<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Yunan &#187; Yunanistan&#8217;ın Bağımsızlığı</title>
	<atom:link href="http://www.turk-yunan.gen.tr/turkce/sorunun-ortaya-cikisi/yunanistanin-bagimsizligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turk-yunan.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Dec 2011 10:52:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Edirne Anlaşması (14 Eylül 1829)</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/edirne-anlasmasi-14-eylul-1829.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/edirne-anlasmasi-14-eylul-1829.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:07:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan'ın Bağımsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne Anlaşması (14 Eylül 1829)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[Küçük Kaynarca Antlaşması&#8217;ndan sonra imzalanmış şartları en ağır antlaşmalardan biri olan &#8220;Edirne Antlaşması&#8221; ile Osmanlı Devleti, Yunanistan Devleti&#8217;nin kurulmasını kabul ediyordu. Edirne Antlaşması&#8217;nın 10. maddesine göre Osmanlı Devleti; Rusya, İngiltere ve Fransa&#8217;nın Londra&#8217;da 6 Temmuz 1827&#8242;de ve buna dayalı olarak yine Londra&#8217;da 22 Mart 1829&#8242;da aralarında yaptıkları, Yunanistan Devleti&#8217;nin kurulmasını ve bağımsızlığını öngören anlaşma ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük Kaynarca Antlaşması&#8217;ndan sonra imzalanmış şartları en ağır antlaşmalardan biri olan &#8220;Edirne Antlaşması&#8221; ile Osmanlı Devleti, Yunanistan Devleti&#8217;nin kurulmasını kabul ediyordu. Edirne Antlaşması&#8217;nın 10. maddesine göre Osmanlı Devleti; Rusya, İngiltere ve Fransa&#8217;nın Londra&#8217;da 6 Temmuz 1827&#8242;de ve buna dayalı olarak yine Londra&#8217;da 22 Mart 1829&#8242;da aralarında yaptıkları, Yunanistan Devleti&#8217;nin kurulmasını ve bağımsızlığını öngören anlaşma ve protokolü kabul edecekti.<br />
<span id="more-162"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Edirne Antlaşması&#8217;ndan beş ay sonra, 3 Şubat 1830 tarihinde İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan yeni bir &#8220;Londra Protokolü&#8221; ile bağımsız Yunanistan Devleti&#8217;nin kurulduğu ilan edildi. Osmanlı Devleti de 24 Nisan 1830&#8242;da Yunanistan&#8217;ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı.</p>
<p>Yunanlıların hâmisi olan İngiltere, Fransa ve Rusya Mayıs 1832&#8242;de Yunanistan&#8217;a son şeklini veren bir anlaşma yaptılar. Bununla, Yunanistan&#8217;ın kuzey sınırı olarak &#8220;Arta-Volo hattı&#8221; kabul edildi. Böylece, Yunanistan&#8217;a Attik ve Mora yarımadaları bırakılmış oldu. Ayrıca bu yarımadaların çevresindeki tüm adalar ile kuzey Sporadlar, Ege&#8217;nin ikinci büyük adası Eğribos dahil olmak üzere yüzlerce ada Yunanistan&#8217;a bağlandı. Kurulan Yunan Krallığı&#8217;na da Bavyera Kralı Louis&#8217;in oğlu Otto seçildi.</p>
<p>Bu arada üç büyük devlet, Yunanistan adına Osmanlı Devleti ile İstanbul&#8217;da son antlaşmaları doğrultusunda görüşmelere başladılar ve 21 Temmuz 1832&#8242;de taraflar arasında bir protokol imzalandı. İstanbul Hükûmeti yeni Yunan sınırını ve statüsünü kabul etti. Yeni Yunan Devleti de topraklarındaki Türk mallarının bedeli olarak, Osmanlı Devleti&#8217;ne belli bir tazminat ödemeyi yüklendi(1).</p>
<p>KAYNAK<br />
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.</p>
<p>DİPNOT<br />
1) Uçarol, a.g.e., s.113-115.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/edirne-anlasmasi-14-eylul-1829.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dış Müdahaleler</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/dis-mudahaleler.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/dis-mudahaleler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:07:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan'ın Bağımsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Müdahaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/dis-mudahaleler.html</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Avrupa devletleri, Kutsal ve Dörtlü ittifakların getirdiği genel prensipler çerçevesinde, Yunan isyanının başından itibaren tarafsız bir politika izlemişler, konuyu Osmanlı Devleti&#8217;nin bir iç meselesi olarak kabul etmişlerdi. Fakat, Çar I. Aleksandr&#8217;ın ölümü (Aralık 1825) ile Rusya&#8217;nın başına geçen I. Nikola&#8217;nın şiddetli bir Türk düşmanı olup Yunan asilerine aşırı sempati duyması ve Doğu Akdeniz&#8217;i Mehmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Avrupa devletleri, Kutsal ve Dörtlü ittifakların getirdiği genel prensipler çerçevesinde, Yunan isyanının başından itibaren tarafsız bir politika izlemişler, konuyu Osmanlı Devleti&#8217;nin bir iç meselesi olarak kabul etmişlerdi. Fakat, Çar I. Aleksandr&#8217;ın ölümü (Aralık 1825) ile Rusya&#8217;nın başına geçen I. Nikola&#8217;nın şiddetli bir Türk düşmanı olup Yunan asilerine aşırı sempati duyması ve Doğu Akdeniz&#8217;i Mehmet Ali Paşa gibi güçlü bir komutan ve idarecinin denetimine bırakmayı ülkesinin çıkarlarına aykırı bulması, Rusların Yunan meselesini devletler arası bir problem haline getirmesine neden olmuştur(1).<br />
<span id="more-161"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Yunan meselesini Rusya&#8217;nın yararına çözümlemek için harekete geçen Çar I. Nikola, ilk olarak Prut boylarındaki sınıra asker yığmaya başladı(2). Arkasından da 17 Mart 1826&#8242;da Babıâli&#8217;ye verdiği bir ültimatomla Bükreş Antlaşması&#8217;nın (1812) uygulama şeklini gözden geçirmek istediğini bildirdi. Osmanlı yönetimi, bu durum karşısında, Rum isyânının Rusya tarafından genişletilmesinden çekinerek görüşmeyi kabul etti. Ruslarla yapılan temaslar Akkerman Mukavelesi (7 Aralık 1826) ile sonuçlandı. Bu belgede Yunan meselesinden hiç söz edilmemekteydi, fakat Rusya bu mukavele ile Balkanlar&#8217;da bazı avantajlar temin etmiştir.</p>
<p>I. Nikola, Osmanlılar ile Akkerman Mukavelesi görüşmelerini yaparken bir yandan da İngilizler ile Yunan meselesi hakkında görüşmelere başlamıştı. Nitekim, İngilizler, Doğu Akdeniz&#8217;de muhtemel bir Rus nüfûzunun ortaya çıkabileceği düşüncesiyle harekete geçmiş ve Rusların Yunanlılar lehinde alınmasını teklif ettikleri önlemler hususunda görüşmeyi kabul etmişlerdi(3). Görüşmeler sonucunda, daha Akkerman Sözleşmesi yapılmadan, 4 Nisan 1826&#8242;da &#8220;Petersburg Protokolü&#8221; imzalandı. Buna göre:</p>
<p>&#8220;Yunanlılar, Osmanlı Devleti&#8217;ne vergi ile bağlı özerk bir devlet haline getirilecek ve bütün Türkler Yunanistan&#8217;dan çıkartılacak; İngiltere ile Rusya her türlü çıkar hesaplarından uzak olarak, bu öneriyi Osmanlı Hükûmeti&#8217;ne kabul ettireceklerdi&#8221;(4).</p>
<p>Petersburg Protokolü, Yunanistan Devleti&#8217;nin kurulması yolunda, devletlerarası diplomasi alanında atılan ilk adım oldu. Avrupa devletlerinden Avusturya ile Prusya protokola katılmayı reddederken Fransa ise kabul etti. Rusya ile İngiltere, protokol esaslarını Osmanlı Hükûmeti&#8217;ne bildirerek uygulamaya konulmasını istediler. Osmanlı Devleti gönderilen notaya kesin bir şekilde olumsuz cevap verdi.</p>
<p>6 Temmuz 1827&#8242;de Londra&#8217;da imzalanan ve Petersburg Protokolü&#8217;nü teyit eden ayrı bir protokol, Osmanlı Devleti&#8217;nin Petersburg kararlarını kabul etmesi durumunda asilerle Türk yönetimi arasında bir mütareke yapılmasını, bunu takiben de Yunanistan Devleti&#8217;nin kurulacağını, eğer İstanbul bunu kabul etmezse Londra Protokolü (6 Temmuz 1827 )&#8217;nde imzası bulunan üç devletin (İngiltere, Fransa, Rusya) Yunanlı &#8220;muhariplere&#8221; yardım etmesinin yanısıra, Osmanlı Devleti&#8217;ne baskıda bulunacağını öngörüyordu(5).</p>
<p>Osmanlı Devleti, kendisine zorla kabul ettirilmeye çalışılan şartları reddedince, protokolde imzası olan devletler hemen harekete geçtiler. İngiliz, Rus ve Fransız donanmaları Mora&#8217;yı ve Çanakkale Boğazı&#8217;nı abluka altına aldılar. Navarin&#8217;de demirlemiş olan Osmanlı-Mısır birleşik donanması 20 Ekim 1827&#8242;de İngiliz-Rus-Fransız birleşik donanması tarafından yakıldı(6). Navarin olayından sonra, üç devlet büyükelçilerini İstanbul&#8217;dan çekerek Osmanlı Devletiyle ilişkilerini kestiler.</p>
<p>Navarin olayı, Osmanlı deniz gücü açısından çok olumsuz bir dönüm noktasıdır. Birbirine denizlerle bağlı üç kıtaya yayılmış bulunan ve 16 bin mil kadar kıyısı olan Osmanlı Devleti, &#8220;donanmasız bir deniz imparatorluğu&#8221; durumuna düşmüştür(7). Osmanlı donanmasının yediği bu büyük darbeden sonra Rusya, emellerini gerçekleştirme fırsatı çıktığı için memnundu. Ancak, Rusya&#8217;nın aşırı istekleri ve davranışları, İngiltere ve Fransa&#8217;yı endişelendiriyordu. Nitekim Fransa ve İngiltere, Mehmet Ali Paşa&#8217;nın askerlerini Mora ve Girit&#8217;ten çıkarmak için aralarında bir protokol yaptılar. Paşa&#8217;nın Mora&#8217;daki askerlerini geri çekmeyi kabul etmesi üzerine, iki taraf arasında 6 Ağustos 1828&#8242;de bir sözleşme yapıldı. Eylül ayı başında da Fransızlar, Mora&#8217;ya asker çıkartarak işgal ettiler(8). Navarin olayından sonra büyük askerî güç ve moral kaybeden Osmanlı Devleti&#8217;nin bu durumundan istifade etmek isteyen Rusya, 1828 Nisan&#8217;ında Osmanlı Devleti&#8217;ne savaş ilan etti.</p>
<p>Batıdan ve doğudan iki cephe açan Ruslar doğudan Erzurum&#8217;a batıdan ise Edirne&#8217;ye kadar ilerlediler. Edirne&#8217;nin de düşmesi üzerine, Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. Osmanlı ve Rus temsilcileri arasında Edirne&#8217;de yapılan görüşmelerden sonra 14 Eylül 1829&#8242;da Edirne Antlaşması imzalandı.</p>
<p>KAYNAK<br />
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Hatipoğlu, a.g.e., s.23; Uçarol, a.g.e., s107.<br />
2) Uçarol, a.g.e., s.108.<br />
3) Hatipoğlu, a.g.e., s.23-24.<br />
4) Uçarol, a.g.e., s.109.<br />
5) Hatipoğlu, a.g.e., s.24.<br />
6) Gürel, a.g.e., s.29.<br />
7) Şimşir, a.g.e., s.XIII.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Uçarol, a.g.e., s.III.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/dis-mudahaleler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunan İsyanı</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/yunan-isyani.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/yunan-isyani.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:04:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan'ın Bağımsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan İsyanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=159</guid>
		<description><![CDATA[Rumlar arasında, dış etkilerle yayılan milliyetçilik akımı, Etniki Eterya örgütünün kurulması ve devlete karşı isyan hareketlerinin planlanmasını hazırladı. İlk hareket, 1820&#8242;de örgütün de başında bulunan Aleksandr İpsilati&#8217;nin yönetiminde Eflak ve Boğdan&#8217;da başlatıldıysa da başarıya ulaşamadı. Fakat bu, Rumları yıldırmadı, gizli bir haberleşme şebekesi kurarak Mora ve Rumların çoğunlukta olduğu bazı Akdeniz adalarında paskalya günü isyanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rumlar arasında, dış etkilerle yayılan milliyetçilik akımı, Etniki Eterya örgütünün kurulması ve devlete karşı isyan hareketlerinin planlanmasını hazırladı. İlk hareket, 1820&#8242;de örgütün de başında bulunan Aleksandr İpsilati&#8217;nin yönetiminde Eflak ve Boğdan&#8217;da başlatıldıysa da başarıya ulaşamadı. Fakat bu, Rumları yıldırmadı, gizli bir haberleşme şebekesi kurarak Mora ve Rumların çoğunlukta olduğu bazı Akdeniz adalarında paskalya günü isyanın başlatılması karanını aldılar(1). Ne var ki, vakitsiz sıkılan bir kurşun Mora İsyanı&#8217;nın daha önce (17 Mart 1821) başlamasına sebep oldu.<br />
<span id="more-159"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Devlet, böylesine geniş planlanmış bir hareketin bastırılması için gerekli hazırlığa sahip değildi. Adalar Rumları, özellikle Çamlıca, Suluca ve İpsara adalarına ait eşkıya gemilerinin Ege ve Akdeniz&#8217;deki faaliyeti ise denizyoluyla yapılacak yardımı imkansız kılıyordu. Karadeniz&#8217;de meydana gelebilecek bir hareket olasılığı, donanmanın tamamının Akdeniz&#8217;e gönderilmesini engelliyordu(2). Hem Mora&#8217;ya sevk edilecek Anadolu askeri, hem de adalara gönderilecek yardım bakımından denizyolunun kullanılmasında zaruret olduğu halde donanma hemen çıkarılamadı. Bu yüzden Teke ve Hamid sancaklarından toplanıp Antalya limanına indirilen askerler Mora&#8217;ya sevk edilemedi(3).</p>
<p>İsyanın Akdeniz Adalarına Sıçraması:</p>
<p>Bu arada Kıbrıs, Sakız, Sisam, İstanköy gibi adalar ile Ege sahillerinde de hareketler başlamıştı.</p>
<p>Kıbrıs ileri gelenlerinin gönderdiği bir yazıdan anlaşıldığına göre; adadaki Rum halk, çok önceden adalarda ağırlıklarını hissettirmeye başlamışlar, gitgide azınlıkta kalan Müslümanlar ise onlarla hoş geçinmekten başka yol bulamamışlardı(4). Ancak, Rumlara, sadece Ada&#8217;da söz sahibi olmak yetmiyordu. Türkleri tamamen yok ederek istiklallerini ilan etmek istiyorlar; bunun için de her fırsatta Türk ve Müslüman halka hakaret, eziyet, hatta işkence yapıyorlardı(5).</p>
<p>Diğer adalarda durum daha da kötüydü. Sisam halkı isyan için hiç zaman kaybetmemişti. Sadece halka değil, adaya ticaret için gelenlere de saldırıyorlardı. Hatta ele geçirdikleri bir geminin kaptanı ve 8 denizcisini işkence ile öldürmüşler, adanın hakim ve voyvodasını da hapsetmişlerdi(6).</p>
<p>Çamlıca ve Suluca adaları eşkıya tekneleri Ege denizindeki saldırılarından birini Sakız&#8217;a yapmışlar; fakat ilk girişimleri, Müslüman halkın, Sakız metropolidi ile ileri gelen 40 Rum&#8217;u rehin alarak kaleye hapsetmeleri dolayısıyla başarısız olmuştu(7).</p>
<p>Bu olaydan sonra Sakız adasındaki Rumlar, muhafız tayin edilen Vahid Paşa&#8217;ya itaat edeceklerine söz vermişlerse de(8), ilk fırsatta isyan etmek üzere bekliyorlardı. Aslında, adalar arasında dolaşıp eşkıyalık yapan İpsara ve Suluca gemilerinin çoğunda hisseleri vardı(9). Nitekim, Sakız Rumlarının da isyan için uygun bir fırsat bekledikleri çok geçmeden ortaya çıktı. 22 Mart 1821&#8242;de 17&#8242;si büyük olmak üzere 787 gemi Sakız önünde göründü, ertesi gün de Çeşme&#8217;nin karşı tarafında Timiana Köyü sahiline çıktılar. İki saat kadar sonra ise Sakız Rumları da isyan bayraklarını açtılar(10).</p>
<p>İmroz adası da eşkıya tecavüzüne uğradıysa da ada halkının eşkıyayla işbirliği yapmaması dolayısıyla(11) savunması mümkün olabildi. Eşkıyanın bir kısmı öldürüldü, bir kısmı esir edildi, gemilerine de el konuldu(12).</p>
<p>Semadirek&#8217;te ise durum farklı oldu; ada halkı eşkıya ile birleşerek isyan etti(13).</p>
<p>Çok geçmeden Girit de isyan eden adalar arasına katıldı. İlk hareket İsfakya&#8217;da (Skafion) başladı. Asiler, Ramazan Bayramı&#8217;nda ayaklandılar(14). Apokorono Kalesi&#8217;ni ele geçirip şehri yakıp yıktılar. Ellerine geçirdikleri Müslümanları öldürdüler(15). İsfakya Muhafızı Lütfullah Paşa&#8217;nın gönderdiği kuvvet eşkıyayı dağıtmayı başardıysa(16) da asiler yeniden kuvvet bularak Hanya&#8217;yı deniz ve karadan zorladıkları gibi Resmo Kalesi&#8217;ne de saldırıp hasar verdiler(17).</p>
<p>Batı Anadolu Rumları İsyanı Destekledi:</p>
<p>Adalardaki Rumlara ait eşkıya tekneleri bir taraftan da Anadolu sahillerine saldırıyor; Müslüman halkı öldürüp mallarını yağmalıyor, Rumları ise isyana kışkırtıyorlardı. Bu kışkırtmalara kapılan Ayvalık ve Yund Adası halkı eşkıya ile birleşip Edremit tarafına saldırmış(18); hatta Yund Adası halkı tabyalar inşa etmeye başlamış ve Kaptan Paşa&#8217;nın gönderdiği filikayı adaya yanaştırmamışlardı. Rumların bu davranışı üzerine kadı ve voyvoda Ayvalık&#8217;a kaçmak zorunda kalmışlardı(19).</p>
<p>Trakya sahilindeki Maarız Körfez ve kalesi de eşkıya saldırısına uğrayan yerlerdendi(21). Bunlar, Sisam halkıyla da işbirliği yapmıyorlardı. Böylece Sisam eşkıyası, Sisam&#8217;dan Sakız Boğazı&#8217;na kadar olan yerleri kontrolleri altına alarak denizden geçişi imkansız hale getirmişler ve Kuşadası sahilinde Çanlı&#8217;ya çıkarak adaya hayvan sürmeye dahi cüret etmişlerdi(22).</p>
<p>Ege sahilindeki kasabalar da zaman zaman Rum eşkıyasının baskınlarına uğruyordu(23). İzmir&#8217;in Seferhisar&#8217;a bağlı köylerinden İpsili de 1823&#8242;te Sisam Rumlarının baskınına uğradı. Müslüman halk öldürüldü, malları yağmalandı, evleri yakıldı(24).</p>
<p>Eşkıya teknelerinin tecavüzü adalar ve Ege sahillerindeki kasabalarla sınırlı kalmadı. Fransa, Rusya gibi anlaşmalı devletler bandırası çekerek Çanakkale Boğazı&#8217;ndan içeri girmeyi başaran Rum tekneleri Marmara Denizi&#8217;nde rastladıkları Türk kayalıklarına da saldırdılar(25).</p>
<p>İsyandan Sonra:</p>
<p>İsyanın bastırılmasından sonra, isyan günlerinde korkarak adalardan kaçan suçsuz Rum vatandaşların yerlerine dönmelerini sağlamak amacıyla emirler çıkarıldı(26), taşınmaz mallarına el konulanların mal ve mülkleri iade edildi(27). Ancak, geri dönenlerin eskisi gibi &#8220;reaya&#8221; statüsüne girmeleri bazı şartlara bağlanmıştı. Her şeyden önce, başka bir devletin pasaportuna sahip olmamaları ve &#8220;cizye&#8221; ödemeleri gerekiyordu(28).</p>
<p>KAYNAK:<br />
Kütükoğlu, Prof. Dr. Mübahat S.-; &#8220;Yunan İsyanı Sırasında Anadolu ve Adalar Rumlarının Tutumları ve Sonuçları&#8221;, 3. Askeri Tarih Semineri (Türk-Yunan İlişkileri), Gn. Kur. ATASE Yayını, Ankara 1986, s. 133-161.</p>
<p>DİPNOTLAR:<br />
1) Ayrıntı için bakınız: Ahmet Cevdet Paşa, Tarih, XI, İstanbul 1309, sh. 146. Kıbrıs&#8217;Tan alınan biz yazıda, Başpiskopos Kipriyanu&#8217;nun direktifi veçhile, paskalya gecesi saat altıda Lefkoşe içinde top atışı yapılacağı, bunu duyan bütün reayanın silahlı olarak süratle Leşkoşe&#8217;ye hücum edip ele geçirip Müslüman halkı öldürecekleri belirtiliyordu. Kıbrıs&#8217;ın Kağ Kazası Ayayani Köyü sakinlerinden Dimitri&#8217;nin takriri: Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Hatt-ı Humayun Tasnifi (HH), No: 37750-J.<br />
2) Ahmet Cevdet Paşa, XI, 157-158.<br />
3) A.g.e., s. 150-151.<br />
4) Kıbrıs Adası ileri gelenlerinin gönderdikleri takrir: HH, NO: 37750-İ.<br />
5) 5 Ramazan 1236 (6 Haziran 1821) tarih ve Esseyyid Mustafa Nuri mühürlü ariza: HH, No: 37750-D.<br />
6) Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 150-160.<br />
7) Tarih-i Vaka-i Sakız (Sakız); İstanbul 1290, s. 3-4 ve oradan naklen Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 159.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Sakız, s. 10, Ahmet Cevdet Paşa, XII, s. 36.<br />
9) Sakız, s. 10-11.<br />
10) A.g.e., s. 16.<br />
11) &#8220;İmroz Ceziresi reayasından suret-i mutavaat müşahade olunarak&#8230;&#8221; Bahr-i Sefid Boğazı Muhafızı Mehmed Paşa&#8217;Ya gönderilen Evail-i Zilhicce 1236 (30 Ağustos &#8211; 8 Eylül 1821) tarihli hüküm: BOA, Mühimme Defteri, No: 239, s. 225.<br />
12) Ahmet Cevdet Paşa; XI, 190.<br />
13) Mühimme; aynı hüküm.<br />
14) Cemal tukin; &#8220;Girid&#8221; İslam Ansiklopedisi, IV, İstanbul 1948, s. 796.<br />
15) Evasat-ı Safer 1237 (7-16 Kasım 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 309.<br />
16) Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 160.<br />
17) Mühimme, No: 239, s. 309.<br />
18) Evasat-ı Safer 1236 (14-23 Mayıs 1821) tarihiyle İzmir Muhafızı Hasan Paşa ve Donanma-yı Hümayun Başbuğu Ali Bey&#8217;e gönderilen hükümder: Mühimme, No: 239, s. 76.<br />
19) Riyale-i Humayun Kapudanı Seyyid Ali Bey&#8217;e ve İzmir Muhafızı Hasan Paşa&#8217;ya gönderilen Evsat-ı Ramazan 1236 (12-13 Haziran 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 133.<br />
20) Sakız, s. 3.<br />
21) Mühimme: No: 230, s. 77, Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 179.<br />
22) İzmir Voyvodası; Meyve-i Ter Gümrükçüsü, İzmir, Kuşadası, Ayvalık, Çeşme, Foçalar vs. kazaların kadı, naip, voyvodaları vs. ye gönderilen Evasıt-ı Şaban 1236 (14-23 Mayıs 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 68-60 ve BOA, Cevdet Tasnifi Dahiliye (Cev-D), nr. 6910. Ayrıca bkz. Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 159-160.<br />
23) A.g.e., XI, s. 176.<br />
24) İzmir Muhafızı Kelami Seyyid Hasan Paşa&#8217;nın 9 Ramazan 1238 (20 Mayıs 1823) tarihli kaimesi: HH, No: 38668.<br />
25) HH, No: 38249.<br />
26) 13 Zilkade 1236 (11 Eylül 1821) tarih ve &#8220;Mahmud Nedim&#8221; mühürlü vesika: Cev-D, No: 4371.<br />
27) Kaptan Paşa, gerek Çeşme reayasının yazılı olarak, gerekse Sakızlıların şiahen yaptıkları malların iadesi konusundaki ricalarını, Serasker Paşa&#8217;ya gönderdiği 23 Safer 1247 (3 Ağustos 1831) tarihli kaimesinde iletiyor ve bu hususta himmetini rica ediyordu: HH, No: 38066.<br />
28) Cev-D; no: 6414.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/yunan-isyani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tepedelenli İsyanı</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/tepedelenli-isyani.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/tepedelenli-isyani.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:03:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan'ın Bağımsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Tepedelenli İsyanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[Bölücü ve ayrılıkçı Rum aydınları ile Avrupalı aydınların çalışmaları ve Filiki Eterya&#8217;nın faaliyetleri sonucu Rumlar arasında Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı isyan düşüncesi doğmuş ve geliştirilmişti. 1788&#8242;den beri Yanya Valiliği&#8217;nde bulunan Tepedelenli Ali Paşa bölgedeki ayrılıkçı Rum faaliyetleri için engel teşkil ediyordu. Tepedelenli Ali Paşa zamanında yürütülen etkili istihbarat çalışmaları sayesinde Rumların yaptıkları bölücü faaliyetler hakkında günü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bölücü ve ayrılıkçı Rum aydınları ile Avrupalı aydınların çalışmaları ve Filiki Eterya&#8217;nın faaliyetleri sonucu Rumlar arasında Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı isyan düşüncesi doğmuş ve geliştirilmişti.</p>
<p>1788&#8242;den beri Yanya Valiliği&#8217;nde bulunan Tepedelenli Ali Paşa bölgedeki ayrılıkçı Rum faaliyetleri için engel teşkil ediyordu. Tepedelenli Ali Paşa zamanında yürütülen etkili istihbarat çalışmaları sayesinde Rumların yaptıkları bölücü faaliyetler hakkında günü gününe haber alınıyor ve gerekli tedbirler vakit geçirmeksizin uygulanıyordu. Bölücü Rum hareketlerinin Tepedelenli Ali Paşa ve adamları tarafından engellenmeye başlanması bu durumdan çok rahatsız olan saraya yakın Rumları harekete geçirmiş ve Tepedelenli Ali Paşa aleyhinde yalan ve iftira kampanyası başlatılmıştır. Bu kampanyayı yürütenlerin başında Rum işbirlikçisi olan Padişâhın Mühürdârı Hâlet Efendi ile İstanbul Fener Patriği bulunuyordu.<br />
<span id="more-157"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Tepedelenli Ali Paşa&#8217;nın, iftiralar sonucunda görevden alınması üzerine başlattığı isyan, 1820-1822 yılları arasında sürmüş, devlet ile vali arasında meydana gelen bu çatışma en çok bölücü Rumların işine yaramış, bölgede asayiş ortadan kalkmış, büyük bir istikrarsızlık ve kargaşa ortamı belirmiş, bu durumdan yararlanan Rum çeteleri ilk şiddet hareketlerine başlamışlardı(1).</p>
<p>KAYNAK<br />
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.</p>
<p>DİPNOT<br />
1) Hatipoğlu, a.g.e., s.13-14.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/tepedelenli-isyani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Filiki Eterya&#8217;nın Kurulması</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/filiki-eteryanin-kurulmasi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/filiki-eteryanin-kurulmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:01:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan'ın Bağımsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[filiki etarya]]></category>
		<category><![CDATA[Filiki Eterya'nın Kurulması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[Rumlar arasında, isyan ve ihtilal için gerekli zeminin oluşturulmasında, bu maksatla kurulan cemiyetlerin faaliyetleri büyük bir önem teşkil etmektedir. İhtilalci, gizli cemiyetler arasında en etkilisi olan &#8220;Filiki Eterya&#8221; 1814 yılının sonlarında Odessa&#8217;da kuruldu. &#8220;Dostlar Cemiyeti&#8221; anlamına gelen Filiki Eterya, batı Avrupa&#8217;daki gizli mason cemiyetlerinin kuruluş ve işleyiş usullerini benim­semişti(1). Filiki Eterya, kurulurken bir önder arayışı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rumlar arasında, isyan ve ihtilal için gerekli zeminin oluşturulmasında, bu maksatla kurulan cemiyetlerin faaliyetleri büyük bir önem teşkil etmektedir.</p>
<p>İhtilalci, gizli cemiyetler arasında en etkilisi olan &#8220;Filiki Eterya&#8221; 1814 yılının sonlarında Odessa&#8217;da kuruldu. &#8220;Dostlar Cemiyeti&#8221; anlamına gelen Filiki Eterya, batı Avrupa&#8217;daki gizli mason cemiyetlerinin kuruluş ve işleyiş usullerini benim­semişti(1). Filiki Eterya, kurulurken bir önder arayışı içindeydi. Örgüt tarafından ilk düşünülen kişi, 1815&#8242;den beri Nesselrode ile birlikte Rus Dışişleri Bakanlığı&#8217;nı yürüten &#8220;Kapodistrias&#8221; idi. Ancak Kapodistrias bu görevi kabul etmeyince, örgütün liderliğine, &#8220;Aleksandr İpsilanti&#8221; getirildi. İpsilanti, çok eski Fenerli bir ailenin mensubuydu(2).<br />
<span id="more-155"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Filiki Eterya&#8217;nın ilk amacı, Rumları Osmanlı yönetimine karşı ayaklandırmak, bu arada mümkün olursa diğer Balkanlı Hıristiyan topluluklarını da bu isyana karıştırmaktı. Örgüt, malî problemlerini çözümlemek amacıyla bünyesine öncelikle büyük tüccar ve armatörleri kaydetmiş, ayrıca halk üzerinde daha etkili propaganda yapabilmek için papazları kullanmıştır(3). Bu örgüt zamanla güçlendikçe gayesini daha belirgin ve açık bir şekilde propaganda etmeye başladı. Filiki Eterya, ilk aşamada Mora&#8217;da bir Yunan devleti kurmayı, sonra da Orta Yunanistan, Batı Trakya, Selanik, Ege adaları, On İki Ada, Kıbrıs ve Batı Anadolu&#8217;yu Yunanistan&#8217;a katmayı, nihayet İstanbul&#8217;u ele geçirerek Bizans&#8217;ı yeniden kurmayı hedefliyordu(4).</p>
<p>KAYNAK<br />
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Hatipoğlu, a.g.e., s.8-10.<br />
2) Gürel, a.g.e., s.28.<br />
3) Hatipoğlu, a.g.e., s.10.<br />
4) Karal, a.g.e., s. 109</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/filiki-eteryanin-kurulmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milliyetçilik Akımının Etkisi</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/milliyetcilik-akiminin-etkisi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/milliyetcilik-akiminin-etkisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:59:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sorunun Ortaya Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan'ın Bağımsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik Akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik Akımının Etkisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=153</guid>
		<description><![CDATA[Yeniçağın başlarına kadar Avrupa&#8217;da bir Yunan problemi yoktu. Ortaya çıkan &#8220;Rönesans ve Hümanizm&#8221; hareketleriyle Avrupalı aydınlar Yunan kültürü hakkında araştırmalar yapmak için birimler oluşturarak düşünce alanında Yunan sempatizanlığı başlatmışlardır. Edebiyat alanında eski Yunan klasikleri tekrar tercüme edilerek yazılmış; bu gelişmeler Osmanlı Devleti vatandaşı olan Rumlar arasında da geçmişlerine karşı özlem ve hayranlık uyandırmıştır. Osmanlı Devleti&#8217;ni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeniçağın başlarına kadar Avrupa&#8217;da bir Yunan problemi yoktu. Ortaya çıkan &#8220;Rönesans ve Hümanizm&#8221; hareketleriyle Avrupalı aydınlar Yunan kültürü hakkında araştırmalar yapmak için birimler oluşturarak düşünce alanında Yunan sempatizanlığı başlatmışlardır. Edebiyat alanında eski Yunan klasikleri tekrar tercüme edilerek yazılmış; bu gelişmeler Osmanlı Devleti vatandaşı olan Rumlar arasında da geçmişlerine karşı özlem ve hayranlık uyandırmıştır. Osmanlı Devleti&#8217;ni içerden parçalayıp çökertmek için planlar hazırlayan Avrupalı devletler &#8220;Yunancılık&#8221; fikrinin uyandırılması ile istismar edilebilecek, kendi menfaatleri doğrultusunda kullanılabilecek bir unsuru yakalamış bulunuyorlardı. Bunun için de Yunanlılar arasında milliyetçilik ile bağımsızlık düşüncesini yaymaya gayret sarf etmişlerdir(1).<br />
<span id="more-153"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>1768-1774 Osmanlı-Rus savaşı esnasında Rusya, Balkanlarda ve Mora&#8217;daki Ortodoks halkı isyana teşvik etmiştir. 1770 yılında Rus filosu Mora sahillerine gelerek Koron&#8217;u muhasara altına almıştır. Rusya&#8217;nın Akdeniz harekâtı kumandanı Aleksi Orlof&#8217;un planına göre; Çanakkale Boğazı&#8217;nın Osmanlı donanmasının çıkmasını engellemek için kapatılmasından ve Akdeniz&#8217;deki bazı mühim adalara sahip olunmasından sonra Mora&#8217;dan itibaren Selanik&#8217;e kadar isyan başlayacaktı. Rus kışkırtmaları sonucunda ayaklanmalar 1770 Mart&#8217;ında başlamış, önceden yapılan hazırlıklar sebebiyle derhal genişlemiş, bu arada Müslümanlara karşı katliamlar yapılmıştır(2).</p>
<p>Osmanlı-Rus savaşı sonunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması&#8217;na(3) göre Ruslar, Osmanlı şehir ve kasabalarında münasip görecekleri yerlerde konsolosluklar açabilecekler, Galata&#8217;da bir kilise inşa edecekler ve Ortodoks halka mahsus olacak olan bu kilise Rus elçilerinin himayesinde bulunacaktı(4). Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rusya, Ortodoks tebeayı himaye bahanesiyle, Osmanlı Devleti&#8217;nin içişlerine karışmak imkânını elde etmiştir(5).</p>
<p>Bu arada Çariçe Katerina ise &#8220;Grek Projesi&#8221;ni ortaya atmıştır. Çariçe&#8217;nin bu projesine göre, Slavlar ve Rumlar Osmanlı yönetiminden kurtarılacaklar ve Bizans diriltilerek Katerina&#8217;nın oğlu Konstantin tarafından yönetilecekti. Ancak, Rum Ortodoks dünyasında yankı ve kök bulan asıl düşünce, Fransız ihtilaliyle birlikte Avrupa&#8217;yı saran milliyetçilik düşüncesidir(6).</p>
<p>Fransız İhtilalinin ortaya çıkardığı &#8220;İnsan Hakları Beyannâmesi&#8221; ile Napolyon&#8217;un Yedi Ada&#8217;ya yerleştikten sonra burada yaşayan Rumlar arasında yaptığı milliyetçilik telkinleri Rumların Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı ayaklanmaları için çok büyük tesir yapmıştır(7). 1805&#8242;ten sonra bu bölgede Fransızların yerini alan Rusların çalışmaları ile Rum ayrılıkçılığı fikri iyice yayılmıştır(8).</p>
<p>Bu arada İstanbul&#8217;da yaşayan Fenerli Rumlar da Montesquieu, Racine, Voltaire gibi Fransız yazar ve düşünürlerinden tercümeler yapmakta, gençlerini Avrupa üniversitelerine göndermekte, oralardaki fikir hareketleri ve bilim adamlarıyla temas halinde bulunmaktaydılar. Yunanistan ve Avrupadaki Rumlar arasında da yeni akımlardan esinlenecek eserler veren Kazmas, Rigas, Korais gibi yazar, şair ve fikir adamları ortaya çıkmıştır(9). Gelişen bu ortamda, Rum Ortodoks dünyası kökenlerini Klasik Yunan&#8217;da arıyordu. Rumlar, şimdi köklerini Bizans&#8217;tan ve Roma&#8217;dan daha gerilere, Helenistik dönemlere uzatarak kendilerine güven duygusu kazanıyorlardı(10).</p>
<p>KAYNAK<br />
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, c. V, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1983, s. 108-109.<br />
2) İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c.IV, 1. Bölüm, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1982, s.394-395.<br />
3) Küçük Kaynarca Antlaşmasının geniş tenkidi için bkz. Roderic H. Davison, &#8220;Küçük Kaynarca Antlaşmasının Yeniden Tenkidi&#8221;, (Tercüme: Erol Aköğretmen) İstanbul.Üniversitesi.Edebiyat.Fakültesi. Tarih Enstitüsü Dergisi, sayı:10-11 (1979-1980), s.343-368.<br />
4) Uzunçarşılı, a.g.e., s.423-424.<br />
5) Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi, Ankara 1987, s.291.<br />
6) Gürel, a.g.e., s.27.<br />
7) Karal, a.g.e., c. V, s. 108-109<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Uçarol a.g.e., s.101.<br />
9) Murat Hatipoğlu, Yunanistan&#8217;daki Gelişmelerin Işığında Türk-Yunan İlişkilerinin 101 Yılı 1821-1922), Ankara 1988, s. 5.<br />
10) Gürel, a.g.e., s.26.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/sorunun-ortaya-cikisi/milliyetcilik-akiminin-etkisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

