kutuplu dünyanın eski düzeninde, NATO ve Türkiye&#8217;nin 5 nci maddeden kaynaklanan güvenlik ihtiyaçları dikkate alınmıştır. Bu durum NATO planları ve tatbikatlarında söz konusu kuvvetlerin kullanılmasında da kendisini göstermiştir ve halen göstermektedir. Değişim sonrasında yeni dünya düzeninin güvenlik ihtiyaçlarının tam olarak belirgin olmaması, anılan kuvvvetlerin coğrafi mevkilerinin Türkiye&#8217;nin; gerektiğinde kullanmaya ihtiyaç duyabileceği hareket alanlarına eşit mesafelerde bulunması, yeni risk ve tehdit potansiyelinin fazlasıyla mevcut olduğu Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar istikrarsızlık üçgeninin ortasında yer alan bir cephe ülkesi konumuna gelmesi ve NATO&#8217;nun 5 nci maddesi kapsamındaki görevlerinde bir değişiklik olmaması ve de ekonomik zorunluluklar nedenleriyle bir konuş değişikliği yapılmamıştır.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Abhazya&#8217;dan El Halil&#8217;e ve Kuveyt&#8217;e, Somali&#8217;den Bosna-Hersek ve Arnavutluk&#8217;a kadar bölgesinde ve bölgesi dışındaki barış ve istikrarı koruma çalışmalarına katkıda bulunmak maksadıyla Birleşmiş Milletler, AGİT ve NATO&#8217;nun güvenliği sağlama görevlerine katılmış ve katılmaya da devam etmektedir. Türkiye, yalnız güvenlik tüketen değil, aynı zamanda gücünün gereği uluslar arası sorumluluklarını yerine getiren güvenlik üreten bir ülke durumundadır. Diğer taraftan, Ege ordusuna geniş bir coğrafi alanı kapsayan Türkiye&#8217;nin batısındaki harekat alanları için özellikle asimetrik tehditlerin karşılanması için de ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca Ege kıyılarında bulunan Amfibi Kuvvetlerin bazı unsurlarından barışı koruma görevleri için de istifade edilmektedir.</p>
<p>c. Donanma Komutanlığı&#8217;na bağlı gemilerin bir kısmının Ege kıyılarında konuşlandırılması, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremden sonra Gölcük&#8217;te bulunan tesislerin hasar alması nedeniyle bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.</p>
<p>ç. Diğer taraftan Doğu Ege adaları gibi silahsızlandırılmış statüde bulunmayan Ege bölgesinde, gerek duyulan birliklerin uygun mevkilerde konuşlandırılma serbestisi ve ülke bağımsızlığından kaynaklanan özgürlüğü kısıtlanamayacağı uluslar arası hukukun temel unsurları arasındadır.</p>
<p>d. Ege Ordusunun ve Amfibi Kuvvetlerin Yunanistan&#8217;a karşı bir tehdit oluşturduğu iddiaları ise askeri açıdan tamamen bir saptırmadır. Yunanistan Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin silahsızlandırılmış statüdeki adalarda bulundurduğu ve Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin tüm Ege Bölgesindeki kuvvet mukayesesi incelendiğinde, Yunanistan&#8217;ın mukayese kabul etmeyecek şekilde kuvvet üstünlüğüne sahip olduğu ortaya çıkmakta ve bu da Yunanistan&#8217;ın gerçek niyetlerini ispatlamaktadır.</p>
<p>e. Belirtilen bu nedenler dikkate alındığında, adaların silahlandırılması meşru müdafaa olarak ileri sürme düşüncesi geçersizdir. Kaldı ki Türkiye&#8217;nin, uluslar arası anlaşmalarla egemenliği belirlenmiş Yunan topraklarına yönelik bir emeli de yoktur.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/dogu-ege-adalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğazönü Adaları</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/bogazonu-adalari.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/bogazonu-adalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 23:14:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adaların Silahlandırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Adaları ve Anlaşmazlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Boğazönü Adaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[YUNAN İDDİASI Montrö Konvansiyonu, Boğazönü Adalarının askersizleştirilme statüsünü ortadan kaldırmıştır. Çünkü Montrö Konvansiyonu, Lozan Antlaşmasının, Boğazönü Adalarının askersiz statüsünü dikte eden Boğazlar Sözleşmesinin yerini almış, Boğazların silahsız statüsünü iptal etmiş, adaların askerden arındırılmış statüsünü de kaldırmıştır. Boğazönü Adaları üzerinde Yunanistan&#8217;ın uygun gördüğü egemenlik haklarında hiçbir sınırlama yoktur. YUNAN İDDİASINA CEVAP Lozan Antlaşmasının12&#8242;nci Maddesi; Limni, Semadirek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Montrö Konvansiyonu, Boğazönü Adalarının askersizleştirilme statüsünü ortadan kaldırmıştır. Çünkü Montrö Konvansiyonu, Lozan Antlaşmasının, Boğazönü Adalarının askersiz statüsünü dikte eden Boğazlar Sözleşmesinin yerini almış, Boğazların silahsız statüsünü iptal etmiş, adaların askerden arındırılmış statüsünü de kaldırmıştır. Boğazönü Adaları üzerinde Yunanistan&#8217;ın uygun gördüğü egemenlik haklarında hiçbir sınırlama yoktur.<br />
<span id="more-365"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>Lozan Antlaşmasının12&#8242;nci Maddesi; Limni, Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve İkarya adalarının silahsızlandırılmaları koşuluyla Yunanistan&#8217;a bırakıldığını teyid etmektedir. Antlaşmaya Ek Boğazlar Sözleşmesi ise Limni ve Semadirek&#8217;in diğer adalardan daha da kapsamlı bir silahsızlandırmaya tabi olmasını öngörmüştür.</p>
<p>Montrö Konvansiyonu ise Türkiye&#8217;nin Boğazları silahlandırmasına imkan vermekle birlikte Yunanistan&#8217;a ait adaların statüsünü değiştirmemiştir. Çünkü, ne Montrö Konvansiyonunda ne de Konferansın tutanak ve belgelerinde, Montrö Konvansiyonunun Lozan Boğazlar Sözleşmesinin yerine konulacağı öngörülürken, bunun Lozan Antlaşmasına ilgili hükümlerini de sona erdireceğine ilişkin hiçbir veri yoktur.</p>
<p>Yine, Montrö Konvansiyonunda açıkça veya dolaylı olarak Limni ve Semadirek&#8217;in askerden arındırılmış statülerinin sona erdirildiğine ilişkin hiçbir hüküm yer almadığına göre; antlaşmalar hukukunun &#8220;aynı taraflar arasında aynı konuda sonraki antlaşmanın hükümlerinin önceki antlaşmaların kendisine aykırı düşen hükümlerini üstü kapalı olarak; ortadan kaldırdığı&#8221; kuralını ileri sürmenin imkanı yoktur. Çünkü ortada, aynı konuda birbiriyle çatışan ve birlikte uygulanmaları ihtimali bulunmayan değişik içerikli iki hükmün varlığı söz konusu değildir.</p>
<p>Burada var olan, bir yanda bir antlaşmanın açık hükmü, öte yanda ise tartışmalı verilere dayanarak Yunanistan&#8217;ın ileri sürdüğü bir yorumdur.</p>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın Boğazönü Adalarını askerleştirebileceği hususu, Türk Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Aras&#8217;ın 1936 yılında TBMM&#8217;nde yaptığı konuşma ve aynı tarihte Türk Hükümetinin talimatı ile Türkiye&#8217;nin Atina Büyükelçisi aracılığı ile Yunan Hükümetine gönderilen mektupla da teyid edilmiştir.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>Türk Dışişleri Başkanı Fatin Rüştü Aras&#8217;ın, adaların statüsüne ilişkin konuşması veya olabilecek diğer beyan ve belgeler, dönemin siyasi koşulları çerçevesinde yapılmış bir iyi niyet beyanı olmaktan öteye anlam taşımaz. Zira uluslararası antlaşmalarla kurulmuş bir sistem tek bir beyanla ortadan kaldırılamaz. Çünkü, F. Rüştü Aras&#8217;ın sözlerinin herhangi bir hukuksal etkisinin olabilmesi için gerek Türkiye&#8217;nin gerekse Yunanistan&#8217;ın kesin ve istikrarlı bir biçimde Aras&#8217;ın sözlerine Yunanistan&#8217;ca atfedilen doğrultuda davranmış olması gerekmektedir. Nitekim, uygulanan uluslararası hukuk, bir antlaşmanın taraflarının daha sonraki tutumlarının ve uygulamalarının, anılan tarafların antlaşmaya ilişkin iradelerinin kanıtını oluşturduğunu kabul etmektedir. Bir bildiri ya da açıklamaya bu tür hukuksal etkiler atfedilebilmesi için, tarafların daha sonraki davranışlarının da bu bildiri ya da açıklamanın anlamına aykırı düşmemesi gerekmektedir.</p>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Türkiye, Montrö Konvansiyonundan sonra Gökçeada ve Bozcaada&#8217;yı askerleştirmiştir. Bu durum, Montrö Konvansiyonunun Lozan Boğazlar Sözleşmesinin tüm askerden arındırmaya ilişkin hükümlerine son verdiğinin kanıtıdır.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>Boğazönü Adaları Lozan&#8217;da hep birlikte ele alınmışlarsa da bu, onların hukuksal statülerinin daha sonraki gelişmeler karşısında aynı biçimde değerlendirileceği anlamına gelmez. Öncelikle, Montrö Konvansiyonunun başlangıç bölümünde, yeni sözleşmenin, Türkiye&#8217;nin güvenliği çerçevesinde yapıldığının ve Lozan Boğazlar Sözleşmesine son verdiğinin bildirilmesi, Gökçeada ve Bozcaada ile Limni ve Semadirek adalarının hukuksal statülerinin ayrı ayrı değerlendirilmesini doğrulamaya yeter niteliktedir.</p>
<p>Çünkü, Montrö Konvansiyonu ile askerleştirmenin kabulü yalnızca Türkiye&#8217;nin güvenliği lehine olmuştur. Montrö Konvansiyonunun, Lozan Boğazlar Sözleşmesini tümüyle ortadan kaldırdığı kabul edilse bile, Lozan Antlaşmasının12 nci Maddesi çerçevesinde Gökçeada ve Bozcaada ile Limni ve Semadirek&#8217;in değişik hukuksal statülerde bulunması gerekmektedir.</p>
<p>Öte yandan, anılan 12&#8242;nci Madde, büyük devletlerin 1914 kararına dayanarak Yunanistan&#8217;a bırakılan diğer adalar yanında Limni ve Semadirek&#8217;in de askerden arındırılmış bir statüye konulmasını öngörürken, Gökçeada ve Bozcaada&#8217;nın bu çerçevede aynı statüye bağımlı olmasını kabul etmemektedir.</p>
<p>Ayrıca 12&#8242;nci. Maddenin açık ayırımı dışında, 1914 kararı da Gökçeada ve Bozcaada&#8217;nın Meis ile birlikte Türkiye&#8217;ye bırakılmasını öngördükten sonra, yalnızca Yunanistan&#8217;a bırakılan adaların askerden arındırılması şartını getirmektedir.</p>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Türkiye, 1936 Montrö Konferansı öncesinde İngiltere&#8217;ye gönderdiği taslak metinde, Lozan Antlaşmasının Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı ile iki Yunan Adası da dahil olmak üzere &#8220;Boğazlar&#8221; olarak adlandırılan bölgelerin askerden arındırılmalarına ilişkin maddelerin kaldırılması görüşünde olduğunu bildirmiştir. Bu da Limni&#8217;nin silahlandırılmasının kabul edilmesi demektir.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>Anılan belge Türkiye&#8217;nin Montrö Konferansına sunulmak üzere hazırladığı önerinin esas noktalarını özetleyen bir ön taslak niteliğindedir. Bu belgenin baş kısmındaki İngiliz Büyükelçiliğinin telgrafında da belirtildiği gibi Türk önerileri, bu metnin İngilizlere verildiği sırada henüz nihai şeklini almamıştır. Türk Heyetinin Montrö&#8217;de dağıttığı nihai öneride iki Yunan Adasına atıfta bulunulmadığı gibi, &#8220;Boğazlar&#8221; genel tabirinin Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Marmara Denizinden oluştuğu tasrih edilmiştir. Kaldı ki, Montrö&#8217;de esas alınan Türk projesi Boğazların yeniden silahlandırması hakkında hiçbir hüküm içermemektedir.</p>
<p>Ayrıca Konferans&#8217;ta kabul edilen Montrö Sözleşmesinin dibacesinde Boğazlar genel tabirinin tarifi yapılmış ve bu tarifte iki Yunan adasına yer verilmemiştir. Boğazların yeniden askerileştirilmesi Montrö Sözleşmesinin ekindeki Protokol&#8217;de karar bağlanmıştır. Protokol&#8217;ün 1 inci maddesinde, Türkiye&#8217;ye sözleşmenin dibacesinde tarif edilen Boğazlar bölgesini derhal silahlandırabilmek hak ve yetkisi verilmiştir.</p>
<p>Sözleşmenin hiçbir yerinde Yunanistan&#8217;a da Türkiye gibi silahlandırma yetkisi veren açık veya zımni herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.</p>
<p>Montrö Konferansı zabıtlarının tetkikinden Yunan heyetinin Limni&#8217;nin silahlandırılması konusunu hiçbir şekilde ortaya atmadığı görülmektedir.</p>
<p>Nitekim, Yunan Heyet Başkanı Mavrudis 19 Haziran 1936 günü konferansa giderken verdiği demeçte (Yunan Vradini Gazetesi) şunları söylemiştir:</p>
<p>&#8220;We shall not discuss the subject of izlands since thiz issue has no relation to the other issues that are going to be discussed at teh Conference. We shall also not discuss Bulgarian acces to the Aegean becanse this issue does not exist for the other Balkan countries including Greece.&#8221;</p>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Yunanistan, 1937 tarihli Krallık Kararnamesiyle bu adaları &#8220;tahkim edilmiş gözetim altında bölge&#8221; ilan etmiş, buna Türkiye itiraz etmediği için bu adaların askerlerden arındırılmış statüsü ortadan kalkmıştır.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın, 1937 Kararnamesiyle söz konusu adaları askerleştirmiş olduğuna ilişkin kanıt yoktur. Yalnızca Kararnamedeki &#8220;tahkim edilmiş&#8221; terimi bile kanıt oluşturmaz. Ayrıca Yunanistan, 1969 yılında Türkiye&#8217;nin, adaların Yunanistan tarafından antlaşmalara aykırı olarak askerleştirilmesine karşı verdiği notaya Yunanistan&#8217;ın verdiği cevabi noktada; Limni&#8217;nin de adı açıkça belirtilerek antlaşmalara aykırı herhangi bir tahkimatta bulunulmadığı bildirilmektedir. Bu da, Yunanistan&#8217;ın anılan adaları askerleştirmeye hakkı olmadığı kabul ettiğinin göstergesidir.</p>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Özellikle Limni adası, Türk boğazlarının ve dolayısıyla NATO&#8217;nun savunmasına büyük katkıda bulunacak bir konuma sahip olduğundan silahlandırılması gerekir.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>Limni Adasının statüsü, hukuki durumları anlaşmalarla tescil edilmiş diğer Boğazönü Adalarından ayrı düşünülemez. Montrö Konvansiyonu Lozan Antlaşmasının, Doğu Ege Adalarının silahsızlandırılmaları koşulunun getiren 12&#8242;nci maddesi Türkiye&#8217;nin güvenliğini esas alan bir gereklilikten kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, NATO&#8217;nu savunmasına katkı bahanesiyle Limni&#8217;nin silahlandırılma arzusu aslında Türkiye&#8217;yi tehdit etmekten başka amaç taşımamaktadır. NATO&#8217;ya olacağı iddia edilen söz konusu katkı zaten Türkiye topraklarından yeterince sağlanabilir.</p>
<p>YUNAN İDDİASI</p>
<p>Limni Adası savaş zamanında savunulacağını göre barış döneminde savaş hazırlığı için eğitim yapmak gereklidir. Bu nedenle Limni; NATO tatbikatlarına dahil edilmelidir. Çünkü Limni Adası, Boğazlardan geçebilecek bir Sovyet donanmasını, Çanakkale ağzını kontrol altında tuttuğu için durdurabilir, Ege&#8217;den gelecek bir Sovyet saldırısında, kalkan rolü oynayabilir, Ege üzerindeki muhtemel hava saldırılarında kullanılabilir. Bu özellikleriyle Ege&#8217;de ikinci Savunma Hattının esas unsurudur.</p>
<p>YUNAN İDDİASINA CEVAP</p>
<p>LİMNİ Adası gayri askeri statüde bulunduğundan tatbikatlara dahil edilemez. Limni&#8217;nin tatbikatlara veya diğer ilgili NATO dokümanlarına dahil edilememesi ise bu adanın harpte savunulamayacağı anlamına gelmez. Harp zamanı/ sulh zamanı planlama şeklinde bir gerekçe ile Ada&#8217;yı NATO Harp zamanı askeri planlaması içine almak, adanın ilke olarak izlediği ikili sorunlara karışmama tutumuna da aykırıdır.</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın adanın NATO Harp Zamanı İhtimalat Planlamasına sahne olmasını istemesinin ardındaki nedenlerden biri de adada hukuk gerçekleştirdiği silahlandırma olgusunu meşru kılmaktadır. Çünkü gayri askeri durumdaki adaların sulh zamanı veya harp zamanı adı ile askeri planlamaya sahne olması, ister istemez bu adalar üzerinde fiilen kuvvet oluşturulmasına veya adadaki hukuk dışı bulunan mevcut Yunanistan kuvvetlerinin tesciline zemin hazırlamak demektir. VP&#8217;ndan tehdit beklemediğini ifade eden Yunanistan açısından adanın silahlandırılmasının Türkiye&#8217;ye karşı olacağı açıktır.</p>
<p>Ege&#8217;deki 3000&#8242;i aşkın ada için Limni&#8217;nin savunma için seçilmesinde güdülen amaç, Limni konusunda bir başarı sağlanması halinde, bunu emsal göstererek diğer gayri askeri durumdaki adaların statüsünü de erozyona uğratmaktır.</p>
<p>Limni&#8217;nin 1915&#8242;de Gelibolu seferi sırasında Türkiye&#8217;ye karşı bir üs olarak kullanılması hatırlardadır. Limni&#8217;nin silahlandırılması, mevcut Yunan politikası çerçevesinde Türkiye&#8217;nin güvenliğine ve Ege&#8217;nin statükosunu fiilen değiştirmeye yönelik ciddi bir tehdittir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/bogazonu-adalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genel</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/genel.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/genel.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 23:13:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adaların Silahlandırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Adaları ve Anlaşmazlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=363</guid>
		<description><![CDATA[1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması gereğince Yunanistan&#8217;ın Limni, Semadirek, Doğu Ege adaları (Midilli, Sakız, Sisam, İkarya) ile Oniki Ada&#8217; da (Stompalya, Rodos, Kalki, Skarpanto, Kasos, Piskopis, Misiros, Kalimnos, Leros, Patmos, Lipsos, Sömbeki, İstanböy ve bunlarla bağlantısı olan adalar ile Meis) sadece Kolluk Kuvvetleri bulunduracağı, Silahlı Kuvvet bulunduramayacağı ve tahkimat yapmayacağı esasa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması gereğince Yunanistan&#8217;ın Limni, Semadirek, Doğu Ege adaları (Midilli, Sakız, Sisam, İkarya) ile Oniki Ada&#8217; da (Stompalya, Rodos, Kalki, Skarpanto, Kasos, Piskopis, Misiros, Kalimnos, Leros, Patmos, Lipsos, Sömbeki, İstanböy ve bunlarla bağlantısı olan adalar ile Meis) sadece Kolluk Kuvvetleri bulunduracağı, Silahlı Kuvvet bulunduramayacağı ve tahkimat yapmayacağı esasa bağlanmıştır.<br />
<span id="more-363"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>1936 yılında imzalanan Montrö Sözleşmesi ise Türk Boğazlarının statüsünün haricinde herhangi bir değişiklik getirmemiştir.</p>
<p>Sorunun kaynağını, Yunanistan&#8217;ın 1964 yılından itibaren adaları silahlandırmaya başlaması ve bunlardan Limni&#8217;yi NATO planlarına ve tatbikatlarına dahil ettirme çabaları teşkil etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/ege-adalari-ve-anlasmazliklar/genel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

