<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Yunan &#187; İngiliz Belgelerinde</title>
	<atom:link href="http://www.turk-yunan.gen.tr/turkce/yunan-katliamlari/ingiliz-belgelerinde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turk-yunan.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Dec 2011 10:52:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Araştırma Komisyonu Raporu</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/arastirma-komisyonu-raporu.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/arastirma-komisyonu-raporu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:55:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İngiliz Belgelerinde]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma Komisyonu Raporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[İzmir&#8217;de yapılan Yunan mezalimini araştıracak Müttefik Araştırma Komisyonu hemen, Yunanlıların İzmir&#8217;i işgallerini takiben ve Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komiserliği&#8217;ne ilk raporunu Ekim 1919&#8242;da vermiştir. Rapor Fransızca olarak yazılmış olup 18 Ekim&#8217;de İngiliz Dışişleri Bakanı yetkilisi Lord Curzon&#8217;a, İstanbul İngiliz Yüksek Komiser Vekili Amiral Richard Webb tarafından gizli evrak olarak gönderilmiştir. Bu rapor, tüm kabahati, Yunanlıları Anadolu&#8217;ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;de yapılan Yunan mezalimini araştıracak Müttefik Araştırma Komisyonu hemen, Yunanlıların İzmir&#8217;i işgallerini takiben ve Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komiserliği&#8217;ne ilk raporunu Ekim 1919&#8242;da vermiştir. Rapor Fransızca olarak yazılmış olup 18 Ekim&#8217;de İngiliz Dışişleri Bakanı yetkilisi Lord Curzon&#8217;a, İstanbul İngiliz Yüksek Komiser Vekili Amiral Richard Webb tarafından gizli evrak olarak gönderilmiştir. Bu rapor, tüm kabahati, Yunanlıları Anadolu&#8217;ya göndermeye kadar veren müttefik devletlerin omuzlarına yıkıyor ve Yunanlıları Türkye&#8217;de yaptıkları misli görülmemiş bir katlim ile suçluyordu.</p>
<p>Rapor, İngiliz Dışişleri Bakanlığı&#8217;nda büyük bir ilgi ile okunmuş, Doğu Dairesi&#8217;nde görevli, W. S. Edmonds, 3 Kasım&#8217;da bu rapor hakkında şu yorumu yapmıştır:<br />
<span id="more-323"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>&#8220;Yunanlılar bu işten yüz karası ile çıktılar. Yunan birliklerindeki disiplinsizliği, geleneksizliği veya Yunan yetkililerinin yerel Yunan ayak takımının yaptıklarını durdurmadaki isteksizlik ve lakaydiyelerini birbiri ardına açıklayan raporlar gelmektedir. Yunan birliklerinin Anadolu içlerine doğru ilerlemeleri ve bunun sonucu ortaya çıkan olayların suçu, daha ziyade Yunanlılara ait olmakla beraber, eşit olarak her iki tarafa da dağılmakta idi. Rapor, Yunanlıların Anadolu&#8217;dan geri çekilmelerini önermektedir.&#8221;</p>
<p>Doğu Dairesi görevlilerinden N. D. Peterson bu rapora ağıdaki yorumu eklemiştir:</p>
<p>&#8220;Hıristiyanların katledilmesi tehlikesine binaen, Yunanlıların İzmir&#8217;e çıkışının asla doğru bulunmadığı bilhassa belirtilmiştir. Yunanlıların sonradan iç kesimlerde ilerlemelerindeki hata her iki tarafa eşit olarak yüklenebilse de, esasında hatanın çoğu yine Yunanlılarındır. Rapor Yunan birliklerinin çekilmesini öngörmektedir.&#8221;</p>
<p>E. Phipps, bunlara şu eki yapmıştır:</p>
<p>&#8220;Bu raporun, hangisi olursa olsun önemli kısımlarının &#8216;Beyaz Kitap&#8217; şeklinde şimdi yayınlanması doğru olmaz kanaatindeyim. Yunanlılar beklenmedik o kadar fena hareketler yapmışlardır ki, şu anda ne kadar az yayın yaparsak o kadar iyi olacak kanısındayım(1).&#8221;</p>
<p>Fakat İstanbul&#8217;daki İngiliz Yüksek Askeri Komiseri Sir John de Robeck ile Osmanlı İmparatorluğu İşgal Orduları Kumandanı General Milne, bu raporun basılıp yayınlanmasından yanaydılar. Bunların her ikisi de 8 Kasım 1919&#8242;da, Paris&#8217;te toplanan Yüksek Konsey&#8217;in raporu incelediğini ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı&#8217;nda görevli olan Konsey&#8217;in raporu hasır altı etmesini teklif eden ve Konseyi rapor aleyhine döndüren Sir Eyre Crowe tarafından desteklenen İzmir işgalinin baş mimarı Venizelos&#8217;un mazeretlerini dinlediğini haber alınca, Amiral Sir John de Robeck 19 Kasım&#8217;da, Lord Curzon&#8217;a şu şifreli telgrafı çekmiştir:</p>
<p>&#8220;Öğrenildiğinde hem büyük bir prestij kaybına ve hem de Türklerin empoze ettiğimiz barış şartlarına karşı direnmelerine yol açabilecek ve bizim tekliflerimize, özellikle İngiliz Hükümeti&#8217;nin anlayışına karşı alınmış olan bu kararı reddetmeyi ve en büyük Müslüman devlet olarak Anadolu&#8217;da asayiş ve düzeni tekrardan kurmaktan büyük yararlar gördüğümü bir defa daha dikkatinize sunmayı bir görev sayarım. Şunu bir defa daha tekrarlamak isterim ki Yunanlılar İzmir&#8217;de kaldıkça bunu yapmada herhangi bir yarar görmüyorum.&#8221;</p>
<p>Bu telgraf İngiliz Dışişleri&#8217;nde oldukça ilgi uyandırdı. Bundan sonra da Doğu Dairesi&#8217;nin üyesi, George Kidston, 22 Kasım&#8217;da aşağıdaki yorumu yaptı:</p>
<p>&#8220;Hem Amiral de Robeck ve hem de General Milne, Yüksek Komiserin müttefikler arası İzmir Mezalimini Araştırma Komitesi&#8217;nin raporu ile ilgili olarak aldığı karara çok kızmışlardır. Konsey, eğer hatırlanırsa, Venizelos&#8217;a çok yumuşak bir dille yazılmış bir serzeniş mektubu gönderilmesine karar vermiş ve mektupta Yunanlıların artık davranışlarını düzeltmelerini istemiştir.&#8221;</p>
<p>Halbuki Lord Hardinge, Devlet Bakanı Daimi Yardımcısı, Amiral de Roeck&#8217;in telgrafının son cümlesi ile tamamen mutabık olduğunu söylemiştir(2). Bundan başka Amiral de Robeck&#8217;in Lord Curzon&#8217;a, Türkler arasında İngilizlere karşı nefretin büyümekte olduğunu bildiren 12 Kasım tarihli yazısı hakkında da şu yorumu yapmıştır:</p>
<p>&#8220;Esas olarak Yunan kuvvetlerinin İzmir&#8217;e çıkması ve Anadolu içlerine yürümesinden Majestelerinin Hükümeti sorumludur. Biz bunu inkar edemeyiz(3).</p>
<p>Fakat kimse bu uyarılara aldırmadı. Dahası 5 Ocak 1920&#8242;de Paris&#8217;te yayınlanan Eclair Gazetesi, İzmir Komisyonu raporunun sorumluluklar ve sonuçlar kısmı ile ilgili ikinci ve üçüncü kısımlarını bastı.</p>
<p>İngiliz Dışişleri Bakanlığı&#8217;nda raporun basıldığı haberi sürprizle karşılandı. Bunun üzerine W. E. Edmonds şu yorumu yaptı:</p>
<p>&#8220;Birincisi, Türkler bu sırların üzücü açıklamasından dolayı hem Türkiye&#8217;de hem de Türkiye dışında oldukça fazla ilgi toplayacaklardır. İkincisi, yaratılan düzen bozukluğunu tamamen Yunanlıların yüzünden olduğunu, üçüncüsü ise, Yunanlıların mutlaka geri çekilmesi gerektiğinin teklif edilmesidir.&#8221;</p>
<p>W. A. Tilley ise, daha açık sözlü bir yorum yapmıştır:</p>
<p>&#8220;Fransız Hükümeti (Quai d&#8217;Orsay) ne de olsa yola getirilemez. Bunlar zannederim, böyle bir düşüncesizlikle sanki Türklere yaranmak istiyorlar. Lord Derby, Fransız Hükümeti&#8217;nin bu çeşit gizil bilgilerin sızmasına dikkatlerin çekilmesini istemiş ve aynı zamanda bu olayın ne kadar üzücü olduğunun belirlenmesi hakkında bir talimat verilmesini teklif etmiştir.&#8221;</p>
<p>Eclair&#8217;in raporu Türk basınında da yayınlandı ve İngilizler ile Yunanlıların prestijleri hayli zedelendi.</p>
<p>İngiliz donanmasına mensup P. E. Marrack, 23 Kasım 1919&#8242;da Anadolu&#8217;daki durum hakkında Amiralliğe gizli bir rapor göndermiştir. Bu raporda özetle şu satırlara yer verilmektedir:</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;de bu melanetlerin esas sebebi, Yunanlıların İzmir&#8217;i işgal etmesinde yatmaktadır. Durum böyle giderse, bu konu da canlılığını koruyacaktır. Tür direncinin esası ve Türklerin kırgınlığına sebep olan şey onların gördükleridir. O da müttefiklerin adaletsizliğinden başka bir şey olamaz. Yunan işgali barışa bir şey katmadığı gibi bir fetih ve haçlı seferi tabiatına dönüşmüştür. Bunun sonunda, Aydın vilayetinin kalabalık Türk nüfusu şimdi evsiz birer mülteci gibi açlık ve sefaletten kıvranmaya başlamıştır. Halen 30.000&#8242;e yakın göçmen insan ağlanacak durumda bulunmaktadır(4).&#8221;</p>
<p>&#8220;Aydın olaylarından müteessir olan bölgede çok acınacak durumlarda yaşayan 30.000 kişi vardı. Bunların büyük bir kısmı yoksulluk içindeydi. Bunlara verilen günlük gıda yarım kilo kaba undan ibaretti. Ekserisi kaçarken ellerine geçirebildikleri, muhtemelen birkaç kilim parçası hariç, her şeylerini kaybetmişlerdi. Hemen hemen hepsi sıtmaya yakalanmışlardı. Dalak büyümesinden dolayı bütün çocukların karınları şişmişti. 10 metrekarelik tabanı çimento olan bir odada 15 aile yaşıyordu. Hiçbirisinin yatağı yoktu. Ekserisi açıkta yaşıyorlardı. İtalyan kuvvetleri nezdindeki İngiliz irtibat subayı Yüzbaşı A. Waterfield, 1 Kasım 1919&#8242;da gördüğü duruma göre, &#8216;Eğer bu insanlar için çare düşünülmezse sonbahar yağmurları başlangıcında hepsinin öleceği muhakkaktır&#8217; demişti(5).&#8221;</p>
<p>Londra&#8217;dan M. H. Ispahani, 15 Aralık 1919&#8242;da İngiliz Dışişleri Bakanlığı Yardımcısına gönderdiği mektuba, İngilizlerin ve Müslümanların, Hindu ve Farisilerin imzaladıkları ve Lord Curzon&#8217;a verilmek, aynı zamanda Kralın da dikkatine sunulmak üzere bir takrir eklenmişti. Bu takrirde şu paragraf yer alıyordu:</p>
<p>&#8220;Güvenilir kaynaklardan dehşet içinde öğrenmiş bulunuyoruz ki Yunanlıların İzmir&#8217;i işgali sırasında hemen hemen 10 bin Müslüman öldürülmüş daha fazla sayıda kayıp olmuş ve 100.000&#8242;den fazla da insan evsiz barksız kalmıştır.&#8221;</p>
<p>Bu takrir oldukça tanınmış kişilerin imzalarını taşıyordu. Örneğin; Rt. Hon. Abingdon Asili (Earl), Agha Han, Lord Ampthill, Amir Ali Hazretleri, Yarbay E. J. Bridges, Yüzbaşı E. N. Bennett, Lady Evelyn Cubbold, Tümgeneral J. B. Dickson, Amiral Sir Edmund R. Freemantle, Tümgeneral Lord Edvard Cleichen, Lord Parmoor, Tuğgeneral H: Conyers ve diğerleri(6).</p>
<p>Bir İngiliz istihbarat subayı tarafından yazılan raporda Kaymakçı bölgesindeki durum hakkında özetle şöyle deniyordu:</p>
<p>&#8220;Bugün gördüklerim çok esef vericiydi. Türk sakinlerinin tam katliamını hesaba katmazsak, her şey yolunda olabilirdi. Ayazoluk, Çerkezköy, Bucak, Kaymakçı, Eseli ve Çaylı köyleri tamamıyla boşaltılmış, geride davarlarını, sürülerini, at ve eşeklerini, ev eşyalarını bırakarak doğuya, Türk milliyetçilerinin hakim oldukları bölgelere akın etmişlerdi. Ölmüş olan Türk köylülerinin mallarının ne olacağı oldukça açık. (&#8230;) Bu bölgedeki 4.000 sakinden geride sadece, Yunan kamplarından aldıklarıyla geçinmeye çalışan bir ihtiyar adamla iki küçük çocuğun kaldığını gördüm. Köylüler eğer geriye dönerlerse boş evleriyle çöle dönüşmüş çevre arazisinden başka bir şey bulacaklarını sanmıyorum(7).&#8221;</p>
<p>KAYNAK:<br />
Sonyel, Dr. Salahi Ramadan-; Türk Yunan Anlaşmazlığı, Kıbrıs Kültür Derneği Yayını, Lefkoşe 1985, s. 19-23.</p>
<p>DİPNOTLAR:<br />
1) İstanbul&#8217;daki Amiral Webb&#8217;in İngiltere Dışişleri Bakanlığı&#8217;ndan Lord Curzon&#8217;a gönderdiği 18 Kasım 1919 tarih ve 1918 sayılı yazıyı içeren FO/4222/146629 sayılı dosyaya bakınız.<br />
2) İstanbul&#8217;daki İngiliz Yüksek Komiseri&#8217;nin Lord Curzon&#8217;a ivedi olarak gönderdiği 19 Kasım 1919 tarihli, şifreli telgrafı içeren FO/4223/154189 sayılı dosyaya bakınız.<br />
3) FO/4223/154972.<br />
4) 23 Kasım 1919 tarih ve Z 781/6250 sayı ile İngiliz Donanma Komutanlığı&#8217;na gönderilen yazıyı havi FO/4161/164067 sayılı dosyaya bakınız.<br />
5) FO/4223/161090.<br />
6) FO/4154/162092.<br />
7) FO/4224/170731.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/arastirma-komisyonu-raporu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in İşgali ve Katliam</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/izmirin-isgali-ve-katliam.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/izmirin-isgali-ve-katliam.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:55:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İngiliz Belgelerinde]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir'in İşgali ve Katliam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Bir Yunan istila ordusu 15 Mayıs 1919&#8242;da Amerika, İngiliz, Fransız ve Yunan harp gemileri himayesinde İzmir&#8217;i işgal etmeye başladı. Bir gün sonra İzmir&#8217;deki İngiliz Konsolosu işgal altındaki İstanbul Yüksek Askeri Komiseri Amiral Richard Webb&#8217;e şu acil şifreli telgrafı gönderdi: &#8220;Dün sabah Yunan kıtaları İzmir&#8217;e girdi. İşgal bir disiplinsizlik içinde yürüyor. Türkler ile çatışmalar oldu. Ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Yunan istila ordusu 15 Mayıs 1919&#8242;da Amerika, İngiliz, Fransız ve Yunan harp gemileri himayesinde İzmir&#8217;i işgal etmeye başladı. Bir gün sonra İzmir&#8217;deki İngiliz Konsolosu işgal altındaki İstanbul Yüksek Askeri Komiseri Amiral Richard Webb&#8217;e şu acil şifreli telgrafı gönderdi:</p>
<p>&#8220;Dün sabah Yunan kıtaları İzmir&#8217;e girdi. İşgal bir disiplinsizlik içinde yürüyor. Türkler ile çatışmalar oldu. Ve çeşitli bölgelerde münferit muharebeler yapılmakta. Hıristiyan başıbozuk grubuna daha çok haklar tanınmış. Bir çok Türk sebepsiz olarak tutuklanmış ve haksızlığa uğramıştır. Türk evleri ve dükkanlarının yağması hala devam ediyor. Yunanlı ayak takımı çere köyleri kontrolleri altına almışlar. Türklerin yağma ve katledilmesi hariç İzmir şehri oldukça sessiz. Türk sivil idare makamları ortada yoklar. Askeri ve sivil zayiat: 300 Türk ve 100 Hıristiyan(1).&#8221;<br />
<span id="more-321"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Aynı gün İzmir&#8217;de bulunan Akdeniz Filosu Kumandanı İngiliz Amirali, Amiralliğe aşağıdaki şifreli telgrafı çekmişti:</p>
<p>&#8220;Şehir içinde Yunanlılar tarafından yapılan bir hayli yağma olayı vardır. Türk devleti dairelerindeki eşyalar ayak takımlarınca çalınmış ve tahrip edilmiştir. İzmir çevresinde durum ciddiyetini korumakta ve silahlı çatışmalar olmaktadır. Yunan bölgesinin kanun ve düzen sorumlulukları açıkça belirlenmelidir(2)&#8221;</p>
<p>İzmir&#8217;in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi ve bunu takiben silahsız Türklere yapılan mezalim, İngiltere, Fransa, İtalya ve Osmanlı Dışişleri makamlarına gönderilmiş gizli raporlardan ve görgü şahitlerinin ifadelerinden öğrenilmiştir. İngiliz dokümanlarının dikkatli tetkikinden anlaşılacağı gibi Pan-Helenizm ismi altında Yunanlılarca mezalim yapılmıştır. İngiliz makamlarına resmi kaynaklar kanalıyla gönderilen görgü şahitlerinin ifadelerinden çıkarılan rapor özetleri, Yunan ordusuna teslim olan ve toplama merkezlerine götürülen silahsız Türk askerlerine yapılan Yunan barbarlığını gözler önüne sermektedir:</p>
<p>&#8220;Orient Bankası ile Mısır borsası arasındaki 10 metrelik bir yerde, grup halinde duran altı kişinin vurulmuş olduğunu gördüm. Biraz yukarıdaki bir noktada, Yunan mavzer ateşi sonucu yerde kıvranan beş kişi daha gördüm. Cordelio vapur iskelesine yakın bir yerde daha fazla insanın öldürülmüş olduğunu gördüm. Kramer yanında üç öldürme vakasına şahit oldum. Hunharlığın en dehşet verici manzarası da şöyleydi:</p>
<p>Karnından vurulmuş olan bir Türk subayı kendi gayreti ile kalkmaya çalışıyordu. Bir Yunan askeri derhal onun yanına koşarak gitti ve başına dipçikle vurarak öldürdü. 50 yaşını az aşkın bir Türk subayı arkadan vurulmasına rağmen oturmaya gayret ediyordu. Bütün mavzerler ona doğru çevrildi. Akat, ateş etmeye hacet kalmadan subay arkası üstü düştü ve öldü. Vurulmuş ve kaldırımda yatan bir sivil Türk hareket etmeye çalışırken, Yunanlı askerler yüzüne ve kafasına tekmelerle vurmaya başladılar. Her iki ayağı ve göğsünden yara almış bir subay inlemeye ve merhamet dilemeye başladı. Askerler tarafından alay edildikten sonra öldürüldü.</p>
<p>Bir Türk subayı sıradan çıkarak yol kenarına kaçmak isterken bir Yunan askeri elindeki misket tüfeğini dipçiği ile kafasına vurdu. Subay yan tarafa yıkıldı. Kalkmaya çalışırken bu sefer başka bir asker kafasının diğer tarafına tekrar dipçikle vurdu. Subay arkası üstü yere düştü. Belki de bayılıştı. Bir diğer Yunan askeri gelerek onu süngüledikten sonra tüfek namlusunu yüzüne yaklaştırarak ateşledi ve subayın beyni parçalandı.</p>
<p>Esirlerin sırası boyunca yürüyordum. Gümrük binasına daha varmadan bir Türk subayının sendelediğini ve öbür askerin dipçikle acımasızca ona vurduğunu gördüm. Sol gözü kanıyordu. Sağ çenesi kemiğe kadar kesilmişti. Yunanlı bir subay askerlerle birleşerek kafasına ve yüzüne kamçı ile vurmaya başladı. En sonunda bir asker gelerek tüfeği ile ona vurdu ve sonra da ayak takımının merhametine bıraktı. Yanında başka bir subayın şöyle söylediğini duydum: &#8216;Şu domuzlara bu layıktır.&#8217; Esirler gümrük binasını geçinceye kadar bu dayak ve hırpalanma faslı devam etti.</p>
<p>Birkaç metre uzaklıkta diğer bir kişi, üzerine yağdırılan mermiler altında kıvranıyordu. Borsa binasının karşısına gelindiğinde birçok subay aldıkları darbeler neticesinde yere düştüler. Bunlardan ayağa kalkmaya çalışan bir subay, tekrar bir asker tarafından tekmelenmek suretiyle yere yıkıldı. Bir geminin arkasına bağlanmış olan mavna Yunanlılarca geçici bir hapishane olarak kullanılıyordu. Bir Yunanlı subayın en az üç defa esirleri baş aşağı mavnanın içine attığı görüldü. Bu en azından 2.5 metrelik yerden düşüşü idi. Mavna içindeki askeri muhafızlar esirlerin üzerlerini aradılar, değerli tüm eşyalarını müsadere ettiler.</p>
<p>Bir subay ofisinin önüne düştü. Tam kalmaya çalışırken bir başkası onun üstüne düşerek, bir başkası da üstüne atılarak onu tekrardan düşürdü. Böylece birçokları ortaya atıldı ve orda hareket edilmek, dövülmek ve tekmelenmek üzere terk edildi. Bazıları oldukları yerde öldürüldü. Diğerleri uzun müddet acı içinde kıvrandı. Yunanlı askerlerden hiçbir kimse gidip ölüleri bir kenara koymadı ve yaralılara yardım etmedi. Çok uzun bir zaman geçmesine rağmen kimse de yardım için gelmedi. Yaralı bir Türk Albayı gördüm. Ayağı kırılmıştı galiba. Sancı içinde kıvranıyordu. Bir Yunan askeri geldi süngüsünü çıkardı ve onu süngüledi.</p>
<p>Daha yirmi adım atmamışlardı ki sivil bir esir yere düştü. Bir asker süngüsü ile geldi ve onu esirin arka tarafına soktu. Esir tramvay yolunda bir su çukuruna düştü. Çok zayıf karşı koymalarına rağmen, ikinci defa karnından süngülendi. İkinci bir asker, artık kıpırdanamayacak hale gelinceye kadar vurmaya devam etti. Bu sahne, etrafta son derece derin bir nefret ve utanç uyandırdı. Ben de diğerleri ile beraber bu canavar ruhlu askerlere küfrederek, bu vahşete son vermelerini haykırarak söyledim. Bizi duydu ve fakat bir şey yapmadan oradan uzaklaştı.</p>
<p>Bundan sonra gözüm bir Türk askerine takıldı. Traş olmuş, başı kanlı, yüzü ve boynu ile bir tezat teşkil ediyordu. Pasaport ofisinden ileriye doğru uzatılmış derin ve ucu denizde biten raylardan 15 metre öteye atıldı. Elleri dışarıda son gayreti ile direği tutmaya çalışıyordu. Fakat iki Yunanlı asker ona hücum ederek süngüleri ile dürtüp tekrar suyun içine ittiler. Birkaç dakika ümitsiz bir şekilde çabaladıktan sonra tersine döndü ve yüzü su içinde öylece hareketsiz kaldı(25).&#8221;</p>
<p>Londra Müslümanlar Derneği, İzmir ve Aydın şehirlerinde bir İngiliz görgü şahidinden dinlettikleri gerçek olayları 21 Mayıs 1919&#8242;da yayınladı. Bunlardan bir tanesi şöyle yazıyordu:</p>
<p>&#8220;Yunan kıtaları Türk subaylarının toplandığı (teslim oldukları) yerlere girdiler. Bazıları oldukları yerde derhal öldürüldü. Bir kısmı da &#8216;Yaşa Venizelos&#8217; diyerek bağırmayı reddettiklerinden dolayı sürüklenerek, boğulmak üzere denize atıldılar. Yunan askerleri tarafından üniformaları yırtılan subaylar ortada don ve gömlekle bırakılmışlardı. Çizmeleri çıkartılarak kendileri giymişlerdi. Vali, elleri yukarıda olmak üzere iskeleye kadar sürüklendi ve bir Yunan gemisine bindirildi. Çarşaflı olan karısı dövüldü ve evi kurşunlandı.</p>
<p>Yüzünden süngülenmiş olan Ordu Kurmay Başkanı, bir Yunan canlı hayvan gemisinin ambarına atıldı. Türk başhekimi öldürüldü. Topçu kumandanı da aynı akıbete uğratıldı. Bazı durumlarda yüzüklerin çıkarılması için parmaklar kesildi. Merhamet isteyenler, Yunan askerleri tarafından süngüleniyor veya tüfek dipçikleri ile dövülüp öldürülüyorlardı. İnsanların etrafını çevirdiği, ağır süngü yarası almış olan bir Türk&#8217;ü, Yunanlı asker tekrar süngüledi. Yunanlı bir asker, yaralı bir Türk&#8217;ün koltuk altına basarak çizmelerini çıkarmaya çalışıyordu. Esirler çok susamışlardı. Öldürülmüş Türklerin cesetleri, denize yayılmıştı. Bazı ağır yaralı olanlar denize atılarak boğulmaya terk edilmişti. Kısacası bu katliam sahnesinden uzaklaşmak oldukça fazla bir zaman istiyordu(3).&#8221;</p>
<p>Bu haberler, İngiliz Dışişleri Bakanlığı&#8217;ndan W. S. Edmons&#8217;un şu yorumu yapmasına sebep olmuştur:</p>
<p>&#8220;Yunanlılar vurma usulünü değiştirerek, Türkleri düştükten sonra vurmaya başlamışlardı. Tutuklanan tüm Türk subayları ve memurları, soyulmuşlar, öldürülmüşler ve en azından fena muamele görmüşlerdi. Evleri soyulmuş ve kadınlarına hakaret ve bazı hallerde tecavüz edilmişti. Türklerin ifadelerindeki hakikat payının çok yüksek olduğunu teslim etmek gerekir(4).&#8221;</p>
<p>Dr. Ronld Burrows&#8217;un, Dışişleri Bakanlığından görevle Lancelot Oliphant&#8217;a yazdığı 11 Haziran 1919 tarihli mektubunda, İzmir&#8217;de Yunan mezalimi hakkında daha fazla bilgi isteğinde bulunmuş ve N.D. Peterson kendi izlenimlerini şöyle bildirmiştir:</p>
<p>&#8220;Yunanlıların İzmir&#8217;de davranışları üzerine genel bir tartışma başlatılması için Dr. Burrows&#8217;u teşvik edeceğimizi zannetmiyorum. Amiral Calthorpe&#8217;un verdiği rapora göre; Türk askeri esirlerin, onları götüren Yunanlı askerler tarafından büyük bir soğukkanlılık içinde öldürüldükleri hiçbir şüphe götürmeyen bir hakikattir. Bu şartlar altında, bu hususta ne kadar az konuşulursa o kadar iyi olur kanısındayım(5).&#8221;</p>
<p>Yunan mezalimi o derece korkunçtur ki, 4 Haziran 1919&#8242;da, İngiliz parlamento üyesi Tuğgeneral Surtees, Parlamentoda Dışişleri Bakanına, basında çıkan İzmir&#8217;deki Yunan mezalimi ile ilgili olarak silahsız birçok sivilin ve ihtiyarın Yunan askerleri tarafından katledildiği hususları hakkındaki yazılardan bilgisi olup olmadığın ve eğer varsa bu mezalimden sorumlu olanların mahkemeye verilip verilmeyeceğini sormuştu. Dışişleri Bakanı yerine bu soruyu yanıtlayan Parlamento Başkan Yardımcısı Cecil Harmsworth, Yunan askeri birliklerini İzmir&#8217;e iner inmez karışıklık, disiplinsizlik ve baş kaldırmaların başlaması ve birçok zayiata sebep olmasından dolayı üzüldüğünü bildirmiştir. Bu tip anarşiyi yaratan sorumluların cezalandırılması için gerekli önlemler alınmış olduğunu da sözlerine ilave etmiştir(6).</p>
<p>Dokuz gün sonra Cecil Harsmworth çok ilgi çekici olan gizli bir muhtıra vermiş ve özetle şöyle demiştir:</p>
<p>&#8220;Dün İzmir&#8217;deki eğitim misyon başkanı Saygıdeğer Dr. Mac Lachlan, beni ziyaret etti. İzmir&#8217;den yeni dönmüş olan bu arkadaş hemen, Yunan askerlerinin İzmir&#8217;i işgali sırasında bazı utanç verici olayları gözleriyle gördüğünü söyledi. Verdiği raporlar, duyduğumuz bu acı olayları en icne teferruatına kadar anlatıp doğrulamaktadır.</p>
<p>Yunan mezaliminin yarattığı reaksiyonlardan birinin sonucu, HMS&#8217;ye ait olan Adventure gemi personel ve subayları, bu olaylar nedeniyle Adventure&#8217;e, hiçbir Yunan subayının girmesine izin verilmemesine karar vermişler ve aynı zamanda İzmir&#8217;de bir şubesi bulunan kulübün üyeleri de verilen bu söz üzerine kulüplerine, alınan karara benzer kurallar koymuşlardır(7).&#8221;</p>
<p>İşgal sırasında Yunan mezalimi, sadece İzmir&#8217;de olmadı. Çevre kasaba ve köylerde de aynı mezalim yürütülmüştü. Bunlardan bazılarını İsveç&#8217;in İzmir Konsolosu Alfred Van Der Zee&#8217;den öğreniyoruz. Van Der Zee&#8217;nin raporuna göre; Göztepe ve Kokaryalı&#8217;da yaklaşık 20 kişi öldürülmüştür. Bornova&#8217;da 9 adam öldürülmüş, 1000 koyun ve yaklaşık 50 at müsadere edilmiştir. Buca&#8217;da 17 keçi öldürülmüş, Kordolya&#8217;da ve Tahtalı Köyde birçok kişilerin kaybolduğu görülmüştür. Cumaovası ve tüm çevre köylerinden çok fazla kişinin hayatlarını kaybettiği görülmüştür. Bu nedenle Türkler, İzmir&#8217;den kaçmak için trenleri istila etmişlerdir. Kokardere içinde birçok kadın ve çocuk ölüsü bulunmuştur. Urla kazası kısmen tahrip edilmiştir.</p>
<p>KAYNAK:<br />
Sonyel, Dr. Salahi Ramadan-; Türk Yunan Anlaşmazlığı, Kıbrıs Kültür Derneği Yayını, Lefkoşe 1985, s. 15-19.</p>
<p>DİPNOTLAR:<br />
1) FO/4217/75460.<br />
2) FO/4218/84061.<br />
3) Londra&#8217;dan Sir R. Graham&#8217;ın Yunan Elçisine yazdığı 14 Haziran 1919 tarih ve 97053/ME sayılı yazıyı içeren FO/4219/97053 sayılı dosyaya bakınız. Bu yazıda; İzmir&#8217;deki İsveç Konsolosluğu&#8217;ndan Alfred Van Der Zee&#8217;nin, H. E. S. Soles&#8217;in, Donalt Whittall&#8217;in Amerikan YMCA&#8217;dan George W. Berry&#8217;nin, Amerikalı Deniz Yarbayı R. L. Berry&#8217;nin ve diğer şahısların gözleriyle gördükleri olayları havi raporlar bulunmaktadır.<br />
4) FO/5140/E 1448.<br />
5) FO/4218/85641.<br />
6) FO/4218/88147.<br />
7) FO/4218/85079.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/izmirin-isgali-ve-katliam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşgal Öncesi</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/isgal-oncesi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/isgal-oncesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:54:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İngiliz Belgelerinde]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[İşgal Öncesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[I. Dünya Savaşı&#8217;na İtilaf Devletleri&#8217;nin (Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan) müttefiki olarak giren Osmanlı İmparatorluğu, İttifak Devletleri (İngiltere, Fransa ve İtalya) tarafından yenilgiye uğratılmış ve 30 Ekim 1918&#8242;de Mondros Mütarekesi&#8217;ni imzalamak zorunda bırakılmıştı. Savaş, Yunanlılar için, Türkleri zayıf oldukları bir anda vurmak ve Anadolu&#8217;yu parçalamak için kurulan ittifaka katılma fırsatı olmuştu. Pan-Helenistler, İzmir&#8217;deki yerli Rumları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I. Dünya Savaşı&#8217;na İtilaf Devletleri&#8217;nin (Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan) müttefiki olarak giren Osmanlı İmparatorluğu, İttifak Devletleri (İngiltere, Fransa ve İtalya) tarafından yenilgiye uğratılmış ve 30 Ekim 1918&#8242;de Mondros Mütarekesi&#8217;ni imzalamak zorunda bırakılmıştı. Savaş, Yunanlılar için, Türkleri zayıf oldukları bir anda vurmak ve Anadolu&#8217;yu parçalamak için kurulan ittifaka katılma fırsatı olmuştu.</p>
<p>Pan-Helenistler, İzmir&#8217;deki yerli Rumları, Osmanlı&#8217;ya karşı kışkırtma çabalarına başlamışlardı. İngiltere Dışişleri Dairesi&#8217;nde görevli Geroge Kidston, 14 Mart 1919 tarihli raporunda şu ifadeleri kullanmıştır:<br />
<span id="more-319"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>&#8220;Gizli kaynaklardan öğrendiğimize göre, Yunan azınlıklarının başlattıkları tahrip kampanyası sadece kendi kendine oluşmamış, Atina tarafından da körüklenmiş ve desteklenmiştir. Yunan paraları yalnızca Küçük Asya&#8217;da değil, aynı zamanda Paris ve Londra&#8217;daki propaganda kampanyasına harcanmıştır(1).&#8221;</p>
<p>14 Şubat 1919&#8242;da İzmir&#8217;deki İngiliz Ticaret Odası, Batı Anadolu&#8217;nun Yunanlılar tarafından işgal edilmesine verilen izne karşı çıkıyor ve İstanbul&#8217;daki İngiliz Yüksek Komiserliği&#8217;ni şöyle uyarıyordu:</p>
<p>&#8220;Bu eyaletin Yunanlılar tarafından idare edilmesi, büyük bir ordunun kullanılmasına yol açabilir. Böyelce daha evvelki Makedonya ve Girit durumlarına benzer durumların ortaya çıkmasına sebep olabilir(2).&#8221;</p>
<p>Amerikan misyoneri dr. Alekasnder Mac Lachlan ile beş misyoner arkadaşı, 15 Şubat 1919&#8242;da İstanbul&#8217;daki Amerikan Heyeti Sekreteri Dr. James L. Barton&#8217;a yazdıkları yazıda; &#8220;hem dünyanın hem de Türkiye&#8217;nin en iyi çıkarları, Türkiye&#8217;nin batı kısmının yönetimini Yunanlılara verilmesi ile sağlanmaz&#8221; demişler ve şunları eklemişlerdir:</p>
<p>&#8220;Bu asırda, Yunanlılar gibi çok bariz egoist gayeleri olan, tolerans ve açık fikirlilikten mahrum ve kararlı milli karakterden nasibini almamış bir milletin, asırlardan beri düşman oluğdu yabancı bir millet topluluğunu idare etme sorumluluğunu alması asla görülmüş bir şey değildir&#8230; Kuvvetli inancımız odur ki, halen burada bulunan Yunan hükümet,i Yunanlılar dışında herkes için harbin veridği tüm ümitleri iğrenç bir şekilde inkar ediyor görünümü taşımaktadır. Bu durum, her yerde gösterdikleri ço sınırlı ve egoist bir politika bakımından Yunanlılar için de geçerli sayılır&#8230;(3)&#8221;.</p>
<p>İzmir&#8217;de oturan İngiliz iş adamı H. O. Whittall&#8217;ın, İzmir İngiliz Ticaret Odası&#8217;na 22 Şubat 1919 tarihinde yazdığı mektubundaki gözlemlerine göre; Yunanlılar, İzmir&#8217;deki Yunanlıların adedini &#8220;en abartılı&#8221; şekilde gösterdiklerini, halbuki nüfusun büyük bir kısmının Türk olduğunu belirterek şöyle devam etmektedir:</p>
<p>&#8220;Maalesef, bu memleketteki Yunanlılar, bir zamanlar uşaklığını yaptıkları Türklerin efendisi olmayı sağlayacak ve eski efendilerini çiğneyerek bu gerçeği onlara kabul ettirecek bir egemenlik şeklinde birleşmektedirler. Hatta, herkese gayet adil davranılmış olsa bile bu Yunanlılar, Türklerin duygularını adet ve ananelerini o şekilde ayaklar altına alacaklardır ki bütün bunların hiçbirini kanunla açıklanamayan zalimane bir davranışa dönüşmesine sebep olacaklardır.&#8221;</p>
<p>İstanbul&#8217;daki İngiliz yüksek rütbeli subaylarından Amiral Calthorpe, Mr. Whittall&#8217;ın mektubunu İngiliz Dışişleri Bakanı A. J. Balfour&#8217;a gönderirken, şu yorumu yapma gereği duymuştur:</p>
<p>&#8220;Ben, şahsen Mr. Whittall&#8217;ın görüşlerine tereddütsüz ve kayıtsızt şartsız katılıyorum. Korkarım ki, Yunanlılar kendi müslüman komşularını istismar ve onlara zulmetmek için karşılıksız adilane bir hareketten faydalanmaya kalkışacaklardır. Yunanlıların son derece fazla müsamahasız ve küstah yaradılışlarına, öyle bariz bir örnek göstermeye hacet yoktur. Venizelos, Yunan şeref ve prestijini bugüne kadar gelemediği bir noktaya yükseltmiştir. Fakat, bildiğim kadarı ile bu yükselme sadece o büyük devlet adamının kendi başına yaptığı işlerden bir tanesidir. Binaenaleyh gelecekte de böyle olacaktır diye garanti verilemez. Geçmişteki tecrübelere bakılırsa geleceğin her şeyinden korkmak lazımdır(4).&#8221;</p>
<p>Yunanlılara, İzmir&#8217;i işgal etmemeleri için üst üste uyarılar yapılıyordu. İngiliz Kraliyet Donanması Kumandanı Neathcoate Simth, Yunanlıların Küçük Asya sahil şeridini işgal etme isteklerine karşı, 4 Mart 1919 tarihinde yazdığı muhtırada şöyle diyordu:</p>
<p>&#8220;Benim kendi konsolosumun, Midilli adası ile İzmir&#8217;de her türlü Yunanlı ile beraber çalışmak suretiyle elde etitği intibaları aynıdır. Zannederim ki, insanları iyöi bilen ve bütün tarafsız kişilerin, herhangi bir kontrol olmaksızın bu sahil şeridinin Yunanlılara verilmesinin budalalıktan başka bir şey olmadığını söylemesi olumsuz karşılanmaz. Helenik krallık tarihi ispatlamıştır ki bu insanlar ideal bir idareci olmaktan çok uzaktırlar. Hatta Venizelos&#8217;un şahsiyetinden bile bu yönden şüphe edilebilir.&#8221;</p>
<p>Bu raporu, 13 Mart&#8217;ta Dışişleri Bakanı A. J. Balfour&#8217;a gönderen Amiral Richard Webb, İstanbul&#8217;daki İngiliz Yüksek Komiseri temsilcisinin gözlemlerini şöyle anlatmıştır:</p>
<p>&#8220;Kontrol kaydı olmadan Aydın vilayetinin Yunanlılara terk edilmesine şidrdetle karşı olduğumu önemle belirtmek isterim. Geçmişteki tecrübeler, Yunanlıların kendilerini bile idare edemediklerini göstermiştir. Eğer bu yetersizlik, Yunanlıların bu milli ve idari yeteneksizliği, Türklere karşı duydukları düşmanlığa eklenidği zaman, bunların kuracakları hükümetin felaketten başka bir şey olmayacağına inanmak için sebep gereksizdir(5)&#8221;</p>
<p>Amerika Başkanı Wilson, İngiltere Başbakanı Lloyd George ve Fransa&#8217;nın Georges Clemanceau bu tür uyarılara rağmen kulaklarını tıkayarak; Yunanlılara İzmir&#8217;i işgal etmelerine izin vermişler ve neticede, çok büyük bir felaketin insanlık tarihinde yer almasına, bir milyon Türk, Yunanlı, ermeni ve diğer uyrukluların ölmesine sebep olmuşlardır.</p>
<p>KAYNAK:<br />
Sonyel, Dr. Salahi Ramadan-; Türk Yunan Anlaşmazlığı, Kıbrıs Kültür Derneği Yayını, Lefkoşe 1985, s. 11-14.</p>
<p>DİPNOTLAR:<br />
1) FO/4166/38918.<br />
2) İstanbul&#8217;daki Amiral Webb&#8217;in A. J. Balfour&#8217;a gönderdiği 13.3.1919 tarih ve 1414/344 sayılı yazıyı içeren FO/4165/52429 sayılı dosyaya bakınız.<br />
3) FO/4195/50491<br />
4) İstanbul&#8217;daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe&#8217;un A. J. Balfour&#8217;a gönderdiği 13.3.1919 tarih ve 358/1575 sayılı yazıyı içeren FO/4165/52443 sayılı dosyaya bakınız.<br />
5) İstanbul&#8217;daki Amiral Webb&#8217;in A. J. Balfour&#8217;a gönderdiği 13.3.1919 tarih ve 1414/344 sayılı yazıyı içeren FO/4165/52429 sayılı dosyaya bakınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/isgal-oncesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

