<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Yunan &#187; Birinci Dünya Savaşı</title>
	<atom:link href="http://www.turk-yunan.gen.tr/turkce/turk-yunan-savas-ve-barislari/birinci-dunya-savasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turk-yunan.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 14:25:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Sevr Anlaşması (10 Ağustos 1920)</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/sevr-anlasmasi-10-agustos-1920.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/sevr-anlasmasi-10-agustos-1920.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:17:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan Savaş ve Barışları]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr Anlaşması (10 Ağustos 1920)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/sevr-anlasmasi-10-agustos-1920.html</guid>
		<description><![CDATA[Ana hatları 24 Nisan 1920&#8242;de San Remo Konferansı&#8217;nda kararlaştırılan Sevr Antlaşması, 11 Mayıs 1920&#8242;de incelenmek üzere Osmanlı Hükümeti&#8217;ne verilmişti. Antlaşması&#8217;nın kabulünü kolaylaştırmak ve Sevr hükümlerini uygulamak üzere, İtilaf Devletleri&#8217;nin teşvik ve desteği ile Yunan ordusu da 23 Haziran 1920&#8242;de Anadolu&#8217;da ve Trakya&#8217;da saldırıya geçti. Bursa&#8217;nın, Balıkesir&#8217;in, Uşak&#8217;ın ve Nazilli&#8217;nin ardarda işgali ile Sevr&#8217;in uygulanmasını sağlamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ana hatları 24 Nisan 1920&#8242;de San Remo Konferansı&#8217;nda kararlaştırılan Sevr Antlaşması, 11 Mayıs 1920&#8242;de incelenmek üzere Osmanlı Hükümeti&#8217;ne verilmişti.</p>
<p>Antlaşması&#8217;nın kabulünü kolaylaştırmak ve Sevr hükümlerini uygulamak üzere, İtilaf Devletleri&#8217;nin teşvik ve desteği ile Yunan ordusu da 23 Haziran 1920&#8242;de Anadolu&#8217;da ve Trakya&#8217;da saldırıya geçti. Bursa&#8217;nın, Balıkesir&#8217;in, Uşak&#8217;ın ve Nazilli&#8217;nin ardarda işgali ile Sevr&#8217;in uygulanmasını sağlamak ve Antlaşma maddelerinde herhangi bir değişikliğe meydan vermemek bu saldırıda esas amaç olmuştu.<br />
<span id="more-270"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Sultan Vahidettin&#8217;in başkanlığında toplanan Şüra-yı Saltanat 22 Temmuz 1920&#8242;de &#8220;zayıf bir mevcudiyeti, mahva tercih edilmeğe değer&#8221; görerek Antlaşma&#8217;nın onanmasına karar vermiştir. Tevfik Paşa&#8217;nın, Türk topraklarını parçalayan, milli şeref ve haysiyetle bağdaşmayan bu antlaşmayı imzalamaması üzerine Damat Ferit Paşa tarafından görevlendirilen Reşat Halis Bey, Hadi Paşa ve Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Bey Sevr Antlaşmasını 10 Ağustos 1920&#8242;de imzaladılar.</p>
<p>Sevr Antlaşması&#8217;na göre, Osmanlı İmparatorluğu parçalanıyor, Türk Milleti de yasama hakkından yoksun bırakılıyordu.</p>
<p>Rumeli sınırımız aşağıda yukarı İstanbul vilayetinin sınır olarak tayin olunuyordu. Batı Anadolu ( İzmir ve havalisi) Yunanlıları verilecekti. Güney sınırı ise, Mardin, Urfa, Gaziantep, Amanos dağları ve Osmaniye&#8217;nin kuzeyinden geçmekte ve bu sınırın güneyini Fransa&#8217;ya bırakmakta idi. Doğuda Bayazıt, Van, Muş, Bitlis ve Erzincan&#8217;ı içine alan bir Ermenistan, Irak ve Suriye arasında bir Kürdistan kurulacaktı.</p>
<p>Bunun dışında, Türkiye&#8217;ye bırakılan topraklar nüfus mıntıkalarına ayrılmakta; İtalyanlar Antalya ve Konya, Fransızlar Adana, Sivas ve Malatya bölgesi üzerinde, İngilizler de Irak&#8217;ın kuzey kısmında nüfus bölgeleri tesis ediyorlardı. İstanbul&#8217;da ise hükümet ve padişah oturacak fakat, İstanbul milletlerarası bir şehir olacak, Boğazlar&#8217;da ordusu, donanması, bütçesi ve organize kuruluşları ile bir komisyon bulunacaktı, Türklere bırakılan bölge, hakimiyet hakkı en ağır şekilde sınırlanmış, Ankara ve Kastamonu vilayetleri ve dolayları idi.</p>
<p>Sevr&#8217;e göre, memleket dahilinde bulunan azınlık, Türklerden daha fazla haklara sahip oluyor, vergi vermeyerek, askeri hizmet yapmayarak imtiyazlı (ayrıcalıklı) bir durumda bulunuyordu. Türk tabiiyetinden çıkanlar birçok yükümlülüklerden kurtulduğu gibi, yeniden hiç kimse Türk tabiiyetine de giremeyecekti.</p>
<p>Devletin askeri kuvveti, her bakımdan sınırlanarak azami miktar 50.700 kişi olacak; Tank, ağır top, uçak bulunmayacaktı. Askerlik de gönüllü olacak, donanma ise 7 gambot ve 6 torpidodan ibaret olup, donanmada denizaltı da bulunmayacaktı. Diğer taraftan mali ve iktisadi hükümler, Osmanlı Hükümeti ile Meclisin yetkilerini hiçe saydıracak şekilde sınırlayıcı ve külfet teşkil eder mahiyette olup, Osmanlı Devletini İtilaf Devletlerinin müşterek sömürgesi haline, getiriyordu. İngiliz, Fransız ve İtalyan devletlerinin temsilcilerinden kurulu Mali Komisyon, Osmanlı devletinin gelir ve giderlerini düzenlemekte ve devletin yetkilerini devletlik sıfatı ile bağdaştırılmayacak şekilde bağlamakta idi.</p>
<p>Sevr Antlaşması&#8217;nın Osmanlı Hükümeti&#8217;nce imzalanması, Anadolu&#8217;daki milli mücadele azmini kuvvetlendirmiş, halkın İstanbul Hükümeti&#8217;nden ümitlerini kesmesine neden olmuştur.</p>
<p>Büyük Millet Meclisi 19 Ağustos 1920 tarihli toplantısında, Sevr Antlaşması&#8217;nı imzalayan ve bunu onaylayan Şüra-yı Saltanat&#8217;ta bulunanların vatan hiyanetiyle itham olunarak vatansız sayılmaları kararını aldı. Aynı zamanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu antlaşma ile kendini hiç bir surette bağlı görmediğini de ilan etti.</p>
<p>Ermenistan ve Özerk Kürdistan devletlerinin kurulması kararlaştırıldı. Ayrıca, Trakya ve Batı Anadolu Yunanistan&#8217;a bırakılıyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/sevr-anlasmasi-10-agustos-1920.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>San Remo Konferansı (19 Nisan 1920)</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/san-remo-konferansi-19-nisan-1920.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/san-remo-konferansi-19-nisan-1920.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:16:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan Savaş ve Barışları]]></category>
		<category><![CDATA[San Remo Konferansı (19 Nisan 1920)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[I. Dünya Savaşından sonra, 19 Nisan 1920&#8242;de İtalya&#8217;nın San Remo kasabasında Osmanlı topraklarının durumunu belirlemek için bir konferans toplandı. 26 Nisana kadar süren görüşmeler sonunda, Lübnan ve Suriye, Fransızların; Irak, Filistin ve Musul, İngilizlerin korumasına giriyordu. Doğu Anadolu&#8217;da, bağımsız Ermenistan ve Özerk Kürdistan devletlerinin kurulması kararlaştırıldı. Ayrıca, Trakya ve Batı Anadolu Yunanistan&#8217;a bırakılıyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I. Dünya Savaşından sonra, 19 Nisan 1920&#8242;de İtalya&#8217;nın San Remo kasabasında Osmanlı topraklarının durumunu belirlemek için bir konferans toplandı.</p>
<p>26 Nisana kadar süren görüşmeler sonunda, Lübnan ve Suriye, Fransızların; Irak, Filistin ve Musul, İngilizlerin korumasına giriyordu.<span id="more-268"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p> Doğu Anadolu&#8217;da, bağımsız Ermenistan ve Özerk Kürdistan devletlerinin kurulması kararlaştırıldı. Ayrıca, Trakya ve Batı Anadolu Yunanistan&#8217;a bırakılıyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/san-remo-konferansi-19-nisan-1920.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918)</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/mondros-mutarekesi-30-ekim-1918.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/mondros-mutarekesi-30-ekim-1918.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:14:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan Savaş ve Barışları]]></category>
		<category><![CDATA[Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=266</guid>
		<description><![CDATA[30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı&#8217;nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay&#8217;ın Başkanlığı&#8217;nı yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp&#8217;un Başkanı olduğu İtilaf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sona ermiştir. 1. Dünya Savaşını bitiren bu Antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılışını öngörmekte; İtilaf Devletlerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı&#8217;nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay&#8217;ın Başkanlığı&#8217;nı yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp&#8217;un Başkanı olduğu İtilaf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sona ermiştir. 1. Dünya Savaşını bitiren bu Antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılışını öngörmekte; İtilaf Devletlerine Osmanlı İmparatorluğunun herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımakta idi.<br />
<span id="more-266"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Mustafa Kemal&#8217;in o zaman ifade ettikleri üzere; Osmanlı Hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğe muvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketi istilası için onlara muaveneti(yardımı) de vaad eylemiştir. Bu Mütareke olduğu gibi tatbik edildiği takdirde memleketin baştan sona kadar işgal ve istilaya maruz olacağı şüphesizdir.</p>
<p>Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilaf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden, Türk Topraklarının taksimine giriştiler. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi gereğince, bütün bir memleketin işgali için İtilaf Devletlerine imkan veriyordu.</p>
<p>Mondros Ateşkes Antlaşması&#8217;nın başlıca hükümleri şunlardır:</p>
<p>1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz&#8217;e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkamlarının İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.<br />
2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir.<br />
3- Karadeniz&#8217;deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.<br />
4- İtilaf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul&#8217;da teslim olunacaktır.<br />
5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.<br />
6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.<br />
7- İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.<br />
8- Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.<br />
9- İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.<br />
10-Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.<br />
11- İran içlerinde ve Kafkasya&#8217;da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.<br />
12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir.<br />
13- Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.<br />
14- İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye&#8217;den temin edeceklerdir.(Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır.)<br />
15- Bütün demiryolları, İtilaf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.<br />
16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak&#8217;taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.<br />
17- Trablus ve Bingazi&#8217;deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.<br />
18- Trablus ve Bingazi&#8217;de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.<br />
19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.<br />
20- Gerek askeri teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.<br />
21- İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir.<br />
22- Osmanlı harp esirleri, İtilaf Devletlerinin nezdinde kalacaktır.<br />
23- Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.<br />
24- Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşalık olursa, vilayetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilaf Devletleri haiz bulunacaktır.<br />
25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahalli saat ile öğle zamanı sona erecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/mondros-mutarekesi-30-ekim-1918.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunan İşgalleri (1919)</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/yunan-isgalleri-1919.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/yunan-isgalleri-1919.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:13:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan Savaş ve Barışları]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan İşgalleri (1919)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan, 1829 yılında Osmanlı İmparatorluğu&#8217;ndan ayrılarak bağımsızlığını kazandı. Sürekli olarak sınırlarını, Türklerden toprak alarak genişletmiş ve 1913 İkinci Balkan savaşı sonunda, Batı Trakya dışında bugünkü sınırlarına erişmişti. Ege&#8217;de de 12 Ada dışında tüm adaları elde etmişti. Yalnız İmroz ve Bozcaada Osmanlılara bırakılmıştı. Osmanlı Devleti&#8217;nin 30 Ekim 1918 tarihinde imzalamak zorunda kaldığı Mondros Mütarekesi&#8217;ni takip eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan, 1829 yılında Osmanlı İmparatorluğu&#8217;ndan ayrılarak bağımsızlığını kazandı. Sürekli olarak sınırlarını, Türklerden toprak alarak genişletmiş ve 1913 İkinci Balkan savaşı sonunda, Batı Trakya dışında bugünkü sınırlarına erişmişti. Ege&#8217;de de 12 Ada dışında tüm adaları elde etmişti. Yalnız İmroz ve Bozcaada Osmanlılara bırakılmıştı.</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nin 30 Ekim 1918 tarihinde imzalamak zorunda kaldığı Mondros Mütarekesi&#8217;ni takip eden günlerde Rumlar, başta İstanbul olmak üzere Ege, Rumeli ve Doğu Karadeniz&#8217;deki yerleşim bölgelerinde taşkınlıklar yaparak Türkleri taciz etmekteydiler. Bu hareketler de doğrudan doğruya Venizelos&#8217;dan talimat alan &#8220;Mavri Mira&#8221; (Kara Baht) adındaki Anadolu Rumlarının kurduğu bir cemiyet tarafından yönetiliyordu. Anadolu&#8217;nun Yunan kuvvetlerince işgal edileceğine dâir söylentilerin yayılması da bu tecavüz ve aşırılıkların yoğunlaşmasına, Türk halkının giderek daha fazla ezilmesine sebep oluyordu.<br />
<span id="more-263"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Bu arada, Fener Patrikhânesi&#8217;nin güttüğü Megali İdeacı politika İstanbul Rumları tarafından büyük destek görmekteydi. 13 Kasım 1918&#8242;de aralarında Yunanlıların ünlü zırhlısı Averoff&#8217;un da bulunduğu bir İtilâf devletleri filosunun İstanbul&#8217;a gelmesi Rumları çılgına çevirmiş, İstanbullu Ermenilerin de katıldıkları büyük taşkınlıklar bütün şehirde ve adalarda sabahlara kadar sürmüştü.</p>
<p>Bütün bu olayların devam ettiği sırada Barış Konferansı, hazırlanacak barış şartlarını görüşmek ve tespit etmek üzere 12 Ocak 1919&#8242;da Paris&#8217;te çalış­malarına başladı. Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın galiplerince başlatılan ve 1919 ile 1920 yıllarını da içine alarak Londra ve San Remo&#8217;da sürdürülüp Sevr&#8217;de noktalanacak olan barış görüşmelerinde, özellikle Osmanlı Devleti&#8217;nin geleceği, daha doğrusu, nasıl paylaşılacağı konusu ağırlık noktasını oluşturmuştur. Nitekim 14 Mayıs 1919 günü yapılan görüşmelerde Anadolu&#8217;nun İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan devletlerince ne şekilde bölüneceğine dâir plan son şeklini almıştı.</p>
<p>Elefterios Venizelos&#8217;un devamlı gayretleri ve diğer büyük devletlerin desteklemesi sonucunda İzmir&#8217;e Yunan askeri çıkarılması 15 Mayıs 1919 tarihinde uygulamaya konuldu(1). Yunan istilâ gücü, Amerikan, İngiliz, Fransız ve Yunan savaş gemilerinin koruyuculuğunda İzmir&#8217;e çıktı. Venizelos&#8217;un deyişiyle bu harekât, Yunan ordusuna tarihi boyunca ilk kez emanet edilmiş &#8220;şerefli bir görev&#8221;di. Yunan askerleri, Türk halkına karşı birçok taşkın davranışlarda bulundular ve İtilaf Yüksek Konseyi&#8217;nin yönergelerine aykırı olarak, tüm Aydın ilini istilaya başladılar. Bu istila, Osmanlı Devleti için çok ağır şartlar ihtivâ eden Mondros Mütarekesi&#8217;ne bile aykırıydı; çünkü istiladan önce İzmir bölgesinde bu harekete bahane edilebilecek hiçbir kargaşalık çıkmamıştı(2).</p>
<p>Yunanlıların İzmir&#8217;de giriştiği kırım harekâtı tüyler ürperticiydi. İşgalin ilk 48 saatinde İzmir ve banliyölerinde 2.000&#8242;den fazla Türk katledilmiştir. Vahşice işlenen tüm bu cinayetler, İzmir rıhtımında demirleyen yabancı devletler savaş gemilerinin subay ve erlerinin gözü önünde meydana gelmiştir(3).</p>
<p>Yunanlıların zulüm ve baskılarından dolayı yerlerini terk etmiş olan Türkler geriye dönmek imkânından mahrum bırakılmışlardı. Buna ilave olarak Aydın vilayetindeki Rum unsurunu çoğaltmak maksadıyla buraya çok miktarda Rum göç ettirilmişti.(4)</p>
<p>Yunan istilasına karşı gösterilen tepki çok büyük olmuş Türk milleti bu olaydan duyduğu rahatsızlığı uzak köylerde yapılan küçük toplantılardan, İstanbul&#8217;da 23 Mayıs 1919&#8242;daki 200.000&#8242;den fazla kişinin katıldığı büyük Sultanahmet mitingine kadar çeşitli biçimlerde açığa vurmuştu(5). İzmir&#8217;in İtilaf Devletleri tarafından Yunanlılara işgal ettirilmesi Türk milletinin yüreğinde çok derin yara açmış, fakat o nispetle de mücadele azmini kamçılamıştır. Bundan sonra gelişecek olaylarda görülen hırs ve azim, özellikle Yunan unsuruna karşı oluşan tepkinin tabiî bir sonucu olmuştur. Paris&#8217;teki Barış Konferansı&#8217;nın öngördüğü bu işgal, yeni savaş tohumlarının da ekilip filizlenmesine yol açmıştır.</p>
<p>Bu arada Yunan ileri harekâtı, Küçük ve Büyük Menderes vadilerine yayılmış, Bayındır, Manisa, Aydın, Turgutlu, Tire ve Ödemiş&#8217;e kadar genişlemişti. Batı Anadolu&#8217;da başlayıp iç kesimlere yayılma eğilimi gösteren Avrupa emperyalizmi destekli Yunan işgali bölgede &#8220;Kuvva-yı Millîye ve Redd-i İlhâk&#8221; teşkilâtlarının kurulması ve tepkilerin eyleme dönüştürülmesi yönünde birtakım oluşumları ortaya çıkarmıştır. Nitekim organizeli Türk direnişi sonucunda yer yer şiddetli çatışmaların başlaması üzerine durumun ciddiyetini anlayan Yüksek Konsey, bölgede bir sınır oluşturulması için General Milne&#8217;ye ricada bulunulmasını istemişti (18 Temmuz 1919). General Milne, Temmuz ayının sonlarında İzmir&#8217;e gelerek Yunan Komutanı Paraskevopulos&#8217;dan Yunan birliklerinin daha ileri gitmemelerini istedi. Kendisi, çalışmaları sonucunda &#8220;Milne Hattı&#8221; diye anılacak olan sınırın projesini 2 Ekim&#8217;de Yüksek Konsey&#8217;e verdi ve taslak Konsey tarafından kabul edildi. Milne Hattı, Yunanlıların işgal ettikleri bölgeleri Türk taarruzlarına karşı korumaktaydı.</p>
<p>KAYNAK<br />
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Hatipoğlu, a.g.e., s.75-79, 87.<br />
2) Salahi R. Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika I, Ankara 1987, s.52-53.<br />
3) Hüseyin Işık, &#8220;Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi&#8221;, Tarih Boyunca Türk-Yunan İlişkileri (20 Temmuz 1974&#8242;de kadar), Üçüncü Askeri Tarih Semineri-Bildiriler, Ankara 1986, s.381.<br />
4) Cengiz Orhonlu, &#8220;Yunan İşgalinin Meydana Getirdiği Göç ve Yunanlıların Yaptıkları &#8220;Tehcir&#8221;in Sonuçları Hakkında Bazı Düşünceler&#8221;, Belleten, XXXVII/148 (Ekim 1973), s. 488<br />
5) Sonyel, a.g.e., s.60.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/yunan-isgalleri-1919.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birinci Dünya Savaşı</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/birinci-dunya-savasi-3.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/birinci-dunya-savasi-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:12:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yunan Savaş ve Barışları]]></category>
		<category><![CDATA[1. Dünya Savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[1914-1918 yılları arasında yapılan ve dünya tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan I. Dünya Savaşı&#8217;nda V. Mehmet Reşat yönetimindeki Osmanlı İmparatorluğu İttifak Devletleri denilen Almanya (Wilhelm II) ve Avusturya-Macaristan&#8217;ın (Franz Joseph) yanında yer alarak, İtilaf Devletlerine; İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya&#8217;ya karşı savaştı. Savaşın ilk yıllarında Karadağ, Sırbistan, Romanya, daha sonraki yıllarında da ABD, Japonya, Yunanistan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1914-1918 yılları arasında yapılan ve dünya tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan I. Dünya Savaşı&#8217;nda V. Mehmet Reşat yönetimindeki Osmanlı İmparatorluğu İttifak Devletleri denilen Almanya (Wilhelm II) ve Avusturya-Macaristan&#8217;ın (Franz Joseph) yanında yer alarak, İtilaf Devletlerine; İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya&#8217;ya karşı savaştı. Savaşın ilk yıllarında Karadağ, Sırbistan, Romanya, daha sonraki yıllarında da ABD, Japonya, Yunanistan, Belçika, Portekiz İtilaf Devletlerinin yanında savaşa katıldı. Sömürge durumundaki birçok devlet de dolaylı olarak savaşta görev aldı.<br />
<span id="more-261"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Osmanlı Devleti Almanya&#8217;nın müttefiki olarak Birinci Dünya Savaşı&#8217;na girince, Yunanistan Başbakanı Venizelos, Megali İdea rüyasının gerçeğe dönüştürülmesi için önemli bir fırsat yakaladığını sanarak Kral I. Konstantin&#8217;i savaşa girmeye ikna etmeye çalıştı ise de Kral bu riski göze almak istemedi. Oysa Yunan Başbakanı, başta Lloyd George olmak üzere İngiliz yetkililerle savaş ertesinde parçalanacak olan Osmanlı Devleti&#8217;nden pay kapmanın pazarlığını başlatmıştı. Ancak Prusya Askeri Akademisini bitiren Kral, Alman Kayzeri II. Wilhelm&#8217;in kızıyla evliydi ve Almanya&#8217;ya karşı savaşmak istemiyordu. Genelkurmay Başkanı Albay Metaksas da kralı destekliyordu. İkinci Balkan Savaşı&#8217;nda Yunanistan ile Makedonya meselesi yüzünden savaşan Bulgaristan&#8217;ın belirsiz durumu da Venizelos&#8217;u rahatsız ediyordu(1).</p>
<p>İngiltere ve Fransa, 1915 yılı başından itibaren Yunanistan&#8217;ı kendi yanlarında savaşa sokmak için girişimlerde bulundular. Yunanistan&#8217;ın savaşa girmesinin ödülü ise Batı Anadolu&#8217;nun kendisine bırakılması olacaktı. Venizelos bu durumdan yararlanarak savaşa girmek istemiş, fakat kral ile Yunan genelkurmayı buna karşı çıkmışlardı(2).</p>
<p>Çanakkale savaşı başlarken kralı bir kez daha zorlayan ve Çanakkale&#8217;ye Yunanistan&#8217;ın da asker göndermesini isteyen Venizelos, kralla açık bir anlaş­mazlığa düşünce 1915 Martı&#8217;nda istifa etmek zorunda kaldı(3). Bulgaristan&#8217;ın 1915 yılı Ekim ayında savaşa katılması, aynı yılın Ağustos ayında yeniden başba­kanlığa gelen Venizelos&#8217;un harekete geçmesine ve Yunanistan&#8217;ı İtilaf Devletlerinin yanında savaşa sokmak, Sırbistan&#8217;a yardım etmek için, çalışmasını hızlandırmasına yol açtı. Fakat kral buna yine karşı çıktı.</p>
<p>Ancak Venizelos, bu arada İngiltere ve Fransa&#8217;dan gizlice birliklerini Selanik&#8217;e çıkarmalarını istedi. Bunun üzerine bu iki devletin Çanakkale&#8217;deki askerlerinden bir kısmı 29 Eylül 1915&#8242;den itibaren Selanik&#8217;e çıkmaya başladı. Bu hareketin amacı, Çanakkale üzerinden gerçekleştirilemeyen, Rusya&#8217;ya yardım gönderme ve birleşme girişiminin, Balkanlardan bir yol açılarak gerçekleştirilmek istenmesi ile, Yunanistan&#8217;ı müttefiklerin yanında savaşa sokmaktı. Bu kez de kral, Venizelos&#8217;u 5 Ekim 1915&#8242;de yeniden başbakanlıktan uzaklaştırdı(4).</p>
<p>İtilaf kuvvetleri, 1916 Ocağında Korfu&#8217;yu işgal ettiler. Venizelosçu subaylar itilaf kuvvetlerinin egemen olduğu Selanik&#8217;te Ağustos ayında bir ayaklanma başlattılar. 1916 Ekiminde Selanik&#8217;e çıkan Venizelos, buradaki ayaklanma hareketinin başına geçti. İtilaf kuvvetleri (İngiliz ve Fransızlar) Aralık ayında Atina üzerine harekete geçtiler, İngiliz ve Fransız hükümetleri Selanik&#8217;teki Venizelos yönetimini tanıdıklarını açıkladılar. Kral Konstantin 1917 Haziranında Atina Hükümeti&#8217;ne yapılan baskılar ve uygulanan abluka sonunda tahttan çekildi. İkinci oğlu Aleksandr tahta geçer geçmez Venizelos, yeniden başbakan oldu. Yunanistan artık savaştaydı ve yenilecek olan Osmanlı Devleti&#8217;nin savaş sonrası paylaşımına katılabilirdi(5).</p>
<p>28 Temmuz 1914&#8242;te başlayan I. Dünya Savaşı&#8217;na, o dönemde siyasi, ekonomik, sosyal ve askeri yönden bunalım içindeki Osmanlı Devleti, Almanların ekonomik ve askeri yardım vaatleri ve İttihat ve Terakki Partisi önderleri Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talat Paşa&#8217;nın şahsi kararları sonucunda katıldı. 2 Ağustos 1914&#8242;te önce gizli bir Osmanlı İmparatorluğu-Almanya ittifak anlaşması imzalandı. Aynı gün seferberlik ilan edildi. Akdeniz&#8217;de İngilizlerin baskısından kaçan Goben ve Breslaw (Yavuz ve Midilli) adlı Alman savaş gemilerinin, 27 Ekim 1914&#8242;te Karadeniz&#8217;e açılıp Sivastopol ve Odesa&#8217;yı bombalaması üzerine, Rus Ordusu 2 Kasım 1914&#8242;te doğudan taarruza geçti. İngiliz ve Fransız savaş gemileri 3 Kasım 1914&#8242;te Çanakkale Tabyalarını topa tutmaya başladı. Böylece, Osmanlı İmparatorluğu fiilen savaşa girdi. 5 Kasım&#8217;da, İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti&#8217;ne savaş ilan etti. 11 Kasımda bütün Müslümanların Halifenin yanında düşmana karşı savaşa çağrılması anlamına gelen &#8220;Cihad-ı Ekber&#8221; halka duyuruldu.</p>
<p>1. Dünya Savaşı&#8217;nda Osmanlı Devleti 2.900.000 askeri silah altına aldı. Dört yıl süren savaş boyunca 253.000&#8242;i Çanakkale Cephesi&#8217;nde olmak üzere, toplam 400.000 şehit verildi. 1.050.000 asker de yaralandı veya esir düştü. Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı&#8217;nda 9 ayrı cephede mücadele verdi.</p>
<p>30 Ekim 1918&#8242;de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi&#8217;ni imzalayarak savaştan çekildi.</p>
<p>KAYNAK<br />
Arşiv Belgelerine göre Balkanlarda ve Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Yayını, Ankara 1995.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Gürel, a.g.e., s.33.<br />
2) Uçarol, a.g.e., s.403.<br />
3) Gürel, a.g.e., s.33.<br />
4) Uçarol, a.g.e., s.404.<br />
5) Gürel, a.g.e., s.34.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/turk-yunan-savas-ve-barislari/birinci-dunya-savasi-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
