<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Yunan &#187; Fener Rum Patrikhanesi</title>
	<atom:link href="http://www.turk-yunan.gen.tr/turkce/sorunun-ortaya-cikisi/fener-rum-patrikhanesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turk-yunan.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Dec 2011 10:52:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Patrikhane&#8217;nin Bugünkü Faaliyetleri</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/patrikhanenin-bugunku-faaliyetleri.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/patrikhanenin-bugunku-faaliyetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fener Rum Patrikhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Patrikhane'nin Bugünkü Faaliyetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=226</guid>
		<description><![CDATA[Patrikhane, tarihte olduğu gibi bugün de Türkiye&#8217;nin aleyhinde pek çok çalışma yürütmektedir. Ruhban Okulu&#8217;nu yeniden açma girişimleri, &#8220;Ekümenik (Evrensel) Patriklik&#8221; iddiaları ve faaliyetleri, Patrikhane&#8217;nin günümüzdeki istek ve çalışmalarının başlıcalarını oluşturmaktadır. Patrikhane&#8217;nin günümüzdeki çalışmaları ile Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik yeni stratejileri arasında tam bir paralellik vardır. 2000&#8242;li yılların başında Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik politika ve stratejileri çok yönlü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Patrikhane, tarihte olduğu gibi bugün de Türkiye&#8217;nin aleyhinde pek çok çalışma yürütmektedir. Ruhban Okulu&#8217;nu yeniden açma girişimleri, &#8220;Ekümenik (Evrensel) Patriklik&#8221; iddiaları ve faaliyetleri, Patrikhane&#8217;nin günümüzdeki istek ve çalışmalarının başlıcalarını oluşturmaktadır. Patrikhane&#8217;nin günümüzdeki çalışmaları ile Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik yeni stratejileri arasında tam bir paralellik vardır.<br />
<span id="more-226"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>2000&#8242;li yılların başında Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik politika ve stratejileri çok yönlü olarak ele alınmalıdır. Son 10 yıl içinde, Yunan devlet adamları ve Yunan &#8211; Rum basını, Megalo İdea&#8217;ya yeni bir yorum getirerek; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir ortak savunma doktrini geliştirmişler, Rusya, Ermenistan, İran, Suriye, Arnavutluk ve Bulgaristan&#8217;la savunma ve askeri işbirliği antlaşmaları imzalamışlar, Balkanlarda Sırplar ve Rusya ile bir &#8220;Ortodoks ittifakı&#8221; oluşturmuşlar, Türkiye&#8217;deki teröre, özellikle bölücü PKK terörüne destek vermişler, bütün bunların yanında bir argüman olarak &#8220;Pontus&#8221;konusunu ve &#8220;Fener Rum Patrikhanesi&#8221;ni ön plana çıkarmışlardır(1).</p>
<p>Türkiye&#8217;yi &#8220;kuşatma&#8221;ya ve uluslar arası sistemden soyutlamaya yönelik bu stratejilerin önemli bir boyutu olarak gündeme taşınan Fener Rum Patrikhanesi, 1990&#8242;dan itibaren şu dört önemli hedefi gerçekleştirmek için açıkça çalışmaktadır:</p>
<p>1. Ekümenik unvanını alarak, 1500-2000 kişilik bir cemaatin &#8220;Azınlık Kilisesi&#8221;nin dini makamı olmaktan çıkarak, Vatikan benzeri özel ve özerk bir evrensel, siyasi-dini makam haline gelmesi,</p>
<p>2. 1971 yılında kapatılan Heybeliada Ruhban (Papaz) Okulu&#8217;nu açmak, buraya yabancı öğrenci de almak,</p>
<p>3. Ayasofya&#8217;nın tekrar kilise haline getirilerek, ibadete açılması,</p>
<p>4. Patrik seçiminde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak zorunluluğunu kaldırtmak.</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın sağladığı özel bir uçakla Vatikan&#8217;a giderek Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 2. Jean Paul ile görüşen(2), Yunanistan&#8217;da askeri törenlerle karşılanan(3), ABD Başkanı Clinton tarafından Devlet Başkanlarına düzenlenen bir protokolle ağırlanan(4), adı New York&#8217;ta sokaklara verilen(5), Amerika&#8217;da, ilk kez &#8220;Başkomutan ve İlk Başkan&#8221; George Washington&#8217;a verilmiş bulunan &#8220;Amerikan Kongresi Onur Madalyası&#8221;nı alan(6) ve nihayet gittiği bütün bu sözde gezilerde de Türkiye&#8217;yi dünya kamuoyuna şikayet ederek, &#8220;Türkiye&#8217;de hak arayamadıklarını ve ikinci sınıf insan muamelesi gördüklerini&#8221; iddia eden(7) Fener Rum Patriği Bartholomeos&#8217;un Lozan&#8217;da oluşturulan hukuki statü gereği, bugün için nüfusları 1500-2000 kişi kalmış olan bir azınlık kilisesinin dini lideri gibi hareket etmediği ortadadır.</p>
<p>Bu bağlamda; İngiltere Kraliçesi Elizabeth&#8217;in Kocası Prens Philip&#8217;in başkanı olduğu Doğal Hayatı Koruma Vakfı&#8217;nın Patmos Adası&#8217;nda, &#8220;Bizans bayrakları&#8221; altında düzenlenen ve &#8220;Bizans ikonaları&#8221; konusunda araştırma ödülü ilan edilen &#8220;Vahiy ve Çevre Sempozyumu&#8221;(8), Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı&#8217;nın düzenlediği &#8220;Hoşgörü&#8221; toplantılarındaki görüntüler(9) ve &#8220;Karadeniz&#8217;i Kurtaralım&#8221; sloganı ile başlatılan ve Elefteros Venizelos adlı Yunan gemisiyle Karadeniz sahillerindeki şehirlerde uygulanan Pontus Devleti&#8217;ni diriltme amacına yönelik &#8220;Din, Bilim ve Çevre Sempozyumu&#8221; (20 Ekim 1997) gibi etkinlikler, Fener Rum Patriği Bartholomeos&#8217;un amaçlarına hizmet edecek şekilde kullanılmıştır.</p>
<p>Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun ne amaçla açılmak istendiğini anlamak için, okulun geçmişte nasıl bir rol üstlendiğini bilmek gerekir. Okulun faaliyette bulunduğu 127 yıl içinde mezun ettiği ve 12&#8242;si Patriklik, 343&#8242;ü Piskoposluk makamlarına oturan 930 öğrencinin faaliyetleri incelendiğinde de okulun rolü ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Fener Rum Patrikhanesi, Türk-Yunan ilişkileri ve büyük devletlerin özellikle Balkan Politikaları ve bölgedeki nüfuz mücadeleleri çerçevesinde bir ileri karakol gibi kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.</p>
<p>Milli Mücadele yıllarında adeta bir terör örgütü gibi çalışan okul, Yunanistan&#8217;ın Anadolu&#8217;yu işgali sırasında önemli bir terör merkezi olmuştur. O dönemin Patrik Vekili Doroteos Mamelis, Trabzon Metropoliti Hrisantos, Samsun Metropoliti Germanos, İzmir Metropoliti Hrisostomos, Edirne Metropoliti Palikaryos adeta terör örgütlerinin liderleri gibi çalışmışlardır. Bütün bu isimler, Heybeliada Ruhban Okulu mezunudurlar. Sonraki dönemlerde; Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde faaliyet gösteren Patrik Athenegoras, Metropolitler Emilyanos, Meliton, Baş Piskopos Makarios da bu okuldan mezun olmuşlardır. 1971&#8242;de okulun bir Türk üniversitesine bağlanmasına karşı çıkılarak kapatılmasının gerçek sebebi, Heybeliada ruhban Okulu&#8217;nun Türkiye aleyhine faaliyetleridir.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Bu stratejiler aşağıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.<br />
2) Hürriyet, 28.6.1995.<br />
3) Akşam, 29.10.1997<br />
4) Akşam, 21.10.1997.<br />
5) Akşam, 27.10.1997.<br />
6) Akşam, 23.10.1997.<br />
7) Yunanistan&#8217;da yayınlanan To Vima Gazetesi&#8217;ne verdiği demeç; Türkeli, 11.10.1996.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Akşam, 20.10.1995.<br />
9) Türkeli, 11.110.1997.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/patrikhanenin-bugunku-faaliyetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugunkü Hukuki Durumu</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/bugunku-hukuki-durumu.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/bugunku-hukuki-durumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:45:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fener Rum Patrikhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Bugunkü Hukuki Durumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[150. kuruluş yıldönümü törenlerindeki basın toplantısında Harisiadis, okulun açılması halinde eğitimin nasıl olacağını şöyle açıklıyordu: &#8220;Okul Patrikhane&#8217;ye bağlı olacak ve denetimini Milli Eğitim Bakanlığı yapacak. 100 Öğrenciye eğitim verebilecek kapasitemiz var. Müfredat bir konsey tarafından belirlenecek ve Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na sunulacak. Öğretmenler de yine aynı konsey tarafından belirlenecek ve atamalar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak(1).&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>150. kuruluş yıldönümü törenlerindeki basın toplantısında Harisiadis, okulun açılması halinde eğitimin nasıl olacağını şöyle açıklıyordu: &#8220;Okul Patrikhane&#8217;ye bağlı olacak ve denetimini Milli Eğitim Bakanlığı yapacak. 100 Öğrenciye eğitim verebilecek kapasitemiz var. Müfredat bir konsey tarafından belirlenecek ve Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na sunulacak. Öğretmenler de yine aynı konsey tarafından belirlenecek ve atamalar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak(1).&#8221;<br />
<span id="more-224"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Harisiadis&#8217;in sözleri arasında yer alan ve okula &#8220;yabancı&#8221; öğrenci kabul edilmesini de öngören istek ise tüm bu laf kalabalığı arasında kaybolup gidiyordu. Uzayda yaşamadığına göre Harisiadis, tüm bunları söylerken kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nde yüksek okulların kuruluş koşullarını ve bu koşulların Anayasa&#8217;nın 130 ve 132. maddeleriyle belirlendiğini çok iyi biliyordu. Özellikle de dini özerkliğe sahip bir okulun kurulması için anayasa&#8217;nın 130. maddesinin değişmesi gerekliydi.</p>
<p>Fener Rum Patriği Bartholomeos da yazılı verdiği bir mülakatta bu konuda şunları söylemiştir: &#8220;İstanbul&#8217;da cemaatimiz sayısının çok azalmış olması ve de Heybeliada&#8217;daki Ruhban Okulu&#8217;nun 1971 yılından beri kapalı tutulması(?)ndan dolayı, Patrikhanemiz günümüzde zor bir yaşam mücadelesi vermektedir Ruhban Okulu&#8217;nun açılması ve de orada okuyacak yabancı tabiyetli öğrencilerden mezuniyet/erini müteakip, kurumumuzda kalmayı arzu edenlerin Türk tabiyetine geçişlerinin kabulü konularında Patrikhane olarak müteaddit defalar hükümetimize ricalarda bulunduk(2).</p>
<p>Bilindiği gibi 130. madde, bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin devlet tarafından kanunlarla kurulmasını emretmektedir. Dini özelliğe sahip bir okulun kurulması için bu maddenin değiştirilmesi gerekir. Anayasa&#8217;nın 132. maddesi ise, sadece, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı&#8217;na bağlı özel yüksek öğretim kurumları açılabilir, demektedir. Ruhban Okulu bu maddenin de kapsamı dışındadır.</p>
<p>Yukarıda ortaya koyduğumuz faaliyetleri dikkate alındığında Ruhban Okulu&#8217;nun, Milli Eğitim Bakanlığı ya da Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK)&#8217;na bağlı olarak faaliyet göstermesi istenmektedir. Araştırmacı yazar Aytunç Altındal&#8217;ın ifadeleriyle, &#8220;özel ve özerk statüde bir Hıristiyan Ruhban Yüksek Okulu kurmak istemektedirler. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yasalarını karıştırmayın demektedirler Biz bu okulu liseden sonra bir yıl eğitim verecek, uluslararası statüye tabi olarak kurmak istiyoruz demektedirler. Böyle dayanıksız bir noktadan başlattıkları hareket, bir sonuç vermeyince de, bizi insan haklarını ihlal etmekle suçlamaktadırlar. Bunun bir sonraki aşaması, Ayasofya&#8217;yı Ortodoksların ibadetine açma talebi olacaktır(3).</p>
<p>Nitekim 1998 yılının Aralık ayında, Vakıflar Genel Müdürlüğü &#8220;Türk devleti aleyhinde propaganda ve yolsuzluklar yaptığı&#8221; gerekçesiyle Heybeliada Ruhban Okulu Yönetim Kurulu&#8217;nu feshetmiştir(4).</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) G. Calan, a.g.m., s. 27.<br />
2) H. Şentürk, &#8220;Fener&#8217;in Sinyalleri&#8221;, Panorama, 20-26 Nisan 1994, s. 27.<br />
3) &#8220;Statü Meselesi Sorunlar&#8221;, Nokta, 4-10 Eylül 1994, s. 30.<br />
4) Posta, 11.12.1998.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/bugunku-hukuki-durumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okulu Yeniden Açma Girişimleri</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/okulu-yeniden-acma-girisimleri.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/okulu-yeniden-acma-girisimleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fener Rum Patrikhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Okulu Yeniden Açma Girişimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[1971&#8242;de kendiliğinden kapatılmasının ardından Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nu yeniden açılması için gayret gösterilmiş ve buna gerekçe olarak da &#8220;din adamı yetiştirmek&#8221; gösterilmiştir. Oysa, okulun yeniden faaliyete geçirilmek istenmesindeki asıl amaç, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;nin &#8220;Ekümeniklik(Evrensellik)&#8221; iddialarına dayanarak oluşturulmasıdır. Aralık 1991&#8242;deki ABD ziyareti sırasında bir konuşma yapan ve Ruhban Okulu&#8217;nun açılabilmesi için Türkiye&#8217;ye baskı yapılmasını isteyen Yunan Başbakanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1971&#8242;de kendiliğinden kapatılmasının ardından Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nu yeniden açılması için gayret gösterilmiş ve buna gerekçe olarak da &#8220;din adamı yetiştirmek&#8221; gösterilmiştir. Oysa, okulun yeniden faaliyete geçirilmek istenmesindeki asıl amaç, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;nin &#8220;Ekümeniklik(Evrensellik)&#8221; iddialarına dayanarak oluşturulmasıdır.<br />
<span id="more-222"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Aralık 1991&#8242;deki ABD ziyareti sırasında bir konuşma yapan ve Ruhban Okulu&#8217;nun açılabilmesi için Türkiye&#8217;ye baskı yapılmasını isteyen Yunan Başbakanı Mitçotakis, 1 Şubat 1992&#8242;de de Türkiye&#8217;ye aynı amaçla ricada bulunmuştur.</p>
<p>Patrik Bartholomeos da, 16 Ocak 1992&#8242;de Türkiye Milli Eğitim Bakanıyla yaptığı görüşme sırasında Ruhban Okulu&#8217;nun yeniden açılması için resmen istekte bulunmuştur. Patrik, Bakan Köksal Toptan&#8217;a, &#8220;Papaz okulu&#8217;nu açın&#8230; Bu sizin lehinize olur&#8221; demiş, Milli Eğitim Bakanı ise bu teklifi şiddetle geri çevirmiştir(1).</p>
<p>Avrupa Topluluğu Komisyonu Dönem Başkanı Jacgues Delors, Türk Cumhurbaşkanı&#8217;na bir mesaj göndererek, okulun açılması talebinde bulunmuş, Dünya Kiliseleri Birliği ile Fransa Katolik Konseyi de Türkiye Başbakanı nezdinde aynı girişimleri tekrarlamışlardır.</p>
<p>Ruhban Okulu&#8217;nun yeniden açılmasıyla ilgili girişimlere ABD de katılmıştır. Nisan 1994&#8242;te Başbakan Tansu Çiller&#8217;e bir mektup gönderen ABD Başkanı Bill Clinton, ülkesinin Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun yeniden açılması konusuyla ilgili olduğu mesajını vermiştir. Konu sadece Türkiye&#8217;de bir eğitim kurumunun konumu olarak değerlendirilmemiştir(2). Clinton&#8217;ın devreye girmesi, Ruhban Okulu&#8217;nu yeniden açma girişimlerinin uluslar arası politikanın bir parçası olduğunu da göstermiştir.</p>
<p>22 Nisan 1994&#8242;te Yunanistan Başbakanı Andreas Papandreu ile görüşen ABD Başkanı Bill Clinton, &#8220;İstanbul&#8217;daki Ekümenik Patrikliğin statüsü ve çalışma şartlarıyla ilgilenmesini Türk Hükümeti&#8217;nden istedim&#8221; ifadesini kullanmış ve konuyla doğrudan ilgilendiğini ifade etmekte bir sakınca görmemiştir(3).</p>
<p>Okulu daima gündemde tutmaya kararlı olan Patrikhane, 1994 yılı Ağustos ayının sonunda. 1971&#8242;den beri kapalı olan okulda &#8220;150. Kuruluş Yıldönümünü Kutlama Törenleri&#8221; düzenlemiştir. Okulun tekrar açılması isteklerinin dile getirildiği törene; Fener Rum Patriği Bartholomeos, İskenderiye Patriği Prathemios, Romanya Patriği Teoktistos, Dünya Kiliseler Birliği Genel Sekreteri Yorgi Çeçis, Vatikan Büyükelçisi Sergio Sebastion, dünyanın dört bir yanından gelen başpiskopos ve kilise temsilcileri ile eski mezunlar katılmıştır. Kutlamalara davet edilen İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve Adalar Belediye Başkanı Can Esen törene katılmamışlardır.</p>
<p>Ayin sırasında Ruhban Okulu&#8217;nun yeniden açılması isteği dile getirilmiş, ayinden hemen sonra düzenlenen basın toplantısında da aynı istek tekrarlanmıştır. Basın toplantısında konuşan, Tarabya Metropoliti ve okulun eski hocalarından Konstantin Harisiadis &#8220;okulun kapatılmasının haksızlık olduğunu ve tekrar açılmasını istediklerini&#8221; ifade etmiştir. 1950&#8242;de Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;ndan mezun olan, bir dönem Patrik Vekilliği ve Adalar Metropolitliği de yapan Harisiadis, büyük bir tedirginlik içinde yaptığı konuşması sırasında konuşmalarının yanlış anlaşılmaması için sık sık gazetecileri uyarmıştır. 1971 yılında özel teşebbüse ait fakülteler kapandığında okulun da kapandığını belirten Harisiadis konuşmasını şöyle sürdürmüştü:</p>
<p>&#8220;Özel fakülteler kapsamına bizim okulumuz girmiyordu. Okulun özel (!?) bir statüsü vardı. Okul, lise sonrası 4 yıl eğitim vermesine rağmen lise tedrisatı veren okullar kapsamındaydı(?). Bu nedenlerle okul yüksek okul sınıfına dahil edilemez. Okulun açılmasına izin verilmelidir(4).&#8221;</p>
<p>27 Nisan 1996 Cumartesi günü Avrupa Parlamentosu&#8217;ndan sağ partilerin oluşturduğu Hıristiyan Demokrat Grup üyesi 20 parlamenter, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;ni gizlice ziyaret ederek 11 saat süren bir toplantı yaptılar. Görüşmede Patrikhane&#8217;nin statüsü, Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun açılması, Türk Yunan ilişkileri ve Türkiye&#8217;nin AB üyeliği ve Türkiye&#8217;deki insan hakları ihlalleri(?) tartışıldı. Toplantı sırasında Patrik Bartholomeus, Başkanlığını AP Hıristiyan Demokrat Grup lideri ve Belçika eski Başbakanı Wilfried Martines&#8217;in yaptığı parlamenterlerden Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun açılması konusunda destek istedi(5).</p>
<p>Okulu yeniden açma girişimlerine 1997 yılı sonlarına doğru yeniden hızlandırıldığı görülmektedir. Konuyu uluslar arası arenada gündeme getirmeye çalışan Patrik Bartholomeus, Türkiye&#8217;yi bir oldu-bitti ile karşı karşıya bırakmaya çalışmıştır.</p>
<p>Yanındaki 20 kişilik heyetle Yunanistan Hava Yolları&#8217;nın (Olympic) tahsis ettiği 400 kişilik Boeing 747 Jumbo jet uçağıyla 19 Ekim 1997&#8242;de ABD&#8217;ye giden Fener Rum Patriği Bartholomeos, bir ay süren gezisi sırasında görüştüğü ABD yetkililerinden Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun açılması için Türkiye&#8217;ye baskı yapmalarını istemiştir(6).</p>
<p>Aynı gezide ABD başkanı Bill Clinton tarafından &#8220;300 milyon Ortodoks Hıristiyan&#8217;ın ruhani lideri&#8221; ve &#8220;ekümenik patrik&#8221; olarak tanıtılan Bartholomeos, &#8220;okulun açılmasını istediklerini ve bunun bir lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu&#8221; belirtmiştir(7).</p>
<p>Hürriyet Gazetesi&#8217;nin 28 Kasım 1997 tarihli nüshasında yer alan Selin Çağlayan imzalı ve &#8220;Ruhban Okulu&#8217;na Formül Aranıyor&#8221; başlıklı haberde, 55. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti&#8217;nin 1971 yılında kapatılan Heybeliada Ruhban (Papaz) Okulu&#8217;nun tekrar açılması için girişim başlattığı belirtildi. 27 Kasım 1997 tarihinde toplanan MGK&#8217;na dayandırılan haberde şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>&#8220;&#8230; Ancak bu maddenin özel din okulu açmak isteyen diğer çevrelere de aynı fırsatı vermesi tedirginlik yaratıyor. Uzun süredir Bakanlar Kurulu&#8217;nun gündeminde bulunan Ruhban Okulu&#8217;nun açılabilmesi için yasa değişikliği önerisi hükümetteki muhafazakar bakanların &#8220;İmam Hatiplerin orta kısımları kapatılıp papaz okulu açılmaz. Biz seçmenimize ne deriz itirazına takılıyor. Bu nedenle gerekli imzalar bir türlü tamamlanamıyor.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın Hükümete şu tavsiyelerde bulunduğu öğrenildi: Ruhban Okulu konusu Türkiye&#8217;nin dışarıdaki imajını gereksiz yere zedeliyor Okulun açılması Türkiye&#8217;nin dış ilişkileri açısından olumlu ve yararlı olacaktır Taviz vermiş durumuna düşmemek için bu konuda Amerikan Kongresi&#8217;nden gelmesi beklenen ciddi baskılar öncesinde bunun yapılması yararlıdır.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Lozan Antlaşması&#8217;na göre azınlıkların dine eğitiminin gerektiğinde ulusal yasalarda gerekli düzenlemeler yaparak sağlaması yükümlülüğü vardır.</p>
<p>Ruhban Okulu, İstanbul&#8217;daki Fener Patrikhanesi&#8217;ne din adamı yetiştirmek için kurulmuştur. Okul faaliyette olmadığı ve sadece Türk vatandaşı olan din adamlarının Patrikhane&#8217;de çalışma koşulu olduğu için Patrikhane din adamı sıkıntısı çekmektedir Bu nedenle çeşitli formüllerle Yunanistan&#8217;dan din adamı getirme yoluna gitmektedirler. Bu da aramızda yeni bir sorun yaratmaktadır(8)&#8230;&#8221;</p>
<p>Başbakan Mesut Yılmaz&#8217;ın Aralık 1997&#8242;deki ABD gezisi sırasında Heybeliada Ortodoks Ruhban Okulu&#8217;nun yeniden öğrenime açılması konusu bir kez daha gündeme geldi. Amerika&#8217;nın &#8220;beklentisi&#8221; Başkan Yardımcısı Al Gore tarafından gündeme getirildi. Başbakan Yılmaz&#8217;ın bu beklentiye bağlayıcı bir cevap vermediği ifade edildi(9).</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) A. Sofuoğlu, a.g.e., s. 215.<br />
2) G. Calan, a.g.m., s. 28.<br />
3) G. Calan, a.g.m., s. 31.<br />
4) G. Calan, a.g.m., s. 27.<br />
5) Türkiye, 29.4.1996.<br />
6) Türkiye, 20.10.1997.<br />
7) Türkiye, 24.10.1997.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Benzer bir değerlendirme için bkz.: Ö. Hersan, &#8220;Yunanistan&#8217;a Jest Hazırlığı&#8221;, Sabah Gazetesi, 20.09.1997.<br />
9) Hürriyet, 21.12.1997.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/okulu-yeniden-acma-girisimleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenci Kaynakları ve Sayıları</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/ogrenci-kaynaklari-ve-sayilari.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/ogrenci-kaynaklari-ve-sayilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:42:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fener Rum Patrikhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Kaynakları ve Sayıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun öğrencilerinin büyük bir kısmı Patrikhane&#8217;nin yetki alanındaki bölgelerden geliyordu. Ancak Etiyopya Kilisesi, Anglikan Kilisesi gibi değişik kiliselerden gelenler de okulda eğitim görüyorlardı. Kapatıldığı tarihe kadar geçen 127 yıl içinde okuldan 930 kişi mezun oldu. Bunlardan 343&#8242;ü piskopos oldu. Piskoposlardan 12&#8242;si patriklik makamına kadar yükseldi(1). 930 öğrencinin 255&#8242;i 1950-1969 yılları arasında mezun olmuştur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun öğrencilerinin büyük bir kısmı Patrikhane&#8217;nin yetki alanındaki bölgelerden geliyordu. Ancak Etiyopya Kilisesi, Anglikan Kilisesi gibi değişik kiliselerden gelenler de okulda eğitim görüyorlardı. Kapatıldığı tarihe kadar geçen 127 yıl içinde okuldan 930 kişi mezun oldu. Bunlardan 343&#8242;ü piskopos oldu. Piskoposlardan 12&#8242;si patriklik makamına kadar yükseldi(1). 930 öğrencinin 255&#8242;i 1950-1969 yılları arasında mezun olmuştur. Bunların da sadece 38&#8242;i Rum asıllı Türk vatandaşıdır. Bu dönemde 162&#8242;si Yunan uyruklu olmak üzere toplam 187 yabancı öğrenci okulu bitirmiştir.<br />
<span id="more-219"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Yunanlı araştırıcı Alexis Alexandris&#8217;in verdiği rakamlara göre; Heybeliada Papaz Okulu&#8217;nun (Theological College of Chalki) 1920-1979 arasındaki öğrenci sayıları yıllara göre şu şekildedir:</p>
<p>ÖĞRETİM DÖNEMİ                   ÖĞRENCİ SAYISI<br />
1920-21                                               37<br />
1923-24                                               30<br />
1927-28                                               37<br />
1933-34                                               75<br />
1948-49                                               70<br />
1978-79                                               25(2)</p>
<p>Yazarın 1978/79 yılı için verdiği rakam, tablonun diğer okulların rakamlarını da içermesinden dolayıdır. Buradaki 25 öğrenci okulun faaliyetlerine son verdiği 1971 tarihine kadar (1948/49 yılından itibaren) okuyanları göstermektedir.</p>
<p>Aynı dönemde İstanbul&#8217;da bulunan Rum azınlık okulları ve toplam öğrenci sayıları da şöyledir:</p>
<p>ÖĞRETİM DÖNEMİ           OKUL SAYISI        ÖĞRENCİ SAYISI<br />
1920-21                                    88                             -<br />
1923-24                                    73                         14.862<br />
1927-28                                    57                           9.006<br />
1933-34                                    48                           7.635<br />
1948-49                                     &#8211;                            4.256<br />
1958-59                                    56                              -<br />
1978-79                                    26                             957(3).</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Bkz., Y. Benlisoy-E. Macar, a.g.e., s. 66-67.<br />
2) The Greek Minority Of İstanbul And Greek-Turkish Relations, Athens, 1992, s. 236, Appendix C.<br />
3) A Alexandris, a.g.e., s. 326 vd. Tabloda 1920/21 ve 1958/59 yılları için sadece toplam okul sayıları verilmiş, toplam öğrenci sayıları gösterilmemiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/ogrenci-kaynaklari-ve-sayilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuruluşu ve Hukuki Statüsü</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/kurulusu-ve-hukuki-statusu.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/kurulusu-ve-hukuki-statusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:41:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fener Rum Patrikhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruluşu ve Hukuki Statüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[19. yüzyılın başlarından itibaren Ortodoks milletler arasında dini birliği korumak amacıyla teolojik konularda türdeşliği sağlayacak çözümler aramaya başlayan Patrikhane, bu amaçla bir ilahiyat okulunun açılması çalışmalarına başladı. İlk adımı atan Patrik IV. Germanos, Bizans döneminden kalan Heybeliada&#8217;daki manastırı onarttı(1842). 1 Ekim 1844&#8242;te hizmete açılan okuldaki eğitim, şu dört ana aşamadan geçmiştir: 1. 1844 &#8211; 1919: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyılın başlarından itibaren Ortodoks milletler arasında dini birliği korumak amacıyla teolojik konularda türdeşliği sağlayacak çözümler aramaya başlayan Patrikhane, bu amaçla bir ilahiyat okulunun açılması çalışmalarına başladı. İlk adımı atan Patrik IV. Germanos, Bizans döneminden kalan Heybeliada&#8217;daki manastırı onarttı(1842). 1 Ekim 1844&#8242;te hizmete açılan okuldaki eğitim, şu dört ana aşamadan geçmiştir:<br />
<span id="more-217"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>1. 1844 &#8211; 1919: Dört yıl ortaokul ve üç yıl teoloji eğitimi.</p>
<p>2. 1919 &#8211; 1923: Orta öğretimsiz, beş yıllık teoloji eğitimi.</p>
<p>3. 1923 &#8211; 1951: Birinci dönemdeki uygulamaya dönüldü,</p>
<p>4. 1951 &#8211; 1971: Dört yıl lise ve üç yıl teoloji.</p>
<p>Heybeliada Ruhban Okulu, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;ne bağlı olarak çalışmıştır. Okul müdürü metropolitler arasından atanmış, aynı zamanda Ayia Triada Manastırı&#8217;nın sorumluluğunu da üstlenmiştir. Okulda patrikler ve Rum cemiyetinin bağışlarıyla kurulan zengin bir kütüphane oluşturulmuş, eğitim için bazı kitaplar da Patrikhane Kütüphanesi&#8217;nden getirilmiştir(1).</p>
<p>Selanik&#8217;te yayınlanan Mekadonia adlı gazetede 1 Mart 1952&#8242;de Yunan Kral ve Kraliçesi&#8217;nin Türkiye&#8217;ye gelişi nedeniyle başlatılan seri bir yazıda Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili şu bilgiler verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Heybeliada&#8217;daki Ruhban Okulu&#8217;nda üç katlı, yüz odalı binada 20 öğretmen ile birlikte 12 memur görevdedir. Öğretim iki kısımda yapılır. Birinci kısım üç sınıflı lise, diğer kısım ise 6 sınıflı ilahiyat şubesidir. İlahiyat şubesinde liseyi bitirenler okurlar. Burası yavaş yavaş bütün Hıristiyanlığın büyük bir üniversitesi haline gelecektir. Bu okul diğer vakıflar gibi cemaatlere bağlı değil, doğrudan doğruya Patrikhane&#8217;ye bağlıdır ve beş kişilik bir misyon tarafından yönetilmektedir(2).&#8221;</p>
<p>1950 &#8211; 1960 yılları hem Patrikhane&#8217;nin hem de Ruhban Okulu&#8217;nun Türk milli politikaları ve Lozan&#8217;da oluşturulan hukuki statünün aksine bazı faaliyetlere giriştiği ve bu bakımdan zamanın Türk hükümetlerinden de birtakım tavizler kopardığı bir dönem olmuştur. Sözü edilen dönemin başlarında, Amerika-Türkiye&#8217;nin ilişkileri her alanda artmıştır. Kuzeyindeki Rus tehdidini çok şiddetli algılayan Türkiye, Batı&#8217;ya özellikle Amerika&#8217;ya daha çok yaklaşmakta ve yeni oluşmakta olan NATO ittifakına girmek istemekteydi. Bu çerçevede 1948 yılı başlarında Fener Patrikhanesi üzerinde Amerikan ve baskılarının arttığı gözlenmektedir. Patrikhane, Amerikan ve Rus çıkarları bakımından kullanılmaktadır.</p>
<p>Sovyet lideri Stalin, 1943 yılı itibariyle 1924&#8242;ten beri boş duran Moskova Patriklik makamına Sergius&#8217;un (Sergei) seçilmesini sağlamıştır. Stalin, Sovyet ideolojisine ters düşse bile kilise kurumunu politik manevralarda kullanmış, Rus Ortodoks Kilisesi&#8217;ni en azından Yakın Doğu&#8217;da ve giderek uluslar arası Ortodoks dünyasında prestij kazanabilmesi için kullanmak istemiştir. 1945&#8242;te Aleksei&#8217;nin devraldığı Moskova Patrikliği aracılığıyla Sovyet yönetimi, aralarında Suriye, Lübnan, Filistin, Mısır ve Balkan ülkelerindeki Ortodoks cemaatleri ve kurumlarına yakınlaşmayı tasarlamıştır. Doğulu Ortodoks Hıristiyanları aynı Çarlık Rusya&#8217;sında olduğu gibi himayesi altına alabileceğini düşünen Moskova, Rusya dışındaki Ortodokslara artan bir ilgiyle sarılmıştır. Stalin&#8217;in bu yolla Yakın Doğu&#8217;yu ve elbette Balkanları etkisi altına almayı tasarladığı görülmektedir.</p>
<p>Patrikhane&#8217;nin, eğer üzerinde siyasi amaçla çalışılırsa, bölgesel ve giderek uluslararası boyutlarda önemli bir malzeme olacağını kavrayan Stalin, Türkiye üzerindeki emellerini de bu kanalla çıkaracağı bir krizle gündeme getirmeyi amaçlıyordu. Stalin bu girişimden herhangi bir sonuç almamıştı; ancak, gene de hem Türkiye, hem de Yunanistan, Fener Patrikhanesi&#8217;ne bir Sovyet müdahalesi ihtimalini kuşkuyla izlediler.</p>
<p>Ankara Hükümeti, Patrikhane&#8217;nin Moskova&#8217;nın nüfuzuna girmesinden ve bir Sovyet müdahalesi için bahane oluşturabileceğinden rahatsızdı. Yunanistan ise, 19. yüzyılda Rumların elinde bulunan birçok ruhani liderliği ellerinden alan Arap ve/veya Slav Ortodoksları gibi şimdi de Fener&#8217;e el atabilecek bir Rusya&#8217;nın Ortodoks aleminin iç çevrimindeki Rus-Helen rekabetini yeniden gündeme getirebileceğinden çekinmekteydi(3).</p>
<p>25 Şubat 1946&#8242;da ölen Patrik 11. Bünyamin&#8217;in (Venyamin) yerine V. Maksimus seçilmiştir. Amerikan gizli servisleri Patrik Maksimus&#8217;un &#8220;Rus ajanı&#8221; olduğu görüşündedir(4). Yunan iç savaşında komünistleri destekler tavırlar takınan Patrik Maksimos, Marksist görüşlere hoşgörüyle yaklaşmaktadır(5). Bu nedenle Amerikalılar 1948 yılı başlarında Maksimos&#8217;un görevinden alınıp yerine Athenegoras&#8217;in getirilmesi için yoğun bir faaliyet içine girmişlerdir(6). Maksimos&#8217;un &#8220;sağlık sorunları&#8221; mazeret gösterilerek 27 Mart 1948&#8242;de görevi bırakması(7) ve sonra da ileri sürdüğü bazı şartlar kabul edilerek 18 Ekim 1948&#8242;de istifa etmesi sağlanmıştır(8).</p>
<p>ğAmerika&#8217;da iken Fener Rum Patrikliğine seçilen Athenegoras, Amerika&#8217;dan Başkan Truman&#8217;ın yaveri ve özel uçağı ile İstanbul&#8217;a 26 Ocak 1949 günü gelir ve ertesi gün merasimle taç giyer. Bir zamanlar Osmanlı Devleti&#8217;nin bir vilayeti olan Yanya&#8217;da 1886 yılında doğmuş olan ve son 18 senedir Amerika&#8217;da bulunan Athenegoras, &#8220;fevkalade telsik&#8221; yoluyla Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir. Çünkü, hukuki olarak Patriğin Türk vatandaşı olması zorunluluğu vardır. Başkan Truman&#8217;dan Cumhurbaşkanı İsmet İnönü&#8217;ye özel bir mesaj getirmiş olan Patrik, Ankara&#8217;da büyük itibar görmüştür. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilen ilk Rum Patriği olan Alhenegoras&#8217;ın, asıl adı Aristokles Spiru&#8217;dur. 1903 yılında Yanya&#8217;dan İstanbul&#8217;a gelip Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;na girmiş, 1910 yılında Ruhban Okulu&#8217;nun bitirdikten sonra Athenegoras adını almıştır(9).</p>
<p>Athenegoras&#8217;ın Patriklik makamına oturması, Türk basını tarafından çok fazla dikkate alınmamıştır. Ancak Moskova ile Washington arasındaki nüfuz mücadelesine dikkat çeken yabancı basın, Amerika&#8217;nın Athenegoras&#8217;ın bu makama seçilmesine yardım ettiğini yazmıştır(10).</p>
<p>Dönemin dış siyasi gelişmeleri ve uluslar arası güç dengelerinde ön plana çıkan Fener Rum Patrikhanesi ve Patrik Athenegoras, Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;yla ilgili önemli atılımlara başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın 8 Aralık 1950 tarihinde 927601 sayılı emri ile, Ruhban Okulu&#8217;nun &#8220;yüksek okul&#8221; haline getirildiği ve &#8220;yabancı öğrenci alabileceği&#8221; karara bağlanmıştır. Bakanlığın Talim ve Terbiye Dairesi&#8217;nin 25 Eylül 1951 tarihli ve 151 sayılı kararı ile de &#8220;yüksek okula daha çok sayıda yabancı öğrenci alınabileceği&#8221; İstanbul Valiliği&#8217;ne bildirilmiştir(11). Savaş ve casusluk faaliyetleri gerekçe gösterilerek 1939&#8242;da yasaklanmış olan yabancı öğrenci alma işi, böylece serbest bırakılmıştır.</p>
<p>Athenegoras&#8217;ın Patrik olduğu 1949&#8242;da Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;ndaki öğretmenler, Türk vatandaşı olan 16 öğrenciye ders veriyorlardı. İstanbul&#8217;daki erkek Rum liselerinde o tarihlerde 2.500 civarında öğrenci bulunmasına rağmen, Rum aileler çocuklarını papaz okuluna göndermek istemezlerdi. Bunun en önemli gerekçelerinden biri, Cumhuriyet hükümetlerinin Patrikhane hakkında izlediği politikaydı(12). Türkiye, Lozan&#8217;da oluşan hukuki statüyü aynen uyguluyordu.</p>
<p>Patrik olduktan sonra Türk Hükümetine başvuran Athenegoras, Yunan uyruklu öğrencilere &#8220;öğrencilikleri süresince&#8221; Türkiye&#8217;de oturma izni aldı. Bununla yetinmeyen Patrik Athenegoras, okuldan mezun olan öğrencileri Patrikhane&#8217;de &#8220;stajyer&#8221; adı altında görevlendirmeye başladı.</p>
<p>1957&#8242;de Kıbrıs nedeniyle Türk-Yunan ilişkileri bozulmaya başlayınca Türkiye Cumhuriyeti bu uygulamayı yasaklamıştır. Zürih ve Londra Antlaşmalarının getirdiği yapay dostluk, yasağı kısmen gevşetse de; Başpiskopos Makarios&#8217;un Kıbrıs&#8217;ta giriştiği hareketler ve Enosis çabalarının yoğunlaşması dolayısıyla bu uygulama 1964&#8242;te tamamen yasaklanmıştır(13). Kıbrıs&#8217;ı kana bulayan Başpiskopos Makarios da Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun mezun ettiği &#8220;papaz&#8221;lardandır.</p>
<p>13 Nisan 1964&#8242;te dönemin Milli Eğitim Bakanı Dr. İbrahim Öktem, &#8220;Rum azınlık ilkokullarına bugüne kadar tanınan ve mevzuat hükümlerini aşan özel hakların bundan böyle kaldırılacağını, Ruhban Okulu&#8217;ndaki yabancı öğrenci sayısının tahdit edileceğini ve Yunan Hükümetinin Türkiye&#8217;de eğitim görmüş 35 öğretmene Batı Trakya&#8217;da görev vermediğini, buna aynen mukabele edileceğini, Yunanistan&#8217;da Türk azınlık okullarına tanınmayan bu neviden haklar konusunda bundan böyle mütekaabiliyet esası ile sıkı sıkıya bağlı kalınacağını&#8221; açıkladı(14).</p>
<p>1950-1960 dönemdeki Türk hükümetlerinin tavizci politikalarından yararlanan Patrikhane, İmroz ve Bozcaada Rum okullarını Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatı dışına çıkartarak, doğrudan doğruya kendi yönetimi altına almıştı. Bu çalışmayı Meliton Sotiri Hacis isimli bir papaz organize ediyordu. İstanbul&#8217;lu bir Rum olan Papaz Meliton, 1937&#8242;de Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;ndan mezun olmuştu. Yunan pasaportlu Meliton, Patrikhane tarafından görevli olarak İngiltere&#8217;ye göndermişti. İngiltere&#8217;de 10 yıl kalan Meliton, 1947&#8242;de Patrikhane&#8217;ye dönmüştür. O tarihlerde patrik olan Maksimus, Meliton&#8217;un Türk vatandaşlığına alınması için bir başvuru yapmış ise de, bu Bakanlar Kurulu tarafından reddedilmiştir.</p>
<p>Patrik olduktan sonra, Yakovas ve Emilyanos gibi Türk düşmanı papazlarla Meliton&#8217;u yanına alarak sıkı bir örgütlenmeye giden Athenegoras, Meliton&#8217;u önce Türk vatandaşlığına kabul ettirmiş, ardından da onu, İmroz ve Bozcaada Metropoliti olarak görevlendirmiştir(15).</p>
<p>İmroz ve Bozcaada&#8217;daki bu gelişmeleri yakından izleyen Türk Hükümeti, eski hukuki statüyü gündeme getirerek, 16 Temmuz 1964&#8242;te bu iki adadaki Rum okullarının Milli Eğitim Bakanlığı emrinde Türkçe dini eğitim yapmalarını öngören kanun maddesini tekrar yürürlüğe koymuştur. Bunun üzerine Yunanistan, konuyu Pariste&#8217;ki UNESCO toplantısına getirmiştir. Türkiye, buradaki görüşmelerde konunun tamamen Türkiye&#8217;yi ilgilendiren bir iç mesele olduğunu dile getirmiştir. Milli Eğitim Bakanı İ. Öktem, konuyla ilgili gerekli açıklamaları yapmış; Türk delegesi Prof. B. Tuncel, de &#8220;Meselenin ele alınması halinde Türkiye, Yunanistan&#8217;da yaşayan Türk asıllı çocukların eğitimden mahrum bırakılması konusunu UNESCO&#8217;nun incelemesini isteyeceğini&#8221; söylemiştir. Bunun üzerine konu konferansın gündeminden çıkarılmıştır(16).</p>
<p>127 yıl Patrikhane&#8217;nin kendisine tahsis ettiği ödenekle yaşatılan(17) Heybeliada Ruhban (Papaz) Okulu, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin &#8220;Özel Yüksek Okulların Devletleştirilmesi&#8221; hakkındaki 12 Ocak 1971 tarih ve 1971-3 sayılı kararından sonra kapanmıştır(18).</p>
<p>Kapanma süreci şu şekilde işlemiştir: Dönemin Türk Hükümeti &#8220;özel öğretim kurumları&#8221;nı düzenleyen bir kanun hazırlamıştır. 8 Haziran 1965 gün ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu(19)&#8217;un bazı maddelerinin iptali hakkında Danıştay Dava Daireleri Kurulu, 1969/39 esas sayısı ile Anayasa Mahkemesi&#8217;ne başvurmuştur. Danıştay, &#8220;özel bir yüksek okulca verilen diplomaların iptali konusunda, Danıştay&#8217;da Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na karşı açılan davada ileri sürülen Anayasa&#8217;ya aykırılık iddiası ciddi görülerek 8 Haziran 1965 gün ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu&#8217;nun 1. ve 13. maddelerinin iptalini istemiştir(20).</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin verdiği kararın &#8220;Sonuç&#8221; bölümü şöyledir:</p>
<p>&#8220;1- 8 Haziran 1965 günlü, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu&#8217;nun 1. maddesinin özel yüksek okullar bakımından Anayasa&#8217;ya aykırı olduğunu ve bu yönünden iptaline, &#8230; karşı oylarıyla ve oy çokluğu ile;</p>
<p>2- Aynı kanunun 14. maddesinin Anayasa&#8217;ya aykırı olduğuna ve iptaline, &#8230; karşı oylarıyle ve oy çokluğu ile;</p>
<p>3- a) Aynı kanunun 8. maddesinin özel yüksek okullara ilişkin 2., 3. ve 4.fıkralarının,<br />
b) 48. maddenin yüksek öğrenim veren özel okullara ilişkin hükmünün, 44 sayılı kanununun 28/2 maddesi uyarınca iptallerine oy birliğiyle;</p>
<p>12 Ocak 1971 gününde karar verildi(21).&#8221;</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin Özel Öğretim Kurumları Kanunu&#8217;nun ilgili maddelerini iptal ederek Yüksek Öğretim Kurumlarının sadece devlet tarafından açılıp, işletilebileceğini &#8220;emredici&#8221; bu kararından sonra; mevcut özel yüksek öğretim kurumları ya faaliyetlerine son vermiş, ya da bir devlet üniversitesine bağlamıştır.</p>
<p>Bu karardan sonra, Heybeliada Ruhban (Papaz) Okulu da &#8220;özel yüksek okul&#8221; statüsünde değerlendirilmiş, okulun varlığını sürdürebilmesinin ancak Türk üniversitelerinden birisine veya bir ilahiyat fakültesine bağlanarak mümkün olabileceği belirtilmiştir(22).</p>
<p>Türk Hükümeti ile Patrikhane ve okul yöneticileri arasında çeşitli görüşmeler yapılmıştır. Ancak, okulun Türk üniversitelerine bağlanmasını istemeyen Patrikhane ve okul yöneticileri, Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nu kendiliğinden kapatmışlardır(23).</p>
<p>Aynı karara göre; Amerikan Robert Koleji binaları 1971&#8242;de Boğaziçi Üniversitesi&#8217;ne devredilmiştir. Ardından da Robert Koleji, Arnavutköy Kız Lisesi ile birleşmiş ve Özel İstanbul Amerikan Robert Lisesi adını almıştır. Kolejin yüksek kısmı Boğaziçi Üniversitesi&#8217;ne dönüşmüştür(24).</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Y. Benlisoy-E. Macar, Fener Patrikhanesi, Ayraç Yayınları, Ank., 1996, s. 67. Patriğin yazlık köşkü de okulun bünyesindedir. N. Sevinç, Ajan Okulları, İst., 1975, s. 208.<br />
2) Ö. Kalpakçıoğlu, Yunan&#8217;dan Dost Olmaz, İst., 1993, s. 242-243.<br />
3) M. Hatipoğlu, Yakın Tarihte Türkiye ve Yunanistan 1923-1954, Ank., 1997, s. 278-279.<br />
4) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 233.<br />
5) M. Hatipoğlu, a.g.e., s. 280.<br />
6) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s.<br />
7) A. Sofuoğlu, Fener Rum Patrikhanesi ve Siyasi Faaliyetleri, İst., 1996, s. 164.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> M. Hatipoğlu, a.g.e., s. 281-282.<br />
9) Bu gelişmeler ve Athenegoras&#8217;ın hayatı, faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 240 vd. A, Sofuoğlu, a.g.e., s. 164 vd. M. Hatipoğlu, a.g.e., s. 281 vd. İ. Soysal, Soğuk Savaş Dönemi ve Türkiye Olaylar Kronolojisi (1945-1975), İst., 1997, s. 70.<br />
10) İ. Soysal, a.g.e., s. 70.<br />
11) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 243,<br />
12) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 243.<br />
13) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 243-244.<br />
14) Şahin, s. 231; A. Sofuoğlu, a.g.e., s. 194.<br />
15) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 235-236. 1972 yılına kadar Patriklik yapan Athenegoras, Temmuz 1972&#8242;de Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nda düşerek felç oldu ve öldü. (Bkz: Y. Benlisoy-E. Macar, a.g.e., s. 55).<br />
16) Şahin, 232. Bu dönemde Türk Hükümeti&#8217;nin Patrikhane ve Rum azıklık okullarını olması gereken hukuki statülerine sokma çabalarını diğer örnekleri için S. Şahin ve A. Sofuoğlu&#8217;nun eserlerinde yeterli bilgi vardır.<br />
17) M.H. Vahapoğlu, Osmanlılardan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okullar, Yönetimleri Açısından, Ank., 1990, s. 66.<br />
18) M.H. Vahapoğlu, a.g.e., s. 166-167.<br />
19) Bkz: Düstur, 5. Tertip, 4. Cilt, 3. Kitap, s. 2847 vd.<br />
20) Anayasa Mahkemesi Kararları Dergisi, Sayı: 9, Ank., 1972, s. 131.<br />
21) Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı: 9, s. 153.<br />
22) G. Calan, &#8220;Fener Patrikhanesi Vatikan Olma Yolunda&#8221;, Nokta, 4-10 Eylül 1994, s. 31; A. Gül&#8217;ün değerlendirmesi; A. Sofuoğlu, a.g.e., s. 26.<br />
23) A. Sofuoğlu, a.g.e., s. 26.<br />
24) Bkz., Y. Akyüz, Türk Eğitim Tarihi Başlangıçtan 1988&#8242;e, 3. bsk., Ank., 1989, s. 417.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/kurulusu-ve-hukuki-statusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Heybeliada Ruhban Okulu</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/heybeliada-ruhban-okulu.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/heybeliada-ruhban-okulu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:39:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fener Rum Patrikhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Heybeliada Ruhban Okulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[19. yüzyılın başlarından itibaren Ortodoks milletler arasında dini birliği korumak amacıyla teolojik konularda türdeşliği sağlayacak çözümler aramaya başlayan Patrikhane, bu amaçla bir ilahiyat okulunun açılması çalışmalarına başladı. İlk adımı atan Patrik IV. Germanos, Bizans döneminden kalan Heybeliada&#8217;daki manastırı onarttı(1842). 1 Ekim 1844&#8242;te hizmete açılan okuldaki eğitim, şu dört ana aşamadan geçmiştir: 1. 1844 &#8211; 1919: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyılın başlarından itibaren Ortodoks milletler arasında dini birliği korumak amacıyla teolojik konularda türdeşliği sağlayacak çözümler aramaya başlayan Patrikhane, bu amaçla bir ilahiyat okulunun açılması çalışmalarına başladı. İlk adımı atan Patrik IV. Germanos, Bizans döneminden kalan Heybeliada&#8217;daki manastırı onarttı(1842). 1 Ekim 1844&#8242;te hizmete açılan okuldaki eğitim, şu dört ana aşamadan geçmiştir:<br />
<span id="more-215"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>1. 1844 &#8211; 1919: Dört yıl ortaokul ve üç yıl teoloji eğitimi.</p>
<p>2. 1919 &#8211; 1923: Orta öğretimsiz, beş yıllık teoloji eğitimi.</p>
<p>3. 1923 &#8211; 1951: Birinci dönemdeki uygulamaya dönüldü,</p>
<p>4. 1951 &#8211; 1971: Dört yıl lise ve üç yıl teoloji.</p>
<p>Heybeliada Ruhban Okulu, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;ne bağlı olarak çalışmıştır. Okul müdürü metropolitler arasından atanmış, aynı zamanda Ayia Triada Manastırı&#8217;nın sorumluluğunu da üstlenmiştir. Okulda patrikler ve Rum cemiyetinin bağışlarıyla kurulan zengin bir kütüphane oluşturulmuş, eğitim için bazı kitaplar da Patrikhane Kütüphanesi&#8217;nden getirilmiştir(1).</p>
<p>Selanik&#8217;te yayınlanan Mekadonia adlı gazetede 1 Mart 1952&#8242;de Yunan Kral ve Kraliçesi&#8217;nin Türkiye&#8217;ye gelişi nedeniyle başlatılan seri bir yazıda Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili şu bilgiler verilmiştir:</p>
<p>&#8220;Heybeliada&#8217;daki Ruhban Okulu&#8217;nda üç katlı, yüz odalı binada 20 öğretmen ile birlikte 12 memur görevdedir. Öğretim iki kısımda yapılır. Birinci kısım üç sınıflı lise, diğer kısım ise 6 sınıflı ilahiyat şubesidir. İlahiyat şubesinde liseyi bitirenler okurlar. Burası yavaş yavaş bütün Hıristiyanlığın büyük bir üniversitesi haline gelecektir. Bu okul diğer vakıflar gibi cemaatlere bağlı değil, doğrudan doğruya Patrikhane&#8217;ye bağlıdır ve beş kişilik bir misyon tarafından yönetilmektedir(2).&#8221;</p>
<p>1950 &#8211; 1960 yılları hem Patrikhane&#8217;nin hem de Ruhban Okulu&#8217;nun Türk milli politikaları ve Lozan&#8217;da oluşturulan hukuki statünün aksine bazı faaliyetlere giriştiği ve bu bakımdan zamanın Türk hükümetlerinden de birtakım tavizler kopardığı bir dönem olmuştur. Sözü edilen dönemin başlarında, Amerika-Türkiye&#8217;nin ilişkileri her alanda artmıştır. Kuzeyindeki Rus tehdidini çok şiddetli algılayan Türkiye, Batı&#8217;ya özellikle Amerika&#8217;ya daha çok yaklaşmakta ve yeni oluşmakta olan NATO ittifakına girmek istemekteydi. Bu çerçevede 1948 yılı başlarında Fener Patrikhanesi üzerinde Amerikan ve baskılarının arttığı gözlenmektedir. Patrikhane, Amerikan ve Rus çıkarları bakımından kullanılmaktadır.</p>
<p>Sovyet lideri Stalin, 1943 yılı itibariyle 1924&#8242;ten beri boş duran Moskova Patriklik makamına Sergius&#8217;un (Sergei) seçilmesini sağlamıştır. Stalin, Sovyet ideolojisine ters düşse bile kilise kurumunu politik manevralarda kullanmış, Rus Ortodoks Kilisesi&#8217;ni en azından Yakın Doğu&#8217;da ve giderek uluslar arası Ortodoks dünyasında prestij kazanabilmesi için kullanmak istemiştir. 1945&#8242;te Aleksei&#8217;nin devraldığı Moskova Patrikliği aracılığıyla Sovyet yönetimi, aralarında Suriye, Lübnan, Filistin, Mısır ve Balkan ülkelerindeki Ortodoks cemaatleri ve kurumlarına yakınlaşmayı tasarlamıştır. Doğulu Ortodoks Hıristiyanları aynı Çarlık Rusya&#8217;sında olduğu gibi himayesi altına alabileceğini düşünen Moskova, Rusya dışındaki Ortodokslara artan bir ilgiyle sarılmıştır. Stalin&#8217;in bu yolla Yakın Doğu&#8217;yu ve elbette Balkanları etkisi altına almayı tasarladığı görülmektedir.</p>
<p>Patrikhane&#8217;nin, eğer üzerinde siyasi amaçla çalışılırsa, bölgesel ve giderek uluslararası boyutlarda önemli bir malzeme olacağını kavrayan Stalin, Türkiye üzerindeki emellerini de bu kanalla çıkaracağı bir krizle gündeme getirmeyi amaçlıyordu. Stalin bu girişimden herhangi bir sonuç almamıştı; ancak, gene de hem Türkiye, hem de Yunanistan, Fener Patrikhanesi&#8217;ne bir Sovyet müdahalesi ihtimalini kuşkuyla izlediler.</p>
<p>Ankara Hükümeti, Patrikhane&#8217;nin Moskova&#8217;nın nüfuzuna girmesinden ve bir Sovyet müdahalesi için bahane oluşturabileceğinden rahatsızdı. Yunanistan ise, 19. yüzyılda Rumların elinde bulunan birçok ruhani liderliği ellerinden alan Arap ve/veya Slav Ortodoksları gibi şimdi de Fener&#8217;e el atabilecek bir Rusya&#8217;nın Ortodoks aleminin iç çevrimindeki Rus-Helen rekabetini yeniden gündeme getirebileceğinden çekinmekteydi(3).</p>
<p>25 Şubat 1946&#8242;da ölen Patrik 11. Bünyamin&#8217;in (Venyamin) yerine V. Maksimus seçilmiştir. Amerikan gizli servisleri Patrik Maksimus&#8217;un &#8220;Rus ajanı&#8221; olduğu görüşündedir(4). Yunan iç savaşında komünistleri destekler tavırlar takınan Patrik Maksimos, Marksist görüşlere hoşgörüyle yaklaşmaktadır(5). Bu nedenle Amerikalılar 1948 yılı başlarında Maksimos&#8217;un görevinden alınıp yerine Athenegoras&#8217;in getirilmesi için yoğun bir faaliyet içine girmişlerdir(6). Maksimos&#8217;un &#8220;sağlık sorunları&#8221; mazeret gösterilerek 27 Mart 1948&#8242;de görevi bırakması(7) ve sonra da ileri sürdüğü bazı şartlar kabul edilerek 18 Ekim 1948&#8242;de istifa etmesi sağlanmıştır(8).</p>
<p>ğAmerika&#8217;da iken Fener Rum Patrikliğine seçilen Athenegoras, Amerika&#8217;dan Başkan Truman&#8217;ın yaveri ve özel uçağı ile İstanbul&#8217;a 26 Ocak 1949 günü gelir ve ertesi gün merasimle taç giyer. Bir zamanlar Osmanlı Devleti&#8217;nin bir vilayeti olan Yanya&#8217;da 1886 yılında doğmuş olan ve son 18 senedir Amerika&#8217;da bulunan Athenegoras, &#8220;fevkalade telsik&#8221; yoluyla Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir. Çünkü, hukuki olarak Patriğin Türk vatandaşı olması zorunluluğu vardır. Başkan Truman&#8217;dan Cumhurbaşkanı İsmet İnönü&#8217;ye özel bir mesaj getirmiş olan Patrik, Ankara&#8217;da büyük itibar görmüştür. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilen ilk Rum Patriği olan Alhenegoras&#8217;ın, asıl adı Aristokles Spiru&#8217;dur. 1903 yılında Yanya&#8217;dan İstanbul&#8217;a gelip Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;na girmiş, 1910 yılında Ruhban Okulu&#8217;nun bitirdikten sonra Athenegoras adını almıştır(9).</p>
<p>Athenegoras&#8217;ın Patriklik makamına oturması, Türk basını tarafından çok fazla dikkate alınmamıştır. Ancak Moskova ile Washington arasındaki nüfuz mücadelesine dikkat çeken yabancı basın, Amerika&#8217;nın Athenegoras&#8217;ın bu makama seçilmesine yardım ettiğini yazmıştır(10).</p>
<p>Dönemin dış siyasi gelişmeleri ve uluslar arası güç dengelerinde ön plana çıkan Fener Rum Patrikhanesi ve Patrik Athenegoras, Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;yla ilgili önemli atılımlara başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın 8 Aralık 1950 tarihinde 927601 sayılı emri ile, Ruhban Okulu&#8217;nun &#8220;yüksek okul&#8221; haline getirildiği ve &#8220;yabancı öğrenci alabileceği&#8221; karara bağlanmıştır. Bakanlığın Talim ve Terbiye Dairesi&#8217;nin 25 Eylül 1951 tarihli ve 151 sayılı kararı ile de &#8220;yüksek okula daha çok sayıda yabancı öğrenci alınabileceği&#8221; İstanbul Valiliği&#8217;ne bildirilmiştir(11). Savaş ve casusluk faaliyetleri gerekçe gösterilerek 1939&#8242;da yasaklanmış olan yabancı öğrenci alma işi, böylece serbest bırakılmıştır.</p>
<p>Athenegoras&#8217;ın Patrik olduğu 1949&#8242;da Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;ndaki öğretmenler, Türk vatandaşı olan 16 öğrenciye ders veriyorlardı. İstanbul&#8217;daki erkek Rum liselerinde o tarihlerde 2.500 civarında öğrenci bulunmasına rağmen, Rum aileler çocuklarını papaz okuluna göndermek istemezlerdi. Bunun en önemli gerekçelerinden biri, Cumhuriyet hükümetlerinin Patrikhane hakkında izlediği politikaydı(12). Türkiye, Lozan&#8217;da oluşan hukuki statüyü aynen uyguluyordu.</p>
<p>Patrik olduktan sonra Türk Hükümetine başvuran Athenegoras, Yunan uyruklu öğrencilere &#8220;öğrencilikleri süresince&#8221; Türkiye&#8217;de oturma izni aldı. Bununla yetinmeyen Patrik Athenegoras, okuldan mezun olan öğrencileri Patrikhane&#8217;de &#8220;stajyer&#8221; adı altında görevlendirmeye başladı.</p>
<p>1957&#8242;de Kıbrıs nedeniyle Türk-Yunan ilişkileri bozulmaya başlayınca Türkiye Cumhuriyeti bu uygulamayı yasaklamıştır. Zürih ve Londra Antlaşmalarının getirdiği yapay dostluk, yasağı kısmen gevşetse de; Başpiskopos Makarios&#8217;un Kıbrıs&#8217;ta giriştiği hareketler ve Enosis çabalarının yoğunlaşması dolayısıyla bu uygulama 1964&#8242;te tamamen yasaklanmıştır(13). Kıbrıs&#8217;ı kana bulayan Başpiskopos Makarios da Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun mezun ettiği &#8220;papaz&#8221;lardandır.</p>
<p>13 Nisan 1964&#8242;te dönemin Milli Eğitim Bakanı Dr. İbrahim Öktem, &#8220;Rum azınlık ilkokullarına bugüne kadar tanınan ve mevzuat hükümlerini aşan özel hakların bundan böyle kaldırılacağını, Ruhban Okulu&#8217;ndaki yabancı öğrenci sayısının tahdit edileceğini ve Yunan Hükümetinin Türkiye&#8217;de eğitim görmüş 35 öğretmene Batı Trakya&#8217;da görev vermediğini, buna aynen mukabele edileceğini, Yunanistan&#8217;da Türk azınlık okullarına tanınmayan bu neviden haklar konusunda bundan böyle mütekaabiliyet esası ile sıkı sıkıya bağlı kalınacağını&#8221; açıkladı(14).</p>
<p>1950-1960 dönemdeki Türk hükümetlerinin tavizci politikalarından yararlanan Patrikhane, İmroz ve Bozcaada Rum okullarını Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatı dışına çıkartarak, doğrudan doğruya kendi yönetimi altına almıştı. Bu çalışmayı Meliton Sotiri Hacis isimli bir papaz organize ediyordu. İstanbul&#8217;lu bir Rum olan Papaz Meliton, 1937&#8242;de Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;ndan mezun olmuştu. Yunan pasaportlu Meliton, Patrikhane tarafından görevli olarak İngiltere&#8217;ye göndermişti. İngiltere&#8217;de 10 yıl kalan Meliton, 1947&#8242;de Patrikhane&#8217;ye dönmüştür. O tarihlerde patrik olan Maksimus, Meliton&#8217;un Türk vatandaşlığına alınması için bir başvuru yapmış ise de, bu Bakanlar Kurulu tarafından reddedilmiştir.</p>
<p>Patrik olduktan sonra, Yakovas ve Emilyanos gibi Türk düşmanı papazlarla Meliton&#8217;u yanına alarak sıkı bir örgütlenmeye giden Athenegoras, Meliton&#8217;u önce Türk vatandaşlığına kabul ettirmiş, ardından da onu, İmroz ve Bozcaada Metropoliti olarak görevlendirmiştir(15).</p>
<p>İmroz ve Bozcaada&#8217;daki bu gelişmeleri yakından izleyen Türk Hükümeti, eski hukuki statüyü gündeme getirerek, 16 Temmuz 1964&#8242;te bu iki adadaki Rum okullarının Milli Eğitim Bakanlığı emrinde Türkçe dini eğitim yapmalarını öngören kanun maddesini tekrar yürürlüğe koymuştur. Bunun üzerine Yunanistan, konuyu Pariste&#8217;ki UNESCO toplantısına getirmiştir. Türkiye, buradaki görüşmelerde konunun tamamen Türkiye&#8217;yi ilgilendiren bir iç mesele olduğunu dile getirmiştir. Milli Eğitim Bakanı İ. Öktem, konuyla ilgili gerekli açıklamaları yapmış; Türk delegesi Prof. B. Tuncel, de &#8220;Meselenin ele alınması halinde Türkiye, Yunanistan&#8217;da yaşayan Türk asıllı çocukların eğitimden mahrum bırakılması konusunu UNESCO&#8217;nun incelemesini isteyeceğini&#8221; söylemiştir. Bunun üzerine konu konferansın gündeminden çıkarılmıştır(16).</p>
<p>127 yıl Patrikhane&#8217;nin kendisine tahsis ettiği ödenekle yaşatılan(17) Heybeliada Ruhban (Papaz) Okulu, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin &#8220;Özel Yüksek Okulların Devletleştirilmesi&#8221; hakkındaki 12 Ocak 1971 tarih ve 1971-3 sayılı kararından sonra kapanmıştır(18).</p>
<p>Kapanma süreci şu şekilde işlemiştir: Dönemin Türk Hükümeti &#8220;özel öğretim kurumları&#8221;nı düzenleyen bir kanun hazırlamıştır. 8 Haziran 1965 gün ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu(19)&#8217;un bazı maddelerinin iptali hakkında Danıştay Dava Daireleri Kurulu, 1969/39 esas sayısı ile Anayasa Mahkemesi&#8217;ne başvurmuştur. Danıştay, &#8220;özel bir yüksek okulca verilen diplomaların iptali konusunda, Danıştay&#8217;da Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na karşı açılan davada ileri sürülen Anayasa&#8217;ya aykırılık iddiası ciddi görülerek 8 Haziran 1965 gün ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu&#8217;nun 1. ve 13. maddelerinin iptalini istemiştir(20).</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin verdiği kararın &#8220;Sonuç&#8221; bölümü şöyledir:</p>
<p>&#8220;1- 8 Haziran 1965 günlü, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu&#8217;nun 1. maddesinin özel yüksek okullar bakımından Anayasa&#8217;ya aykırı olduğunu ve bu yönünden iptaline, &#8230; karşı oylarıyla ve oy çokluğu ile;</p>
<p>2- Aynı kanunun 14. maddesinin Anayasa&#8217;ya aykırı olduğuna ve iptaline, &#8230; karşı oylarıyle ve oy çokluğu ile;</p>
<p>3- a) Aynı kanunun 8. maddesinin özel yüksek okullara ilişkin 2., 3. ve 4.fıkralarının,<br />
b) 48. maddenin yüksek öğrenim veren özel okullara ilişkin hükmünün, 44 sayılı kanununun 28/2 maddesi uyarınca iptallerine oy birliğiyle;</p>
<p>12 Ocak 1971 gününde karar verildi(21).&#8221;</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin Özel Öğretim Kurumları Kanunu&#8217;nun ilgili maddelerini iptal ederek Yüksek Öğretim Kurumlarının sadece devlet tarafından açılıp, işletilebileceğini &#8220;emredici&#8221; bu kararından sonra; mevcut özel yüksek öğretim kurumları ya faaliyetlerine son vermiş, ya da bir devlet üniversitesine bağlamıştır.</p>
<p>Bu karardan sonra, Heybeliada Ruhban (Papaz) Okulu da &#8220;özel yüksek okul&#8221; statüsünde değerlendirilmiş, okulun varlığını sürdürebilmesinin ancak Türk üniversitelerinden birisine veya bir ilahiyat fakültesine bağlanarak mümkün olabileceği belirtilmiştir(22).</p>
<p>Türk Hükümeti ile Patrikhane ve okul yöneticileri arasında çeşitli görüşmeler yapılmıştır. Ancak, okulun Türk üniversitelerine bağlanmasını istemeyen Patrikhane ve okul yöneticileri, Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nu kendiliğinden kapatmışlardır(23).</p>
<p>Aynı karara göre; Amerikan Robert Koleji binaları 1971&#8242;de Boğaziçi Üniversitesi&#8217;ne devredilmiştir. Ardından da Robert Koleji, Arnavutköy Kız Lisesi ile birleşmiş ve Özel İstanbul Amerikan Robert Lisesi adını almıştır. Kolejin yüksek kısmı Boğaziçi Üniversitesi&#8217;ne dönüşmüştür(24).</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Y. Benlisoy-E. Macar, Fener Patrikhanesi, Ayraç Yayınları, Ank., 1996, s. 67. Patriğin yazlık köşkü de okulun bünyesindedir. N. Sevinç, Ajan Okulları, İst., 1975, s. 208.<br />
2) Ö. Kalpakçıoğlu, Yunan&#8217;dan Dost Olmaz, İst., 1993, s. 242-243.<br />
3) M. Hatipoğlu, Yakın Tarihte Türkiye ve Yunanistan 1923-1954, Ank., 1997, s. 278-279.<br />
4) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 233.<br />
5) M. Hatipoğlu, a.g.e., s. 280.<br />
6) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s.<br />
7) A. Sofuoğlu, Fener Rum Patrikhanesi ve Siyasi Faaliyetleri, İst., 1996, s. 164.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> M. Hatipoğlu, a.g.e., s. 281-282.<br />
9) Bu gelişmeler ve Athenegoras&#8217;ın hayatı, faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 240 vd. A, Sofuoğlu, a.g.e., s. 164 vd. M. Hatipoğlu, a.g.e., s. 281 vd. İ. Soysal, Soğuk Savaş Dönemi ve Türkiye Olaylar Kronolojisi (1945-1975), İst., 1997, s. 70.<br />
10) İ. Soysal, a.g.e., s. 70.<br />
11) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 243,<br />
12) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 243.<br />
13) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 243-244.<br />
14) Şahin, s. 231; A. Sofuoğlu, a.g.e., s. 194.<br />
15) Ö. Kalpakçıoğlu, a.g.e., s. 235-236. 1972 yılına kadar Patriklik yapan Athenegoras, Temmuz 1972&#8242;de Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nda düşerek felç oldu ve öldü. (Bkz: Y. Benlisoy-E. Macar, a.g.e., s. 55).<br />
16) Şahin, 232. Bu dönemde Türk Hükümeti&#8217;nin Patrikhane ve Rum azıklık okullarını olması gereken hukuki statülerine sokma çabalarını diğer örnekleri için S. Şahin ve A. Sofuoğlu&#8217;nun eserlerinde yeterli bilgi vardır.<br />
17) M.H. Vahapoğlu, Osmanlılardan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okullar, Yönetimleri Açısından, Ank., 1990, s. 66.<br />
18) M.H. Vahapoğlu, a.g.e., s. 166-167.<br />
19) Bkz: Düstur, 5. Tertip, 4. Cilt, 3. Kitap, s. 2847 vd.<br />
20) Anayasa Mahkemesi Kararları Dergisi, Sayı: 9, Ank., 1972, s. 131.<br />
21) Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı: 9, s. 153.<br />
22) G. Calan, &#8220;Fener Patrikhanesi Vatikan Olma Yolunda&#8221;, Nokta, 4-10 Eylül 1994, s. 31; A. Gül&#8217;ün değerlendirmesi; A. Sofuoğlu, a.g.e., s. 26.<br />
23) A. Sofuoğlu, a.g.e., s. 26.<br />
24) Bkz., Y. Akyüz, Türk Eğitim Tarihi Başlangıçtan 1988&#8242;e, 3. bsk., Ank., 1989, s. 417.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/heybeliada-ruhban-okulu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Metropolitler ve Kiliseler</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/metropolitler-ve-kiliseler.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/metropolitler-ve-kiliseler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:36:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fener Rum Patrikhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Metropolitler ve Kiliseler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=213</guid>
		<description><![CDATA[Mondros&#8217;tan sonraki Rum faaliyetlerinin örgütlenmesinde metropolitler, papazlar ve kiliseler önemli roller oynamışlardır. Özellikle, Batı Anadolu ve Pontusçuların faaliyetlerinin yoğunlaştığı Karadeniz bölgesindeki metropolit ve papazlar, bu dönemde aktif bir görev yapmışlardır. Bunların başında da, Trabzon Metropoliti Hrisantos gelmektedir. Sonradan Pontus çetelerini bastırma görevi ile Merkez Ordusu&#8217;nun başına getirilen Nurettin Paşa Metropolit Hrisantos&#8217;un faaliyetleri ile ilgili olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mondros&#8217;tan sonraki Rum faaliyetlerinin örgütlenmesinde metropolitler, papazlar ve kiliseler önemli roller oynamışlardır. Özellikle, Batı Anadolu ve Pontusçuların faaliyetlerinin yoğunlaştığı Karadeniz bölgesindeki metropolit ve papazlar, bu dönemde aktif bir görev yapmışlardır. Bunların başında da, Trabzon Metropoliti Hrisantos gelmektedir.<br />
<span id="more-213"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Sonradan Pontus çetelerini bastırma görevi ile Merkez Ordusu&#8217;nun başına getirilen Nurettin Paşa Metropolit Hrisantos&#8217;un faaliyetleri ile ilgili olarak şunları yazmaktadır:</p>
<p>&#8220;En önemlisi ise; yurdumuzun içinde kurulmuş ve işleyen bütün bu düşmanca tahrik ve teşkilatı, insanlara dostluk ve barış tavsiye edip, kardeşçe yaşama yolları göstermeleri gereken din adamlarının, yani metropolitlerin, papazların idare etmekte olduklarıdır. Papazların, din kisvesi altında ne kanlı faciaların sebebi ve kışkırtıcısı olduklarını kanıtlayacak yüzlerce, binlerce belge ile elde etmiş bulunuyoruz. Mesela, Trabzon Metropoliti Hrisantos Efendi, Mütareke esnasında Anadolu&#8217;yu dolaşan Amerikan tahkikat heyeti reisi general Harbord ile Paris&#8217;te konuşmasına dair Pontusçulara çekmiş olduğu bir telgrafta, (Paris, 20 Ağustos 1919) Pontusçuların bir harekat için şevkle hazır oldukları teminatından bahsediyordu(1).&#8221;</p>
<p>Metropolit Hrisantos, Pontus propaganda ve çete faaliyetlerini yönetiyordu. 1919 Mart&#8217;ında Paris&#8217;e gönderilen Hrisantos&#8217;a, Paris Barış Konferansı&#8217;nda Pontusluların hakkını savunma yetkisi verilmişti. Bu sebeple &#8220;mağdur Rumlar temsilcisi&#8221; Hrisantos, Pontus hakkında geniş bilgileri içeren bir raporu, 2 Mayıs 1919&#8242;da Paris Barış Konferansı&#8217;na sundu(2).</p>
<p>Hrisantos, 23 Temmuz 1919&#8242;da Londra&#8217;da idi. Buraya gidişinin resmi sebebi, İstanbul Patriği adına Canterbury Başpiskoposunu selamlamaktı. Ancak, Londra&#8217;daki Yunan elçisi kanalıyla hemen gazetecilerle ilişkiye geçti. Yunan elçisinin aracılığı ile 1 Ağustos 1919&#8242;da İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı Ronald Graham&#8217;ı tanıdı ve ondan Trabzon&#8217;a İngiliz askeri gönderilmesini, İngiliz İdaresi altında yerli jandarma birlikleri kurulmasını istedi. Daha önce Albay Katenyotis&#8217;in Trabzon&#8217;a veya Batum&#8217;a İngiliz ve Yunan birliklerinin gönderilmesi ve bunların himayesi altında Pontus devletinin kurulması isteğini İngiltere Hükümeti reddetmişti. Fakat, bu kez Dışişleri Bakan Yardımcısı, Metropolit&#8217;in fikirlerini ilgi ile karşıladı.</p>
<p>Bu sırada Canterbury Başpiskoposu ile de görüşen metropolit, Ayasofya&#8217;nın kaderi konusunda ondan sevindirici bilgiler almıştı(3).</p>
<p>XV. Kolordu Komutanlığı&#8217;nın 12 Kasım 1919 tarihinde Dışişleri Bakanlığı&#8217;na çektiği bir şifrede yazdığına göre; 9 Kasım 1919&#8242;da yanında birisi kadın olmak üzere bazı İngilizlerle Trabzon&#8217;a gelen Metropolit, iskeleye çıkışında hamallar tarafından &#8220;Zito&#8221; diyerek karşılanmıştır.</p>
<p>Yine aynı belgede belirtildiği üzere, bir gün sonra Trabzon Mevki Kumandanlığı&#8217;nı ziyaret eden Hrisantos, aldatmaya yönelik bir davranışla Avrupalılardan şikayet etmiş ve Türklerle birlikte çalışmanın gerekliliğinden söz etmiştir.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı&#8217;ndan XV. Kolordu Kumandanlığı&#8217;na 16 Kasım 1919&#8242;da gönderilen cevabi telgrafta bu durum vurgulanarak, Trabzon Metropoliti&#8217;nin, dışarıdaki Rumların Trabzon&#8217;a göçlerini sağlamak veya vilayet içindeki Rumlar arasında sağlım bir örgüt kurmak için çalıştığı, harekatının uygun bir şekilde izlenmesi gerektiği ifade edilmiştir(4).</p>
<p>Yunan emellerinin başlıca propagandacısı olan Hrisantos, gerçek düşüncelerini her zaman saklamağa çalışmış ve her şeyi gizlice yapmayı prensip haline getirmişti. Batum&#8217;a yaptığı gezi sırasında 18 Aralık 1919&#8242;da burada bir Pontus Hükümeti kurdu(5).</p>
<p>Pontus faaliyetlerinde Hrisantos nasıl çalışmış ise, İzmir&#8217;e Yunanlılar&#8217;ın çıkarılması konusunda da İzmir Metropoliti Hrisostomos aynı gayretleri göstermiştir(6). Bunun faaliyetlerine geçmeden önce, dini liderlerin ne ölçüde bir taassupla hareket ettiklerini göstermesi bakımından İznik Başpiskoposu Vassilios&#8217;un görüşleri ibret vericidir: &#8220;Geride bir tek ferdi kalmamak üzere Türklerin tamamıyla yok olmasını ne kadar isterdim(7)&#8221;.</p>
<p>Patrikhane&#8217;nin kontrolünde olarak, Yunanlıların yakın bir zaman Anadolu&#8217;ya çıkacaklarını anlayan İzmir Metropoliti Hrisostomos, 14 Mayıs 1919&#8242;da kışkırtıcı bir konuşma yapmış, yerli Rumlar ellerinde silahlarla meydanlarda toplanmıştır. Patrikhane&#8217;de planlanan programların Ege bölgesindeki baş elemanı olan Metropolit, Yunan askerlerini Kordonboyu&#8217;nda dualarla karşılamış, gösterişli bir şekilde hazırlanan dini bir törenle silahlarını bir araya toplayıp sevinç dansları yapan birlikleri &#8220;takdis&#8221; etmiştir</p>
<p>Bu arada İşgal Komutanı Zafiriu&#8217;nun bildirisi halka dağıtılırken İzmir Metropoliti Hrisostomos da aynı komutana &#8220;hoş geldin&#8221; dedikten sonra, elindeki Haç&#8217;ı havaya kaldırmış, onu ve onunla birlikte bulunanları takdis etmiş, güzel bir Rum kızının taşıdığı altın bir tepsinin içinden aldığı tuz ve ekmeği komutana sunmuştur. Bu konu, Milletlerarası Tahkik Komisyonu Raporu&#8217;nun 9. maddesinde &#8220;Metropolit&#8217;in yaptırdığı takdis ayini, çok müessif bir tesir yapmıştır&#8221; şeklinde kaydedilmiştir.</p>
<p>Hrisostomos, ayrıca takdisten sonra askerlere şöyle seslenmiştir:</p>
<p>&#8220;Asker evlatlarım, Elen çocukları, bu gün ata topraklarını yeniden fethetmekle İsa&#8217;nın en büyük mucizesini göstermiş oluyorsunuz. Bu uğurda ne kadar Türk kanı döküp içerseniz o kadar sevaba girmiş olacaksınız. Ben de bir bardak Türk kanı içmekle onlara olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım. Haydi buyurunuz, bütün Azizler sizin arkanızda olacak. Atalarınızın toprakları sizleri bekliyor!&#8221;</p>
<p>Metropolit Hrisostomos&#8217;un tahrik ve kışkırtmayla yetinmeyip, işgalde yapılan katliamı bizzat idare ettiği, sağa-sola koşarak &#8220;Türkleri öldürün&#8221; diye bağırdığı, TBMM&#8217;nin 15 Mayıs 1920 tarihindeki toplantısında olaya şahit olan milletvekilleri tarafından ifade edilmiştir.</p>
<p>Hrisostomos&#8217;un bu tahrik ve teşvikleri ile Türk bayraklarının yırtılmasına kadar varan taşkınlıklar yapılmıştır. Ayrıca Yunan Temsilcisi Mavridis&#8217;e Metropolithane&#8217;yi karargah olarak tahsis eden, bir İngiliz savaş gemisinin İzmir&#8217;e gelmesi üzerine kiliseye Yunan bayrağı çeken Hrisostomos, İzmir&#8217;e gelen Yunan Kralına (12 Haziran 1921) Ankara Kalesine Çekilmek üzere Efes&#8217;te yapılan şatafatlı bir törenle &#8220;Bizans İmparatorluğu Bayrağı&#8221;nı teslim etmişti(8).</p>
<p>Bu dönemde faaliyet gösteren sadece bu iki Metropolit değildi. Herkes bir şeyler yapmak çabasındaydı. Edirne Metropoliti Polikaryos, Trakya&#8217;da bulunan bazı papazları da yanına alarak Atina&#8217;ya gitmiş ve orada Edirne&#8217;yi kurtardığından dolayı Venizelos&#8217;a teşekkür etmiş ve uzun ömürler dilemiştir(9).</p>
<p>Kiliselerin faaliyetlerine gelince;</p>
<p>Mondros Mütarekesi&#8217;ni takip eden günlerde gerçekleştirilen düzenleme çalışmaları sırasında Patrik Vekili&#8217;nin teklifi ile kiliseler arasında birlik sağlanması için özel bir komisyon kurulmuştur(10).</p>
<p>Bu dönemde İstanbul&#8217;da yapılan Rum gösterilerinin daha çok kiliseler tarafından yönlendirilip, düzenlendiği ve kiliselerin bu maksatla kullanıldığı görülmektedir.</p>
<p>Patrikhane&#8217;nin 40 kişilik heyeti Paris&#8217;teyken, 16 Mart 1919&#8242;da İstanbul kiliselerinde toplanan Rumlar, ellerinde Yunan bayrakları olduğu halde bir miting yapmışlardır(11).<br />
Bu sırada gerçekleşen en büyük mitinglerden biri 5 Ocak 1919&#8242;da yapıldı: &#8220;Aya Tiriyada Kilisesi&#8221;nde gerçekleştirilen ayin &#8220;Yerleri değiştirilen Rum ve Ermeniler&#8221; içindi(12). Miting sırasındaki ayinde konuşan Çanakkale Metropoliti Türklerin mezaliminden(!) uzun uzadıya söz etmiş ve Rumlarla Ermenilerin Türklere karşı birleşmelerini istemişti(13).</p>
<p>Rumların düzenlediği gösteri ve ayinlere, Fransız, İtalyan ve Yunan general ve subaylarından bazılarının katılması, kiliselerin çalışmalarda ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Aya Tiriyada&#8217;daki ayine Averof zırhlısının komutan ve erlerinden bazıları katılmıştır.</p>
<p>Kiliseler sadece gösteri ve ayin yapmakla yetinmemiş(14), Rum çetelerinin silahlandırılmasında da önemli rol oynamışlardır. Kiliseler, İstanbul&#8217;a getirilen silah, üniforma ve cephanelerin saklanıp depolandığı ve uygun bölgelere gönderildiği merkezler durumuna gelmişti.</p>
<p>Venizelos, hatıralarında bu konuda şunları söylemektedir:</p>
<p>&#8220;Bana verilen ve daha sonra bazı olaylarla doğruluğu ortaya çıkan teminata göre; bilcümle küçük büyük şehirler ve kasabalardaki kiliseler ve Rum okulları tamamen birer silah deposu haline ifrağ edilmişlerdi. Bu netice için, o mahalde yaşayan Rumlar, büyük bir basiret ve cesaret göstermişler, Türklerin mabetlere olan hürmet ve mahalli okullara bahşettikleri haklardan istifade etmişlerdir(15).&#8221;</p>
<p>Sadece İstanbul kiliseleri ve okulları değil, diğer şehirlerdeki Rum kiliseleri ve okulları da birer silah deposu haline getirilmişti. Ayrıca, güya sefalete düşmüş, yiyecek ve giyecek sıkıntısı çekmekte olan Rum halkına yardım iddiasıyla sandıklar içinde eşya getirmekte ve bunları da kiliseler de dağıtmaktaydılar. Osmanlı Hükümeti söz konusu eşyanın aslında askeri elbiseler, her çeşit silah ve çok sayıda cephane olduğunu belirlemiştir(16).&#8221;</p>
<p>Mavri Mira örgütü ve çalışmaları hakkında &#8220;gizli&#8221; kaydıyla Harbiye Nezareti&#8217;nin orduya, ordunun da 11 Ağustos 1919&#8242;da bazı valiliklere gönderdiği bir emirde bu durum şöyle anlatılmaktadır:</p>
<p>&#8220;İstanbul Patrikhanesi&#8217;nde ve Yunan Konsolosluğu&#8217;nda silah ve cephane depo edilmiştir. Umum kiliselerde üniforma vardır. Bu silah ve cephaneyi Kılkış Zırhlısı getirmektedir(17).&#8221;</p>
<p>Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra Patrikhane ve kiliselerin üzerinde en çok çalıştıkları bir diğer konu da, genel olarak İstanbul&#8217;daki bütün camiye dönüştürülmüş kiliselerin ve özellikle Ayasofya&#8217;nın kilise haline getirilmesi olmuştur. Bu konudaki çalışmaların daha 1919 yılının Şubat&#8217;ında başladığı görülmektedir. 1 Şubat tarihinde Patrikhane&#8217;de yapılan bir toplantıda Beyoğlu Edebi Silogosu&#8217;ndan İstanbul&#8217;da camiye dönüştürülmüş kiliselerin kesin bir listesinin istenilmesi kararlaştırılmıştır(18).</p>
<p>Bu durum sadece İstanbul için geçerli değildi. Avrupa&#8217;da Canterbury Başrahibi&#8217;nin başkanlığında kurulan komiteler, tarihi kiliseleri esas şekillerine döndürmekle görevlendirilmişlerdi(19).</p>
<p>Yunanlılar ve Rumlar Ayasofya&#8217;yı sürekli olarak dini ve siyasi bir faktör olarak kullanmışlardır. Prof. Dr. Luvaris bu konuda şunları yazmaktadır:</p>
<p>&#8220;Şimdi Konstantinopol ve bilhassa yeniden canlanan Lagos&#8217;un mabedi Ayasofya Kilisesi bu ümitlerin müşahhas bir sembolü haline geldi&#8230; Ayasofya&#8217;da, düşmanın gelmesiyle yarım kalan mukaddes ayin, büyük kilise duvarları arasında kaybolan Patrik&#8217;in bütün ihtişamıyla tekrar ortaya çıkmasıyla devam edecektir(20).&#8221;</p>
<p>Mütareke&#8217;nin yarattığı uygun ortamı fırsat bilen Rumlar, Ayasofya&#8217;yı tekrar kilise yapmak için harekete geçtiler. Bu konudaki girişimler arasında Bolşeviklerin zulmünden kaçtıklarını iddia eden Rusyalı &#8220;onbinlerce Rum ailesi&#8221;nin İstanbul&#8217;a yerleştirilmesi ve Ayasofya civarındaki Müslümanların evlerinin zengin Rumlar tarafından yüksek fiyat verilmek suretiyle satın alınması işi de vardı. Bu durum karşısında Osmanlı Hükümeti bazı önlemler alma gereği duymuştur. Vükela Meclisi 28 Mayıs 1919 günkü toplantısında &#8220;bu gibi hallerde evlerin satılmamasını, elden çıkarılmak istenilen mülklerin Vakıflar Bakanlığı&#8217;nca karşılıkları ödenerek satın alınması yoluna gidilmesini ve bu konuda Haydarı-zade İbrahim Efendi&#8217;nin başkanlığında bir komisyon kurulması&#8221; kararı alınmıştır(21).</p>
<p>Hükümetin kararına rağmen Patrikhane ve Rumlar, Ayasofya&#8217;yı ele geçirmek kararından hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir. İşi ani bir gece baskınıyla halletmek istiyorlardı. Bu düşünceyle atlas üzerine işlenmiş iki buçuk metre genişliğinde bir Yunan bayrağı, işgal kuvvetlerinin de yardımıyla büyük bir çan hazırlamışlardı. Haber, Rum semtlerinde coşkunluğa, mızıkalarla şenlik yapmaya sebep oluyor, diğer yandan Patrikhane de orada ayin yapmak için hazırlanıyordu(22). Hatta, İzmir&#8217;den gelen Rum Metropoliti Galata&#8217;da bir kilisede etrafına toplananlarla Ayasofya&#8217;ya çekecekleri Yunan bayrağını takdis için merasim yapmıştı(23).</p>
<p>Ayasofya ile ilgili bu Rum çalışmaları, Türkler üzerinde de büyük bir etki yapıyordu. &#8220;Ayasofya&#8217;ya çan takıyorlarmış&#8221; diye bir söylenti çıkması üzerine, büyük bir Müslüman halk kitlesi Ayasofya&#8217;ya koşmuştu. Ancak hala orada Türk askerlerinin nöbet tuttuklarını görmeleri sonucunda rahatlamışlardı(24).</p>
<p>Rumların ve Yunanlıların bu konudaki faaliyetleri oldukça başarılı sayılabilir. Çünkü, gerek İngilizler ve gerek Fransızlar da Ayasofya&#8217;nın tekrar kilise haline getirilmesi fikrini benimsemiş görünmektedirler. Lloyd George, 2 Ocak 1918 tarihli memorandumunda, &#8220;İstanbul, özellikle doğu dünyasının kozmopolit ve milletlerarası bir şehridir Ayasofya (ki dokuz yüz yıl önce bir Hıristiyan kilisesi idi) tabiatıyla eski hüviyetine iade edilecektir(25)&#8221; diyordu.</p>
<p>Lord Granville de İngiliz Başkanı&#8217;ndan farklı düşünmüyor, bu konuda bir anlaşma(!) teklif ediyordu:</p>
<p>&#8220;Şu kadar ki, her bir Rum&#8217;un Ayasofya&#8217;ya karşı duygusu, Müslümanların Mekke&#8217;ye, Yahudi veya Hıristiyanların Kudüs&#8217;e karşı besledikleri duygudan çok daha fazladır. Acaba en sonunda muhtemelen sakınılması mümkün olmayan şeyin yapılması, Ayasofya&#8217;nın şimdiki Türk hükümeti ile anlaşarak şimdiden Hıristiyan kilisesi haline çevrilmesi mümkün değil midir?&#8221;</p>
<p>Müsteşar Berthelot Fransa Hükümeti adına tekemmül ettirilen barış şartları çerçevesinde şu teklifte bulunmuştur:</p>
<p>&#8220;Dini bakımdan bütün camiiler masun kalacak, sadece Ayasofya eski zaman sanat anıtı olarak bunun dışında tutulup, orada muhtelif dini ibadetler müstesna Müslüman ibadetine izin verilmeyecektir(26).&#8221;</p>
<p>Ayasofa&#8217;nın kiliseye dönüştürülmesi meselesi Patrikhane&#8217;nin ve Rumların yaptıkları faaliyetlerden sadece bir tanesidir. Patrikhane ve Kiliseler 1918 ve 1919 yıllarında tam anlamıyla birer ihtilal örgütü olarak çalışmaya ve bütün Rum faaliyetlerini organize etmeye başlamışlardır.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) &#8220;Nurettin Paşa Pontusçuları anlatıyor&#8221;; Yakın Tarihimiz; C. II., s. 225.<br />
2) Tansel, I., s. 95-96.<br />
3) Tansel, I., s. 96-97.<br />
4) HTVD; s. 11 (Mart 1955), Belge: 276.<br />
5) HTVD., 11 (Mart 1955), Belge: 277.<br />
6) Tansel, I., s. 97-98.<br />
7) İngiliz Belgeleri, s. 41.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Şahin, 171-172.<br />
9) M.A. Ayni a.g.e., s. 315.<br />
10) Âti, 20 Ocak 1919, s. 2.<br />
11) İngiliz Belgeleri, s. 49; Bayar. S. 1465.<br />
12) Âti, 6 Ocak 1919, s. 3.<br />
13) Tansel, I., s. 85, not: 3.<br />
14) Tansel, I., aynı yerler.<br />
15) Şahin, s. 166.<br />
16) Şahin, s. 167.<br />
17) Bayar, s. 1455, not: 1.<br />
18) Âti, Şubat 1919, s. 3.<br />
19) Söz, 6 Şubat 1919, M.A. Ayni, a.g.e., s. 312.<br />
20) Şahin, s. 178; Ayasofya&#8217;nın dini ve politik durumu ve yapı olarak özellikleri konusunda bkz: S. Salışık, Tarih Boyunca Türk-Yunan İlişkileri ve Etnik-i Eterya, İst. 1968, s. 289-290.<br />
21) T. Gökbilgin, &#8220;Meclis-i Vükela Mazbatalarına Göre 1919 Senesi&#8217;nde Ecnebi İşgalleri Talepleri Karşısında İstanbul Hükümeti&#8221;, V. TTK Tebliğleri, Ank. 1960, s. 714-715, I., 85-86.<br />
22) Şahin, s. 178.<br />
23) &#8220;Rauf Orbay&#8217;ın Hatıraları&#8221;, Yakın Tarihimiz, C. I., s. 112.<br />
24) Tansel, I., s. 86, not: 8.<br />
25) İngiliz Belgeleri, s. 52.<br />
26) İngiliz Belgeleri, s. 55.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/metropolitler-ve-kiliseler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Patrikhane</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/patrikhane.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/patrikhane.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:35:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fener Rum Patrikhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Patrikhane]]></category>
		<category><![CDATA[Patrikhane Nedir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Azınlıklara gelince, bu konuda değiş-tokuş ileri sürmüştü. Öbür devletlerin temsilcileri de bu konuda bizim fikrimizi izlemişler ve onaylamışlardır. Ama bir fesat ve hıyanet ocağı olan, ülkede ayrılık ve uyuşmazlık tohumları saçan, Hıristiyan hemşehrimizin huzur ve refahı için de uğursuzluk ve felaket simgesi olan Rum Patrikhanesi&#8217;ni artık topraklarımızda barındırmayız. Bu tehlikeli örgütü ülkemizde tutmamız için ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Azınlıklara gelince, bu konuda değiş-tokuş ileri sürmüştü. Öbür devletlerin temsilcileri de bu konuda bizim fikrimizi izlemişler ve onaylamışlardır. Ama bir fesat ve hıyanet ocağı olan, ülkede ayrılık ve uyuşmazlık tohumları saçan, Hıristiyan hemşehrimizin huzur ve refahı için de uğursuzluk ve felaket simgesi olan Rum Patrikhanesi&#8217;ni artık topraklarımızda barındırmayız. Bu tehlikeli örgütü ülkemizde tutmamız için ne gibi vesile ve nedenler ileri sürülebilir? Türkiye&#8217;nin Rum Patrikhanesi için topraklarında bir sığınak göstermeye ne zorunluluğu vardır? Bu fesat yuvasının gerçek yeri Yunanistan değil midir?&#8221;<br />
M. K. ATATÜRK(*)<br />
<span id="more-211"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra özel olarak İstanbul, genel olarak Türkiye&#8217;deki Rum-Yunan faaliyetleri İstanbul&#8217;daki Fener Rum Patrikhanesi&#8217;nden yönetilmiştir. Patrikhane, başta siyasi faaliyetler olmak üzere, terör örgütlerinin teşkilatlandırılması, çetelerin desteklenmesi, gösterilerin düzenlenmesi, kültürel çalışmaların yürütülmesi, propagandanın yaygınlaştırılması gibi işleri yapan bir kuruluş durumundaydı.</p>
<p>Hatıralarında Patrikhane&#8217;den &#8220;fesat ve nifak yuvası&#8221; olarak bahseden Rauf Orbay(1) Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonraki uygun ortamdan yararlanan azınlıkların Patrikhane etrafında kurdukları teşkilatlarla Osmanlı Hükümeti&#8217;ne karşı vaziyet alacak kadar ileri gittiklerini ifade etmektedir(2).</p>
<p>1918&#8242;li yıllarda Patrikhane&#8217;nin böyle bir merkez durumuna gelmesinde, burasının Yunanistan&#8217;ın Türkiye üzerindeki emellerinin gerçekleştirilmesi yolunda çok uygun bir kuruluş olması başlıca rolü oynamıştır. Çünkü, Rum Ortodoks Kilisesi, Yunan tarihinde önemli bir fonksiyona sahipti.</p>
<p>İstiklalini kazanan ve bir hayli de genişleyen Yunanistan, hedefine ulaşabilmek için doğudaki büyük Türk potansiyelini yalnız Yunan Kilisesi ile etki altına almayacağını biliyordu. O nedenle, Yunan tarihinde önemli bir fonksiyonu bulunan Rum Ortodoks Kilisesi&#8217;ni Türkler&#8217;e karşı tahrik ve baltalama aracı olarak kullanma kararı almıştır. 1908&#8242;de II. Meşrutiyetin ilanı üzerine faaliyetlerini artıran Patrikhane, Venizelos&#8217;un siyasi programının birinci maddesi olmuştur.</p>
<p>Bizans&#8217;ı ihya etmek, bu hülyayı milli bir siyaset haline getirmek için Fener Patrikhanesi&#8217;nin faaliyet ve tahriklerine ihtiyaç vardı. Patrikhane&#8217;nin daha önceki büyük hizmetleri bilinmekteydi. Venizelos bu konudaki düşüncelerini; &#8220;Patrikhane, Yunanistan&#8217;ın emrine girmelidir; bu suretle birleşmiş bir Patrikhane&#8217;nin ilerideki milli davalarda rolü pek büyük olacaktır&#8221; şeklinde ifade etmiştir.</p>
<p>Girit&#8217;teki başarılarından cesaret alan Venizelos, Yunan Başbakanlığı&#8217;na geçmek üzere Girit&#8217;ten ayrıldığı tarihte papaz kıyafetiyle gizlice İstanbul&#8217;a gelmiştir. Bir hafta süreyle İstanbul&#8217;da kalan Venizelos, Başbakanlığı döneminde uygulayacağı programa uygun bazı emirler vermiştir. Bu tarihten sonra Patrikhane, Venizelos&#8217;un ve Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;deki uygulama aracı haline gelmiştir. Toprak isteklerinin diğer Hıristiyan ülkelerce desteklenmesi için dini her zaman politik bir silah olarak kullanan Yunanistan, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;nin desteğini de kazanmıştı(3).</p>
<p>Patrikhane&#8217;nin Yunanistan emellerine hizmet eden bir kuruluş durumuna gelmesi, daha 1910 yıllarında gerçekleşmiş bulunuyordu(4). Yunan Millet Meclisi&#8217;nde 5 Mart 1921&#8242;de yapılan bir tartışmada Dışişleri Bakanı Baltacis&#8217;in sözlerinden Patrikhane&#8217;nin Yunanistan&#8217;a nasıl hizmet ettiği çok iyi anlaşılmaktadır. Baltacis, Patrikhane&#8217;ye hücumlarda bulunan Milletvekili Kampanis&#8217;e şu cevabı vermiştir:</p>
<p>&#8220;Yunan milleti bugün Fener Patrikhanesi&#8217;ne şükran borçludur. Onun geçmişteki mücadeleleri, Yunan milletini bu fütuhata nail ettirdi. Sözlerinizi geri alınız(5)!&#8221;</p>
<p>Patrikhane, Mondros Mütarekesini takip eden günlerde artık &#8220;Sen Sinod&#8221; Meclisi Mukaddes Nizamnamesi&#8217;ni ikinci plana bırakarak doğrudan doğruya Yunan Başbakanı Venizelos&#8217;un temsilcisi sıfatıyla siyaset sahasına atılmıştı. Fakat Venizelos, Patrikhane&#8217;yi bu hali ile Anadolu&#8217;da başarmak istediği büyük işler için yeterli görmüyordu. O nedenle Patrikhane&#8217;nin yeniden düzenlenerek aktif bir duruma gelmesi sağlandı.</p>
<p>Siyasi Temsilci Kanelopulos, Patrikhane ile diğer Rum kuruluşlarını kısa bir süre içinde birleştirmeyi başardı. Kanelopulos, Venizelos&#8217;tan aldığı emre göre; Patrikhane&#8217;yi hazır duruma getirdi, basın organlarını idare etti ve örgütleri faal bir duruma getirdi(6).</p>
<p>Patrikhane&#8217;deki çalışmalar için hiç bir yardımdan kaçınmayan Venizelos, Yunan İstihbarat Servisi ödeneğinden bir kaç milyon Drahmi ile Amerika&#8217;da oturan İstanbullu Niçepulos&#8217;un bağışladığı 4 milyon Drahmi&#8217;yi ve Yunanistan İçişleri Bakanlığı&#8217;nın Anadolu ve Rumeli göçmenlerinin yerleştirilmesi için ayırdığı 500 bin Drahmiyi Partikhane&#8217;nin emrine verdi(7).</p>
<p>Parasal alt yapı oluşturulduktan sonra Patrikhane&#8217;nin yönetim bakımdan düzenlenmesi gerçekleştirildi. Bu amaçla, ilk iş olarak Karamanlı olan Patrik uzaklaştırıldı ve yerine 1919 Kasım&#8217;ında Doroteos getirildi. Böylece Patrikhane, Osmanlı Hükümeti&#8217;nden bağlantısını kesmeye başladı(8).</p>
<p>Ocak 1919&#8242;da İstanbul ve çevresindeki kiliselere bir emir gönderen Patrikhane, Osmanlı devletinin kanunlarına göre yapılan &#8220;İhtiyar Heyeti&#8221; seçimi yöntemini kaldırarak, Rumların kendi cemaatlarına özel olarak &#8220;muhtar&#8221; ve &#8220;ihtiyar&#8221; meclisi seçimleri yöntemini getirmiştir(9).</p>
<p>Ayrıca, Patrikhane&#8217;nin cismani ve ruhani kadrosunun da takviye edilmesi gerekiyordu. Bu amaçla, Drama, Amasya, Ankara, İnoz (Enez), Vize, Çanakkale, Trabzon ve Kayseri Meropolitleri İstanbul&#8217;a getirilerek Ruhani Meclis&#8217;e geçici üye sıfatıyla kaydedildi. Patrikhane bu uygulamasında Osmanlı Hükümeti&#8217;ne karşı hiçbir bağlılık kaydı göstermeyerek bağımsız hareket ediyor; bazı konularda Venizelos&#8217;un fikir ve emirlerini almakla yetiniyordu. Buna bir örnek olmak üzere, 1918 sonları ile 1919 başlarındaki &#8220;Patrik Seçimi&#8221; ile ilgili gelişmeleri hatırlatmak yararlı olacaktır.</p>
<p>Bu dönemde Osmanlı Hükümeti Adliye ve Mezhepler Bakanlığı&#8217;nın tüm uyarılarına rağmen Patrik seçiminin bir türlü yapılmadığı ve bu seçime Yunanistan&#8217;la Osmanlı toprakları dışındaki bazı metropolitlerin de katılması için uğraşıldığı görülmektedir. Hükümetin uyarılarına karşılık Patrikhane, Aralık 1918&#8242; de konunun Wilson Prensipleri&#8217;ne bağlı olduğunu ve bu nedenle de Patrik seçiminin bir süre ertelendiğini bildirerek cevap vermiştir(10).</p>
<p>Rum Patrikhanesi Nizamnamesi&#8217;ne göre eski patriğin ölümü ve Patrik vekilinin tayininden kırk gün sonra yeni Patriğin seçilmesi gerekirken(11), Rum Patrikhanesi buna yanaşmamaktadır. Hükümet, 12 Aralık 1918&#8242;de Patrikhane&#8217;ye bir yazı daha göndererek yeni Patriğin niçin seçilmediğini tekrar sormuş(12). Patrikhane, buna &#8220;milletin geçirmekte olduğu olağanüstü durum dolayısıyla patrik seçiminin ertelenmesinin zorunlu olduğu&#8221; cevabını vermiştir(13).</p>
<p>Yürürlükteki kanun ve düzenlemelere uymayan Patrikhane, sudan bahanelerle Patrik seçimini geciktiriyor ve Osmanlı Hükümetine karşı herhangi bir sorumluluk duymuyordu. Dini kisvesinden sıyrılan Patrikhane, Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;deki bir otoritesi haline gelmiş bulunuyordu.</p>
<p>Yunan Ordusunun Edirne&#8217;yi alıp, Çatalca&#8217;ya doğru ilerlemesi üzerine Rum Patrikhanesi, o bölgede bulunan Rum Metropolit ve papazlarına Yunan askerleri geldikçe karargahlarına gidip kendilerini takdis etmelerini emretmişti. Edirne Metropoliti Polikaryos, Trakya&#8217;da bulunan pek çok papazı da yanına alarak Atina&#8217;ya kadar gitmiş ve orada Edirne&#8217;yi kurtardığından dolayı Venizelos&#8217;a teşekkür etmiş ve ona uzun ömürler dilemiştir(14).</p>
<p>Doktor, öğretmen, eczacı, müfettiş, yazar, tercüman, mühendis gibi aydınlardan oluşan büyük bir kuruluşla faaliyet gösteren ve bini aşkın merkez hizmetlisi olan Patrikhane, 1919 yılı ortalarına gelindiğinde bağımsızlığını ilan etmişti. Temmuz 1919&#8242;da kapısının üzerine çifte kartallı &#8220;Bizans Bayrağı&#8221;nı asan Patrikhane, bütün işlerini, birinci derecede İstanbul Yunan Siyasi Temsilciliği, ikinci derecede ise müttefik temsilcileri ile görmeye başlamıştı(15).</p>
<p>Patrikhane&#8217;nin bu dönemde gösterdiği her türlü faaliyette başlıca rolü, Patrik V. Germanos&#8217;un yerine &#8220;Locum Tenens(Patrik Vekili)&#8221; olarak tayin edilen Bursa Metropoliti Doroteos Mamelis oynuyordu.</p>
<p>Doroteos&#8217;un Patrik Vekilliğine seçilmesi İngiltere tarafından da desteklenmişti. Lord Granville onun hakkında 23 Kasım 1918&#8242;de Balfour&#8217;a gönderdiği raporda; &#8220;Bursa Metropoliti Locum Tenens Doroteos, gözüpek, azimli ve zeki bir papazdır. Patrikhane&#8217;nin imtiyazlarının Jön Türkler tarafından feshedilmesini her şeyden önce Bab-ı Ali nezdinde protesto etmiş, Bab-ı Ali ile Patrikhane arasında imza edilmiş olan 1897 anlaşması ile kurulan hukuki durumun iadesi için de ısrarda bulunmuştur&#8221; demektedir. Lord Granville, aynı raporunda; Doroteos&#8217;un &#8220;daha sonra da Türkiye Ortodoks Rumları&#8217;nın dava ve haklarının tanınmasını Patrikhane adına savunma göreviyle Avrupa&#8217;ya gitmek üzere başpapazlarla papazlardan kurulu muhtelif murahhaslar heyeti tayin ettiğini&#8221; eklemektedir(16).</p>
<p>Rum çetelerinin faaliyetlerinde önemli paya sahip olan Doroteos&#8217;un asıl önemi, politik alanda oynadığı roldü. Çünkü O, 9 Mart 1919 da &#8220;Patrikhane ile Osmanlı Hükümeti arasındaki münasebetleri kesen ve Rumları tebaa görevlerinden affeden&#8221; bildiriyi yayınlayan kişiydi.</p>
<p>Doroteos aynı zamanda, Ermeni Patriği ile birlikte, Türkiye&#8217;deki asayişsizlikten, Türklerin &#8220;milli savunma bahanesiyle Hıristiyanlara saldıracaklarından, Anadolu&#8217;da teşkilatlanmakta olan millicileri hükümetin desteklediğinden&#8221; bahseden bir dilekçeyi 3 Temmuz 1919&#8242;da İngiliz Yüksek Komiserliği&#8217;ne vererek önlem alınmasını istemişti(17).</p>
<p>Mavri Mira Örgütünün başkanlığını yapan Ermeni Patriği Zaven Efendi ile birlikte 17 Ekim 1919&#8242;da bütün Türkiye&#8217;nin işgal edilmesini isteyen, 14 Şubat 1920 günü &#8220;Lloyd George&#8217;a İstanbul için Yunan mandasını teklif eden de Doroteos Mamelis&#8217;ti(18).</p>
<p>Bir ara Rumların çıkarlarını savunmak için Paris&#8217;e giden Patrik Vekili Doroteos, oradan dönüşünde Atina&#8217;ya uğramış ve Pire&#8217;den İstanbul&#8217;a Yunan kruvazörleri ile gelmişti(19).</p>
<p>Doroteos&#8217;un Paris&#8217;ten dönerken Atina&#8217;da kendisini karşılayanlara yaptığı konuşma, hem kendi zihniyetini, hem de Patrikhane&#8217;nin gerçek durumunu aydınlatması bakımından önemlidir. Patrik Vekili, bu konuşmasında şunları söylemiştir:</p>
<p>&#8220;Patrikhane yalnız emellerini korumakla yetinmedi, fakat milletle birleşerek bu hedefe varılması için el altından tahrik etti ve her zaman Türk&#8217;ten ilk darbeyi o yedi. Kuduran Türkler ilk darbelerini hep Patrikhane&#8217;ye indirdiler. Rum Milletinin bağırsaklarını söktüler. Cellatların darbeleri altında can vermiş din adamlarımızı şehit olarak gösteriyorum. Fakat, şimdi muzaffer İtilaf orduları ile Yunanlılar bu eski dünyayı yıkıyorlar(20).&#8221;</p>
<p>Doroteos zamanında propagandaya da önem veren Patrikhane, Yunanca ve Fransızca olarak yayınlanan &#8220;Kara Kitap&#8221;ta Türkler&#8217;in zalim(!) idarelerine dair belgeler yayınlamıştır. Türkiye&#8217;deki Rum okullarında Türkçe&#8217;nin yasaklanması da onun zamanında gerçekleşmiştir.</p>
<p>Paris Barış Konferansı&#8217;na sunulmak üzere hazırlanan ve 500 yıldan beri esir bulunan Türkiye Rumları&#8217;na bağımsızlık verilmesini öngören kararlar da Doroteos&#8217;un zamanında alınmıştır(21). Bütün bunlar, onun propagandaya ne kadar önem verdiğini göstermektedir.</p>
<p>Patrikhane Anadolu&#8217;dan &#8220;baba mirası&#8221; diye bahsetmeye başlamıştı. Patrikhane&#8217;nin haftalık resmi dergisi Eklisiyastiki Alitya&#8217;da 2 Kasım 1918&#8242;de yayınlanan bir yazıda şöyle denilmektedir:</p>
<p>&#8220;Rum milletinin, eşitlik vaatleri ile avutulduğu günler geçti. Artık, Patrikhane imtiyazlarının devamına ait vaatlerle ilgilenecek kimse kalmadı. Bu nazariyeler devresi kapanmıştır. Büyük hastalıklara tesirli ilaçlar lazımdır. Bu devlet (Osmanlı İmparatorluğu) yıkılıyor, adi ve köhne vaatler tutmayacaktır. Milletimiz birçok yerlerde azınlık halinde bulunsa bile baba mirası üzerindeki sosyal ve tarihe haklarını kaybedemez. Biz dedelerimizin topraklarında ev sahibi olarak kalıyoruz ve kalacağız(22).&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;deki bütün Rum faaliyetlerinin merkezi olarak çalışan Patrikhane&#8217;nin yaptığı önemli işlerden birisi de, &#8220;İtilaf filolarının İstanbul limanına gelişini kutlamak için Rum okulları müdürlerine okullarını üç gün tatil etmelerini emretmesi(23)&#8221; olmuştur.</p>
<p>Doroteos&#8217;un Patrik Vekilliği zamanında gerçekleştirdiği en önemli faaliyetlerden biri de, Rum okullarında devletin resmi dili olan Türkçe&#8217;nin okutulmasını yasaklamasıdır(24). Mütareke&#8217;den yaklaşık üç ay kadar sonra ruhani ve cismani meclislere aldırılan bu kararla Patrikhane, önce Rum okullarındaki Türkçe levhaları kaldırtmış(25), sonra da o zamana kadar yapılan çalışmaların doğal bir sonucu olarak, okullarda Türkçe eğitim yasaklanmıştır.</p>
<p>Fener Rum Patrikhanesi artık kendisini bağımsız saymakta, tamamen Türklük aleyhine çalışmakta ve Yunanistan&#8217;ın çıkarlarına hizmet etmektedir. Nitekim, 9 Mart 1919&#8242;te resmi bir bildiri yayınlayan Patrik Vekili Doroteos, &#8220;Patrikhane&#8217;nin Osmanlı Hükümeti ile ilişkisini kesmiş ve Rumları tebaa görevlerinden affetmiş&#8221;tir(26).</p>
<p>Bu arada Patrikhane, İstanbul&#8217;da tutuklu olan Rumların serbest bırakılması için girişimlerde bulunuyordu. Buna uygun olarak İstanbul&#8217;daki papazlara bir emir gönderilerek, kendi bölgelerinde meydana gelen &#8220;cinayetleri&#8221; bir deftere yazmaları istenmiş(27), bunun hemen ardından da hapiste tutuklu bulunan bazı Rumlar&#8217;ın serbest bırakılmaları için hükümete başvurulmuştur(28).</p>
<p>Hükümet bu istekleri kabul etmeyince, Patrikhane&#8217;nin İngiliz Komiserliği&#8217;ne müracaat ettiği anlaşılmaktadır. Bir gün İstanbul hapishanelerini teftişe çıkan İngiliz genel karargahının en güçlü şahıslarından birisi olan Kolenel (Albay) Heatchate Smythe, o gün azınlıklardan olan bütün mahpusları serbest bıraktırmıştır. Bunların arasında kendi ailesinden iki kişiyi öldüren bir Ermeni olduğu gibi, Tokatlıyan&#8217;ın önünde Hayri Paşanın oğlunu tabancayla sinsice vuran bir Rum da bulunmaktadır(29).</p>
<p>Alb. Smythe&#8217;in bu serbest bırakma olayını ve zaman gerçekleştirdiği H. Edip Adıvar&#8217;ın hatıralarından tam olarak belirlenemiyorsa da, bu olayın, Patrikhane&#8217;nin bu konudaki istekleriyle aynı döneme rastladığı sanılmaktadır.</p>
<p>Patrikhane&#8217;nin Rum tutuklularının serbest bırakılması için uğraşması, çete faaliyetleri ile de yakından ilgilidir. Çünkü bu insanlar, serbest bırakıldıktan sonra çeşitli bölgelerdeki Rum çeteleri ile Anadolu&#8217;yu işgale başlayan Yunan ordusuna alınıyorlardı.</p>
<p>Patrik Vekili Doroteos, İzmir&#8217;in işgali üzerine &#8220;Yunan ordularının Hıristiyanlık adına mukaddes cihad yaptıkları ve Türkiye&#8217;deki Rumların Yunan ordusuna katılması için&#8221; resmi bildiri yayınlamıştır. 1 Eylül l919&#8242;da yayınladığı bir başka bildiride de Yunan ordusunun Türklere karşı başarılarını överek, yerli Rumların Yunan ordusuna katılmaları emrini tekrarlamıştır. Patrikhane&#8217;nin emriyle sadece İzmir ve çevresinden değil, İstanbul Rumlarından birçoğu da İzmir&#8217;e giderek gönüllü olarak Yunan ordusuna yazılmışlardır(30).</p>
<p>İstanbul&#8217;da çeşitli bahanelerle pek çok Rum gösterisi yapılmıştır. Bölge kaymakamı her ne kadar taşkınlıkların ayak takımı Rumlar tarafından yapıldığını söylese de (31), gösterilerde Patrikhane büyük rol oynamıştır.</p>
<p>Patrikhane pek çok siyasi organizasyonlarda da bulunmuştur. Bu bakımdan dikkat çeken en önemli faaliyet, özellikle 1919 yılı ortalarından itibaren Osmanlı Hükümeti ile ilişkisini kesen Patrikhane&#8217;nin gerçekleştirmek istediği işlerde İstanbul&#8217;daki İtilaf Devletleri ve Yunan Temsilcilikleri&#8217;ne başvurmasıdır(32).</p>
<p>Patrikhane ile İtilaf Devletlerinin Temsilcilikleri arasındaki ziyaretler, ilişkileri iyice geliştirmiştir. 27 Aralık 1919&#8242;da Fransız temsilcisi Amiral Amet, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;ne gelerek, Patrik Vekili&#8217;ne &#8220;iade-i ziyaret&#8221; yapmış ve Patrikhane&#8217;nin çeşitli dairelerini gezmiştir(33).</p>
<p>Bu dönemde Patrikhane&#8217;nin yaptığı en önemli siyasi faaliyet, çeşitli heyetler kurarak Paris Barış Konferansı&#8217;nda Anadolu&#8217;nun Yunanlılar&#8217;a verilmesi için girişimlerde bulunan Venizelos&#8217;u desteklemek olmuştur. Patrik Vekili Doroteos zamanında, &#8220;Rum Milletvekilleri&#8221; adı verilen 40 kişilik bir heyet 1919 Ekim&#8217;inde Fransa (Paris), İngiltere, İsviçre ve Yunanistan&#8217;a gitmiş, buralarda İstanbul&#8217;un Rumlara katılmasını istemişlerdir(34). Heyetin faaliyetlerinin verimli olduğu, Venizelos&#8217;un Patrikhane&#8217;ye bir müjde telgrafı çekmesinden(35) anlaşılmaktadır.</p>
<p>Paris Barış Konferansı&#8217;nda &#8220;Onlar Heyeti&#8221;nin 30 Mart 1919 da İzmir&#8217;i Yunanistan&#8217;a verme kararı almasında de Patrikhane&#8217;nin bu tür çalışmalarının rolü vardır. Bu kararın alınmasında, üç büyüklerin (Wilson, Lloyd George ve Celemenceau) 6 Mayıs kararında da olduğu gibi Rum Patrikhanesi&#8217;nin tahrif edilmiş nüfus istatistikleri etkili olmuştur(36).</p>
<p>Her türlü fırsatı değerlendiren Patrikhane, ileriye dönük yatırımlar yapmıştır. ABD Başkanı Wilson&#8217;un Avrupa&#8217;ya gelmesi üzerine Aralık 1918&#8242;de bir telgraf çeken Patrikhane, ona &#8220;karşılama iltifatı&#8221;nda bulunmuştur(37).</p>
<p>Mütareke&#8217;den sonraki günlerde, Patrikhane&#8217;nin önemli siyasi çalışmalarından birisi de, diğer azınlıklarla işbirliğinin kurulmasına çalışmak olmuştur. Rum Patrikhanesi, bu ilişkileri sağlamak için yaptığı Türk aleyhtarı toplantılara Ermenileri ve Ermeni Patriği Zaven Efendi&#8217;yi de sık sık çağırmıştır(38).</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
* Lozan Konferansı&#8217;nın ilk dönem görüşmelerinin yapıldığı sırada 25 Aralık 1922&#8242;de Le Journal Gazetesi Muhabiri Paul Herriot&#8217;ya Çankaya&#8217;da verdiği demeç, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri C: III., (1918-1937), İst., s. 57.<br />
1) &#8220;Rauf Orbay&#8217;ın Hatıraları&#8221;, Yakın Tarihimiz, C. I, s. 113; Behçet Kami de bu konuda şunları söylüyor; &#8220;Fakat, mademki İstanbul&#8217;da bir Patrikhane vardır ve Patrik Rumların başı idi, fesada nihayet gelmeyecekti&#8230;&#8221; Tarihimizde Rumlar, Patrikhane, Yunancılık, İst. 1341, s. 18.<br />
2) &#8220;Rauf Orbay&#8217;ın Hatıraları&#8221;, a.g.e., s. 84.<br />
3) Şahin, s. 162.<br />
4) Pontus Meselesi, s. 30.<br />
5) Şahin, s. 174.<br />
6) Pontus Meselesi, s. 32; Bayar; 1454-1455.<br />
7) Pontus Meselesi, s. 31.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Şahin, s. 163.<br />
9) Âti, 12 Ocak 1919, s. 3<br />
10) Âti, 10 Aralık 1918.<br />
11) Âti, 23 Aralık 1919.<br />
12) Âti, 27 Aralık 1918, s. 3.<br />
13) Âti, 3 Ocak 1919.<br />
14) Şahin, s. 177.<br />
15) Pontus Meselesi, s. 31-32; Şahin, s. 163-164.<br />
16) İngiliz Belgeleri, s. 5.<br />
17) Tansel I., s. 88.<br />
18) Tansel I., s. 89.<br />
19) Şahin, s. 165.<br />
20) Tansel I., s. 85, Not: 23.<br />
21) Tansel I., s. 88.<br />
22) Sabah, 16 Kasım 1918; M.A. Ayni, Milliyetçilik, a.g.e., s. 311.<br />
23) Evkât, 23 Ocak 1919; M.A. Ayni, a.g.e., s. 310-311.<br />
24) Âti, 1 Şubat 1919, s. 3.<br />
25) Bu konuda da değerlendirme için bkz. Ati, 4 Şubat 1919, s. 4, &#8220;Rum Mekteplerinde Türkçe Tedrisat&#8221; başlıklı yazı.<br />
26) İngiliz Belgeleri, s. 51. Bu Patrik Vekili Doroteos, Londra&#8217;da vefat etmiş, cesedi Britanya &#8220;Centaur&#8221; harp gemisi ile getirilerek 11 Nisan 1921&#8242;de İstanbul&#8217;da gömülmüştür. Bkz. İngiliz Belgeleri, s. 52.<br />
27) Âti, 10 Aralık 1918; Ati Gazetesi bu tamimi &#8220;şaşılacak&#8221;, &#8220;garip&#8221; bir tamim olarak görmektedir; &#8220;biz bu tamimi şayân-ı sitiğrâb görürüz.&#8221;<br />
28) Âti, 12 Aralık 1918.<br />
29) H.E. Adıvar; Türk&#8217;ün Ateşle İmtihanı, 6. bsk., İst., 1982, s. 16.<br />
30) Şahin, s. 172.<br />
31) Tansel I., s. 86.<br />
32) Âti, 4 Ocak 1919, s. 3.<br />
33) Âti, 29 Aralık 1918, s. 3.<br />
34) HTVD., s. 11 (Mart 1955), Belge: 256.<br />
35) Şahin, s. 169.<br />
36) İngiliz Belgeleri, s. 50.<br />
37) Âti, 19 Aralık 1918, s. 2.<br />
38) Tansel I., s. 100. Bu dönemdeki Rum-Yunan-Ermeni işbirliği aşağıda ele alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/patrikhane.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

