<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Yunan &#187; Sorunun Ortaya Çıkışı</title>
	<atom:link href="http://www.turk-yunan.gen.tr/turkce/sorunun-ortaya-cikisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turk-yunan.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Dec 2011 10:52:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Türk Düşmanlığı</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/turk-dusmanligi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/turk-dusmanligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:03:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Düşmanlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Değindiği konular hakkındaki mevcut bilgileri geliştiren ve bazı konulara ise orijinal bilgiler ekleyen bir kitap olan &#8220;The Pontus&#8221;, 1920 yılında yazıldığı için &#8220;belge&#8221; niteliği de taşımaktadır. Kitapta, bilimsel olmayan ve taraflı bilgilere de rastlanmaktadır. Kitabın yazarı Economides&#8217;in Türklerle ilgili taraflı görüşlerinden bazıları şöyledir: &#8220;1453&#8242; de Türkler yönetimi ele almışlar; Trabzon&#8217;u 8 yıl sonra ele geçirmişlerdir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değindiği konular hakkındaki mevcut bilgileri geliştiren ve bazı konulara ise orijinal bilgiler ekleyen bir kitap olan &#8220;The Pontus&#8221;, 1920 yılında yazıldığı için &#8220;belge&#8221; niteliği de taşımaktadır. Kitapta, bilimsel olmayan ve taraflı bilgilere de rastlanmaktadır.</p>
<p>Kitabın yazarı Economides&#8217;in Türklerle ilgili taraflı görüşlerinden bazıları şöyledir:</p>
<p>&#8220;1453&#8242; de Türkler yönetimi ele almışlar; Trabzon&#8217;u 8 yıl sonra ele geçirmişlerdir. Bu zamandan beri Hıristiyanlar şehit edilmeye devam edilmektedir. Bu arada 500 yıldır Türkler barbarlıklarına devam etmektedirler. Kılıçların getirdiği ve harap ettiği şeyleri hatırlamaktan kalplerimiz iğrenmekte ve kahrolmaktadır. Ve Avrupa&#8217;yı çığlıklarımızı duymaya çağırıyoruz. Bizi bu vahşilerin ellerinden kurtarmanın tam zamanıdır(s. 33).&#8221;<br />
<span id="more-249"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>&#8220;Trabzon Komnenos Krallığı 1461 yılında 2. Mehmet&#8217;in boyunduruğuna girene kadar devam etti. Bu sert kölelik 500 yıldır devam etmektedir(s. 39).&#8221;</p>
<p>&#8220;(&#8230;) Bununla birlikte Pontus Rumları bağımsızlıklarından, maneviyatlarından çok kısa bir sürede yoksun bırakılmaya mahkum edildiler Onlar dini gerçeklerini tekrar yükseltmek ve yaşamak zorundadırlar. Çünkü, Türkler&#8217; in ayakları altında ezilerek yaşamaya devam edemezler Pontus Rumları şairlerinin şu sözünü çok iyi bilmektedirler: &#8216;İyi doğan insanların utanç içinde yaşaması utanç vericidir.&#8217; Rumlar; &#8216;yaşayan bir ölü&#8217; gibi, anavatansız arkadaşsız hayatlarına devam edemezler. Onlar en son davaları olan Helen özgürlüğünü uygun güçleriyle geri alabilme şerefimi düşüneceklerdir Onların barbar saldırganlar olan Türklerin boyunduruğa altında kahramanca mücadele vermeleri 460 yıl öncesine dayanır(s.49).&#8221;</p>
<p>Economides&#8217;in Türkler hakkındaki sözleri ve Rumların zulüm gördükleri yolundaki iddiaları, bölgedeki Rumların ekonomik ve eğitim durumları hakkında yazdıklarıyla çelişmektedir. Economides, bölgedeki Rumların ticaret ve zanaat dallarında ileri gittiklerini, ekonomik açıdan Türklerden ve diğer unsurlardan daha ileri olduklarını, bölgedeki Rum okullarının da sayıca yüksek olduğundan söz etmektedir. Economides&#8217;in iddialarına en çarpıcı cevaplardan biri de, zulüm gördüğü iddia edilen Rum nüfusun nasıl olup da 1460&#8242;Lardan 1920&#8242;lere kadar asimile edilmeden kalabildiğidir.</p>
<p>Ayrıca kitabın bölgenin &#8220;etnik&#8221; yapısını inceleyen bölümünde, &#8220;Türkler, Ermeniler, Lazlar, Çerkezler, Kürtler, Tatarlar, Çepniler, Kızılbaşlar&#8221; hakkında verilen bilgiler de eksik ve yer yer yanlışlarla doludur.</p>
<p>KAYNAK<br />
Güler, Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999, s. 128-133.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/turk-dusmanligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rumların Ekonomik Durumu</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/rumlarin-ekonomik-durumu.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/rumlarin-ekonomik-durumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:03:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Rumların Ekonomik Durumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;The Pontus&#8221; kitabının sonunda yer alan Ek&#8217;te (Appendix), Rumların ekonomik durumları hakkında ana hatları ile şu bilgiler yer almaktadır: &#8220;Türkler&#8217;in yönetimi altında olmalarına rağmen ticari trafik, özellikle Trabzon, Amasya, Bafra ve Samsun&#8217;da Rumların elindeydi(s.43).&#8221; &#8220;Bütün el sanatları Rumların elindeydi. Bunlar; demircilik, sarraflık, saatçilik, duvarcılık, taşçılık, vs. gibi mesleklerdi(s.44).&#8221; Economides, Rumların ekonomik alanda da Türklerden ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;The Pontus&#8221; kitabının sonunda yer alan Ek&#8217;te (Appendix), Rumların ekonomik durumları hakkında ana hatları ile şu bilgiler yer almaktadır:</p>
<p>&#8220;Türkler&#8217;in yönetimi altında olmalarına rağmen ticari trafik, özellikle Trabzon, Amasya, Bafra ve Samsun&#8217;da Rumların elindeydi(s.43).&#8221;</p>
<p>&#8220;Bütün el sanatları Rumların elindeydi. Bunlar; demircilik, sarraflık, saatçilik, duvarcılık, taşçılık, vs. gibi mesleklerdi(s.44).&#8221;<br />
<span id="more-247"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Economides, Rumların ekonomik alanda da Türklerden ve bölgede yaşayan diğer unsurlardan (örneğin Ermeniler) daha iyi durumda olduklarını belirtmektedir (s.48).</p>
<p>KAYNAK<br />
Güler, Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999, s. 128-133.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/rumlarin-ekonomik-durumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rumların Eğitim Durumu</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/rumlarin-egitim-durumu.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/rumlarin-egitim-durumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:57:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Rumların Eğitim Durumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=245</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;The Pontus&#8221; kitabının 42. sayfasında 6 metropolitlikteki Rumların eğitim durumlarını gösteren iki çizelge yer almaktadır. Bunların ilki yazar Economides tarafından, diğeri ise İstanbul Pontus Kurtuluş Cemiyeti Başkanı Dr. Thoidis ve din adamları tarafından hazırlanmıştır. Economides&#8217;in hazırladığı çizelgeye göre; Trabzon, Rodopolis (?), Chaldea (?), Colonia (Şarkikarahisar), Necoesarea (Niksar-İnebolu; Kastamonu, Bolu ve Sivas dahil değil) ve Amasya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;The Pontus&#8221; kitabının 42. sayfasında 6 metropolitlikteki Rumların eğitim durumlarını gösteren iki çizelge yer almaktadır. Bunların ilki yazar Economides tarafından, diğeri ise İstanbul Pontus Kurtuluş Cemiyeti Başkanı Dr. Thoidis ve din adamları tarafından hazırlanmıştır.</p>
<p>Economides&#8217;in hazırladığı çizelgeye göre; Trabzon, Rodopolis (?), Chaldea (?), Colonia (Şarkikarahisar), Necoesarea (Niksar-İnebolu; Kastamonu, Bolu ve Sivas dahil değil) ve Amasya Metropolitlerinde 700.000 Rum nüfus, 850 okul, 1428 öğretmen, 25.651 &#8216;i erkek ve 11.538&#8242;i kız öğrenci olmak üzere toplam 37.594 (37.187 olmalı) öğrenci bulunmaktadır.<br />
<span id="more-245"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>İkinci tabloya göreyse, aynı yerlerde toplam 809.983 Rum nüfus, 1.441 okul, 1.437 öğretmen, 38.648&#8242;i erkek ve 11.822&#8242;si kız olmak üzere toplam 50.481 öğrenci vardır.</p>
<p>Kitabın 41. sayfasında okullarla ilgili olarak şu bilgi yer almaktadır:</p>
<p>&#8220;Halk tarafından yapılan okulların sayısı çok hızlı artmıştır. Türkler ve Ermenilerin de okulları bulunmaktadır. Fakat, Rum okulları onlardan çok daha iyi çalışıyor.&#8221;</p>
<p>KAYNAK<br />
Güler, Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999, s. 128-133.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/rumlarin-egitim-durumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bölgenin Nüfus Yapısı</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/bolgenin-nufus-yapisi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/bolgenin-nufus-yapisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:56:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgenin Nüfus Yapısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;The Pontus&#8221;un Birinci Bölümü&#8217;nde (s. 6-31) Pontus bölgesine giren şehir ve kasabalar topoğrafik açıdan incelenirken buralardaki nüfus da genel olarak belirtilmiştir. Bu konudaki bilgiler, &#8220;Terriory (Ulke)&#8221; başlığı altında bir tablo halinde verilmektedir (s. 46-47). Economides&#8217;e göre; Trabzon vilayeti ve Canik&#8217;in (Samsun) bağımsız yerleri, Sinop Sancağı ve Sivas vilayeti sancaklarında (Amasya, Karahisar, Tokat) 700.000 Greek-Ortodoksa karşılık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;The Pontus&#8221;un Birinci Bölümü&#8217;nde (s. 6-31) Pontus bölgesine giren şehir ve kasabalar topoğrafik açıdan incelenirken buralardaki nüfus da genel olarak belirtilmiştir. Bu konudaki bilgiler, &#8220;Terriory (Ulke)&#8221; başlığı altında bir tablo halinde verilmektedir (s. 46-47).</p>
<p>Economides&#8217;e göre; Trabzon vilayeti ve Canik&#8217;in (Samsun) bağımsız yerleri, Sinop Sancağı ve Sivas vilayeti sancaklarında (Amasya, Karahisar, Tokat) 700.000 Greek-Ortodoksa karşılık 422.000 Türk (Tatarlar&#8217;la Çepniler) bulunuyordu.<br />
<span id="more-243"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Economides, bu rakamların yer aldığı tablonun altına düştüğü notta ise, bölgedeki Rum nüfusun -İstanbul Pontus Cemiyeti Başkanı Dr. Thoidis&#8217;e göre 809.993 ve Mr. Zervos&#8217;a göre 800.000 olmasına rağmen- Pontus&#8217;un yetkili rahibinin sözüne göre düzenlendiğini belirtmektedir.</p>
<p>KAYNAK<br />
Güler, Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999, s. 128-133.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/bolgenin-nufus-yapisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pontus&#8217;un Sınırları</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/pontusun-sinirlari.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/pontusun-sinirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:55:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Pontus'un Sınırları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[D. Economides&#8217;in &#8220;The Pontus&#8221; kitabında, Pontus&#8217;un sınırları içerisinde gösterilen şehir ve kasabalar şunlardır: Rize, Ophis (Of), Sürmeneh (Sürmene), Trebizond (Trabzon), Platana (Akçaabat), Tripolis (Tirebolu), Kerasun (Giresun), Ordu, İnoi (Unieh) veya Oenoe (Ünye), Amisus (Samsun), Sinope (Sinop), Bafra, Amasia (Amasya), Neocesarea (Niksar), Charshanba (Themiseyra) (Çarşamba), Livera (?), Santa (?), Cromni (?), İvera (?), Stavrine (?), Gümush-Kheneh [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>D. Economides&#8217;in &#8220;The Pontus&#8221; kitabında, Pontus&#8217;un sınırları içerisinde gösterilen şehir ve kasabalar şunlardır:</p>
<p>Rize, Ophis (Of), Sürmeneh (Sürmene), Trebizond (Trabzon), Platana (Akçaabat), Tripolis (Tirebolu), Kerasun (Giresun), Ordu, İnoi (Unieh) veya Oenoe (Ünye), Amisus (Samsun), Sinope (Sinop), Bafra, Amasia (Amasya), Neocesarea (Niksar), Charshanba (Themiseyra) (Çarşamba), Livera (?), Santa (?), Cromni (?), İvera (?), Stavrine (?), Gümush-Kheneh (Gümüşhane), Besh-Kilisse (Five Churches) (Beş-Kilise), Kara-Hisar Sharki (Nicopolis) (Şarkikarahisar), Tokat(1).<br />
<span id="more-241"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Bu şehir ve kasabalar hakkında ayrı ayrı kısa topoğrafik bilgilerin verildiği Birinci Bölüm&#8217;ün başında, &#8220;Bu bölge topraklarının toplam 71.500 km2 olduğunu ve bunun 31.300 km2sini Trabzon Vilayeti&#8217;nin oluşturduğu&#8221; ifade edilmektedir.</p>
<p>Kitabının sonunda yer alan ve D. Vassiliadis tarafından çizilen iki haritadan birinde Kral Mitridat sülalesinin kurduğu &#8220;Pontus Krallığı&#8221;nın (M.Ö. 298-M.Ö. 63) sınırları gösterilmektedir. İkinci haritada ise, 1920&#8242;lerde kurulması düşünülen &#8220;Pontus&#8221;un sınırları gösterilmektedir.</p>
<p>İki harita arasındaki en önemli fark, Pontus Krallığı&#8217;nı gösteren haritada sınırlar Batum&#8217;dan itibaren Rusya&#8217;nın Karadeniz sahillerinden devam ederek Kırım&#8217;a kadar ulaşmasına rağmen; bu krallığı diriltmek isteyen Rumların 1920&#8242;lerde hazırladıkları haritada Pontus devletinin sınırı Batum&#8217;da sona ermektedir.</p>
<p>1920&#8242;lerde çizilen ikinci haritaya göre bölge şu altı metropolitliğe bölünmüştür:</p>
<p>1. Metro. de Trebizond (Trabzon)<br />
2. Metro. de Rodopolis (?)<br />
3. Metro. de Chaldis (?)<br />
4. Metro. de Colonia (Şarkikarahisar)<br />
5. Metro. de Neocesarya (Niksar)<br />
6. Metro. de Amasia (Amasya)</p>
<p>KAYNAK<br />
Güler, Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999, s. 128-133.</p>
<p>DİPNOT<br />
1) First Part: The Pontus from A Topographical point of View: Towns and Vilages of the Pontus&#8221; başlığı altında (s. 6 vd).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/pontusun-sinirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;The Pontus&#8221; Kitabı</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/the-pontus-kitabi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/the-pontus-kitabi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:54:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA["The Pontus" Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Pontus Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[The Pontus]]></category>
		<category><![CDATA[The Pontus Book]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=239</guid>
		<description><![CDATA[İngilizce yayınlanan &#8220;The Pontus&#8221; kitabı ilk olarak Yard. Doç. Dr. Ali Güler&#8217;in 1986 yılında sonuçlandırdığı bir çalışmasında(1) daha sonra da &#8220;İşgal Yıllarında Yunan Gizli Teşkilatları&#8221; isimli kitabında(2) ana hatlarıyla değerlendirilmiştir. 1920 yılı Ağustos&#8217;unda yayınlandığı için belge niteliğini taşıyan &#8220;The Pontus&#8221; kitabı, içeriği ve iddialarıyla dikkat çekicidir. D. Economides&#8217;in yazdığı kitabın tam adı, &#8220;The Pontus and [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngilizce yayınlanan &#8220;The Pontus&#8221; kitabı ilk olarak Yard. Doç. Dr. Ali Güler&#8217;in 1986 yılında sonuçlandırdığı bir çalışmasında(1) daha sonra da &#8220;İşgal Yıllarında Yunan Gizli Teşkilatları&#8221; isimli kitabında(2) ana hatlarıyla değerlendirilmiştir. 1920 yılı Ağustos&#8217;unda yayınlandığı için belge niteliğini taşıyan &#8220;The Pontus&#8221; kitabı, içeriği ve iddialarıyla dikkat çekicidir.<br />
<span id="more-239"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>D. Economides&#8217;in yazdığı kitabın tam adı, &#8220;The Pontus and The Right Claims of It&#8217;s Greek Population (Topographical, Etnographical And Historieal Study) With Two Maps Various Statistics&#8221;tır. 49 sayfalık kitap, Ağustos 1920&#8242;de İstanbul&#8217;da basılmıştır. Kitabın yazarı, &#8220;Fener Irkın Büyük Milli Okulu Profesörü ve Yunan dilinin Tarihi Sözlüğü&#8217;nün yazarı&#8221; olarak sunulmaktadır.</p>
<p>Eserini &#8220;To The National League of the Pontus&#8221; yani &#8220;Milli Pontus Cemiyeti&#8217;ne (Constantinople, August, 1920)&#8221; şeklinde başlayan bir &#8220;hitap mektubu&#8221; ile sunan D. Economides, 1920 Ağustos&#8217;nda İstanbul&#8217;da faal olarak çalışan bir Pontus Örgütü&#8217;nün bulunduğunu belirtmiş oluyor.</p>
<p>Kitabın ilk üç sayfasında kırmızı renkli olarak basılmış bulunan mühür, dikkate değer bir belge niteliğindedir. Temmuz 1919&#8242;da Fener Rum Patrikhanesi&#8217;nin kapısına astığı &#8220;Bizans Kartalı(3)&#8221; bu mührün tam ortasında yer almaktadır. Kartalın etrafında ise &#8220;Lağue Des Originaires Grecs Du Pont-Euxin 1920 Constantinople (Karadeniz Rumları -Pontus Rum halkı kastediliyor- Merkezi Cemiyet İstanbul 1920)&#8221; yazıları vardır.</p>
<p>Kitabın &#8220;Önsöz&#8221;ünde örgüt başkanının (Dr. G. Thoidis, President of the league for the Liberation of the Pontus) Dr. G. Thoidis, sekreterinin ise (Barrister Secretary) Avukat N. Cacoulidis olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Örgütün adı burada &#8220;League for the Liberation of the Pontus (Pontus Kurtuluş Örgütü)&#8221; olarak geçmektedir. Bir başka sayfada ise (s.47) Dr. Thoidis, &#8220;President of the League of the Pontus in Constantinople (İstanbul Pontus Cemiyeti Başkanı)&#8221; olarak sunulmaktadır.</p>
<p>&#8220;School Movement in the Pontus&#8221; başlığı altında, bölge metropolitliklerindeki nüfus, okul, öğretmen, erkek ve kız öğrencilerin sayıları ile bütçeleri (istatistik bilgi olarak) gösteren bir tablonun da bulunduğu kitapta ayrıca, &#8220;Territory (ülke)&#8221; başlığı ile sunulan ve bölgedeki Greek Ortodoks, Türk, Ermeni ve diğer unsurların Trabzon, Sinop, Sivas Sancaklarındaki nüfuslarını gösteren çizelge ve en sonda da iki adet renkli &#8220;Pontus Haritası&#8221;da bulunmaktadır.</p>
<p>KAYNAK<br />
Güler, Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999, s. 128-133.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) A. Güler &#8220;İstanbul&#8217;daki Rum-Yunan Teşkilat ve Cemiyetleri (30 Ekim 1918-16 Mart/1920)&#8221;, Ank. Ün. Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ank., 1986.<br />
2) A. Güler, İşgal Yıllarında Yunan Gizli Teşkilatları, s. 51-52, 54-55 ve 79.<br />
3) A. Güler, a.g.e., s. 18.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/the-pontus-kitabi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pontus Örgütü ve Bağlı Kuruluşlar</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/pontus-orgutu-ve-bagli-kuruluslar.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/pontus-orgutu-ve-bagli-kuruluslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:52:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Pontus Örgütü ve Bağlı Kuruluşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=236</guid>
		<description><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;ndeki &#8220;Pontus&#8221; çalışmaları, Yunanistan&#8217;ın kışkırtması ve örgütlemesiyle yürütülmüştür. Yunanlılar, 1920 yılı başlarında Karadeniz bölgesine çok önem vermişler, Samsun&#8217;a 130 çete reisi ile 20 bin lira göndermişlerdir(1). Pontus örgütünün kuruluşu ise daha eskilere dayanmaktadır. Pontus Örgütü&#8217;nün temeli 1840 yılında &#8220;Merzifon Amerikan Koleji&#8221;nde okuyan Rumlar tarafından atılmış, 1909 tarihinde Trabzon Metropoliti aracılığıyla Atina&#8217;da Küçük Asya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;ndeki &#8220;Pontus&#8221; çalışmaları, Yunanistan&#8217;ın kışkırtması ve örgütlemesiyle yürütülmüştür. Yunanlılar, 1920 yılı başlarında Karadeniz bölgesine çok önem vermişler, Samsun&#8217;a 130 çete reisi ile 20 bin lira göndermişlerdir(1). Pontus örgütünün kuruluşu ise daha eskilere dayanmaktadır.</p>
<p>Pontus Örgütü&#8217;nün temeli 1840 yılında &#8220;Merzifon Amerikan Koleji&#8221;nde okuyan Rumlar tarafından atılmış, 1909 tarihinde Trabzon Metropoliti aracılığıyla Atina&#8217;da Küçük Asya Cemiyeti&#8217;nin emri altına girmiştir. Merzifon Amerikan Koleji sonraki dönemde 100&#8242;e yakın Rum gencini yetiştirmiştir. 1908 yılında Müdafaa-i Meşruta adında bir &#8220;ihtilal örgütü&#8221; kuran gençler, 1910&#8242;da &#8220;Pontus&#8221; adlı bir mektup yayımlamışlardır(2).<br />
<span id="more-236"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Pontus fikrinin Anadolu&#8217;da yayılmasında önemli katkıları olan Merzifon Amerikan Koleji, eylemlerini Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra da sürdürmüş ve İstanbul Pontus Örgütü&#8217;nün bir şubesi çalışmıştır. 1920 yılı sonlarında okula yapılan baskında pek çok Pontus Örgütü yayını, kitap ve haritalar ele geçirilmiştir.</p>
<p>Rum ve Ermeni çetelerine her türlü yardımı yapan kolejin müdürü Amerikalı White, Pontusçulara yardım yapmakla kalmıyor, Müslümanların en güçlü devleti sayılan Osmanlı Devleti&#8217;ni yıkmak için Türkiye&#8217;deki Rum ve Ermeniler&#8217;in korunmasının da gerektiğini kabul ediyordu. Hıristiyanlık için Ermeni ve Rumlar&#8217;ın çok kan döktüklerini, bunlardan pek çoğunun &#8220;İslam&#8217;a karşı mücadelede şehit&#8221; düştüğünü söyleyen White, Anadolu&#8217;daki mezhep farklılıklarını da körüklüyordu.</p>
<p>&#8220;Hıristiyanlara şimdiye kadar görmüş oldukları zulümlere karşı, onların zekatını ödeyecek bir ruh aşılamalıyız; biz bunu şimdiye kadar yaptık ve muvaffak olduk&#8221; diyen White, kolejin faaliyetlerinin öğretim işlerinden çok politika ve çeteciler ile uğraşmak olduğunu ortaya koyuyordu(3). Okulun hizmet araçları olan otomobiller ve hatta özel arabalarla silah ve cephane taşınıyordu(4).</p>
<p>Pontus Örgütü&#8217;nün amacı eski Yunanlıların &#8220;Euksinos Pontus&#8221; dedikleri bölgeyi (Trabzon, Ordu, Giresun, Samsun, Amasya ve Sivas&#8217;ın bir kısmı, Batum&#8217;dan Ayancık&#8217;a kadar geniş Türk vatan parçası) Yunanlaştırmak ve ilerde Yunanistan&#8217;la birleştirmek üzere, eski çağlardaki Pont bölgesinde yaşamış olan hükümeti canlandırarak bağımsız bir &#8220;Pontus Cumhuriyeti&#8221; kurmaktı(5).</p>
<p>Merkezi İstanbul&#8217;da olan Pontus Örgütü, sözü edilen bölgelerde büyük bir faaliyet yürütüyordu. Merkez Ordu Komutanı Nurettin Paşa, bu konuda şunları yazmaktadır:</p>
<p>&#8220;Elimizdeki belgeler pekala gösteriyor ki, bu teşkilat, Samsun ve dolayları kıyılarından başlayarak tâ içerlere, Sivas Akdağmadeni Kazası&#8217;nın 21 köyüne kadar gen işleyip yayılmış ve tarafımızdan da buralarda meydana çıkarılmıştır(6).&#8221;</p>
<p>Pontus Örgütü&#8217;ne bağlı olarak çalışan bazı küçük teşkilatlar da vardır. Merzifon Amerikan Koleji&#8217;nde okuyan öğrenciler tarafından 1908&#8242;de kurulan &#8220;Meşrutai Müdafaa Örgütü&#8221; bunlardan biridir. Nurettin Paşa, örgütün 1918&#8242;lerdeki çalışmaları konusunda da şunları yazmaktadır:</p>
<p>&#8220;Pontusçuların bir de Meşru Müdafaa Cemiyetleri vardır Bu cemiyetin amacı 20 yaşına gelen her Rum&#8217;u bir silah sahibi olmaya mecbur etmek, fakirlere zenginlerden alınacak para ile metropolithanelerden silah sağlamak. Bölük vesaire teşkilat yapmak ve bu maksada muhalefet edenleri, metropolithanelerde kurulan mahkemeler vasıtasıyla cezalandırmak idi. Bu cemiyetin askeri teşkilatına girenlere Hz. İsa, vatan, Pontus ve millet adına yemin ettirilir ve böylece örgüte kutsal bir görüntü verilerek cahil kütlenin daha çok ilgisi çekilmek istenirdi(7).&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün daha Erzurum Kongresi&#8217;nden başlamak üzere çalışmalarına dikkat çektiği Pontus Örgütü(8) propaganda amacıyla 4 Mart 1919&#8242;dan itibaren İstanbul&#8217;da Pontus adlı bir gazete yayınlıyordu(9).</p>
<p>Pontus Örgütü&#8217;ne girenlere şu şekilde &#8220;yemin&#8221; ettiriliyordu(10):</p>
<p>&#8220;Milli düşüncemizle ilgili olan herhangi bir görevin verilmesinde sadakat, itaat, mahrumiyet ve ketumiyetten hiçbir zaman ayrılmayacağıma, hariçten duyduklarımı tamamen amirlerime tebliğ ve haber vereceğime milletim, namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.&#8221;</p>
<p>Pontus Örgütü&#8217;nün genişlemesi ve Pontus hülyasının gerçekleşmesi için çalışanların başında Marsilya&#8217;da yerleşmiş bulunan ve aslen Trabzon&#8217;lu olan işadamı Konstantinides geliyordu.</p>
<p>Konstantinides, Kasım 1918&#8242;de Avrupa, Amerika ve Türkiye&#8217;deki Pontusçuların katıldığı bir kongre toplamıştı. Kongre toplantıdayken Rus Dışişleri Komiseri Trotsky&#8217;ye telgraf çeken Konstantinides, bir kongre düzenlendiğini, üyelerin Rus sınırlarından Sinop&#8217;a kadar uzanan topraklar üzerinde bir Pontus Cumhuriyeti&#8217;nin kurulması yolunda çalıştıklarını bildirmiş ve Rusya&#8217;nın bu işe yardım etmesini istemiştir(11).</p>
<p>Örgütün yurt içindeki faaliyetleriyle birinci derecede ilgilenen üç kişi vardı. Bunlardan birisi, Trabzon Metropoliti Hrisantos diğerleri de, Samsun Metropoliti Germanos ile Samsun&#8217;da Reji Fabrikası Müdürü Takomanidis. Son ikisi, Mayıs 1919&#8242;da Samsun civarındaki 40 kadar Rum çetesini yönetiyorlardı(12).</p>
<p>Trabzon Metropoliti Hrisantos, Paris&#8217;te bulunduğu sırada Anadolu&#8217;yu gezen bir Araştırma Komisyonu&#8217;nmun başkanı General Harbord&#8217;la görüştükten sonra Pontusçulara çekmiş olduğu telgrafta, General&#8217;e &#8220;Karadeniz kıyısındaki köylerin korunması için Pontusçuların gayet iyi talim ve terbiye edilmiş düzenli taburları ile Amerikan askerlerinin birlikte harekat yapabileceklerini, böyle bir harekat için Pontusçuların şevkle hazır olduklarını&#8221; söylediğini ifade etmiştir(13).</p>
<p>Paris&#8217;ten dönen Trabzon Metropoliti, Batum&#8217;a giderek burada, Pontus komitesi ileri gelenlerinden Taymaktaklos Kınd&#8217;ın eniştesi Yuanidi Gastropulos ve Bünyatoğulları&#8217;nın evinde kalarak bir ara bütün Rumlara Avrupa&#8217;daki çalışmalarını anlatan bir nutuk vermiş; Batum&#8217;dan Tiflis&#8217;e gitmiştir(14).</p>
<p>Hrisantos&#8217;un bu çalışmaları, 15. Kolordu Kumandanlığı&#8217;ndan 17 Aralık 1919 tarihinde Harbiye Nezareti&#8217;ne gönderilmesinden üç gün sonra 20 Aralık l919&#8242;da İçişleri Bakanlığı&#8217;ndan Başbakanlığa yollanan bir başka belge ile dğorulanmaktadır. &#8220;Gizli&#8221; kaydını taşıyan belgeye göre; &#8220;Metropolit Hnisantas Tiflis&#8217;ten Batum&#8217;a Pontus Cumhuriyeti&#8217;nin ihyası hülyasıyla uğraşan Rumların birkaç gönüllü alayı meydana getirmesi sağlanmış ve bu alaylara üye olanların aralıklı olarak vapurlarla bilinmez bir yere veya Yunanistan&#8217;a gönderilmesi kararlaştırılmıştır(15).&#8221;</p>
<p>Pontus Örgütü için çalışanlardan birisi de Yunan ordusu subaylarından D. Katenyotis&#8217;ti(16).</p>
<p>Rum çetelerinin en iyi örgütlenenleri İstanbul&#8217;daki Pontus Terör Örgütü tarafından yönetiliyordu. Bu örgüt ve şubeleri durumundaki kuruluşların Birinci Dünya Savaşı sıralarında başlayan çalışmaları sonucunda, Çarşamba, Samsun ve Bafra civarındaki Rum köylerinde depolanan silahlar, gençlere ve askerden kaçan Rumlara dağıtılıp çeteler kurulmuştu. Pontus Örgütü&#8217;ne bağlı çetelerin daha çok Bafra, Çağşur Köyü, Samsun, Vezirköprü, Çarşamba, Terme, Amasya, Merzifon, Ladik, Havza, Tokat ve Erbaa çevresinde çalıştıkları bilinmektedir(17).</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) T.İT.E., Arşivi: Klasör: 24, Dosya: 3203-3211.<br />
2) Bu cemiyetin gelişme safhası için genel olarak bkz: Pontus Meselesi, s. 40-51; Tansel, I., s. 90-91; Bayar, s. 1457.<br />
3) Tansel, I., s. 91.<br />
4) T.İ.H.T. C: VI, s. 282-3. 8 Eylül 1886 tarihinde esas olarak açılan bu okulun Merzifon&#8217;daki yönetim kurulunda buluna on kişiden beşi &#8220;Pontus Protestan Birliği (Pontus Evangelistic Assaciation)&#8221; tarafından seçilip atanıyordu. Bu okulun kuruluşu, öğrenci sayısı, okutulan dersler, gelişmesi ve kapatılması konusunda ayrıntılı bilgi için bkz: U. Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu&#8217;daki Amerika, Misyoner Okulları, İst., 1989, s. 193-199.<br />
5) Bayar, s. 1457.<br />
6) &#8220;Nurettin Paşa Pontusçuları Anlatıyor&#8221;, Yakın Tarihimiz, C: II, s. 225. Ayrıca Giresun da Pontusça faaliyetlere sahne olan yerlerdendi. Bugün &#8220;Ticaret Lisesi&#8221; olarak kullanılan bina, Giresun&#8217;daki Pontusçuların teşkilat merkezi idi. Bkz: A. Güler, İşgal Yıllarında Yunan Gizli Teşkilatları, Ank., s. 53.<br />
7) &#8220;Nurettin Paşa Pontusçuları Anlatıyor&#8221;, s. 225-226.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Nutuk, C: III., 927, 944, 946, Belge: 38, 53, 54.<br />
9) Tansel, I., s. 91.<br />
10) Tansel, I., s. 90.<br />
11) Tansel, I., s. 94.<br />
12) Samsun Metropoliti&#8217;nin faaliyetleri hakkında bkz: S. Yerasimos, &#8220;Pontus Meselesi (1912-1923)&#8221;, Toplum Bilim, sy: 43-44, (1989), s. 44 vd.<br />
13) A. Güler, a.g.e., s. 56.<br />
14) H.T.V.D., sy: 11 (Mart 1955), Belge: 278.<br />
15) M. Sertoğlu, &#8220;Pontus Meselesine Ait Bazı Vesikalar&#8221;, TK., sy: 231 (Temmuz, 1982, s. 25-26. Bu Metropolitin diğer faaliyetleri ile ilgili olarak daha geniş bilgi için bkz: A. Güler, a.g.e., s. 25 vd.<br />
16) Bunun Faaliyetleri hakkında bkz: Tansel, I., s. 95.<br />
17) Ati, 2 Ocak 1919. Pontus Çetelerinin faaliyetleri ile ilgili olarak geniş bilgi için şu çalışmalara ve belgelere bkz: Pontus Meselesi, s. 1-159; Tansel, I., s. 90 vd.; T. Gökbilgin, a.g.e., s. 24 vd., T.İ.H.T., C: VI, s. 287 vd., N. Yazıcı, Milli Mücadele&#8217;de (Canik Sancağı&#8217;nda) Pontusçu Faaliyetler (1919-1922), Ank., 1989, s. 46-56; S. Yerasimos, a.g.m., s. 42 vd., T. Duran &#8220;Milli Mücadele&#8217;de İstanbul Hükümetinin İlk Tahkik Heyeti Kongreler ve Erzurum Mebusu Ziya Bey&#8217;in Çalışmaları&#8221;^, BTTD., sy: 57 (Haziran 1972), s. 10-11; HTVD., sy: 7 (Aralık, 1954), Belge: 159; HTVD., sy: 11 (Mart, 1955), Belge: 260.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/pontus-orgutu-ve-bagli-kuruluslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malazgirt&#8217;ten Sonra</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/malazgirtten-sonra.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/malazgirtten-sonra.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:50:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt'ten Sonra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=233</guid>
		<description><![CDATA[Malazgirt Savaşı, Anadolu&#8217;nun Türkleşmesinde bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten itibaren gelişen siyasi, askeri ve sosyal olaylar sonucunda Anadolu hem yoğun bir Türk göçüne sahne olmuş; hem de yapılan fetihlerle kısa sürede Türk vatanı haline gelmiştir. Prof. Dr. Abdülhaluk M. Çay&#8217;a göre; XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tarih sahnesine çıkan Selçuklular tarihin akışını değiştirmişler, bugünkü Anadolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Malazgirt Savaşı, Anadolu&#8217;nun Türkleşmesinde bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten itibaren gelişen siyasi, askeri ve sosyal olaylar sonucunda Anadolu hem yoğun bir Türk göçüne sahne olmuş; hem de yapılan fetihlerle kısa sürede Türk vatanı haline gelmiştir.<br />
<span id="more-233"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Prof. Dr. Abdülhaluk M. Çay&#8217;a göre; XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tarih sahnesine çıkan Selçuklular tarihin akışını değiştirmişler, bugünkü Anadolu Türk toplumunun şekillenmesini sağlamışlardır. Anadolu Türk toplumunu şekillendiren gruplar XI. yüzyılın sonlarından itibaren buraya yurt tutmaya gelen ve kendilerinden önce buraya yerleşmiş olan Türk unsurlarını da bünyesine alan kitleler olmuştur. Bunlar arasında Oğuzlar; Kanglılar; Uygurlar ve Tatarlar gibi Türk toplulukları ilk akla gelenlerdir. Selçuklu Dönemi (1040-1308) bu Türk topluluklarının Anadolu&#8217;da yurt tutmalarının tarihidir(1).</p>
<p>Selçuklularla birlikte Anadolu&#8217;nun nasıl Türkleştiği konusu, Prof. Mehmet Fuat Köprülü (2), Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen(3), Prof. Dr. Osman Turan(4), Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu(5), Prof. Dr. Aydın Taneri(6), Prof. Dr. Abdülhaluk M. Çay(7) gibi bilim adamları tarafından ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.</p>
<p>Anadolu&#8217;ya yapılan akınlar ve bunlara bağlı olarak gelişen yoğun göçler iki ana döneme; Selçuklular&#8217;a bağlı Türkmenler&#8217;in Anadolu&#8217;da yurt tutmasıyla başlayan &#8220;Türkleşme hareketi&#8221; de dört ana döneme ayrılmaktadır.</p>
<p>Akınlar ve göçlerin yoğun olduğu birinci dönem, Selçuklu fetihleri ile başlayan dönemdir. Bunu bütün Asya&#8217;yı yerinden oynatan Moğol istilasından sonraki Türk akınları ve göçleri izlemiştir(8).</p>
<p>Bu iki ana dönemdeki akın ve göçlere büyük ölçüde bağlı olan &#8220;Türkleşme hareketi&#8221; ise şu dört aşamaya ayrılmaktadır:</p>
<p>1. Selçuklularla birlikte XI. yüzyıl sonlarında başlayan yerleşme.<br />
2. XIII. yüzyılda Anadolu&#8217;ya yeni Türk unsurlarının gelmesi ve yerleşmesi.<br />
3. XIV. yüzyıldaki Türkmen Beylikleri dönemi.<br />
4. Osmanlı hakimiyeti dönemi(9).</p>
<p>Bu aşamalardan ilk ikisinde Anadolu&#8217;nun Türkleşmesi tamamlanmış, XIV. yüzyılın başlarından itibaren ise tarihin kaydettiği en muazzam devletlerden biri olan Osmanlı Devleti tarih sahnesine çıkmıştır.</p>
<p>Anadolu&#8217;da Türk hakimiyetinin başlangıcı sayabileceğimiz Malazgirt Zaferi (26 Ağustos 1071) öncesinde Kafkasya&#8217;da önemli miktarda Türk vardı. Iran, Horasan, Kafkasya ve Bağdat&#8217;a hakim Büyük Selçuklu Hanedanı da Türkmenlere dayanıyordu(10).</p>
<p>Karadeniz Bölgesi&#8217;nin genel olarak, Kuzey Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;nin özel olarak Türkleşmesi Anadolu&#8217;nun top yekûn Türkleşmesi sürecinde değerlendirilmelidir.</p>
<p>Karadeniz Bölgesi&#8217;ndeki Türk siyasi hakimiyeti, Anadolu&#8217;nun kaderinde Selçuklu ailesi kadar önemli rol oynayan Danişmendoğulları Atabeyliği (1071-1178) zamanında başlamıştır. Merkezi Niksar olan Danişmendoğulları Atabeyliği, Bayburt, Kayseri, Sivas, Maraş, Elbistan, Ankara, Çankırı, Çorum, Amasya, Tokat, bir ara Ünye ve Bafra taraflarını kapsıyordu(11).</p>
<p>Danişmendliler 1140-1141 yıllarında, Haçlı Seferleri sırasında Türklerin elinden çıkan Karadeniz Bölgesini Rumlar&#8217;dan geri aldıkları gibi; ailenin Sivas kolunun hakimi olan Sivas, Amasya Meliki Nizameddin Yağıbasan (1143-1164) 1150 yılında Karadeniz Bölgesi&#8217;nde fetihler yaparak Ünye, Samsun ve Bafra&#8217;yı Türk hakimiyetine katmıştır(12).</p>
<p>Danişmendoğulları&#8217;ndan sonra bölgenin bir bölümünde Saltuklular (107 1-1202) hakim olmuşlardır. Bu dönemde Türkmenler özellikle Bayburt&#8217;tan Trabzon Dağları&#8217;na (Parhar Dağları) kadar geniş bir alana yayılmışlardı(13).</p>
<p>Bölgedeki Türk hakimiyeti Türkiye Selçukluları döneminde iyice kendini hissettirmiştir. Bu dönemin ilk önemli gelişmesi Sinop&#8217;un fethidir. Sinop, Malazgirt&#8217;ten hemen sonra 1085 yılında Karatekin tarafından fethedilmiş olmasına rağmen Anadolu&#8217;da Haçlı Seferleri&#8217;nin sebep olduğu büyük sarsıntı dolayısıyla elden çıkmıştı.</p>
<p>Bu dönemdeki ikinci önemli gelişme, Bizans&#8217;ın Komnenos hanedanından Prens Alexius&#8217;un Trabzon&#8217;a gelerek kıyı şeridindeki bazı toplumlar üzerinde hakimiyet tesis etmesi ve &#8220;Pontus Krallığı&#8221; olarak adlandırdığı bir devlet kurmaya çalışmasıdır. Gerçekte bu bir hanedan mücadelesidir. Latinlerin işgallerinin kaldırılmasından sonra İstanbul&#8217;dan ayrı bir iktidarın varlığı, bölgede bağımsız bir devletin varlığı anlamına gelmez. Sadece eski koloni rejiminin yeni bir ad altında devamıdır.</p>
<p>Yaklaşık bir asırdan fazla söz konusu hanedanın işgali altında kalan Sinop, Sultan İzzettin Keykavus (1211-1220) tarafından tekrar kurtarılmıştır. Trabzon Rum İmparatoru Alexius&#8217;un zulümleri sonunda Sultan Keykavus 1214 yılında Sinop&#8217;u fethederek şehri imar etmiş, Türk tüccar ve esnafı teşvik ederek ticaretin gelişmesi için önlemler almıştır. Trabzon&#8217;a hükmeden Komnenos İmparatorları da bu tarihten Moğol istilasına kadar Türkiye Selçukluları&#8217;na bağlı kalmışlardır(14).</p>
<p>Anadolu&#8217;da siyasi birliğin sağlanmasında ve Türkiye Selçukluları&#8217;nın her bakımdan zirve noktasına çıkmasında çok büyük yeri olan Sultan I. Alaaddin Keykubad (1220-1237) döneminde yapılan Suğdak (Sudak) (1227) ve Trabzon seferleriyle Trabzon&#8217;un kuşatılması (1228) bölgedeki Türk varlığını göstermesi bakımından önemlidir.</p>
<p>Suğdak, Kırım Yarımadası&#8217;nın önemli bir ticaret şehridir. Uç Beyi Hüsamettin Çoban tarafından Sinop&#8217;tan buraya düzenlenen sefer, Karadeniz sahilindeki Türk donanmasının gücünü ve ulaştığı düzeyi açıkça ortaya koymaktadır(15). Bu seferin başarılı bir şekilde sonuçlandırılmasından bir yıl sonra, sahillerdeki Rum tecavüzleri üzerine Alaaddin Keykubad Sinop, Samsun ve Ünye&#8217;ye kadar olan sahilleri kurtardıktan sonra donanmayı Trabzon şehrine göndermiş, kara ordusu, Gümüşhane yolu ile Zigana Dağını aşıp, Maçka&#8217;ya doğru ilerlemiş ve Trabzon kuşatılmış ise de; çeşitli sebeplerden dolayı alınamamıştır. Trabzon&#8217;un fethi iki buçuk asır sonrasına Fatih Sultan Mehmed tarafından gerçekleştirilmiştir(16).</p>
<p>Anadolu Selçukluları Devleti&#8217;nin yıkılmasından sonra, Pervaneoğulları, Çobanoğulları ve Candaroğulları Türk beylikleri Karadeniz Bölgesi&#8217;nde önemli roller oynamışlardır. Özellikle Kuzey Batı Anadolu (Karadeniz) bölgesinin Türkleşmesinde bu Türkmen Beylikleri derin izler bırakmışlardır(17). Candaroğulları Beyliği&#8217;nin sınırları Kastamonu, Sinop, Safranbolu, Taraklı<br />
Borlu, Çankırı Kalecik, Samsun&#8217;u içine alacak şekilde genişlemiştir(18).</p>
<p>Osmanlı egemenliğinden önce Karadeniz bölgesindeki bir diğer önemli siyasi oluşum Eratna (veya Ertane) Beyliği&#8217;dir. Beyliğin Sivas ve civarında hakim olduğu bilinmektedir(19).</p>
<p>Bu beyliklerden başka, Niksar bölgesinde kurulan Taceddinoğulları Beyliği (1348-1428), Samsun ve Ordu yöresinde kurulmuş olan Taşanoğulları ve Hacı Emir Oğulları Beylikleri de bölgede önemli roller oynamış Türk siyasi oluşumları olarak dikkatleri çekmektedir(20).</p>
<p>XIV. yüzyılda ortaya çıkan Türkmen Beylikleri dönemi Anadolu&#8217;nun siyasi, ekonomik, demografik ve kültürel tarihinde Türkleşme yönünden çok önemli bir dönemdir. Bu dönemde her Türkmen beyliği, Oğuz Han yasasına dayanarak Anadolu&#8217;daki Türk topluluklarının liderliğini ele geçirme mücadelesine girmişlerdir. Bu dönem, &#8220;Türk-Türkmen&#8221; kimliğinin Anadolu coğrafyasına, insanına, kültürüne ve sanat eserlerine yansıdığı bir dönem olmuştur(21).</p>
<p>Bölgenin Osmanlı hakimiyetine geçmesinden önce, Türk varlığı bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer Türk siyasi oluşumu da Akkoyunlular&#8217;dır. Akkoyunlu Türk Devleti zamanında (1350-1502) özellikle Rize&#8217;nin güney kesimlerine (Hemşin) birçok Türk-Türkmen boyu yerleşmiştir. Aşağı Çamlıca (Viçe) ve Ülköy&#8217;de bulunan &#8220;Koyunkoç&#8221; heykelleri, mezar taşları bunun en açık kanıtlarıdır(22).</p>
<p>Karadeniz&#8217;in siyasi bakımdan tamamen Türklerin eline geçişi ve bir &#8220;Türk gölü&#8221; haline gelişi Fatih Sultan Mehmed zamanında gerçekleşmiştir. İstanbul&#8217;u fethederek Boğazlar&#8217;a hakim olan Fatih, Karadeniz sahilleriyle ilgilenmeye başlamış, Kırım Han&#8217;ı Hacı Giray&#8217;la anlaşarak, Kefe&#8217;deki kolonileri aracılığıyla Karadeniz ticaretini ellerinde bulunduran Cenevizliler&#8217;i sıkıştırmaya başlamış ve bölgede Türk hakimiyetini kurmuştur.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed&#8217;in esas hedefi Trabzon&#8217;du. Bu sebeple 100 parça kadırgadan ibaret olan bir filo göndererek, İsfendiyaroğlu İsmail Bey&#8217;in elinde bulunan Sinop&#8217;u ele geçirmiştir. Amasya 1460&#8242;da fethedildikten sonra, Mahmud Paşa Rumeli askeriyle birlikte Trabzon üzerine yürümüştür. Fatih Sultan Mehmed de Erzincan&#8217;dan kuzeye doğru ilerleyerek Gümüşhane-Maçka yoluyla Trabzon önüne gelmiştir. Böylece her taraftan kuşatılan Trabzon, 15 Ağustos 1461&#8242;de barış yoluyla fethedilmiştir. Trabzon kalesinin önüne gelen Mahmut Paşa önce şehirlileri, sonra da İmparator David Komnenos ailesini teslim olma konusunda ikna etmiştir. Trabzon Komnenos İmparatoru David önce İstanbul&#8217;a, sonra da Edirne&#8217;ye gönderilmiştir. Bundan sonraki süreçte, Samsun, Bafra, Niksar bölgesinden getirilen Türk boyları Trabzon&#8217;a yerleştirilmiştir(23).</p>
<p>Sonraki yıllarda Trabzon başta olmak üzere, Karadeniz sahil şeridine çok miktarda Müslüman Türk ahali gelerek yerleşmiştir. 1466 Karaman&#8217;ın fethinden sonra Karaman&#8217;dan, Maraş ve Elbistan&#8217;dan gelen Türk ahali de bölgeye yerleştirilmiştir(24). 1487 tarihli bir tahrir defterine göre Trabzon&#8217;dan Hıristiyan sipahiler ve onlara bağlı olanların şehri terk etmelerinden sonra yerlerine Tokat, Samsun, Bafra, Çorum, Amasya gibi bölgelerden gelen Türk boyları yerleşmiştir(25).</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed&#8217;in (Karadeniz Politikası sonucu) Sinop, Amasya ve daha da önemlisi Trabzon&#8217;u fethederek bu bölgelere Türkleri yerleştirmesi, Karadeniz bölgesindeki Türk hakimiyetini sağlamıştır.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) A. Mehmet Çay, a.g.e., s. 68.<br />
2) Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Kuruluşu, 2. bsk., İst., 1981.<br />
3) &#8220;Anadolu&#8217;nun Fethi&#8221;, Diyanet İşleri Başkanlığı D., 1961. Ank., 1962, s. 89-122.<br />
4) Türkler Anadolu&#8217;da, İst., 1973., Selçuklular Zamanında Türkiye, İst., 1978. Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, C: I.II., 2. bsk., İst., 1978.<br />
5) Türk Milli Kültürü, Ank., 1977, &#8220;Selçuklular&#8221;, İ.A.<br />
6) Türk Kavramının Gelişmesi, Ne Mutlu Türküm Diyene, Ank., 1983.<br />
7) &#8220;Anadolu&#8217;nun Türkleşmesi I.&#8221;, Türk Kültürü D., sy: 239 (Mart 1983), s. 183-188., &#8220;Anadolu&#8217;nun Türkleşmesi II&#8221;. Türk Kültürü D., sy: 241 (Mayıs 1983). S. 270-279. Anadolu&#8217;nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası Sultan II. Kılıç Arslan ve Karamıkbeli Zaferi, İst., 1984., II. Kılıç Arslan, Ank., 1987.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> O. Turan, Türkler Anadolu&#8217;da, s. 50.<br />
9) A. M. Çay, Her Yönüyle Kürt Dosyası, s. 68-69.<br />
10) A. M. Çay, a.g.e, s. 69.<br />
11) A. M. Çay, a.g.e., s. 77.<br />
12) A. Özaydın, &#8220;Damışmendliler&#8221;, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C: 8, s. 471, Bafra ve Ünye, Türkiye Selçukluları ve Danişmedliler arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanan Bizans İmparatoru Manuel tarafından 1157&#8242;de tekrar Türk hakimiyetinden çıkartılmıştır. (bkz: A. Özaydın, a.g.m., s. 472).<br />
13) Bu konuda bkz: O, Turan, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, İst., 1973, s. 40 vd.<br />
14) O. Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, s. 302 vd.<br />
15) Suğdak Seferi ile ilgili olarak geniş bilgi için bkz O. Turan, a.g.e, s. 357 vd., Y. Yücel, XIII. XV. Yüzyıllar Kuzey-Batı Anadolu Tarihi Çoban-Oğulları, Candar-Oğulları Beylikleri, Ank., 1980, s. 38 vd. Y. Yücel burada seferin tarihini 1224 olarak vermektedir.<br />
16) O. Turan, a.g.e., s. 361 vd.<br />
17) A. Decei, &#8220;Karadeniz&#8221;, İ.A., C: 6, s. 243., Bu beylikler hakkında özellikle Y. Yücel&#8217;in yukarıda zikredilen eserine bkz.<br />
18)A.M. Çay, a.g.e., s. 93.<br />
19)A. M. Çay, a.g.e., s. 95., Beylikle ilgili olarak geniş bilgi için bkz. Y. Yücel. Kadı Burhaneddin Ahmet ve Devleti (1344-1398) Ank., 1970.<br />
20) Yurt Ansiklopedisi, Türkiye Genel (Dünü/Bugünü/Yarını) İst., 1984., s. 8085. Bayram Oğlu Hacı Emir adlı bir Türkmen beyi tarafından kurulan ve Osmanlı fethine kadar Hacı Emir ve Oğulları tarafından idare edilen bu beyliğin sınırları 1403 yılında sahilde, Giresun&#8217;dan Terme&#8217;ye kadar uzanıyordu. Terme&#8217;den güneyde Niksar&#8217;ın doğusuna çekilecek bir hat, beyliğin batı sınırını teşkil ederken, güney sınırı Kelkit vadisini takip ediyor, sonra Koylu-Hisar ve Şebinkarahisar&#8217;ı dışarıda bırakacak şekilde Şebinkarahisar&#8217;ın güneyinde Giresun&#8217;un hemen doğusuna inen bir hat da, beyliğin doğu sınırını oluşturuyordu (B. Yediyıldız, Ordu Kazası Sosyal Tarihi; 1456-1613, Ank., 1985 s. 41) Hacı Emir Oğulları Beyliği&#8217;nin kurucusu, Bayram-oğlu Hacı emir Bey, yirmidört Oğuz Boyu&#8217;ndan birisi olan ve Karadeniz Bölgesi&#8217;nde iskan edilmiş buluna &#8220;Çepni&#8221;lerdendir. Hacı Emir Bey ve beyliğin yöredeki faaliyetleri bölgenin Türkleşmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple bunun faaliyetleri konusunda aşağıda ayrıntılı bilgi verilmektedir.<br />
21) A. M. Çay, a.g.e., s. 91.<br />
22) H. Karpuz Rize, s. 10. Bilindiği gibi koyun ve koç heykelleri, mezar taşları, orta Asya Türk medeniyetinin bir ürünü olup, Türk kültürü coğrafyasında sıkça görülmektedir. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz., A. M. Çay, Anadolu&#8217;da Türk Damgası, Koç-Heykel-Mezar Taşları ve Türkler&#8217;de Koç-Koyun Meselesi, Ank., 1983; A.H. Çay, Türk Milli Kültüründe Hayvan Motifleri I., (Koyun ve Keçi Etrafında Oluşan Gelenekler), Ank., 1990. Akkoyunlular hakkında geniş bilgi için bkz., F.Sümer, &#8220;Akkoyunlular&#8221;, T.D. Vakfı İslam A., C: 2; s. 270-274.<br />
23) İ. Miroğlu, &#8220;Fatih Devrinde Osmanlı İmparatorluğu&#8221;, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Çay Yayınları, C: X, İst., 1989, s. 231-232. Nitekim, 1486 ve 1534 tarihli Trabzon Sancağı Mufassal Tapu Tahrir Defterlerine göre bölgenin yönetime bağlandığı görülmektedir (Bkz: H. Karpuz, a.g.e, s. 10).<br />
24) H. Karpuz, a.g.e., s. 11.<br />
25) C. Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda Aşiretlerin İskani, İst., 1987, s. 104.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/malazgirtten-sonra.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malazgirt&#8217;ten Önce</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/malazgirtten-once.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/malazgirtten-once.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:48:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt'ten Önce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=230</guid>
		<description><![CDATA[Malazgirt Meydan Savaşı&#8217;na kadar Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;nin Türkleşmesini Anadolu&#8217;nun Türkleşmesinden farklı olarak ele almak mümkün değildir. Özellikle Kafkaslardan ve Doğu&#8217;dan Anadolu&#8217;ya gelen Türk boy ve toplulukları Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;nin Türkleşmesinde önemli roller oynamışlardır. Anadolu, en eski çağlardan beri Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda olmuş ve çeşitli ırklara yurtluk etmiştir. 11. yüzyılda tam bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Malazgirt Meydan Savaşı&#8217;na kadar Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;nin Türkleşmesini Anadolu&#8217;nun Türkleşmesinden farklı olarak ele almak mümkün değildir. Özellikle Kafkaslardan ve Doğu&#8217;dan Anadolu&#8217;ya gelen Türk boy ve toplulukları Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;nin Türkleşmesinde önemli roller oynamışlardır.<br />
<span id="more-230"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Anadolu, en eski çağlardan beri Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda olmuş ve çeşitli ırklara yurtluk etmiştir. 11. yüzyılda tam bir &#8220;Türk Yurdu&#8221; oluncaya kadar Anadolu&#8217;da, Mezopotamya&#8217;da Suriye&#8217;de ve Kafkasya&#8217;da çeşitli devletler kurulmuştur. M.Ö. 4000 yıllarından, M.Ö. 3. yüzyıla kadar geçen süre içinde kurulan devletlerin tamamı, 11. yüzyıl Türk hakimiyeti öncesinde artık tamamen kaybolmuş ve tarih sahnesinden silinmişlerdir.</p>
<p>Türkler Anadolu&#8217;ya yoğun olarak geldiklerinde buldukları ırk yapısı, M.Ö. 3. yüzyıldan M.S. 1. yüzyıla kadar devam eden çağda şekillenmiş görünmektedir. Bu bakımdan, Anadolu Türkü&#8217;nün yapısında hala bu kavimlerin kalıntılarını hayal etmek veya aramak bilimsel gerçeklere tamamen terstir. Aynı şekilde Anadolu&#8217;daki herhangi bir topluluğun Türk olmadığını ispat etmek için kökenlerini bu devletlere dayama çabası da ciddiyetten ve bilimsellikten uzak, fanatik yaklaşımlardır(1).</p>
<p>Mespero ve Demorgan gibi Avrupa&#8217;nın ünlü tarihçileri, Anadolu&#8217;daki Türk varlığını M.Ö. 4000 yıllarına kadar götürmekte(2) birlikte, Prof. Dr. Osman Nedim Tuna; Sümerlerle ve Sümerce ile ilgili yaptığı araştırmaların sonucuna dayanarak &#8220;Bu dil münasebeti Türklerin en az M.Ö. 3500&#8242;lerde Anadolu&#8217;nun Doğu bölgesinde yerleşmiş olduklarını gösteriyor(3)&#8221; demektedir. (Sümerce&#8217;de 165 Türkçe kelime bulunmaktadır.)</p>
<p>Buna göre Türkler, Selçuklulardan çok önceleri Anadolu&#8217;ya gelmişlerdir. Anadolu&#8217;daki siyasi faaliyetlerini tarihi belge ve kaynaklara göre takip edebildiğimiz en eski Türk kitleleri veya toplulukları &#8220;Kimmerler&#8221; ile &#8220;İskitler (Sakalar)&#8221;dir. Her iki Türk topluluğu da Karadeniz&#8217;in Kuzeyinde, Hazar&#8217;dan Tuna Nehri&#8217;ne kadar geniş bir alanda yaşadıkları ve özellikle Kafkaslar&#8217;dan Anadolu &#8216;ya girerek Anadolu&#8217;nun doğusunda yerleştikleri için Doğu Karadeniz&#8217;deki Türk varlığını yakından ilgilendirmektedirler.</p>
<p>İskitler&#8217;in yurtlarından sürdüğü göçebe Kimmerler&#8217;in büyük bir göç hareketiyle M.Ö. 7. asır başlarında özellikle Doğu Anadolu&#8217;ya gelerek yerleştikleri bilinmektedir. Kısa sürede Anadolu&#8217;ya yayılan Kimmerler&#8217;in sınırlan, Diyarbakır&#8217;dan Ereğli&#8217;ye (Konya) kadar uzanıyordu. Kimmerler Asur, Firikya, Lidya ve Tobal Devletleri ile komşu olmuşlardı(4).</p>
<p>Bilim adamlarınca &#8220;prototürk&#8221; olarak kabul edilen iki kavimden birisi olan Kimmerler -diğeri İskitler(5) -, Anadolu&#8217;daki yayılmaları sırasında genel olarak Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;ne, çoğunlukla da Rize ve çevresine yerleşmişlerdir(6).</p>
<p>İskitler, M.S. 680 yılından itibaren, Kimmerler&#8217;in ardından Kafkaslar&#8217;ı doğudan dolaşarak, Hazar Denizi kıyısını takip eden Derbent-Demirkapı geçitleri üzerinden Azerbaycan&#8217;a İran&#8217;a ve Anadolu&#8217;ya gelmişlerdir. Kimmerler&#8217;i güneye süren İskitler, Medler&#8217;in hakimiyetine de son vererek Anadolu&#8217;ya yayılmışlar ve burada 28 yıl hüküm sürmüşlerdir(7). Özellikle Anadolu&#8217;nun doğusuna hakim olan İskitler, Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;ne de yerleşmişlerdir(8).</p>
<p>İskit (Saka) Türkleri, bölgede önemli izler bırakmışlardır. Bizans Kralı Justinyen zamanında bölgede yaşayan Can&#8217;ların itaat altına alınmasına ve doğudaki Laz saldırılarının önlenmesine çalışmışlardır. Lazlar ve Canlar (Canyarlar) bölgenin tarihinde önemli roller oynamışlardır. Bu kavimler, İskit (Saka) kökenli Hıristiyan Türk olarak kabul edilmektedir(9).</p>
<p>Milattan sonraki yıllarda da Anadolu&#8217;ya çok çeşitli Türk boy ve toplulukları gelmişlerdir. Bunlar arasında özellikle Hun Türklerini belirtmek gerekir. Büyük Hun İmparatorluğu&#8217;nun yıkılışından sonra Batıya göç eden Hunlar&#8217;ın bir kolu 395 tarihinde Erzurum üzerinden Anadolu&#8217;ya gelmiş, 451 yılında onları Akhunlar izlemişlerdir. Büyük bir göç dalgası da 466&#8242;da gerçekleşmiş, Avrupa Hunları&#8217;na bağlı Ağaçeri Türk boyları Anadolu&#8217;ya gelmişler ve yerleşmişlerdir(10).</p>
<p>Anadolu&#8217;ya doğru diğer iki önemli Türk göçü 558 ve 575 tarihlerine rastlamaktadır. Güney Kafkasya&#8217;da Hazar İmparatorluğu&#8217;nun temelini oluşturan Sabir (Sabar) Türk toplulukları yoğun bir şekilde Anadolu&#8217;ya gelmişlerdir(11).</p>
<p>Bulgar Türkleri, Avar Türk boylan, Uz-Peçenek Türkleri ve Kuman-Kıpçak Türk boyları Anadolu&#8217;ya yoğun olarak gelen ve yerleşen Türk boyları arasında bulunmaktadır.</p>
<p>Bu boylar arasında özellikle Balkanlar&#8217;dan Anadolu&#8217;ya gelen Bulgar Türkleri ile Kafkaslar&#8217;dan gelerek yerleşen Kuman-Kıpçak Türkleri; Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;nin Türkleşmesinde çok önemli bir yere sahiptirler. 530 yılında henüz Hıristiyanlığı kabul etmeden Bizans ordusu tarafından bozguna uğratılan Bulgar Türklerinin bir kısmı Anadolu&#8217;ya getirilmiş ve Trabzon ha-valisi, Çoruh ve yukarı Fırat bölgelerine yerleştirilmişlerdir.</p>
<p>Bizans Devleti 6. yüzyılın başlarından itibaren Türkleri bir yandan Hıristiyanlaştırmaya, bir yandan da askerlik görevlerinde kullanarak Anadolu&#8217;ya iskan etmeye başlamışlardır. Bu yerleştirme ve askere alma işi Ermenilere, İranlılara ve Araplara karşı yapılmıştır. Bulgar Türkleri 755 ve 947 yıllarında Adana, Niğde, Aksaray, Bursa, Antalya ve Milas taraflarına yerleştirilmiş ise de, en yoğun ve büyük yerleştirme Trabzon ve çevresi ile Karaman-Tarsus arasındaki bölgede olmuştur.</p>
<p>Toroslar&#8217;daki olan Balkan Dağı&#8217;nın asıl adı Bulgar&#8217;dır. Burada yaşayan yörükler buna &#8220;Bulgar Dağı&#8221; demektedirler. Trabzon&#8217;daki dağın adı bugün unutulmuştur. Balkanlar&#8217;daki bazı Bulgar topluluklarına da &#8220;Çenge&#8221; adı verilmektedir. Karadeniz&#8217;in kuzeyindeki bir ırmağın adı da &#8220;Çengel Irmağı&#8221;dır ve yine Of ile Bayburt arasındaki sarp dağlık bölgeye &#8220;Çengelistan&#8221; deniyordu(12).</p>
<p>Bütünüyle Karadeniz Bölgesi&#8217;nin ve özellikle de Doğu Karedeniz Bölgesi&#8217;nin Türkleşmesinde en önemli rolü oynayan Türk toplulukları Oğuz boylarıyla birlikte Kuman-Kıpçak&#8217;lardır. Bölgede yaşayanların fizik ve ağız özellikleri tamamen Kıpçak Türklerinin izlerini; sosyal hayatı oluşturan gelenekler de Oğuz Türklerinin derin izlerini taşmaktadır.</p>
<p>Kuman-Kıpçakların Anadolu&#8217;ya gelişleri iki yoldan olmuştur. Kafkaslar&#8217;ın Türkleşmesinde önemli rol oynayan bölgenin Kuman-Kıpçak Türk boyları(13), Gürcistan üzerinden güneye inerek Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz&#8217;e yerleşmişlerdir. Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;ne yerleşen Kuman-Kıpçaklar, Müslüman Türklerle, Oğuz boylarından gelen &#8220;Çepniler&#8221;le kaynaşarak Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Bugün Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunan &#8220;Borçka&#8221; ilçesinin adı bir Kuman oymağının adıdır.</p>
<p>Kuman-Kıpçaklar ikinci olarak, Bizans tarafından Balkanlar&#8217;dan getirilerek Anadolu&#8217;ya yerleştirilmişlerdir(14). Kuman-Kıpçakların Anadolu&#8217;ya göçü sonraki yıllarda da büyük tarihi olaylara bağlı olarak devam etmiştir. Cengiz Han dönemi Moğollarının Kafkasya&#8217;yı istilaları ve Mısır Memlukları&#8217;nın Anadolu&#8217;ya yönelik hareketleri sonucunda Kıpçaklar yoğun olarak Anadolu&#8217;ya gelmişlerdir(15). Mısır&#8217;daki Memluk devletinin yöneticilerinin hemen tamamı Kıpçak&#8217;tır.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) A.M. Çay Her Yönüyle Kürt Dosyası, Ank. 1993, s. 50-51.<br />
2) A. Kemali, Erzincan, 2. baskı., İst., 1992, s. 19, not: 7.<br />
3) O.N. Tuna, Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi İle Türk Dilinin Yaşı Meselesi, Ank., 1990, s. 49 A.M. Çay, a.g.e., s. 55.<br />
4) F. Kınal, Eski Anadolu Tarihi, 2. bsk., Ank., 1987, s. 258 vd.<br />
5) A. Erzen, Eski Çağ Tarihi Hakkında Dört Konferans İst., 1984.<br />
6) H. Karpuz, Rize, İst., 1993, s. 8.<br />
7) İ. Durmuş, İskitler (Sakalar), Ank., 1993, s. 35-36, 63-64.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> H. Karpuz, a.g.e., s. 8.<br />
9) H. Karpuz, a.g.e., s. 9. Bu konuda geniş bilgi için Prof. Dr. M.F. Kırzıoğlu&#8217;nun şu iki değerli çalışmasını bkz: &#8220;Lazlar-Camarlar&#8221;, VII. Türk Tarih Kongresi Bildirileri C. I (Ank., 1972); &#8220;Lazlar&#8221;, Rize&#8217;nin Sesi, sy: 3 (Ank., 1988).<br />
10) Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni Kuran Türk Milletinin Tarihi, Genkur. Başkanlığı K.K.K&#8217;lığı yayınları, Ank., 1988. s. 74 (Bundan sonra Türk Milletinin Tarihi olarak zikredilmiştir).<br />
11) Türk Milletinin Tarihi, s. 74-75.<br />
12) Türk Milletini Tarihi, s. 75-76. Bulgar Türkleri ile ilgili olarak ayrıca bkz: A.N. Kurat. IV. XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ank., 1972, s. 108 vd.<br />
13) A.N. Kurat, a.g.e., s. 98.<br />
14) Türk Milletinin Tarihi, s. 77.<br />
15) Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz: A.N. Kurat, a.g.e., s. 96. vd.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/malazgirtten-once.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pontus Adı ve Bölgenin Tarihi</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/dogu-karadenizin-tarihi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/dogu-karadenizin-tarihi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:47:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Karadeniz Bölgesi Üzerinde Rum İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Karadeniz'in Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Pontus Adı ve Bölgenin Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=228</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Pontus&#8221; veya &#8220;Pontos&#8221; kelimesi, &#8220;etnik&#8221; bir isim değil, &#8220;coğrafi&#8221; bir ifadedir. &#8220;Pontus&#8221; veya &#8220;Pontos&#8221; kelimesi Grekçe&#8217;de &#8220;Deniz&#8221; anlamında olup; eski çağlarda Karadeniz&#8217;in güneydoğu kısımlarına, bu arada Karadeniz&#8217;e de verilmiş coğrafi bir addır. Kelime en eski dönemlerde daha çok &#8220;Pont Euksinos&#8221; şeklinde kullanılmıştır(1). &#8220;Euksinos&#8221; sözü ise, &#8220;karanlık, uğursuz&#8221; demek olan İrani &#8220;ahşaena&#8221; kelimesinden gelmektedir(2). Karadeniz&#8217;in fırtınalı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Pontus&#8221; veya &#8220;Pontos&#8221; kelimesi, &#8220;etnik&#8221; bir isim değil, &#8220;coğrafi&#8221; bir ifadedir. &#8220;Pontus&#8221; veya &#8220;Pontos&#8221; kelimesi Grekçe&#8217;de &#8220;Deniz&#8221; anlamında olup; eski çağlarda Karadeniz&#8217;in güneydoğu kısımlarına, bu arada Karadeniz&#8217;e de verilmiş coğrafi bir addır. Kelime en eski dönemlerde daha çok &#8220;Pont Euksinos&#8221; şeklinde kullanılmıştır(1). &#8220;Euksinos&#8221; sözü ise, &#8220;karanlık, uğursuz&#8221; demek olan İrani &#8220;ahşaena&#8221; kelimesinden gelmektedir(2).<br />
<span id="more-228"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Karadeniz&#8217;in fırtınalı, nispeten karanlık sularından dolayı verilen bu isim 10. yüzyıla kadar yaşamıştır. Grekler, deniz ilahlarını sakinleştirmek için bu kelimeyi &#8220;misafirperver&#8221; anlamına gelen &#8220;Euksinos&#8221;a çevirerek kullanmışlardır.</p>
<p>&#8220;Karadeniz&#8221;, kuzey ve doğu yönlerinden Türklerle çevrili olduğundan bu deniz ve bölge daha erken zamanlarda &#8220;Karadeniz&#8221; diye Türkçe adlandırılmıştır. Bu adlandırmada &#8220;Karadeniz&#8217;in hırçınlığı ile bölge ikliminin sert ve soğuk oluşu rol oynamıştır&#8221; denilebilir. &#8220;Kara&#8221; kelimesi Türkçe&#8217;de bir renk ifade etmesinin yanı sıra, aynı zamanda yön (kuzey) ile sert ve soğuk iklimi (karayel vs.) de anlatır. Türklerin Anadolu&#8217;ya girişinden itibaren bütün yazılı belgelerde &#8220;Karadeniz&#8221; adı yaygın olarak kullanılmıştır. Türkiye Selçukluları ve Osmanlılar zamanında &#8220;Pontus&#8221; adı hiçbir şekilde geçmemiştir(3).</p>
<p>Coğrafi bir isim olarak Pontus adı, genellikle Kuzey Anadolu&#8217;nun doğu sahilleri için kullanılmakla beraber; tanımladığı alan zaman zaman değişiklik göstermiştir: Yeşilırmak, Kızılırmak ve Kelkit havzası &#8220;Pontus&#8221; sayıldığı gibi, bu alan daha da genişleyerek doğuda Kafkasya&#8217;dan, bütün Karadeniz kıyıları boyunca Sinop ötesine kadar yayılmıştır. Yakın devirlerde ise bu bölge Samsun ve Trabzon sahili ile hinterlandından ibaret sayılmıştır(4).</p>
<p>Kökleri, dilleri, inançları ve tarihi gelişimleri belirsiz, birbirlerinden tamamen farklı olan toplumların, toplulukların yaşadığı bölge; Kafkaslar&#8217;dan, Hazar Bölgesi&#8217;nden, güneyden gelen istila güçlerinin hakimiyeti altına girmiş, Fenikeliler&#8217;in, İyonlar&#8217;ın, İskender ve Roma İmparatorlukları&#8217;nın kolonileri halinde kalmıştır. Bu toplumların hiçbiri siyasi, iktisadi, sosyal bir teşkilatlanma düzeyine erişememiştir.</p>
<p>Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; bölgenin &#8220;ilk yerleşik sakinleri&#8221; olmayan Yunanlılar veya Rumlar, buraya daha sonra &#8220;koloniler&#8221; şeklinde gelerek yerleşmişlerdir. Bölge halkı Anadolu&#8217;nun içlerinden gelerek buraya yerleşmiştir. Orta Karadeniz Bölgesi kıyılarında görülen &#8220;yığma tepeler&#8221;in, İç Anadolu&#8217;ya doğru takip edilebilmeleri, bu yerleşimin yönünü göstermektedir(5). Ayrıca Türk Tarihi Kurumu tarafından 1940 ve 1941 yıllarında Samsun bölgesinde yapılan arkeolojik kazılar, bölgede Rum veya Yunan olmayan &#8220;yerli bir kültür&#8221;ün varlığını ortaya koymuştur(6).</p>
<p>Aurel DECEI de; en eski çağlarda Doğu Karadeniz Bölgesi&#8217;nde &#8220;ırk bakımından mensubiyetlerinin tespiti imkansız olan fakat doğuda Kafkasyalı ve batıda belirsiz kökenli olarak değerlendirilen kavimler yaşamıştır(7)&#8221; diyerek, Yunanlıların bölgenin en eski yerleşik halkı olduğu iddiasını çürütmektedir.</p>
<p>Yunanlılar, bölgenin yerleşik halklarıyla birlikte &#8220;koloni&#8221; döneminde kıyı şeridindeki bazı şehirlere yerleşerek yaşamaya başlamışlardır. Özellikle &#8220;Miletoslu&#8221; Yunanlıların, Marmara ile birlikte, koloni şehirleri kurarak Karadeniz sahillerine yerleşmeleri M.Ö. 670 yılına doğru gerçekleşmiştir. Miletosluların Marmara&#8217;dan Karadeniz&#8217;e çıkarak kıyılarda ticaret ve balıkçılık merkezleri olmaya elverişli bazı yerlere yerleşmeleri bu tarihten sonradır(8). Karadeniz kıyılarında Fenikelilerden sonra ticaret kolonileri şeklinde yerleşen Yunanlılar, yerli halkla da kaynaşmamışlar, onları toprağa bağlı &#8220;köleler&#8221; haline getirmişlerdir(9).</p>
<p>Koloniler çağından sonra Persler ve İskender İmparatorluğu döneminde Pontus, bazen daralan, bazen genişleyen bir idari birim olarak görülmektedir. İskender İmparatorluğu&#8217;nun parçalanması sırasındaki mücadeleler sonrasında, bölgede Iran asıllı Mitridates sülalesi tarafından &#8220;Pont Devleti&#8221; veya &#8220;Pontus Krallığı&#8221; kurulmuştur(10).</p>
<p>20. Yüzyıl başlarında, günümüzde Yunanlıların &#8220;Megalo İdea&#8221; çerçevesinde diriltmeye çalıştıkları bu Pontus Krallığı&#8217;nın, hem kurucusu ve yöneticileri; hem de halkı bakımından &#8220;Yunanlılık&#8221;la bir ilişkisi yoktur. İpsos Savaşı&#8217;ndan birkaç yıl sonra devleti kurarak, Kurupedion Savışı&#8217;ndan sonra da Selefkos I&#8217;e karşı bir zafer kazanarak &#8220;Kral&#8221; unvanını alan Mitridates, Iran asıllıydı. Devletin vatandaşları ise, büyük çapta Anadolu&#8217;lu yerli halk ile İranlılardan; çok az da koloni oluşturmak suretiyle bölgeye yerleşen Yunanlılardan oluşuyordu(11).</p>
<p>Pontus Krallığı yaşadığı çağda (MÖ. 298 &#8211; MÖ. 63) doğuda Roma İmparatorluğu&#8217;nun rakibi olacak güce erişmişti. Bu devletin yıkılmasından sonra Anadolu&#8217;da hakimiyet Romalılara geçmiş ve Hıristiyanlık da yayılmaya başlamıştır. İmparatorluk ikiye bölününce &#8220;Pontus bölgesi&#8221; Doğu Roma toprakları içinde kalmıştır.</p>
<p>Doğu Roma İmparatorluğunun hakim olduğu topraklara &#8220;Romania&#8221;, halkına da &#8220;Romaios&#8221; denilmekteydi. Araplar ise bu sözü &#8220;Rum&#8221; şeklinde kullanmışlar ve öylece yaygınlaştırmışlardır(12).</p>
<p>Arap yaklaşımına göre Anadolu topraklan &#8220;kuzey Rum diyarı&#8221;dır. &#8220;Diyar-ı Rum&#8221; deyimi Arapların, Müslüman olsalar dahi diğer toplumları Araplıktan ayıran bir kavram olarak tarihe geçmiş ve kullanılmıştır. Rum deyiminin bugünkü anlamıyla hiçbir ilgisi yoktur. Yunanlılıkla ise uzaktan veya yakından bir bağı bulunmamaktadır. Terim, uzun yıllar Yunanistan yayılma stratejilerinin ve jeopolitik beklentilerinin propaganda malzemesi olarak kullanılmıştır.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) T. Baykara, Anadolu&#8217;nun Tarihi Coğrafyasına Giriş I. Anadolu&#8217;nun İdari Taksimatı, Ank., 1988, s. 28 N. Yazıcı, Milli Mücadelede (Canik Sancağı&#8217;nda) Pontusçu Faaliyetler (1918-1922), Ank., 1989, s. 15.<br />
2) A. Decei, &#8220;Karadeniz&#8221; İ.A., C: VI., s. 238, N. Yazıcı, a.g.e., s. 15.<br />
3) T. Baykara, a.g.e., s. 28.<br />
4) N. Yazıcı, a.g.e., s. 15.<br />
5) B. Darkot, &#8220;Samsun&#8221;, İ.A., C: X., s. 173. N. Yazıcı, a.g.e., s. 15.<br />
6) K. Kökten ve Diğerleri, &#8220;1940 ve 1941 Yılında Türk Tarih Kurumu Adına Yapılan Samsun Bölgesi Kazıları Hakkında İlk Kısa Rapor&#8221;, Belleten, C: IX, s. 35 (1945), s.<br />
7) A.g.m., s. 240.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> A.M. Mansel, Ege ve Yunan Tarihi, 5. baskı, Ank., 1988. s. 167.<br />
9) A.M. Mansel, a.g.e., s. 168 vd., N. Yazıcı, a.g.e., s. 16.<br />
10) N. Yazıcı, a.g.e., s. 16.<br />
11) A. M. Mansel, a.g.e., s. 472.<br />
12) N. Yazıcı, a.g.e., s. 16. T. Baykara da bu konuda &#8220;Rum, Roma kelimesinden gelmiş olup, daha çok erken devirlerde Araplar tarafından özellikle Doğu Roma, yani Bizans için kullanılmıştı&#8230;&#8221; demektir (A.g.e., s. 23).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/dogu-karadenizin-tarihi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

