<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Yunan &#187; Türk Yunan İlişkileri</title>
	<atom:link href="http://www.turk-yunan.gen.tr/turkce/turk-yunan-iliskileri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turk-yunan.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Dec 2011 10:52:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Modern Megalo İdea</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/modern-megalo-idea.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/modern-megalo-idea.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:41:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Megalo İdea]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik politikalarını sadece Türkiye&#8217;nin artan önemine karşı alınan bir çeşit önlem olarak görmek ve açıklamak yetersizdir. Politikaların temel nedenlerinden biri bu olmakla beraber, belki daha da önemlisi Yunanistan&#8217;ın 19. yüzyıldan beri takip ettiği yayılmacı emperyalist politikalardır. Adına ister &#8220;Pan Helenizm&#8221; ister &#8220;Megalo İdea(büyük ideal, büyük düşünce)&#8221; densin, 1821&#8242;den başlayarak Yunanistan şu veya bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik politikalarını sadece Türkiye&#8217;nin artan önemine karşı alınan bir çeşit önlem olarak görmek ve açıklamak yetersizdir. Politikaların temel nedenlerinden biri bu olmakla beraber, belki daha da önemlisi Yunanistan&#8217;ın 19. yüzyıldan beri takip ettiği yayılmacı emperyalist politikalardır. Adına ister &#8220;Pan Helenizm&#8221; ister &#8220;Megalo İdea(büyük ideal, büyük düşünce)&#8221; densin, 1821&#8242;den başlayarak Yunanistan şu veya bu şekilde bu düşünceyi gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bu gün de bundan vazgeçmiş değildir.<br />
<span id="more-145"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Genel olarak ifade edilecek olursa; Megalo İdea, İstanbul başkent olmak üzere, Girit, Teselya, Epir, Makedonya, Trakya, Ege Adaları, Batı Anadolu, Marmara civarı, Kıbrıs, Trabzon ve civarına sahip büyük bir Yunanistan&#8217;ı kurma hülyasıdır. Burada dikkat çeken konu bu isteklerin tamamına yakın bölümünün Türk toprakları üzerinde yoğunlaşmasıdır(1).</p>
<p>Yunanistan devlet adamları ve Yunan-Rum basını, son yıllarda Megalo İdea&#8217;ya yeni bir yorum getirmişlerdir. Bu yorumun içerisinde; başta Güney Kıbrıs Rum kesimi olmak üzere, Türkiye&#8217;yi çevreleyen üçüncü ülkelerle yapılan &#8220;savunma ve askeri işbirliği&#8221; anlaşmaları, Balkanlar&#8217;da Sırplar ve Rusya ile oluşturulan &#8220;Ortodoks İttifakı&#8221; Pontus meselesini canlı tutma gayretleri ve bölücü terör örgütü PKK&#8217;ya verilen destek konuları girmektedir.</p>
<p>1990&#8242;dan sonra Yunan devlet adamları Megalo İdea&#8217;yı üç ana ayak üzerine oturtmuşlardır. Zamanın Başbakanı Mitçotakis 1991 Noel mesajında, Kıbrıs sorununu birinci ulusal dava olarak nitelemiş; ikinci ulusal davayı ise Ege sorunu olarak ifade etmiştir. Kuzey Epir sorunu (Güney Arnavutluk) da üçüncü ulusal dava olarak Yunan Başbakanınca ortaya konmuştur(2).</p>
<p>Dönemin anamuhalefet Partisi Başkanı Andreas Papandreau, 1993 yılında bu üç &#8220;ulusal dava&#8221;ya bir de &#8220;Makedonya&#8221;yı eklemiştir(3).</p>
<p>17 Kasım 1993 günü Başbakan Papandreau ile görüşen Rum yönetimi lideri Klerides, &#8220;Trakya&#8217;dan Kıbrıs&#8217;a kadar savunma planlaması(4)&#8221;ndan söz etmiş; Yunanistan Ana Muhalefet Partisi lideri Miltiades Evert ise 1994&#8242;ün başında ulusal davalarını &#8220;Kıbrıs, Kuzey Epir ve Üsküp Sorunları&#8221; olarak değerlendirmiştir(5).</p>
<p>Yunan emperyalizmini veya modern Megalo İdea&#8217;yı anlamak bakımından ortaya koymasının gereken bir başka konu da; Andreas Papandreau&#8217;nun partisi PASOK&#8217;un seçimlerde kullandığı şu slogandır:</p>
<p>&#8220;Ege Savaşı Kürdistan dağlarından başlar(6)&#8230;&#8221;</p>
<p>Bu sloganla ifade edilen yeni strateji Papandreu&#8217;nun tekrar işbaşına gelmesiyle canlanmış ve Yunan devlet politikası olarak uygulamaya konulmuştur.</p>
<p>Öte yandan, Türkiye etrafındaki üçüncü ülkelerle askeri ve ekonomik işbirliği 1990&#8242;dan itibaren hem Yunanistan, hem de Rum yönetiminin öncelikli olarak ele aldığı bir konu olmuştur. 30 Haziran 1990&#8242;da işbirliği protokolü imzalamak için Suriye&#8217;ye giden Rum Yönetimi Lideri Vasiliu&#8217;nun görevini değerlendiren Simerini Gazetesi, &#8220;Türk yayılmacılığının direkt tehdidi karşısında bulunan ve Türkiye tarafından ezilen halklar(?) arasında, ortak bir cephe kurulması gereğinden&#8221; söz etmiş ve &#8220;Kıbrıs, Yunanistan, Bulgaristan, Suriye ile Ermeniler ve Kürtlerin Turancılığa karşı birleşmeleri zamanının geldiğini&#8221; öne sürmüştür(7).</p>
<p>1995 yılında bu hedefe ulaşılmış, Yunanistan önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ve ardından da sırasıyla Bulgaristan, Suriye, Arnavutluk nihayet Ermenistan ile savunma ve askeri işbirliği anlaşmaları yapmıştır.</p>
<p>Yunanistan ve Rum Kesimi 1990 yılından başlayarak bu sonucun alt yapısını adım adım oluşturmuştur. Öncelikle &#8220;Pan-Etnik Bir Birlik&#8221; veya &#8220;Pan-Etnik Bir Konferans&#8221; adı ile çalışmalara başlanmış, ardından &#8220;Benzer Kültürlere Sahip Halklar Konferansı&#8221; ile faaliyet yürütülmüştür.</p>
<p>Zamanın Rum Yönetimi lideri Klerides 1990 yılında, &#8220;Biz hem siyasi, hem de askeri liderin katılacağı Pan-Etnik bir konferans istiyoruz&#8230; Yunanistan&#8217;da veya Kıbrıs&#8217;ta, zaman zaman iktidara gelenlerin değiştiremeyecekleri kesin ve önemli kararlar alınmalıdır. Pan-Etnik Konferans konusunda üç parti yani DİSİ, DİKO ve EDEK görüş birliği içindedir(8)&#8230;&#8221; diyerek böyle bir işbirliğinin önemini vurgulamıştır.</p>
<p>Klerides&#8217;in &#8220;kısa, orta ve uzun vadeli bir Kıbrıs Politikasının ancak böyle bir Pan-Etnik Koferansta çizilebileceği&#8221; görüşüne rağmen; hem Yunan Başbakanı Mitsotakis, hem de Yunan Cumhurbaşkanı Karamanlis çeşitli sebeplerle bu konuya sıcak bakmamışlar, bunun yerine Rum siyasi partileri ile Yunan Hükümeti&#8217;nin bir toplantı yapmalarını istemişlerdir(9).</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın Kıbrıs sorunu üzerinde Atina&#8217;da Pan-Etnik bir konferans düzenlenmesine karşı çıkmasının temel sebebinin iç siyasi (hem Yunanistan, hem de Kıbrıs Rum Yönetiminde) gelişmelerle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, Yunan Hükümet Sözcüsü Vasilis Manginas, &#8220;Pan-Etnik Konferans düzenlenebilmesi için bütün Yunan ve Kıbrıs partilerinin onayı gerekir. Böyle bir onay ise yoktur(10)&#8221; şeklinde bir açıklama yapmıştır.</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;yi çevrelemek amacıyla üçüncü ülkelerle yaptığı savunma ve askeri işbirliği anlaşmalarından önce bu çerçevede gerçekleşen önemli bir organizasyon da, Eylül 1993&#8242;te Belgrad&#8217;ta toplanan &#8220;Benzer Kültürlere Sahip Halklar Konferansı&#8221;dır. Haravgi Gazetesi&#8217;ne göre Belgrad&#8217;ta yapılan konferansa; Rus, Yunan, Romanya, Bulgaristan, Ermenistan, Yugoslavya ve diğer 7 ülkeden temsilciler katılmıştır.&#8221;</p>
<p>Gazeteye göre &#8220;Rum Yönetiminin Araştırmalar Merkezi (KIKEM) yetkilileri Tonis Tunarisve Stelyo Drunyatis tarafından temsil edildiği toplantıya eski hükümet başkanları, milletvekilleri, akademisyenler, üst düzey din adamları, siyasi ve diğer şahsiyetler katıldı. KIKEM tarafından yapılan açıklamaya göre, Rum heyeti büyük heyecanla kabul edilmiş ve bütün delegeleri Rumların mücadelesine dayanışma beyan ederek &#8220;Türk işgali&#8221; aleyhine tutum takınarak &#8220;işgal ordusu ve sömürgecilerin adadan ayrılmasını&#8221; istemişlerdir. Rum heyeti Belgrad&#8217;ta bulunduğu sırada, Sırbistan Patriği, Yugoslav Federasyon Hükümeti Başkan Yardımcısı ve Sırbistan Meclis Başkanı tarafından kabul edilmiştir(11).</p>
<p>1993&#8242;de iktidara geldikten sonra Türkiye&#8217;ye karşı gerginlik politikası izlemeye başlayan ve &#8220;Tek Elen Savunma Sahası&#8221; adı altında bir askeri doktrin ilan eden Papandreau, Makedonya, Kuzey Epir (Arnavutluk), Trakya, Ege ve Kıbrıs&#8217;ı kapsayan bu doktrin, diğer egemen ülkelerin toprakları ve Ege Denizindeki uluslar arası deniz ve hava sahaları üzerinde hak iddia etmiştir(12).</p>
<p>Yunanistan savunma ve askeri işbirliği anlaşmaları yapmakla Türkiye&#8217;yi &#8220;kuşatma&#8221; yolunda önemli adımlar atmaya başlamıştır.</p>
<p>1993&#8242;ten sonra gündeme getirdiği yeni askeri doktrin gereği Papandreu, önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir savunma ve askeri işbirliği anlaşması yapmıştır. Kıbrıs&#8217;ın güneyinin silah deposuna çevrilmesinde büyük rol oynayan Yunanistan, Rum Mili Muhafız Ordusu&#8217;nun yönetiminde Yunan subayları görevlendirmiştir(13). Güney Kıbrıs&#8217;ta hava ve deniz üsleri kurma hazırlığına başlayan Yunanistan(14), Rum yönetimi ile ortak askeri tatbikatlar yapmıştır.</p>
<p>Güney Kıbrıs yönetimi ile Yunanistan arasında 1993&#8242;ten başlayarak uygulamaya konan ortak savunma ve askeri işbirliği çalışmaları 1990 yılında alt yapısı oluşturulan bir başka çalışmanın ürünü olarak görülmektedir. Zamanın Rum Savunma Bakanı Aloneftis, askeri konularda uzman sayılan Aristos Aristotelus&#8217;un yazdığı &#8220;Korku Dergisi&#8221; adlı kitabın tanıtılması için 29 Mayıs 1990&#8242;da düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin çeşitli sorunlarını cevaplarken &#8220;Attila&#8217;nın (Türk Ordusunu kastediyor) artık Kıbrıs&#8217;ı 48 saat içinde zaptedemeyeceğini&#8221; iddia ederek şu kullanmıştır:</p>
<p>&#8220;Çünkü artık koşullar değişmiş bulunuyor. Şimdiki kuvvet dengesi birkaç yıl önceki gibi değildir.&#8221;</p>
<p>Rum savunmasını güçlendirmek için sürdürülen çabalara değinen Aloneftis, konuşmasına şöyle devam etmiştir:</p>
<p>&#8220;Çünkü Yunanistan Ulusal Savunma Bakanlığı ile sıkı bir işbirliği içindeyiz. Mevcut koşullar içinde ortak bir savunma planlaması için çaba harcamaktayız(15)&#8230;&#8221;</p>
<p>1990 yılı Ekim ayında yapılacak olan yıllık Nikiforos Tatbikatına Yunan savaş uçakları ve gemilerinin de katılıp katılmayacağı sorusuna verdiği cevapta ise Aloneftis, &#8220;bunun için bir senaryo bulunduğunu ve görüşülmekte, incelenmekte olduğunu&#8221; söylemiştir(16).</p>
<p>Rum Savunma Bakanı Aloneftis, tatbikatın ortak yapılması konusundaki çalışmalarına devam etmiş, Ekim ayının başında (3 Ekim 1990) Atina&#8217;ya giderek bu konuyu Yunan hükümeti ile görüşmüştür. Simerini Gazetesi&#8217;nin haberine göre, aynı görüşmelerde savunma alanında daha sıkı işbirliği yapılması ve Yunan subayların Rum Milli Muhafız Ordusu&#8217;nda görevlendirilmesi, Rum tatbikatına Yunan uçaklarının da katılması konularını gündeme getiren Aloneftis bu defa işbirliğinden umutlu olduğu ve bu konuda bir karar verilmesinin beklendiğini ifade etmiştir(17).</p>
<p>Rum tarafının bütün bu girişimlerine karşılık beş gün süren ve 19 Ekim 1990 günü Larnaka&#8217;da Rum Yönetimi Başkanı Vasiliu tarafından kabul edilen bir geçit töreni ile sona eren Nikiforos Tabikatı&#8217;na Yunan uçaklarını katılmadığı görülmektedir(18). Bunda dönemin siyasi ve askeri ortamının etkili olduğu söylenebilir.</p>
<p>Bu gelişme, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasındaki &#8220;ortak savunma&#8221; anlayışını ortadan kaldırmamış ve Rum Mili Muhafız Ordusu&#8217;ndaki Yunanistan yardım ve katkıları, Yunanlı subayların varlığı devam etmiştir.</p>
<p>DİSİ Larnaka Gençlik Kolları tarafından Kiracı Köyü&#8217;nde düzenlenen savunma konularının tartışıldığı bir toplantıya katılan Rum Temsilciler Meclisi Savunma Komitesi Üyesi DİSİ Milletvekili Andreas Georgiyev, &#8220;Kıbrıs&#8217;ın Yunanistan&#8217;ın Savunma sahasında olduğunu&#8221; vurgulamıştır(19).</p>
<p>Rum Savunma Bakanı Aloneftis, 11 Ekim 1990&#8242;da düzenlediği basın toplantısına sorulan bir soruya verdiği cevapta &#8220;Bu gün Milli Muhafız Ordusu subaylarının %25&#8242;inin Yunanlı olduğunu&#8221; açıklamış; Ayrıca 1990 yılı içinde Yunanistan tarafından MMO&#8217;na yapılan yardımların 250.000 lirayı (Kıbrıs Lirası) bulduğunu belirterek, &#8220;askeri refah fonuna yapılan katkıların ise 90.000 lire olduğunu&#8221; söylemiştir(20).</p>
<p>Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Yunanistan arasındaki bu işbirliği faaliyetleri sonraki yıllarda da devam ettirilmektedir.</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;ye yönelik politika ve stratejileri, çok yönlü olarak oluşturulmaktadır. Yunanistan, özellikle Türkiye&#8217;yi zayıflatmayı ve Türkiye&#8217;nin etrafındaki ülkelerle iyi ilişkiler geliştirerek, Türkiye&#8217;yi adeta &#8220;kuşatmayı&#8221; hedeflemektir.</p>
<p>KAYNAK:<br />
Güler, Yard. Doç. Dr. Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Megali İdea ile ilgili yukarıda geniş bilgi verilmiştir.<br />
2) TAK., 24 Aralık 1990.<br />
3) TAK., 6 Ekim 1993. &#8220;Yunan ulusunun yeni savunma hattı Epir, Makedonya, Ege ve Kıbrıs&#8217;ı da içerecek şekilde değiştirilecektir&#8230;&#8221;<br />
4) TAK., 17 Kasım 1993.<br />
5) TAK., 24 Ocak 1994.<br />
6) Yunanistan&#8217;ın önde gelen bilim adamlarından Pantean Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Megalommatis&#8217;in demeci: Sabah/18 Mart 1995.<br />
7) Simerini/TAK., 8 Temmuz 1990.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Alithia/TAK., 4 Haziran 1990.<br />
9) Bununla ilgili çeşitli tartışmalar ve gelişmeler için bkz: TAK., 9 Eylül 1992, 13 Ekim 1992.<br />
10) Atina Haber Ajansı/TAK., 16 Ekim 1992. Mesela Güney Kıbrıs AKEL ve Yunanistan Komünist Partisi, &#8220;Pan-Etnik Konferansın Kıbrıs&#8217;ın bağımsız bir devlet olarak itibarını zedeleyeceği iddiasını&#8221; ileri sürüyorlardı. Bkz: Alithia/TAK., 4 Haziran 1990.<br />
11) TAK., 29 Eylül 1993.<br />
12) Ş. Elekdağ, &#8220;Kardak Krizi&#8217;nin Sorumluları&#8221;, Milliyet (14 Şubat 1996).<br />
13) Akşam, 25 Temmuz 1995.<br />
14) Ş. Elekdağ, a.g.m.<br />
15) TAK., 30 Mayıs 1990.<br />
16) TAK., 30 Mayıs 1990.<br />
17) Simerini/TAK., 4 Ekim 1990.<br />
18) TAK., 18 Ekim 1990.<br />
19) Simerini/TAK., 31 Ekim 1990.<br />
20) TAK., 12 Ekim 1990.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/modern-megalo-idea.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Artan Önemi</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/turkiyenin-artan-onemi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/turkiyenin-artan-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:40:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin Artan Önemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[1. Körfez Krizi ve Süper Güç&#8221; Algılaması 1990&#8242;dan sonra dünyadaki siyasi gelişmeler özellikle Sovyetler&#8217;in dağılması, Doğu Bloku&#8217;nun çökmesi ve Körfez Savaşı ile birlikte Orta Doğu&#8217;da oluşan yeni yapı ve dengeler Kafkasya ve Balkanlar&#8217;daki gelişmeler Türkiye&#8217;yi ön plana çıkarmıştır. 1990&#8242;lı yılların başından itibaren gerek ABD, gerekse Avrupa bakımından Türkiye kilit ülke konumuna gelmiş, Yunanistan arka planda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Körfez Krizi ve Süper Güç&#8221; Algılaması</p>
<p>1990&#8242;dan sonra dünyadaki siyasi gelişmeler özellikle Sovyetler&#8217;in dağılması, Doğu Bloku&#8217;nun çökmesi ve Körfez Savaşı ile birlikte Orta Doğu&#8217;da oluşan yeni yapı ve dengeler Kafkasya ve Balkanlar&#8217;daki gelişmeler Türkiye&#8217;yi ön plana çıkarmıştır. 1990&#8242;lı yılların başından itibaren gerek ABD, gerekse Avrupa bakımından Türkiye kilit ülke konumuna gelmiş, Yunanistan arka planda kalmıştır.</p>
<p>Yunan ve Rum devlet adamları &#8220;Türkiye&#8217;nin Batıların gözünde önemi artan bu ülke&#8221; olmasını kendi aleyhine bir gelişme olarak değerlendirmişlerdir. Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Galanos Türkiye&#8217;nin öneminin artmasını dört nedene bağlamaktadır. Bu nedenler, Yunanistan&#8217;ın Türkiye&#8217;ye karşı yürüttüğü siyasetin anlaşılması bakımından önemlidir:<br />
<span id="more-142"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>&#8220;1. Türkiye, eski Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılmasından sonra ortaya çıkan yeni İslam Cumhuriyetleri ile Batı dünyası arasında iyi bir elçi rolü oynuyor. Türkiye, yarı yarıya bir Avrupa ülkesidir ve bu yeni İslam Cumhuriyetleri&#8217;nin Batı dünyası için yitirilmesine ve bu yüzden tehlikeli durumların ortaya çıkmasına fırsat vermeyecektir.</p>
<p>2. Türkiye, Orta Doğu petrollerinin ulaşım yollarının, koruyucusu pozundadır. Saddam Hüseyin&#8217;in bir tehlike olarak varlığını sürdürmesi, Türkiye&#8217;nin bu koruyuculuk rolüne uygun zemin yaratıyor.</p>
<p>3. Türkiye Balkanlar&#8217;da büyük bir bölge devleti olarak gözüküyor. Özellikle Bulgaristan&#8217;da, Üsküp&#8217;te, Arnavutluk&#8217;ta büyük Müslüman partilerin ortaya çıkması ve bu partilerin bu ülkelerde hükümet ortağı olmaları, Türkiye&#8217;nin Balkanlar&#8217;daki önemini artırıyor.</p>
<p>4. Türkiye, Karadeniz&#8217;de de iyi bir arabulucu rolü oynuyordu(1).&#8221;</p>
<p>Galanos&#8217;un genel olarak dört başlık altında dile getirdiği bu konular, Yunan ve Rum basını tarafından sık sık manşetlere taşınmış ve şu gibi başlıklar atılmıştır:</p>
<p>&#8220;Körfez Krizinin sona ermesiyle Türkiye bölgedeki rolünün artmasını temine çalışacak(2).&#8221;</p>
<p>&#8220;Kuveyt olayları bulutsuz gökten düşen bir yıldırım gibi, bir anda ortalığı karıştırdı. Bu karışıklık içinde Türkiye&#8217;nin oynayabileceği rol yeniden önek kazandı(3).&#8221;</p>
<p>&#8220;Kuveyt olaylarında sonra Türkiye&#8217;nin Orta Doğu&#8217;daki rolü yeniden büyük önem kazandı&#8230; Türkiye&#8217;nin stratejik önemini gösteren grafik yeniden yükselmektedir(4).&#8221;</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;nin aran önemi Yunanistan&#8217;ı zor duruma düşürmektedir(5).&#8221;</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;nin artan önemi karşısında, Yunanlılar ve Rumlar endişelenmelidir, Kıbrıs Rumlarının son zamanlarda uluslar arası alanda Türkiye&#8217;ye karşı kazandıkları başarılar, Körfez Krizi&#8217;nin getirdiği yeni durum içinde etkisiz hale gelmiştir(6).&#8221;</p>
<p>Yunan-Rum basını, Körfez Krizi ile birlikte Türkiye&#8217;nin öneminin arttığını, krizin Türkiye&#8217;ye pek çok yararlar(7) sağladığını, bu gelişmelerin Yunanlılar ve Rumları endişelendirdiğini(8) sık sık haber konusu yapmışlardır.</p>
<p>Basının vurguladığı bir diğer fikir de, Türkiye&#8217;nin &#8220;bölgesel bir süper devlet haline geldiği&#8221;, ABD ve Fransa&#8217;nın Türkiye&#8217;ye karşı tutumlarında Türkiye lehine önemli değişiklikler olduğu idi(9).</p>
<p>Bu bakış açısını desteklemek bakımından Fileleftheros Gazetesi&#8217;nin 30 Ocak 1993 günü &#8220;Türkiye&#8217;nin Devleşmesi Karşısında&#8221; başlığı ile yayınladığı uzun röportaj dikkat çekicidir. Röportaja katılan bütün siyasi liderler, başta Rum Yönetimi sözcüsü Mavromatis olmak üzere &#8220;devleşen Türkiye&#8221;den bahsetmektedirler. Röportajla birlikte yayınlanan bir karikatür bütün görüşleri özetler niteliktedir: Karikatürde Türkiye, kollarını dört bir yana uzatmış, kocaman bir ahtapot olarak gösteriliyor. Kıyıda duran eli zıpkınlı Amerikalı, ahtapotun varlığını görmezlikten gelerek yüzünü başka bir tarafa çevirmiş ıslık çalıyor(10).</p>
<p>2. Türk Cumhuriyetleri&#8217;nin Bağımsızlığı</p>
<p>Doğu Bloku&#8217;nun çökmesi ve Türk Cumhuriyetleri&#8217;nin bağımsızlıklarına kavuşması da; Yunan, Rum basını ve devlet adamları tarafından Türkiye&#8217;nin önemini artıran bir faktör olarak değerlendirmiştir: Rum Yönetimi Sözcüsü Mavromatis yukarıda sözünü ettiğimiz röportajında şu ifadeleri kullanmıştır:</p>
<p>&#8220;Doğu Bloku&#8217;nun çökmesiyle, Türkiye&#8217;nin jeostratejik önemi büyük ölçüde azalmıştı. Ne var ki, eski Sovyetler Birliği&#8217;nin Müslüman Cumhuriyetleri&#8217;nde(11) meydana gelen durum, Türkiye&#8217;nin jeopolitik önemini yeniden artırdı ve ona yeni bir boyut kazandırdı. Bu Müslüman Cumhuriyetler Türkiye&#8217;yi kendilerine örnek aldılar. Batılılar da İran ile kıyaslandığında, Türkiye&#8217;yi tercih ettiler ve böylece Türkiye örnek ülke oldu. Türkiye hiç de örnek olacak bir ülke değildi ama, oldu işte(12)&#8230;&#8221;</p>
<p>3. Türkiye&#8217;nin Balkan Politikası</p>
<p>Yunan ve Rum basını, Türkiye&#8217;nin Balkan politikasını ve Balkanlar&#8217;daki gelişmeleri de Türkiye&#8217;nin önemini artıran bir faktör olarak değerlendirmektedir. Türkiye&#8217;nin özellikle Makedonya ve Arnavutluk ile iyi ilişkiler geliştirmesi, Makedonya Cumhuriyeti&#8217;ni tanıması Yunanistan&#8217;ı büyük ölçüde huzursuz etmiştir. Mithat Bereket&#8217;in konuyla ilgili televizyon programında belirttiği gibi, &#8220;Türkiye&#8217;yi kendisine karşı en büyük tehdit olarak gören Yunanistan, Makedonya ve Arnavutluk&#8217;tan dolayı adeta kendisini kuşatmış saymaktadır(13).&#8221;</p>
<p>Makedonya ve Arnavutluk, Yunanistan&#8217;ın iç güvenliği ve ülke bütünlüğü açısından büyük önem taşımaktadır. Kendilerinin &#8220;Üsküp&#8221; ve &#8220;Kuzey Epir&#8221; sorunları olarak ifade ettikleri bu iki ülkeyle ilgili gelişmelerin &#8220;Türkiye&#8217;nin Balkan Politikasının bir ürünü olduğu&#8221; belirten Yunan devlet adamları, bu konuda Türkiye&#8217;yi sorumlu tutmaktadırlar(14). Yunanistan, bilimsel ve siyasi gelişmelerin aksine Makedonların &#8220;Elen olduğu(15)&#8221; tezini ileri sürmektedir.</p>
<p>Bosna-Hersek&#8217;le ilgili olarak Türkiye&#8217;nin takip ettiği haklı politikalar da, Yunan-Rum basınında kendilerine karşı yürütülen bir &#8220;tehdit&#8221; olarak algılanmaktadır. Yunan ve Rum basını, Türkiye&#8217;nin Bosna ile ilgili insanlık adına yaptığı girişimleri &#8220;Elenler yılanın kendilerini sarmakta olduğunu hissediyorlar(16)&#8221; yorumuyla vermektedir.</p>
<p>Konuyla ilgili bir diğer değerlendirme ise şöyledir:</p>
<p>&#8220;Türkiye İslâmî Balkanları karıştırmakta, Bosna-Hersek&#8217;e yardım sağlamak için petrol üreten ülkeleri kışkırtmakta ve bu ülkeleri Bosna-Hersek&#8217;e müdahale etmek için Batılılar üzerinde baskı kullanmaya teşvik etmektedir(17)&#8230;&#8221;</p>
<p>4. Türkiye-Avrupa İlişkileri</p>
<p>Türkiye&#8217;nin &#8220;artan gücü&#8221; konusunda Yunanistan&#8217;ın bir başka önemli çekincesi de Türkiye-Avrupa ilişkileridir. AT&#8217;na girme sürecinde önemli yol kat eden Türkiye, Avrupa Gümrük Birliği&#8217;ne girmiştir. AT üyesi Yunanistan, Avrupa -Türkiye ilişkilerinde Türkiye bakımından büyük önem taşıyan bu konuda kim zaman diğer AT üyesi ülkeleri de kızdıracak bir tutum izlemektedir.</p>
<p>Avrupa&#8217;nın her türlü siyasi ve ekonomik platformunda Türkiye&#8217;ye karşı çeşitli manevralarla faaliyet yürüten Yunanistan, sonra zamanlarda özellikle (Gümrük Birliği sürecinin hızlanmasından sonra) terör örgütü PKK&#8217;nın propagandalarına da uygun olarak; yapılan teröre karşı Türkiye&#8217;nin aldığı tedbirleri bir nevi &#8220;insan hakları ihlali&#8221; gibi gündeme getirmektedir. Bu konuda hassas olduğu bilinen Avrupa kamuoyu harekete geçirilerek, Türkiye&#8217;nin Avrupa ile bütünleşmesinin önü kesilmek istenmektedir(18).</p>
<p>KAYNAK:<br />
Güler, Yard. Doç. Dr. Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Alithia/TAK, (Türk Ajansı-Kıbrıs), 5 Ekim 1991.<br />
2) Eleftheria Dis Gromis/TAK., 2 Ocak 1990.<br />
3) Uluslar arası İlişkiler Uzmanı Dr. M. Evriviades&#8217;in demeci Simerini /TAK., 5 Ağustos 1990.<br />
4) Kathimerini/TAK., 6 Kasım 1990.<br />
5) Kirigas/TAK., 12 Ağustos 1990.<br />
6) Haravgi/TAK., 13 Ağustos 1990.<br />
7) Bütün Rum Gazeteleri/TAK., 6 Kasım 1990.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Fileleftheros/TAK., 8 Kasım 1990.<br />
9) Atina Haber Ajansı/TAK., 15 Kasım 1990.<br />
10) TAK., 31 Ocak 1991. Ropörtaj&#8217;a katılan diğer siyasiler şunlar: DİSİ Genel Sekreteri A. Markides, AKEL-Merkez Komitesi Politbüro Üyesi A. Hristodulu, EDEK-Genel Sekretesi O. Omin, Liberal Parti Siyasi Komite Üyesi A. Rolandis ve ADİSOK Başkan Yardımcısı K. Themistokleos.<br />
11) Mavromatis bilinçli olarak &#8220;Türk Cumhuriyetleri&#8221; yerine bu tabiri kullanmaktadır. Bilindiği gibi Yunanlılar ve Rumlar Batı Trakya Türk toplumu için de ısrarlı bir şekilde &#8220;Müslüman Yunan Vatandaşları&#8221; demektedirler.<br />
12) Feleleftheros/TAK., 31 Ocak 1993.<br />
13) M. Bereket, Pusula Programı, Kanal D., 10.07.1995.<br />
14) Mesela, Çevre Kadastro ve Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı Georgios VULGARAKİS&#8217;in demeci: &#8220;Üsküp sorunu, önemli ölçüde Yunanistan&#8217;ın birçok açık cephesi bulunmasının arzulayan Türkiye&#8217;nin Balkan politikasının bir ürünüdür&#8230;&#8221; Mahi/TAK., 3 Ocak 1993.<br />
15) Bununla ilgili çalışmalar ve görüşler için Mesela bkz: TAK., 12-19 Ocak 1993, 10 Kasım 1993, 28 Eylül 1993.<br />
16) Fileleftheros/TAK., 13 Ocak 1993.<br />
17) Fileleftheros/TAK., 13 Ocak 1993, Ayrıca Bkz: &#8220;Türkiye Balkanlarda Müslüman ve Türk Azınlıkların Koruyucusu Pozuna Bürünüyor&#8230;&#8221; TAK., 14 Eylül 1992.<br />
18) Yunan-Rum basını dikkatli bir şekilde incelendiğinde, Türkiye-Avrupa bütünleşmesinde önceden Kıbrıs meselesinin kullanıldığı görülmektedir. Bununla ile ilgili mesela bkz: G. Kıbrıs EDEK Partisi Lideri Lissarides&#8217;in Londra&#8217;daki Konuşması, Fileleftheros/TAK., 7 Haziran 1990; Yunanistan Devlet Başkanlığı Müsteşarı ve Hükümet Sözcüsü Viron POLIDORAS&#8217;ın demeci, TAK., 31 Mayıs 1990.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/turkiyenin-artan-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;ye Yönelik Yunan Stratejileri</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/turkiyeye-yonelik-yunan-stratejileri.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/turkiyeye-yonelik-yunan-stratejileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye Yönelik Yunan Stratejileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[Jeopolitik konum ve öneminden dolayı Türkiye, her dönemde çeşitli &#8220;tehdit&#8221;lere maruz kalmıştır. Kimi zaman ortaya çıkan &#8220;mahalli tehditler&#8221; de Türkiye&#8217;yi rahatsız etmiştir. Türkiye&#8217;nin yakın komşusu olması dolayısıyla Yunanistan, özellikle 1919&#8242;lardan sonra bir &#8220;mahalli tehdit merkezi&#8221; olmuştur. Yunanistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye yönelen tehdit, birbirleriyle ilişkili iki etkenden kaynaklanmaktadır. Bunların birincisi Türkiye&#8217;nin &#8220;Megalo İdea&#8221; veya &#8220;Yunan yayılma sahası&#8221;nın içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Jeopolitik konum ve öneminden dolayı Türkiye, her dönemde çeşitli &#8220;tehdit&#8221;lere maruz kalmıştır. Kimi zaman ortaya çıkan &#8220;mahalli tehditler&#8221; de Türkiye&#8217;yi rahatsız etmiştir.<br />
Türkiye&#8217;nin yakın komşusu olması dolayısıyla Yunanistan, özellikle 1919&#8242;lardan sonra bir &#8220;mahalli tehdit merkezi&#8221; olmuştur.</p>
<p>Yunanistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye yönelen tehdit, birbirleriyle ilişkili iki etkenden kaynaklanmaktadır. Bunların birincisi Türkiye&#8217;nin &#8220;Megalo İdea&#8221; veya &#8220;Yunan yayılma sahası&#8221;nın içinde bulunmasıdır. İkinci önemli etken de Türkiye&#8217;nin bölgedeki varlığı ve önemli bir bölge ülkesi olarak gelişmesidir. Sosyo-psikolojik nedenlere dayanan bu ikinci etken sonucu Yunanistan, &#8220;tehdit algılaması&#8221; sıralamasında Türkiye&#8217;yi birinci sıraya koymaktadır.<br />
<span id="more-140"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Bu iki temel nedenden hareket eden Yunanistan; silahlı işgale yönelerek, Türkiye ve Kıbrıs Rumlarını kışkırtarak(1), Türkiye&#8217;de faaliyet gösteren terör örgütlerini destekleyerek(2), Türkiye aleyhine çalışmalar yaparak amaçlarına ulaşmak istemektedir.</p>
<p>Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi özellikle 1974 yılından sonra Türkiye&#8217;ye karşı yeni bir strateji uygulamaya başlamışlardır. Bu stratejiyi, 1974 yılı Sonbaharında Selanik Fuarı&#8217;nın açılışında bir konuşma yapan Konstantin Karamanlis şu sözleriyle çok öz ve veciz bir şekilde ifade etmiştir:</p>
<p>&#8220;Bugünkü gücümüzle, Türkleri savaşarak yenmemize imkan yok. Mücadelemiz her çareye başvurarak sürdüreceğiz. Türklerin yaralarını kaşıyıp kanatacağız(3)&#8230;&#8221;</p>
<p>KAYNAK:<br />
Güler, Yard. Doç. Dr. Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Yunanistan&#8217;ın Birinci Dünya Harbi&#8217;nin hemen sonrasında Anadolu&#8217;yu İşgal etmek için yürüttüğü &#8220;teşkilatlanma&#8221; ve bu bakımdan Rumlarla olan ilişkisi için bkz: A. Güler, İşgal Yıllarında Yunan Gizli Teşkilatları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1: 90 1. Ank., 1988.<br />
2) 1967 yılından itibaren Yunanistan&#8217;ın özellikle Türkiye&#8217;ye yönelik terör faaliyetlerine verdiği destek belgeleriyle birlikte şu çalışmadan incelenmiştir: C. Başar, Terör Dosyası ve Yunanistan, C: I-II. İst., 1993. Yunanistan&#8217;ın PKK Terör Örgütüne verdiği destek ve bu eserin devamı mahiyetinde tarafımızdan yayınlanacaktır.<br />
3) C. Başar, a.g.e., s. 48.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/turkiyeye-yonelik-yunan-stratejileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Durum ve Gelişmeler</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/son-durum-ve-gelismeler.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/son-durum-ve-gelismeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:29:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Son Durum ve Gelişmeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Jeopolitik konum ve öneminden dolayı Türkiye, her dönemde çeşitli &#8220;tehdit&#8221;lere maruz kalmıştır. Kimi zaman ortaya çıkan &#8220;mahalli tehditler&#8221; de Türkiye&#8217;yi rahatsız etmiştir. Türkiye&#8217;nin yakın komşusu olması dolayısıyla Yunanistan, özellikle 1919&#8242;lardan sonra bir &#8220;mahalli tehdit merkezi&#8221; olmuştur. Yunanistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye yönelen tehdit, birbirleriyle ilişkili iki etkenden kaynaklanmaktadır. Bunların birincisi Türkiye&#8217;nin &#8220;Megalo İdea&#8221; veya &#8220;Yunan yayılma sahası&#8221;nın içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Jeopolitik konum ve öneminden dolayı Türkiye, her dönemde çeşitli &#8220;tehdit&#8221;lere maruz kalmıştır. Kimi zaman ortaya çıkan &#8220;mahalli tehditler&#8221; de Türkiye&#8217;yi rahatsız etmiştir.<br />
Türkiye&#8217;nin yakın komşusu olması dolayısıyla Yunanistan, özellikle 1919&#8242;lardan sonra bir &#8220;mahalli tehdit merkezi&#8221; olmuştur.</p>
<p>Yunanistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye yönelen tehdit, birbirleriyle ilişkili iki etkenden kaynaklanmaktadır. Bunların birincisi Türkiye&#8217;nin &#8220;Megalo İdea&#8221; veya &#8220;Yunan yayılma sahası&#8221;nın içinde bulunmasıdır. İkinci önemli etken de Türkiye&#8217;nin bölgedeki varlığı ve önemli bir bölge ülkesi olarak gelişmesidir. Sosyo-psikolojik nedenlere dayanan bu ikinci etken sonucu Yunanistan, &#8220;tehdit algılaması&#8221; sıralamasında Türkiye&#8217;yi birinci sıraya koymaktadır.<br />
<span id="more-138"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Bu iki temel nedenden hareket eden Yunanistan; silahlı işgale yönelerek, Türkiye ve Kıbrıs Rumlarını kışkırtarak(1), Türkiye&#8217;de faaliyet gösteren terör örgütlerini destekleyerek(2), Türkiye aleyhine çalışmalar yaparak amaçlarına ulaşmak istemektedir.</p>
<p>Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi özellikle 1974 yılından sonra Türkiye&#8217;ye karşı yeni bir strateji uygulamaya başlamışlardır. Bu stratejiyi, 1974 yılı Sonbaharında Selanik Fuarı&#8217;nın açılışında bir konuşma yapan Konstantin Karamanlis şu sözleriyle çok öz ve veciz bir şekilde ifade etmiştir:</p>
<p>&#8220;Bugünkü gücümüzle, Türkleri savaşarak yenmemize imkan yok. Mücadelemiz her çareye başvurarak sürdüreceğiz. Türklerin yaralarını kaşıyıp kanatacağız(3)&#8230;&#8221;</p>
<p>KAYNAK:<br />
Güler, Yard. Doç. Dr. Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Yunanistan&#8217;ın Birinci Dünya Harbi&#8217;nin hemen sonrasında Anadolu&#8217;yu İşgal etmek için yürüttüğü &#8220;teşkilatlanma&#8221; ve bu bakımdan Rumlarla olan ilişkisi için bkz: A. Güler, İşgal Yıllarında Yunan Gizli Teşkilatları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1: 90 1. Ank., 1988.<br />
2) 1967 yılından itibaren Yunanistan&#8217;ın özellikle Türkiye&#8217;ye yönelik terör faaliyetlerine verdiği destek belgeleriyle birlikte şu çalışmadan incelenmiştir: C. Başar, Terör Dosyası ve Yunanistan, C: I-II. İst., 1993. Yunanistan&#8217;ın PKK Terör Örgütüne verdiği destek ve bu eserin devamı mahiyetinde tarafımızdan yayınlanacaktır.<br />
3) C. Başar, a.g.e., s. 48.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/son-durum-ve-gelismeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliği</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/avrupa-birligi-2.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/avrupa-birligi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:28:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ab]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa birliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan&#8217;ın Avrupa Birliği&#8217;ne tam üyeliği, ekonomik gerekçelerden ziyade siyasi gerekçeler ön plana çıkartılarak gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, Yunanistan, AT açısından ekonomik olarak çok fazla soruna yol açmamıştır. Zira, küçük ülke sınırları ve az nüfusu, bu ülkenin mevcut ekonomik problemlerine karşın nispeten daha rahat hazmedilebilmesine olanak tanımıştır. Keza, bu ülke, AT yapılaşması açısından hassas konularda fazla sorun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan&#8217;ın Avrupa Birliği&#8217;ne tam üyeliği, ekonomik gerekçelerden ziyade siyasi gerekçeler ön plana çıkartılarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>Bununla birlikte, Yunanistan, AT açısından ekonomik olarak çok fazla soruna yol açmamıştır. Zira, küçük ülke sınırları ve az nüfusu, bu ülkenin mevcut ekonomik problemlerine karşın nispeten daha rahat hazmedilebilmesine olanak tanımıştır. Keza, bu ülke, AT yapılaşması açısından hassas konularda fazla sorun çıkarmayıcı bir görünüm takınmıştır.<br />
<span id="more-136"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Yunanistan&#8217;ın sorun yarattığı alanlar, daha ziyade 1990&#8242;lı yılların ikinci yarısından itibaren daha belirginlik kazanmış, özellikle Türkiye söz konusu olduğunda, Yunanistan yeğlemesini, Türkiye ile olan ortaklık ilişkilerinin geliştirilmesi yerine, bloke edilmesi doğrultusunda yapmış; keza Kıbrıs kartını oynayarak, AB&#8217;nin içine girdiği genişleme sürecini veto edebileceği tehdidini sürekli olarak kullanmıştır.</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın tam üyeliği ile birlikte, Türkiye &#8211; Yunanistan ikili sorunlarını, Türkiye &#8211; AB ikili sorunları haline dönüştürmek için sürekli bir gayret içinde olması, siyasi gerekçelerle tam üyeliğe kabul edilen bu ülkenin, sürekli siyasi sorun yaratan bir ülke görünümüne kavuşmasına yol açmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/avrupa-birligi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NATO</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/nato-2.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/nato-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:23:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[nato]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/nato-2.html</guid>
		<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra Kuzey Atlantik bölgesindeki memleketlerin müşterek güvenini sağlamak üzere görüşmeler yapıldı. Sonunda 17 Mart 1948&#8242;de Brüksel&#8217;de beş devlet arasında &#8220;Beşli Pakt&#8221; imzalandı. Daha sonra birleşik savunma sisteminin genişletilmesi için diğer devletlerin başvurması üzerine 4 Nisan 1949&#8242;da &#8220;Kuzey Atlantik Antlaşması&#8221; imzalandı. Bu antlaşmayı imzalayan devletler şunlardır: Birleşik Amerika Devletleri, Büyük Britanya, Fransa, Kanada, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra Kuzey Atlantik bölgesindeki memleketlerin müşterek güvenini sağlamak üzere görüşmeler yapıldı. Sonunda 17 Mart 1948&#8242;de Brüksel&#8217;de beş devlet arasında &#8220;Beşli Pakt&#8221; imzalandı. Daha sonra birleşik savunma sisteminin genişletilmesi için diğer devletlerin başvurması üzerine 4 Nisan 1949&#8242;da &#8220;Kuzey Atlantik Antlaşması&#8221; imzalandı.</p>
<p>Bu antlaşmayı imzalayan devletler şunlardır: Birleşik Amerika Devletleri, Büyük Britanya, Fransa, Kanada, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İtalya, Potekiz, Norveç, Danimarka ve İzlanda.<br />
<span id="more-134"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Böylece İtalya ve Portekiz gibi Kuzey Atlantik bölgesiyle ilgisi olmayan devletler de pakta alındılar. Bu nedenle Türk ve Yunan Hükümetleri de Atlantik Paktına girmek istediğiler ve isteklerini pakta dahil devletlere bildirdiler.</p>
<p>Türkiye ve Yunanistan&#8217;ın 1952&#8242;de, Batı Almanya&#8217;nın 1955&#8242;te ve İspanya&#8217;nın 1982 yılında NATO&#8217;ya katılması ile NATO üyelerinin sayısı 16&#8242;ya çıkmıştır.</p>
<p>NATO&#8217;nun kuruluşu ile Sovyetlerin Avrupa&#8217;daki yayılması durdurulmuştur.</p>
<p>Antlaşmanın başında, imza atan ülkelerin, milletlerin, demokrasi ilkeleri ve kişi hürriyetleri ve hukuk üstünlüğüne dayanan hürriyetlerini ve ortak savunmaları ile barış ve güvenliklerini korumak için birleşmiş oldukları belirtilmiştir:</p>
<p>&#8220;Taraflardan bir veya birkaçına, Avrupa&#8217;da yahut Kuzey Amerika&#8217;da yapılacak herhangi bir tecavüz, pakta dahil bütün devletlere birden yapılmış sayılacak, her devlet, tecavüze uğrayanların yardımına koşacaktır&#8221;.</p>
<p>NATO&#8217;nun ilk merkez karargahı Paris yakınında kurulmuş, sonradan Brüksel&#8217;e alınmıştır. NATO&#8217;nun Güney-doğu Komutanlığının karargahı ise İzmir&#8217;dedir.</p>
<p>KAYNAK:<br />
Armaoğlu, Prof. Dr. Fahir-; 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Alkım Yayınevi, Genişletilmiş 12. Baskı, Ankara, s. 447-449.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/nato-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balkan Paktı</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/balkan-pakti-2.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/balkan-pakti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:22:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[balkan paktı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya&#8217;nın taraf olduğu siyasal nitelikli bölgesel örgüt. Pek uzun ömürlü olamamıştır. A.B.D. 1950&#8242;lerin başında Sovyetlerle gergin ilişkileri olan Yugoslavya ile ilgilenmeye başlamıştı ve NATO&#8217;ya girmeleri kesinleşmiş olan Türkiye ve Yunanistan ile bu ülkeler arasında bir pakt yapılması yönünde çabalıyordu. 1951 yılı sonuna doğru ve üç ülke arasında başlayan yakınlaşma 1952 boyunca da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya&#8217;nın taraf olduğu siyasal nitelikli bölgesel örgüt. Pek uzun ömürlü olamamıştır.</p>
<p>A.B.D. 1950&#8242;lerin başında Sovyetlerle gergin ilişkileri olan Yugoslavya ile ilgilenmeye başlamıştı ve NATO&#8217;ya girmeleri kesinleşmiş olan Türkiye ve Yunanistan ile bu ülkeler arasında bir pakt yapılması yönünde çabalıyordu. 1951 yılı sonuna doğru ve üç ülke arasında başlayan yakınlaşma 1952 boyunca da devam etmiş ve 28 Şubat 1953&#8242;te Ankara&#8217;da üç ülkenin Dışişleri Bakanları tarafından bir &#8220;Dostluk ve İşbirliği Antlaşması&#8221; imzalanmıştır.<br />
<span id="more-132"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Bu antlaşmaya göre üç devlet ortak çıkarlarıyla ilgili konularda birbirlerine danışacaklar ve üye devletlerin Dışişleri Bakanları yılda en az bir defa toplanacaktı. Dışişleri Bakanları arasında süren toplantılar sonucu yeni ilerlemeler sağlanmış, 9 Ağustos 1954&#8242;te üç ülke arasında Bled Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre taraflar, aralarından herhangi birine ya da birkaçına yönelen bir saldırıyı kendilerine de yapılmış sayarak askeri güç de dahil her türlü önlemi alacaklardı.</p>
<p>Ama daha paktın ilk günlerinden itibaren Türkiye ve Yugoslavya arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmış ve 1955&#8242;ten itibaren Sovyetlerle ilişkilerini düzeltmeye başlayan bu ülkenin pakta ilgisi azalmıştır. Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasıyla da Paktın doğurduğu olumlu hava silinmeye başlamıştı. Pakt 1960 yılına kadar devam etmiş 1960 Haziranında da resmen sona erdiği açıklanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/balkan-pakti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balkan Antantı</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/balkan-anlati.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/balkan-anlati.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:21:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan Anlatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[9 Şubat 1934&#8242;te Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan ittifak antlaşması. Avrupa&#8217;nın revizyonist ve anti-revizyonist iki kamp etrafında toplanmaya başlaması Balkan devletlerini bir grup kurmaya yönlendiriyordu. İlk kez 1929&#8242;da Yunanistan Başbakanı Papanastasio&#8217;nun ortaya attığı bir Balkan birliği kurulması fikri çeşitli devletlerden destek görmüş ve arka arkaya Balkan devletleri arasında gayriresmi nitelikli konferanslar toplanmaya başlamıştı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>9 Şubat 1934&#8242;te Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan ittifak antlaşması. Avrupa&#8217;nın revizyonist ve anti-revizyonist iki kamp etrafında toplanmaya başlaması Balkan devletlerini bir grup kurmaya yönlendiriyordu.</p>
<p>İlk kez 1929&#8242;da Yunanistan Başbakanı Papanastasio&#8217;nun ortaya attığı bir Balkan birliği kurulması fikri çeşitli devletlerden destek görmüş ve arka arkaya Balkan devletleri arasında gayriresmi nitelikli konferanslar toplanmaya başlamıştı.<br />
<span id="more-130"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Konferanslar sonucu verilen uzlaşma doğrultusunda 9 Şubat 1934&#8242;te Atina&#8217;da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Atlantı imzalandı. Üç maddeden oluşan Antant Balkan ülkelerinin kendi aralarında olan sınırları koruyor ve bu ülkeler arası işbirliğini geliştirmeyi amaçlıyordu. Antant bölgede revizyonist politika izleyen Bulgaristan&#8217;ı hedeflemekteydi.</p>
<p>II. Dünya Savaşı&#8217;nda Türkiye dışındaki üyelerin Alman işgaline uğraması ile Antant geçerliliğini kaybetmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/balkan-anlati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1930&#8242;a Kadar</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/1930a-kadar.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/1930a-kadar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:19:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[1930'a Kadar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Lozan Barış Antlaşması&#8217;ndan önce, 30 Ocak 1923&#8242;te imzalanan Lozan Barış Antlaşmasına ek bir sözleşme ve protokolle Türkiyeli Rumlarla, Yunanistan&#8217;daki Müslüman Türklerin değiştirilmesi öngörülmüştü. Ancak, bundan Batı Trakya Türkleri ile İstanbul&#8217;da oturan (sakin-etabli) Rumlar istisna edilmişlerdi. Yunanlıların İstanbul&#8217;da daha çok Rum alıkoymak istemeleri, Antlaşmada mevcut sakin (etabli) deyiminin yorumunda uyuşmazlığa sebebiyet vermiştir. Ağır bunalımlara neden olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lozan Barış Antlaşması&#8217;ndan önce, 30 Ocak 1923&#8242;te imzalanan Lozan Barış Antlaşmasına ek bir sözleşme ve protokolle Türkiyeli Rumlarla, Yunanistan&#8217;daki Müslüman Türklerin değiştirilmesi öngörülmüştü. Ancak, bundan Batı Trakya Türkleri ile İstanbul&#8217;da oturan (sakin-etabli) Rumlar istisna edilmişlerdi. Yunanlıların İstanbul&#8217;da daha çok Rum alıkoymak istemeleri, Antlaşmada mevcut sakin (etabli) deyiminin yorumunda uyuşmazlığa sebebiyet vermiştir. Ağır bunalımlara neden olan bu uyuşmazlık, 6-7 yıl devam ettikten sonra, 1930 yılında çözülmüştür.<br />
<span id="more-128"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Böylece, iki taraf arasında uzun süre devam eden huzursuzluk ortadan kaldırıldığı gibi, Türk-Yunan ilişkilerinin düzelmesine ve ilerde Balkan Paktı&#8217;nın kurulmasına ön ayak olmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/1930a-kadar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milli Mücadele Dönemi</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/milli-mucadele-donemi-2.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/milli-mucadele-donemi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:18:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın galiplerince başlatılan ve 1919 ile 1920 yıllarını da içine alarak Londra ve San Remo&#8217;da sürdürülüp Sevr&#8217;de noktalanan barış görüşmelerinde, özellikle Osmanlı Devleti&#8217;nin geleceği, daha doğrusu, nasıl paylaşılacağı konusu ağırlık noktasını oluşturmuştur. 14 Mayıs 1919 günü yapılan görüşmelerde Anadolu&#8217;nun İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan devletlerince ne şekilde bölüneceğine dâir plan son şeklini almıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın galiplerince başlatılan ve 1919 ile 1920 yıllarını da içine alarak Londra ve San Remo&#8217;da sürdürülüp Sevr&#8217;de noktalanan barış görüşmelerinde, özellikle Osmanlı Devleti&#8217;nin geleceği, daha doğrusu, nasıl paylaşılacağı konusu ağırlık noktasını oluşturmuştur. 14 Mayıs 1919 günü yapılan görüşmelerde Anadolu&#8217;nun İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan devletlerince ne şekilde bölüneceğine dâir plan son şeklini almıştır. Elefterios Venizelos&#8217;un devamlı gayretleri ve diğer büyük devletlerin desteklemesi sonucunda İzmir&#8217;e Yunan askeri çıkarılması 15 Mayıs 1919 tarihinde uygulamaya konulmuştur.<br />
<span id="more-126"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Amerikan, İngiliz, Fransız ve Yunan savaş gemilerinin koruyuculuğunda İzmir&#8217;e çıkan Yunanlıların burada giriştiği kırım harekâtı tüyler ürperticiydi. İşgalin ilk 48 saatinde İzmir ve banliyölerinde 2.000&#8242;den fazla Türk katledilmiştir. Vahşice işlenen tüm bu cinayetler, İzmir rıhtımında demirleyen yabancı devletler savaş gemilerinin subay ve erlerinin gözü önünde meydana gelmiştir.</p>
<p>İzmir&#8217;e çıkan Yunan birliklerinin ileri harekâtı, Küçük ve Büyük Menderes vadilerine yayılmış, Bayındır, Manisa, Aydın, Turgutlu, Tire ve Ödemiş&#8217;e kadar genişlemişti. Batı Anadolu&#8217;da başlayıp iç kesimlere yayılma eğilimi gösteren Avrupa emperyalizmi destekli Yunan işgali bölgede &#8220;Kuvva-yı Millîye ve Redd-i İlhâk&#8221; teşkilâtlarının kurulması ve tepkilerin eyleme dönüştürülmesi yönünde birtakım oluşumları ortaya çıkarmıştır.</p>
<p>Nitekim organizeli Türk direnişi sonucunda yer yer şiddetli çatışmaların başlaması üzerine durumun ciddiyetini anlayan Yüksek Konsey, bölgede bir sınır oluşturulması için General Milne&#8217;ye ricada bulunulmasını istemişti (18 Temmuz 1919).</p>
<p>General Milne, Temmuz ayının sonlarında İzmir&#8217;e gelerek Yunan Komutanı Paraskevopulos&#8217;dan Yunan birliklerinin daha ileri gitmemelerini istedi. Kendisi, çalışmaları sonucunda &#8220;Milne Hattı&#8221; diye anılacak olan sınırın projesini 2 Ekim&#8217;de Yüksek Konsey&#8217;e verdi ve taslak Konsey tarafından kabul edildi. Milne Hattı, Yunanlıların işgal ettikleri bölgeleri Türk taarruzlarına karşı korumaktaydı.</p>
<p>İstanbul Hükümeti&#8217;nin otoritesinin gözle görülür şekilde zayıflamasına karşılık Anadolu&#8217;daki Millî Hareketin giderek büyümesi karşısında İtilaf Devletleri, barış antlaşmasının fazla geciktirilmeden hazırlanması gerektiğini, aksi takdirde uygulanmasının ve kabul ettirilmesinin zorlaşacağını görmekteydiler. Paris Barış Konferansı&#8217;nın genel oturumu 21 Ocak 1920&#8242;de sona erdiğinde, İngilizlerin ısrarı üzerine Türkiye meselelerinin Londra&#8217;da görüşül­mesi kararlaştırıldı.</p>
<p>Londra Konferansı 12 Şubat 1920&#8242;de toplanıp 10 Nisan&#8217;da sona erdi. Konferansa katılan müttefik başbakanları Lloyd George, Francesco Nitti, Aleksandre Millerand ve Elefterios Venizelos arasında yapılan görüşmelerde, İstanbul ve Boğazlar, kurulması öngörülen yeni Türkiye&#8217;nin malî kontrolü, Anadolu&#8217;daki nüfus bölgeleri, azınlıklar meselesi, Suriye-Mezopotamya ve Arabistan konuları ele alındı. Londra&#8217;daki konferanstan sonra müzakerelerin San Remo&#8217;da sürdürülmesi uygun görüldü ve Yüksek Konsey 18 Nisan&#8217;da San Remo&#8217;da bir araya geldi.</p>
<p>Burada da Londra&#8217;da tespit edilen esaslar üzerinde duruldu. Bir taraftan barış antlaşmasına son şekli verilirken, Paris ve Londra&#8217;da sürüncemede kalmış olan Kürdistan ve Ermenistan meseleleri de gündeme getirildi. Türkiye&#8217;nin Avrupa&#8217;daki sınırının, İstanbul ve Boğazlar&#8217;da uygulanacak rejimin ve kapitülasyonların ele alınıp son şekillerinin verildiği &#8220;San Remo Konferansı&#8221; 26 Nisan 1920&#8242;de sona erdi(1).</p>
<p>Sevr Antlaşması taslağı onay için İstanbul Hükümeti&#8217;ne sunulduğunda, batılılar, böyle bir antlaşmaya karşı direnmeye kararlı olan Mustafa Kemalci güçler ortadan kaldırılmadan bu antlaşmanın uygulanamayacağı gerçeğini nihayet anlamışlardı. Bu nedenle daha önceden ileri çıkmalarına izin vermedikleri Anadolu&#8217;daki Yunan ordusuna, General Milne Hattı&#8217;nda yeşil ışık yakmışlar ve bundan sonra 22 Haziran 1920&#8242;de başlayan Yunan taarruzu, 20 Temmuz&#8217;da Bursa ve 5 Ağustos&#8217;ta da Uşak&#8217;ın düşmesi ile sonuçlanmıştı(2).</p>
<p>Bu arada Yunanlılar, Balıkesir, Alaşehir ve Nazilli&#8217;yi de ele geçirmişlerdi. Aynı şekilde 20 Temmuz&#8217;da Trakya&#8217;dan da bir saldırı başlatan Yunanlılar Tekirdağ ve Edirne&#8217;yi işgal ederek 26 Temmuz&#8217;da bölgede kontrolü ele aldılar. Böylece 9 Ağustos&#8217;a kadar devam eden Yunan işgali, müttefiklerin arzu ettiği şekilde gerçekleşmişti.</p>
<p>10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Barış Antlaşması, İtilaf Devletleri ile İstanbul Hükümeti arasında imzalandı. Sevr Antlaşması bir bakıma, Avrupalı büyük devletlerin XIX. yüzyıldan beri milletlerarası bir problem haline getirdikleri &#8220;Şark Meselesi&#8221;nin çözüme kavuşturulması anlamına geliyordu. Kesin hatları Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda belirlenmiş olan ve Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılıp &#8220;Türk&#8217;ün Avrupa&#8217;dan atılarak geldiği yere gönderilmesi&#8221;ni öngören gizli-açık tertipler böylece gerçekleşecekti. Ne var ki zaman ve olayların gelişimi, meselenin çözümlenmediğini, en azından böyle çözümlenemeyeceğini ortaya koyacak, son sözü Türk milleti söyleyecekti(3).</p>
<p>Venizelos, ülkesine kazandırdığı bu başarıların sarhoşluğu içinde yeniden yasal olarak iktidara gelmek amacı ile 1920 Kasımı&#8217;nda genel seçimlerin yapıla­cağını ilan etmiş ve muhalefete her türlü demokratik imkânın sağlanacağını açıklamıştı. Bu arada maymunlarla oynamaya meraklı genç Yunan Kralı Aleksandr, bir maymun ısırığı sonucunda kuduza yakalanarak ölmüştü.</p>
<p>Venizelos ise 14 Kasım&#8217;daki seçimleri kaybetmiş ve 17 Kasım&#8217;da istifa ederek Fransa&#8217;ya gitmişti. Aralık&#8217;ta yapılan bir halk oylaması ile de Yunanlılar, büyük bir çoğunlukla Konstantin&#8217;in Atina&#8217;ya dönüp tahta oturmasını kararlaştırdılar. Konstantin&#8217;in 19 Aralık 1920&#8242;de Atina&#8217;ya dönmesi ile Yunanlıların &#8220;Küçük Asya Macerası&#8221; yeni bir aşamaya girmiştir.</p>
<p>KAYNAK<br />
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Hatipoğlu, a.g.e., s.91-94, 102-103.<br />
2) Yuluğ Tekin Kurat, &#8220;Yunanistan&#8217;ın Küçük Asya Macerası&#8221;, Tarih Boyunca Türk-Yunan İlişkileri (20 Temmuz 1974&#8242;e kadar), Üçüncü Askeri Tarih Semineri-Bildiriler, Ankara 1986, s.411-412.<br />
3) Hatipoğlu, a.g.e., s.104.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-iliskileri/milli-mucadele-donemi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

