<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Yunan &#187; Yunanistan ve Terör</title>
	<atom:link href="http://www.turk-yunan.gen.tr/turkce/yunanistan-ve-teror/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turk-yunan.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Dec 2011 10:52:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Yunan-PKK İşbirliği</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunanistan-ve-teror/yunan-pkk-isbirligi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunanistan-ve-teror/yunan-pkk-isbirligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 00:02:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan-PKK İşbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan ve Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=504</guid>
		<description><![CDATA[YUNANİSTAN&#8217;IN PKK TERÖR ÖRGÜTÜNE VERDİĞİ DESTEK VE YUNANİSTAN &#8211; PKK TERÖR ÖRGÜTÜ İLİŞKİSİ (www.teror.gen.tr) 1. Genel a. Yunanistan&#8217;ın, PKK terör örgütü ile ilişkileri, örgütün Türkiye&#8217;de şiddet eylemlerine başladığı 1980&#8242;li yıllara dayanmaktadır. b. Yunanistan ile PKK terör örgütü arasındaki ilk yakın ilişki; 5 Şubat 1988 tarihinde Yunan İstihbarat Teşkilatı ajanı olan ve Türkiye&#8217;ye yönelik bir çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YUNANİSTAN&#8217;IN PKK TERÖR ÖRGÜTÜNE VERDİĞİ DESTEK VE YUNANİSTAN &#8211; PKK TERÖR ÖRGÜTÜ İLİŞKİSİ<br />
     (www.teror.gen.tr)</p>
<p>1. Genel</p>
<p>a. Yunanistan&#8217;ın, PKK terör örgütü ile ilişkileri, örgütün Türkiye&#8217;de şiddet eylemlerine başladığı 1980&#8242;li yıllara dayanmaktadır.</p>
<p>b. Yunanistan ile PKK terör örgütü arasındaki ilk yakın ilişki; 5 Şubat 1988 tarihinde Yunan İstihbarat Teşkilatı ajanı olan ve Türkiye&#8217;ye yönelik bir çok eylemde adı geçen Mihalis Haralambidis ile PKK terör örgütü temsilcisi olarak Atina&#8217;ya gönderilen İhsan Kaya adlı terörist arsında &#8220;Halkların Hakları ve Kurtuluş İçin Yunan Birliği&#8221; binasında gerçekleştirilen görüşme ile başlamıştır.<br />
<span id="more-504"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>c. Özellikle 19 &#8211; 21 Aralık 1988 tarihlerinde aralarında Pasok Girit Milletvekili Kostas Astanis ile, Pasok Evros Milletvekili Haralambors Stamatopoulos&#8217;un bulunduğu bir grup yunanlı şahsiyetin yanısıra emekli Yunan Generali Dimitris Matafias&#8217;ın Lübnan &#8211; Bekaa&#8217;daki PKK terör örgütü kamplarını ziyareti sonrasında, gelişen ilişkiler bağlamında Yunanistan&#8217;daki PKK faaliyetlerinde artış gözlenmiştir.</p>
<p>d. Söz konusu temaslar, basın yayın organlarına da yansıdığı şekilde terör örgütü başı Öcalan&#8217;ın Kenya&#8217;da yakalanarak Türkiye&#8217;ye getirilmesine kadar sürmüştür. Aralarında değişik partilerden ve Yunanistan&#8217;da etkili politikacıların ve emekli generallerin de bulunduğu Yunanistan&#8217;lı yetkililerin çeşitli vesilelerle teröristlerle bir araya gelmesi Yunanistan &#8211; PKK terör örgütü ilişkisini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum PKK ile Yunanistan&#8217;da partiler üstü bir politikanın olduğunu göstermektedir.</p>
<p>e. Ayrıca, terörist başı A. Öcalan&#8217;ın Avrupa&#8217;ya kaçtığı dönemde 3 kez Yunanistan&#8217;a geçmesi, yakalandığında Kenya&#8217;daki Yunan Büyükelçilik binasında gizlenmesi, üzerinde aynı zamanda Kıbrıs &#8211; Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı olan GKRY&#8217;li gazeteci Lazaros Mavros adına düzenlenmiş sahte pasaport taşıması ile yunanlı parlamenterlerin terörist başını Atina&#8217;ya davet eden 157 milletvekili tarafından imzalanmış mektup, Yunanistan&#8217;ın terör örgütüne bakışını göstermesi açısından önemlidir.</p>
<p>2. PKK Terör Örgütünün Yunanistan&#8217;da Üs Tesis Etme ve Barınma Faaliyetleri:</p>
<p>a. 1994&#8242;de ERNK Balkanlar Temsilciliği ve sözde Kürt Kızılay&#8217;ı (Heyva Sor) derneğinin açılmasıyla birlikte Türkiye&#8217;den Yunanistan&#8217;a göç olaylarında artış gözlenmiştir. Bu bağlamda, yakalanan veya teslim olan teröristlerin Yunanistan&#8217;daki bulundukları döneme ait, Lavrion Kampı ve Yunanistan&#8217;daki örgüt kampları hakkında verdiği bilgiler, Yunanistan&#8217;ın örgüte verdiği desteği gözler önüne sermeye başlamıştır.</p>
<p>b. PKK terör örgütünün Yunanistan&#8217;da üs tesis etme ve barınma faaliyetleri kapsamında:</p>
<p>(1) Yunanistan; Atina&#8217;nın 70 km. güneydoğusunda bulunan Lavrion Kasabasında &#8220;Yabancı Göçmenler tedavi Merkezi&#8221; adını verdiği yerleşim yerine 1980 yılından itibaren Türkiye&#8217;den kaçan PKK elemanları dahil diğer yıkıcı bölücü örgüt mensuplarını yerleştirmiştir.</p>
<p>(2) Bu tarihten itibaren Lavrion Kampı PKK örgüt elemanlarının kontrolüne girmiş, bu merkez bir barınma yeri, tedavi merkezi ve ideolojik eğitim merkezi olarak kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>(3) Lavrion Kampı&#8217;ndan başka, PKK elemanlarının kürt mültecilerle birlikte; Atina şehrine yakın bazı yerleşim yerlerinde değişik zamanlarda barındıkları bilinmektedir.</p>
<p>(4) Atina&#8217;nın merkezindeki Omonya Meydanı&#8217;nda bulunan &#8220;Dodonis&#8221; ve &#8220;Şans Rival&#8221; otelleri PKK elemanları ve aşırı sol terör örgütü mensuplarınca barınma yerleri olarak kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>(5) Şubat 1998 ortaları itibariyle, Korintos yolu üzerinde bir çiftlik evi yeni bir eğitim kampı olarak kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>(6) Selanik&#8217;te de PKK terör örgütünün büro ve örgüt evi olarak kullanıldığı bir bina bulunmaktadır.</p>
<p>(7) Söz konusu örgüt evi vb. yerlerin deşifre olması sonucu yerlerinin değiştirildikleri görülmüştür. Nitekim örgüt evlerinde olduğu gibi Evia Adası Psahnna kasabasının kuzeyindeki dağlık kesimde bulunan seyyar askeri eğitim kampı 13 Kasım 1997 tarihinde boşaltılarak örgüt mensupları, Pasok milletvekili Budavas&#8217;ın yardımı ile Atina yakınlarında eski polis lojmanlarına yerleştirilmişlerdir.</p>
<p>Ayrıca yakalana teröristlerin ifadelerine göre, Atina &#8211; Lavrion yolu üzerinde Atina&#8217;ya 50 km. uzaklıkta dağlık arazide 3 baraka, 1 çadır ve 1 karavandan oluşan örgüt mensuplarının &#8220;Haki Karaer&#8221; adını verdiği geçici kamp bölgesinde 60 &#8211; 65 kişiye eğitim verilmiş, söz konusu şahıslar eğitim sonrası Atina şehir merkezine girişte emekli bir general tarafından kullanılan taş duvar ve tel örgü ile çevrili bir komplekse getirilmiş, bir kısmı eylemler gerçekleştirmek üzere Türkiye&#8217;ye, diğerleri Irak&#8217;ın kuzeyindeki kamplara gönderilmişlerdir.</p>
<p>c. Yunanistan&#8217;da aralarında çok sayıda PKK mensubu ve sempatizanı bulunan kürt kaçakların halihazırda yoğun olarak yaşadıkları bölgeler şunlardır:</p>
<p>(1) 300 kişinin kaldığı ve kamu düzeni bakanlığı ile uluslar arası sosyal hizmet biriminin gözetiminde faaliyet gösteren Lavrion Mülteci Kampı, söz konusu kampta bulunan 3 katlı binanın avluya bakan cephesinde Nisan 2000 itibariyle terör örgütü PKK&#8217;yı simgeleyen bir flamanın asılı olduğu bilinmektedir.</p>
<p>(2) 270 kürt kaçağın yaşadığı ve &#8220;Dünya Doktorları&#8221; adlı örgütün sorumluluğunda bulunan perdeli Kampı,</p>
<p>(3) 100 kadar kürt kaçağın yaşadığı ve Kızılhaç&#8217;ın sorumluluğundaki Nea Makri Kampı,</p>
<p>(4) Atina &#8211; Liosia semtindeki park ve terk edilmiş evler,</p>
<p>(5) Larissis tren istasyonundaki kullanılmayan bölümler,</p>
<p>(6) Ominia yakınlarındaki Kotzi Meydanı, Vathi Meydanı ve Kumunduru Maydanı&#8217;nın arkasında kalan sokaklardır.</p>
<p>d. Atina dışında yaşadığın kürt kaçakların yoğun olarak bulunduğu bölgeler ise;</p>
<p>(1) Patra Limanı ve çevresi,</p>
<p>(2) Attika Bölgesi&#8217;ndeki Aspropirgos,</p>
<p>(3) İgoumenitsa Limanı,</p>
<p>(4) Loutraki Kasabası şeklindedir.</p>
<p>e. Yunanistan&#8217;da bulunan PKK terör örgütü mensupları söz konusu kaçakların barındığı kamplarda yürüttükleri propaganda sonucu kaçakları zamanla denetim altına almakta ve özellikle gençleri örgüte kazandırarak örgütsel faaliyetlerin de kullanmaya devam etmektedir. Patra kaçakların İtalya üzerinden diğer Avrupa ülkelerine geçişlerinde önemli rol oynamaya devam etmektedir.</p>
<p>f. Ayrıca örgüt mensupları söz konusu sığınmacıları kendi amaçları doğrultusunda çeşitli masumane görüntülü etkinliklerde kullanabildikleri gibi, Atina&#8217;nın en işlek meydanlarından olan Klaftmonos Meydanı&#8217;nda 16 Haziran 2000 tarihinde olduğu gibi terörist basının resimleri ve örgüt flamalarının açıkça sergilendiği etkinlikleri düzenleyebilmekte ve para toplayabilmektedir.</p>
<p>g. Özellikle bazı Pasok Milletvekilleri tarafından, bu kamplarda bulunan Kürtlerin durumu istismar edilerek sözde Türkiye&#8217;de baskı gördükleri gibi yalan beyanlara istinaden oturma izni ve vatandaşlık hakkı verilmesi yönünde demeçlerle destek verildiği görülmektedir.</p>
<p>h. Yunanistan&#8217;ın PKK terör örgütüne verdiği söz konusu destek, Türkiye&#8217;de muhtelif tarihlerde yakalanan bazı terör örgütü mensuplarının verdikleri ifadelerde bütün açıklığı ile ortaya konmuştur. Söz konusu teröristler bombalama dahil çeşitli eylemler için geldikleri Türkiye&#8217;de yakalanmaları sonrası verdikleri ifadelerinde genel olarak özetle:</p>
<p>(1) Yunanistan&#8217;a illegal olarak geçiş yaptıklarını, yunanlı yetkililerin yakaladıklarında Lavrion Kampı&#8217;na götürdüklerini, hava veya karayolu ile geçtiklerinde ise, örgüt mensuplarının kendilerini karşılayarak Lavrion Kampı&#8217;na veya örgüt evlerine teslim ettiklerini,</p>
<p>(2) Lavrion Kampı&#8217;nda bir &#8211; iki aya süre ile örgüt mensupları tarafından ideolojik eğitim verildiğini, (bu arada söz konusu kampta verilen ideolojik eğitimine örnek olmak üzere; Lavrion mülteci kampında kalan 21 yaşındaki Gülcen Aslanoğlu adlı bir kadının, 13 Mayıs 1999 tarihinde, PKK terör örgütü başı Abdullah Öcalan&#8217;a destek vermek amacıyla şehir kültür merkezi önünde kendini yakması olayı, kampta verilen eğitimin hangi seviyede olduğunu göstermesi açısından dikkat çeken bir gelişme olarak görülmektedir).</p>
<p>(3) Yunanistan&#8217;da yunanca yazılı &#8220;Fonita Kürdistan&#8221; gibi örgüt yayınlarını Atina, Pire, Omanya, Patra, Selanik, Girit Adası ve Larissa şehirlerinde satışını yaparak elde ettikleri gelirleri PKK sorumlularca verdiklerini,</p>
<p>(4) PKK terör örgütü tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklere iştirak ettiklerini, duvarlara örgüt duyurusu veya Türkiye aleyhtarı afişler astıklarını, gelir elde etmek için çeşitli eğlenceler düzenlediklerini, kampanya adı altında senelik aidat ve yardım topladıklarını,</p>
<p>(5) Yunanistan&#8217;da bulunan Kürt Kızılay&#8217;ı (Heyva Sor)&#8217;na ilaç temin etmek için çeşitli hastane ve sağlık kuruluşlarını dolaşarak, topladıkları ilaçları buraya getirdiklerini,</p>
<p>(6) Müteakiben bu kampta örgüte kazandırıldıktan sonra Atina yakınlarındaki dağlık ve ormanlık bölgede bulunan çiftlik görünümündeki kampta özellikle 1994 yılında bomba eğitimi de dahil silahlı eğitim aldıklarını,</p>
<p>(7) Ayrıca, Atina şehrine 50 km. uzaklıkta patra otobanına 5 km. mesafede bir köyün çıkışında yer alan iki adet kullanılmayan fabrika binası içerisinde bulunan sözde &#8220;Şehit Mahsun Korkmaz İkinci Akademisi&#8221; olarak adlandırılan kampta ideolojik ve askeri eğitim aldıklarını, söz konusu kampta Pasok Partisi&#8217;nin yönetici ve milletvekillerinin de geldiğini ve ihtiyaçlarının söz konusu şahıslar tarafından karşılandığını,</p>
<p>(8) Yunanistan&#8217;a girerken veya çıkarken PKK&#8217;lı olduklarını söylemeleri ve üstlerindeki Heyva Sor veya ERNK kartvizitlerini göstermeleri üzerine yetkili makamların kendilerine kolaylık sağladığını,</p>
<p>(9) Bilahare, çoğu İstanbul, Antalya gibi turistik şehirlere bombalı saldırı yapmak ve batı Anadolu&#8217;daki ormanları yakmak üzere Türkiye&#8217;ye veya Irak&#8217;ın kuzeyindeki kamplara gönderdiklerini belirttikleri görülmektedir.</p>
<p>3. PKK Terör Örgütünün Halihazırdaki Yunanistan&#8217;daki yapılanması:</p>
<p>a. PKK terör örgütünün teşkilat yapılanmasında yer alan &#8220;Yunanistan ve Balkan ülkeleri temsilbiliği bürosu (YDK)&#8217;ne bağlı olarak Kürt Kızılay&#8217;ı, YDK Selanik Bürosu ve Basın &#8211; Yayın Halkla İlişkiler Bürosu gibi 10 kadar oluşum zaman içerisinde adres değiştirerek Türkiye aleyhtarı faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir.</p>
<p>b. Sözde Kürdistan&#8217;ın Sesi aylık dergi yayımlanmaya devam etmektedir. Ayrıca silahlı mücadeleyi savunan ve PKK muhalifleri tarafından çıkarılan Özgür Kürtler adı altında bir dergi de Atina&#8217;da yayınlanmaktadır.</p>
<p>4. PKK Terör Örgütü &#8211; Yunanistan İlişkilerinin Son Durumu:</p>
<p>a. Yunanistan&#8217;ın terörist başı A. Öcalan&#8217;ın yakalanmasından sonra terör örgütü ile ilişkisinin ortaya çıkması sonucu hem uluslararası ortamda, hem de iç kamuoyu nezdinde kaldığı zor durumdan kurtulmak maksadıyla, son dönemde PKK terör örgütüne destek konusunda daha dikkatli bir politika uygulamaya çalıştığı gözlenmektedir.</p>
<p>b. Ancak Yunanistan&#8217;ın bu duyarlılığı, PKK terör örgütünün Yunanistan&#8217;dan faaliyetlerde resmi katılım konusunda göstermesine rağmen, PKK terör örgütünün Yunanistan&#8217;da faaliyetleri her hangi bir kısıtlama olmaksızın devam etmektedir.</p>
<p>c. Türkiye tarafından, Lavrion Kampı&#8217;ndaki terörist örgütlerin faaliyetleri ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği nezdinde 16 Nisan 1999, 20 Nisan 1999, 21 Haziran 1999, 23 Haziran 1999 tarihlerinde çeşitli seviyelerde girişimleri bulunmasına rağmen söz konusu mülteci kampının terör örgütü mensupları tarafından belirtildiği şekilde kullanılmaya devam edildiği görülmektedir.</p>
<p>d. Nitekim PKK terör örgütünün Yunanistan&#8217;da çeşitli adlarla faaliyet gösteren teşkilatları, terörist başı Öcalan&#8217;ın yakalanması sonrasında da eskisi gibi Yunanistan&#8217;da faaliyetlerini ve özellikler kaçak olarak giriş yapan kürt kaçaklar arsında etkili olmaya devam etmiştir. Son olarak terörist başı A. Öcalan&#8217;ın AİHM&#8217;de başlayan duruşmasına ilişkin olarak örgüt yayın organlarında yapılan yoğun propaganda sonucu 28 Eylül 2001 tarihinde Atina&#8217;da 100 &#8211; 250 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen gösteri örgüt mensubu ve yandaşlarının faal olduğunu göstermektedir.</p>
<p>e. PKK terör örgütünün Yunanistan ile resmi düzeyde ilişkisinin eskisine rağmen azaldığı gözlenmekle birlikte, Eylül 2001 itibariyle Yunanistan ve Balkanlar temsilciliği bünyesinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarının, yunan kamuoyunun tekrar desteğini almak için bir takım girişimlere yöneldikleri düşünülmektedir. Söz konusu örgüt mensuplarının bu maksatla ilk etapta Mihalis Haralambidis kanalıyla bölgesel demokratik birlik partisi yetkilileri ile temas arayışlarının gündeme geldiği ve yunan &#8211; kürt dayanışma komitelerinin hayata geçirilmesi yönünde destek talep ettikleri öğrenilmiştir.</p>
<p>f. Diğer taraftan Yunanistan, BM&#8217;in terörle mücadele ve saldırının tarifine ilişkin kararları ve BM yasasının 2/4. maddesi ışığında, Türkiye&#8217;nin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK&#8217;yı halen terörist örgüt kategorisine almadığı gibi, son dönemde Türkiye&#8217;de meydana gelen hapishane olaylarını bahane ederek sözde insan hakları savunuculuğu maskesi altında PKK terör örgütünün de içinde bulunduğu DHKP/C terör örgütü organizasyonunda Türkiye&#8217;yi karalama kampanyasına ve girişimlere destek vermeye devam etmektedir.</p>
<p>g. Diğer bir ifadeyle Yunanistan&#8217;ın PKK terör örgütüne verdiği açık destek şekil değiştirerek,dolaylı destek şeklinde devam etmektedir. Konuya ilişkin olarak en çarpıcı örnek, Yunanistan Meclis Başkanı Kaklamanis&#8217;in devam eden açlık grevlerine ilişkin AB ülkeleri meslektaşlarda, Avrupa parlamento başkanlarda 28 Mayıs 2001 tarihinde Türkiye aleyhinde yazdığı mektuptur.</p>
<p>h. Aynı zamanda AB ve bir NATO olmasının yanı sıra Türkiye ile arasında 1930 yılında &#8220;Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaşma ve Hakemlik Anlaşması&#8221; ve 1933 yılında &#8220;İçten Anlaşma Paktı&#8221;na imzası bulunan Yunanistan, bu tür girişimler ile açıkça belirtmesine rağmen PKK terör örgütü faaliyetlerde dolaylı destek vermeye devam etmektedir.</p>
<p>5. Lavrion Kampı&#8217;nın Hukuki Statüsü:</p>
<p>a. Türkiye ile Yunanistan arasında değişik zamanlarda gündeme gelmiştir. Yunanistan hükümet yetkilileri &#8220;Lavrion bir göçmen kampı ve BM himayesindedir&#8221; şeklinde basın açıklamasında bulunmaktadır.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği&#8217;nin resmi web sayfasında (www.unhcr.ch) Lavrion Kampı&#8217;nın, Yunanistan Kızılhaç&#8217;ı tarafından işletildiği, 300 kadar kişiyi barındırma imkânı olduğu ikâmet edenlere yiyecek, giyecek, sağlık hizmeti, eğitim ve psikolojik yardım verildiği belirtilmektedir. (Aynı kısımda Yunanistan&#8217;daki diğer göçmen kamplarından; Aspropirgos kampının yunan dayanışma enstitüsü, Pendeli kampının sınır tanımayan doktorlar, Nea Makri kampının yunan Kızılhaç&#8217;ı tarafından işletildiği ifade edilmektedir. Birleşmiş Millletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK)&#8217;nin hukuki dayanağım, 14 Aralık 1950 tarih ve 428(v) sayılı Genel Kurul Kararı ile kabul edilen tüzük teşkil etmektedir. Tüzük kapsamında Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliğinin mültecileri iaşe ve ibate etmek veya kamp açmak gibi bir yetkisi yoktur. Sadece mültecilerin ikamet ettiği ülke hükümetlerine danışarak ve hükümetin onayını aldıktan sonra temsilci atayabilir. Yunanistan ve Türkiye&#8217;de açılan BM mülteci ofisleri bu maddeden hareketle teşkil edilmektedir.</p>
<p>Lavrion Mülteci Kampı, Yunan Hükümetinin sorumluluğundadır. 20 Ekim 1999 tarih ve 266/99 sayılı yunan kanununun 1. maddesinde Lavrion Mülteci Kampının &#8220;sığınma talebinde bulunan yabancıların geçici barınma merkezi&#8221; adı taşıdığı belirtilerek Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı ve denetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilmektedir. Diğer maddelerde, Lavrion Kampının idari organizasyonu ve birimlerin görevleri, kalan sığınmacıların sorumlulukları detaylı olarak açıklanmıştır. 11. maddede ise kampın bütçesinin Sağlık Bakanlığı&#8217;nın yıllık bütçesinden tahsis edilen miktar ile karşılanacağı hükme bağlanmıştır. 14. maddeden ise, bağış imkanı olduğu da anlaşılmaktadır. BM Mülteciler Yunanistan Yüksek Komiserliği hakkındaki belirtilen tek husus madde 6, paragraf 3&#8242;de; &#8220;BM mülteciler Yunanistan Yüksek Komiserliği temsilcisi ve bu kurum tarafından yetki verilmiş adı geçen büronun temsilcileri, ayrıca bu kurumun Yunanistan&#8217;ı ziyaret eden görevlilerin merkeze girişleri serbesttir,&#8221; şeklinde yer almaktadır.</p>
<p>b. Belirtilen hususlar dikkate alındığında, Lavrion Kampının BM ile ilgisinin olmadığı ve tüm sorumluluğun Yunanistan Hükümetinde olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Ayrıca 20 Ocak 2000 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan &#8220;Suç ile, Özellikle Terörizm, Örgütlü Suçlar, Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı ve Yasadışı Göç ile Mücadelede İşbirliği Anlaşması&#8221;nın 1. maddesinde; &#8220;Bireyler veya gruplar tarafından gerçekleştirilen terörist eylemler ve faaliyetler&#8221; ile mücadelede&#8221;işbirliğinde&#8221; bulunmayı, Yunanistan taahhüt etmiştir. Anlaşmanın 2. maddesi ise &#8220;işbirliğini&#8221; diğerlerinin yanı sıra &#8220;iki ülkeyi ilgilendiren alanlarda bilgi ve tecrübe değişimi&#8221; şeklinde belirlemiştir. 3. madde ise &#8220;ülkelerinde diğer tarafın güvenliğine yönelik terörist terörist faaliyetleri ve suçları önlemek amacıyla etkin tedbir alınması&#8221; terörizmle mücadelede işbirliğinde bulunma kapsamına alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunanistan-ve-teror/yunan-pkk-isbirligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rum-Yunan-Ermeni İşbirliği</title>
		<link>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunanistan-ve-teror/rum-yunan-ermeni-isbirligi.html</link>
		<comments>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunanistan-ve-teror/rum-yunan-ermeni-isbirligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 00:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rum-Yunan-Ermeni İşbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan ve Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turk-yunan.gen.tr/?p=501</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı yönetimindeki azınlıklar, bağımsızlık mücadeleleri sırasında birbirleriyle de sıkı ilişkilere girmişlerdi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında uygun ortamı fırsat bilen özellikle Rumlar ve Ermeniler hemen her konuda işbirliği yapıyorlardı. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk&#8217;ta bu iki unsurun birlikte yürüttükleri örgütlenme eylemlerine ve katliamlara sık sık işaret etmiştir(1). Bu konudaki çalışmalar daha Mondros Mütarekesi&#8217;nden önce başlamıştı. Bu amaçla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı yönetimindeki azınlıklar, bağımsızlık mücadeleleri sırasında birbirleriyle de sıkı ilişkilere girmişlerdi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında uygun ortamı fırsat bilen özellikle Rumlar ve Ermeniler hemen her konuda işbirliği yapıyorlardı.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk&#8217;ta bu iki unsurun birlikte yürüttükleri örgütlenme eylemlerine ve katliamlara sık sık işaret etmiştir(1).<br />
<span id="more-501"></span></p>
<div class="alignleft">
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 21.06.2009 */
google_ad_slot = "9518632287";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</div>
<p>Bu konudaki çalışmalar daha Mondros Mütarekesi&#8217;nden önce başlamıştı. Bu amaçla Cenevre&#8217;de &#8220;Türkiye&#8217;de Zulme Uğramış Milletler Birliği&#8221; (Lique des Nationalites Opprimes de Turquie) kuruldu ve bu birliğe Yunan ve Ermeniler&#8217;den başka Araplar ve Yahudiler de katıldı. Bu kuruluş, Paris&#8217;teki &#8220;Yurtsuz Kalmış Yunanlılar (Rumlar) Milli Komitesi&#8221; ile Bogos Nubar Paşa ve İsviçre&#8217;deki İngiliz elçiliği tarafından destekleniyordu. Kuruluşun başkanlığını Cenevre Kantonu Başkanı M. Fazi üzerine almıştı. Birlik programının 6&#8242;ncı maddesinde &#8220;Türkiye&#8217;ye karşı mücadeleyi pekiştirmek ve gönülleri harekete geçirmek üzere tarafsız ve müttefik memleketlerde çalışma kolları&#8221; kurulacağı açıklanıyordu(2).</p>
<p>Ermeniler ve bu arada Ermeni Patriği Zaven Efendi, Mütareke yıllarında Mavri Mira Örgütü ile hemfikir olarak çalışmaya başlamıştı(3). Zaven Efendi aşağıda görüleceği gibi, Rum Patrikhanesi&#8217;nde ve Kiliselerde Türkler aleyhine yapılan toplantılara katılmış ve Rumlarla işbirliği yapmıştı. Çünkü, Yunanlılarla Ermenilerin çıkarları, biri Türkiye&#8217;nin batısında, öteki de doğusunda toprak kazanmak istedikleri için başlangıçta çatışmamakta idi. Gerçi sonradan Kuzey Doğu Karadeniz toprakları konusunda bir anlaşmazlık çıkacaksa da, ortak düşman olarak görülen Türklere karşı besledikleri duygular aynı idi. Bu bakımdan hangisi tarafından olursa olsun Türklere karşı kazanılan bir başarı ötekini sevindiriyordu(4).</p>
<p>Mütarekeden sonra İstanbul &#8216;da Ermenilerin ve Rumların siyasi bir birlik oluşturmaları konusunda gayretler vardır. Ermeni Patriği Zaven Efendi Kudüs&#8217;ten İstanbul&#8217;a döndüğü zaman (6 Aralık 1918) siyasi bir antlaşma yapılarak, &#8220;Rum-Ermeni Birliği Komitesi&#8221; kuruldu. Buna göre her iki taraf birbirinin davasını benimseyerek işbirliği yapacaktı. Bu birlik Rumların, Pontus Cumhuriyeti içine almak istedikleri Trabzon ve Tirebolu gibi yerleri, Ermeni politikacılarının &#8220;Büyük Ermenistan&#8221; için kendi hesaplarına elde etmeye çalıştıkları anlaşılıncaya kadar devam etti(5).</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın İstanbul&#8217;daki siyasi Temsilcisi Kanelopulos, Venizelos&#8217;tan aldığı kesin talimat gereğince bu &#8220;Rum-Ermeni Birliği Komitesi&#8221;ni idare ediyordu. Bu cemiyetin çalışmalarında en büyük desteği ise Fener Rum Patrikhanesi ve Ermeni Patrikhanesi sağlıyordu. Ayrıca basınları da çok yardım ediyordu(6).</p>
<p>Rumlar, hükümete vergi vermemek, İngiliz ve Fransız işgal kuvvetlerinde vazife almak gibi faaliyetlerde tamamen Ermenilerle birlikte hareket ediyorlardı.</p>
<p>2 Kasım 1918 günü Rum milletvekilleri Osmanlı Mebusan Meclisi&#8217;nde verdikleri bir önerge ile &#8220;Ermeni olmaktan başka suçu olmayan bir milyon nüfusun öldürülmesinden&#8230;&#8221; bahsediyorlar, sorumlulara ne yapıldığını soruyorlardı. Bu milletvekillerinin başında da Aydın Milletvekili Emanuilidi, Çatalca milletvekili Dimitriyadi ve İzmir milletvekili Mimaroğlu Efendiler dikkati çekiyordu(7).</p>
<p>Yine bu milletvekilleri 17 Kasım&#8217;da 7 Rum milletvekilinin de imzaladığı takrir ile &#8220;son beş sene zarfında memlekette hükümet icraatı namı altında birçok facialar vukuu bulduğunu iddia ile tahkikat yapılmasını&#8221; istemişlerdi. Meclisin özel bir oturumunda görüşülecek olan bu iddialar içinde Ermenilerle ilgili iddialar da yer alıyordu(8).</p>
<p>Bu dönemde bazı zengin Rumlar, ekonomik bakımından Ermenileri desteklemişler ve onlara her türlü maddi yardımda bulunmuşlardır. Mesela Mersin&#8217;de büyük bir un fabrikasının sahibi ve Bağdat Demiryolu müteahhidi olan Bodusaki Atanasyadis, Ermeni göçmen ve öksüzlerine verilmek üzere Ermeni Patrikhanesi&#8217;ne 1200 lira yardım yapmıştır(9).</p>
<p>İstanbul&#8217;da zaman zaman yapılan ayinlere her iki taraf da katılıyordu. Örneğin, 5 Ocak 1919&#8242;da Ayatiriyada Kilisesi&#8217;nde &#8220;Tehcir olunan Rum ve Ermeniler için&#8221; ortak bir ayin yapılmış; burada konuşan Çanakkale Metropoliti &#8220;Türklerin mezaliminden uzun uzadıya bahsetmiş ve Rumlarla Ermenilerin Türklere karşı birleşmelerini&#8221; istemişti(10).</p>
<p>Patrikler zaman zaman birbirlerini ziyaret ederek, özel günler dolayısıyla tebriklerini sunuyorlardı. Ermeni Patrik vekili 7 Ocak 1919 günü Rum ve Bulgar Patrikhanelerini ziyaret etmiş ve &#8220;Yılbaşı&#8221; dolayısıyla &#8220;tebrik&#8221;te bulunmuştu(11).</p>
<p>İstanbul&#8217;da kurulan bu karşılıklı dostluk ve işbirliği, İzmir Rum ve Ermenileri arasında da gerçekleştirilmeye çalışılıyordu. Özellikle, İzmir&#8217;de İtalyanlarla Rumların arasının açılması sonucunda Rum basınının Ermenileri kendi saflarına çekmek için uğraştığı(12) fakat bunun bazı problemlerden dolayı İstanbul&#8217;daki kadar başarılı olmadığı anlaşılıyordu(13).</p>
<p>Rumların ve Ermenilerin ortak hareket için yaptıkları bazı çalışmalara bazen Museviler de katılıyorlardı. Örneğin, &#8220;Musevi Meclis-i Millisi Heyet-i Mahsusası&#8221; Yılbaşı dolayısıyla Ermeni ve Rum Patrikhanelerine yaptığı ziyaretler sırasında, ortak düşünülecek ve hareket edilecek konuları belirlemek için bir özel heyet kurulmasını istemişti(14).</p>
<p>Yunan Millet Meclisi&#8217;nin, başta Venizelos olmak üzere 1920 yılının ilk aylarında Ermenilere tam destek sağladığı görülüyordu. 3-4 Şubat 1919&#8242;da Paris Barış konferansında yaptığı konuşmada &#8220;Ermenilerle dayanışma içinde olduklarını&#8221; belirterek Ermeni iddialarını tekrarlayan Venizelos(15), 13 Mayıs 1920&#8242;de Paris Barış Konferansı&#8217;ndaki çalışmalarını Yunan Meclisi&#8217;nde anlatırken de, &#8220;Ümit ederiz ki, Başkan Wilson, Büyük Ermenistan hudutlarını cömertçe çizsin&#8221; ifadesini kullanmıştı(16).</p>
<p>Yunan Millet Meclisi&#8217;nin 5 Mart 1920 oturumunda Kilikya olayları ele alındı. Milletvekillerinden Birisimitsakis, Yunan Meclisi&#8217;ni, Ermenilerin katline karşı sesini yükseltmeye ve barbar müstevlinin caniyane saldırılarına maruz kaldığını iddia ettiği Ermenilere sempatisini açıklamaya davet etti. Dışişleri Bakanı N. Politis, milletvekilinin duygularını paylaştığını belirtti, &#8220;asil Ermeni milletine&#8221; Yunan halkının sempatilerini belirtmesi için Meclis Başkanının yetki vermesini dileyerek, sözlerini şöyle bitirdi:</p>
<p>&#8220;Hükümet, bu sempati dileğine katılmakla kalmak istemiyor, aynı zamanda, Ermenileri son kıtallara karşı korumak için fiili herhangi bir yardımda bulunulmadığından ötürü üzüntülerini beyan etmek istiyor&#8221;.</p>
<p>Bakanın sözleri alkışlarla karşılandı.</p>
<p>Yunan Millet Meclisi Başkanı Th. Sofulis, 23 Mart&#8217;ta Meclis adına Erivan Ermeni Hükümeti&#8217;ne gönderdiği bir tel yazısında, &#8220;Kilikya&#8217;da Ermenilere karşı girişildiğini&#8221; iddia ettiği &#8220;kıtal hareketlerini(!)&#8221; eleştirdi; Yunanistan&#8217;ın yardım gönderemediğinden dolayı üzüntüsünü beyan etti; Yunan Meclisi&#8217;nin en derin sempatilerini belirtti. Buna 6 Mayıs&#8217;ta Ermeni Cumhurbaşkanı Hatissian teşekkür cevabını göndererek &#8220;aralarındaki içten ilişkilerin, iki memleketin refahı için, gelecekte daha sıkı olması&#8221; dileğinde bulundu(17).</p>
<p>Ermeni Patrikhanesi ve Ermeniler ve Rumların başarılarını kutlayarak, onlarla birlikte hareket etmek için hiç bir fırsatı kaçırmıyorlardı. Örneğin, Ermeniler, İzmir&#8217;in Yunanlılarca işgalini kutlamışlar, Venizelos onlara verdiği cevapta, &#8220;Eminim ki, İzmir&#8217; in Yunan askeri tarafından işgali Ermeni cemaatine de bir hürriyet ve eşitlik devresi açacaktır&#8221; demiştir(18).</p>
<p>Rum Patrikhanesi ile beraber Ermeni Patrikhanesi de İstanbul&#8217;daki itilaf devletlerinin temsilcilerini ziyaret ederek, Türk ordusunda hizmette bulunan Rum ve Ermeni askerlerinin derhal salıverilmeleri için Osmanlı Hükümeti nezdinde teşebbüste bulunmalarını rica etmişlerdi(19).</p>
<p>Rum Patrik Vekili Doroteos ve Ermeni Patriği Zaven Efendi 17 Ekim 1919&#8242;da &#8220;bütün Türkiye&#8217;nin işgal edilmesini&#8221; müttefiklerden istemişlerdi(20).</p>
<p>Mütarekeden sonraki dönemde uygun ortamı fırsat bilerek kendi emellerini gerçekleştirmek için her türlü işbirliğini yapmaktan kaçınmayan Rumlar ve Ermeniler, Karadeniz bölgesinde kurulması düşünülen &#8220;Pontus Devleti&#8221; ve Doğu Anadolu&#8217;da kurulması düşünülen &#8220;Büyük Ermenistan&#8221; sınırlarının özellikle &#8220;Trabzon&#8217;da&#8221; çatışması üzerine anlaşmazlığa düşmüşlerdi.</p>
<p>Bu konuda her iki unsurun öncelikle bir anlaşma yapmak için gayret sarf ettikleri görülüyordu. Paris&#8217;te oluşturulan &#8220;Rum Karadeniz Cumhuriyeti Heyeti&#8221;, Bogos Nubar Paşa&#8217;nın başkanlığındaki &#8220;Ermeni Hükümet-i Muvakkatesi&#8221;ne müracaat ederek teşkili düşünülen Ermenistan&#8217;la aradaki sınırı tayin etmek için müzakere teklifinde bulunmuşlar(21) ve bu konudaki görüşmeler Ocak 1918&#8242;de başlamıştı. Trabzonlu olup, Marsilya&#8217;da oturan Mösyö Konstantinides, Paris&#8217;e giderek Ermeni Milli Birliği Reisi Bogos Nubar Paşa ve Ermenistan Hariciye Nazırı Gabril Noradunkiyan Efendi ile görüşmüş, Ermenilerin Trabzon üzerindeki iddiaları hakkında heyecanlı tartışmalar olmuştu. Rum temsilcisi Konstantinides, bu değerlendirmeyi kesin olarak reddetmiş ve söz konusu sahillerde Rum unsurunu ispat etmiş, fakat Yunan-Ermeni ilişkilerini de bozmamak için Ermenistan&#8217;ın Karadeniz&#8217;de bir pencereye sahip olması gerektiğini kabul etmiştir(22).</p>
<p>Trabzon konusunda başlangıçta bir anlaşma zemini arama çabaları, 1919 Şubat&#8217;ında Ermenilerin Paris Barış Konferansı&#8217;nda Trabzon&#8217;u &#8220;Büyük Ermenistan&#8221; sınırları içinde gösteren bir muhtıra vermeleri üzerine tamamen ortadan kalkmıştır.</p>
<p>Ermeni Milli Birliği Reisi Bogos Nubar Paşa ile Taşnak lideri ve Ermeni Milli Meclisi reisi Avedis Aharonian, Paris Barış Konferansı&#8217;na 12 Şubat 1919 tarihli ortak bir muhtıra verdiler. 26 Şubat&#8217;ta müttefiklerin karşısına çıkan Aharonian ve Bogos Nubar, Le Temps Gazetesi&#8217;nin &#8220;Ermeni İmparatorluğu Kurmaya Yönelik&#8221; dediği talepleri sıralarken, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas, Erzurum ile birlikte Trabzon&#8217;u da istediler(23).</p>
<p>Trabzon&#8217;un statüsü konusunda Yunanistan, Rumlardan farklı düşünüyor, burasının Ermenilere bırakılabileceğini ileri sürüyordu. Örneğin, Yunan Başbakanı Venizelos 13 Mayıs 1920&#8242;de Yunan Milli Meclisinde yaptığı konuşmada &#8220;Trabzon ilinin Ermenilere verilmesine itiraz etmediğini&#8221; söylemişti(24). Fakat, başta Metropolit Hrisantos olmak üzere Rumlar bunu kabul etmiyorlardı. Çünkü Rumlar, İsviçre&#8217;deki kantonlar gibi bağımsız, Ermenistan&#8217;a bir konfederasyon içinde bağlı da kalsa ayrı bir &#8220;Pontus Cumhuriyeti&#8221; istiyorlardı(25).</p>
<p>&#8220;Pontus Milli Ligası&#8221; Başkanı İlkonomos Yunanistan&#8217;a çatarak, &#8220;Helen Hükümeti&#8217;nin Ermeni dostlarımıza Trabzon&#8217;u vaat etmiş olmaları mümkündür. Fakat biz, milletlere ayrı ayrı mukadderatlarını bizzat tayin etme hakkı tanıyan çeşitli demokrat devletlerin kabul ettikleri prensiplere uymayan bir hal suretini bütün gücümüzle protesto ediyoruz. Ermeni dostlarımız, Trabzon vilayetinde pek ufak bir azınlık teşkil etmektedirler(26)&#8221; diyordu.</p>
<p>Yine Hrisantos Paris Barış Konferansı&#8217;na sunduğu muhtıranın üçüncü maddesinde, &#8220;Pontus bölgesi içinde Ermeniler zayıf bir azınlık teşkil ederler&#8221; diyerek, &#8220;Bu şartlar içinde Pontus bölgesinin muhtar bir Rum Memleketi olması gereklidir Gelecek Ermenistan Hükümeti ile komşuluk, iktisadi&#8217; münasebet ve çekilen müşterek zulümler her iki millet ve muhtar memleketin kesin bağımsızlığı temeli üzerine olabilir&#8221; diyordu(27).</p>
<p>Büyük devletler, özellikle İngiltere, Fransa ve İtalya daha çok Rum propagandasının tesirinde kalarak ve kendi menfaatlerini düşünerek, Trabzon&#8217;un Ermenilere bırakılması konusunda bazı tereddütlere kapıldılar.</p>
<p>Üçler Meclisi&#8217;nde 16 Şubat 1920 tarihinde Fransız temsilcisi Berhelot, Ermenilerin isteklerine sahip çıkılmasını, ancak Erzurum&#8217;un, Trabzon&#8217;un Kilikya&#8217;nın vaatlerin dışında bırakılması gerektiğini ifade etti. İtalyan temsilcisi de meslektaşına katıldı. Ermenistan&#8217;ın sınırlarını tespit için kurulan komisyon, 27 Şubat&#8217;ta Üçler Meclisi&#8217;ne ilettiği raporunda Erzincan ve Trabzon&#8217;un hariç tutulmasını belirtti ve müttefikler de bunu onayladı. Fakat, böylece Ermenilere denize çıkış yolu verilmesi meselesi yine halledilmiş olmuyordu(28).</p>
<p>Paris Barış Konferansı&#8217;nın ilk üç haftası sonunda, İngiltere&#8217;nin de Kafkasya&#8217;dan Akdeniz&#8217;e uzanan &#8220;Büyük Ermenistan&#8221; fikri konusunda pek olumlu düşünmediği anlaşılmıştı. İngilizler, böyle bir projeyi desteklemek şöyle dursun, altı doğu vilayetini Erzurum, Diyarbakır, Bitlis ve Van olmak üzere dörde indirmek eğilimindeydiler(29). Zaten, İngilizler, Anadolu&#8217;da yanlarındaki, Rum ve Ermeni tercümanlar aracılığı ile, &#8220;Türkiye&#8217;nin taksiminin mukarrer olduğu, vilayat-ı sittenin Ermenilere, İzmir; Trabzon ve Samsun&#8217; un Rumlara verileceği&#8221; şeklinde propaganda yapıyorlardı(30).</p>
<p>Paris Barış Konferansı&#8217;nda büyük devletlerin Trabzon konusunda Ermenileri desteklememelerinde İngiltere&#8217;nin o sırada Yunanistan&#8217;ı ve Rumları desteklemesi, Fransızların Çukurova (Kilikya) bölgesini kendi çıkarları içinde görmesi gibi sebepler rol oynamıştı.</p>
<p>Fakat, 10 Ağustos 1920&#8242;de imzalanan Sevr Barış Antlaşması&#8217;nda 89&#8242;ncu ve 90&#8242;ncı maddeleri gereği Trabzon, Erzurum, Van, Bitlis illeri ile beraber &#8220;kısmen veya tamamen&#8221; Ermenilere bırakılmıştır(31).</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin 1920&#8242;lerde kurulmasıyla 50 yıllık bir suskunluk dönemi geçiren Ermeni istekleri, 1973&#8242;de Türkiye&#8217;nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Bahadır Demir&#8217;in şehit edilmeleri ile başlayan terör eylemleriyle yeniden su yüzüne çıkmıştır.</p>
<p>1973&#8242;te kurulduğu açıklanan ASALA ve JCAS (Ermeni Soykırımı İçin Adalet Komandoları) 1980&#8242;lerin ortasına kadar Türk diplomatlarına yönelik eylemlerinde bir çok Türk diplomatını şehit etmişlerdir.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye yönelik Ermeni terörü, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı&#8217;ndan sonra tırmanış göstermiştir. Bu dönemde Yunanistan ile Ermeni terör örgütleri ve bölücü terör örgütlerinin birbirlerine kol kanat germeleri dikkat çekicidir.</p>
<p>KAYNAK:<br />
Güler, Ali-; Dünden Bugüne Yunan-Rum Terörü, Ocak Yayınları, Ankara 1999.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1) Özellikle, bkz, Nutuk, C: III. Vesikalar, s. 927, 1063, 1134.<br />
2) S. Tansel, a.g.e., C: I., s. 98 ve Not: 69, 99.<br />
3) M. Kemal Atatürk, Nutuk, C: 1., s. 2, 11.8.1919&#8242;da Harbiye Nezaretince orduya gönderilen bir tamimde &#8220;Ermeni Patriği Zaven Efendi Mavri Mira Cemiyeti&#8217;nce satın alınmıştır&#8221; deniliyor ki, dikkat çekicidir. (Bayar, s. 1455, Not: 1).<br />
4) Tansel, a.g.e., s. 100-101.<br />
5) C. Bayar, a.g.e., s. 1449.<br />
6) Pontus Meselesi, s. 36-37.<br />
7) C. Bayar, a.g.e., s. 1449-1450.<br />
 <img src='http://www.turk-yunan.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> T. Gökbilgin, Milli Mücadele Başlarken, C: 1., Ank., 1959, s. 6.<br />
9) Âti, 3 Ocak 1919.<br />
10) Tansel, a.g.e., s. 85, Not: 3.<br />
11) Âti, 8 Ocak 1919.<br />
12) Âti, 12 Aralık 1919.<br />
13) Âti, 16 Ocak 1919.<br />
14) Âti, 18 Ocak 1919.<br />
15) M.K. Öke, Ermeni Meselesi, İst., 1986, s. 171.<br />
16) S.R. Sonyel, &#8220;Yunan Millet Meclisi Gizli Tutanaklarında Mustafa Kemal ve Türk Kurtuluş Savaşı&#8221;, B.T.T.D., Sy. 49, (Ekim 1971), s. 12.<br />
17) S.R. Sonyel, a.g.m., s. 12.<br />
18) S. Tansel, a.g.e., s. 101, Not: 78.<br />
19) M.A. Ayni, Milliyetçilik, İst. 1943. s. 311.<br />
20) Tansel, a.g.e., s. 312.<br />
21) M.A. Ayni, a.g.e., s. 312.<br />
22) Âti, 2 Ocak 1918.<br />
23) E. Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, s. Bsk. İst. 1987, s. 671 ve M.K. Öke, a.g.e., s. 169 Le Temps&#8217;te çıkan yazıda &#8220;Karadeniz&#8217;e ait hususlarda Ermeniler&#8217;in önceden Yunanistan&#8217;la anlaştıkları ve Yunanistan&#8217;a Trabzon&#8217;u istemekten vazgeçtiği söyleniyordu. (Bkz.E. Uras, a.g.e., aynı yerler).<br />
24) S.R. Sonyel, a.g.m., s. 12.<br />
25) S. Tansel, a.g.e., s. 98-99 Ermeniler ise Pontuslulara içişlerinde bir dereceye kadar bağımsızlık tanımak şartıyla, Trabzon Vilayetinin memleketlerine bağlanmasında ısrar ediyorlardı. (Bkz. Tansel, a.g.e., aynı yerler).<br />
26) S. Tansel, a.g.e., 98 Not: 68.<br />
27) C. Bayar, a.g.e., s. 1463.<br />
28) M.K. Öke, a.g.e., s. 188.<br />
29) Y.T. Kurat, &#8220;Doğu Anadolu&#8217;da Ermeni Sorunu&#8221; (1990-1920) Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu ile İlişkileri Sempozyumu (8-12 Ekim 1984) Ank. 1985, s. 237.<br />
30) HTVD. Sy: 7 (Aralık 1954) Belge: 149.<br />
31) E. Uras, a.g.e., 654.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turk-yunan.gen.tr/yunanistan-ve-teror/rum-yunan-ermeni-isbirligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

