Araştırma Komisyonu Raporu

İzmir’de yapılan Yunan mezalimini araştıracak Müttefik Araştırma Komisyonu hemen, Yunanlıların İzmir’i işgallerini takiben ve Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komiserliği’ne ilk raporunu Ekim 1919′da vermiştir. Rapor Fransızca olarak yazılmış olup 18 Ekim’de İngiliz Dışişleri Bakanı yetkilisi Lord Curzon’a, İstanbul İngiliz Yüksek Komiser Vekili Amiral Richard Webb tarafından gizli evrak olarak gönderilmiştir. Bu rapor, tüm kabahati, Yunanlıları Anadolu’ya göndermeye kadar veren müttefik devletlerin omuzlarına yıkıyor ve Yunanlıları Türkye’de yaptıkları misli görülmemiş bir katlim ile suçluyordu.

Rapor, İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda büyük bir ilgi ile okunmuş, Doğu Dairesi’nde görevli, W. S. Edmonds, 3 Kasım’da bu rapor hakkında şu yorumu yapmıştır:


“Yunanlılar bu işten yüz karası ile çıktılar. Yunan birliklerindeki disiplinsizliği, geleneksizliği veya Yunan yetkililerinin yerel Yunan ayak takımının yaptıklarını durdurmadaki isteksizlik ve lakaydiyelerini birbiri ardına açıklayan raporlar gelmektedir. Yunan birliklerinin Anadolu içlerine doğru ilerlemeleri ve bunun sonucu ortaya çıkan olayların suçu, daha ziyade Yunanlılara ait olmakla beraber, eşit olarak her iki tarafa da dağılmakta idi. Rapor, Yunanlıların Anadolu’dan geri çekilmelerini önermektedir.”

Doğu Dairesi görevlilerinden N. D. Peterson bu rapora ağıdaki yorumu eklemiştir:

“Hıristiyanların katledilmesi tehlikesine binaen, Yunanlıların İzmir’e çıkışının asla doğru bulunmadığı bilhassa belirtilmiştir. Yunanlıların sonradan iç kesimlerde ilerlemelerindeki hata her iki tarafa eşit olarak yüklenebilse de, esasında hatanın çoğu yine Yunanlılarındır. Rapor Yunan birliklerinin çekilmesini öngörmektedir.”

E. Phipps, bunlara şu eki yapmıştır:

“Bu raporun, hangisi olursa olsun önemli kısımlarının ‘Beyaz Kitap’ şeklinde şimdi yayınlanması doğru olmaz kanaatindeyim. Yunanlılar beklenmedik o kadar fena hareketler yapmışlardır ki, şu anda ne kadar az yayın yaparsak o kadar iyi olacak kanısındayım(1).”

Fakat İstanbul’daki İngiliz Yüksek Askeri Komiseri Sir John de Robeck ile Osmanlı İmparatorluğu İşgal Orduları Kumandanı General Milne, bu raporun basılıp yayınlanmasından yanaydılar. Bunların her ikisi de 8 Kasım 1919′da, Paris’te toplanan Yüksek Konsey’in raporu incelediğini ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda görevli olan Konsey’in raporu hasır altı etmesini teklif eden ve Konseyi rapor aleyhine döndüren Sir Eyre Crowe tarafından desteklenen İzmir işgalinin baş mimarı Venizelos’un mazeretlerini dinlediğini haber alınca, Amiral Sir John de Robeck 19 Kasım’da, Lord Curzon’a şu şifreli telgrafı çekmiştir:

“Öğrenildiğinde hem büyük bir prestij kaybına ve hem de Türklerin empoze ettiğimiz barış şartlarına karşı direnmelerine yol açabilecek ve bizim tekliflerimize, özellikle İngiliz Hükümeti’nin anlayışına karşı alınmış olan bu kararı reddetmeyi ve en büyük Müslüman devlet olarak Anadolu’da asayiş ve düzeni tekrardan kurmaktan büyük yararlar gördüğümü bir defa daha dikkatinize sunmayı bir görev sayarım. Şunu bir defa daha tekrarlamak isterim ki Yunanlılar İzmir’de kaldıkça bunu yapmada herhangi bir yarar görmüyorum.”

Bu telgraf İngiliz Dışişleri’nde oldukça ilgi uyandırdı. Bundan sonra da Doğu Dairesi’nin üyesi, George Kidston, 22 Kasım’da aşağıdaki yorumu yaptı:

“Hem Amiral de Robeck ve hem de General Milne, Yüksek Komiserin müttefikler arası İzmir Mezalimini Araştırma Komitesi’nin raporu ile ilgili olarak aldığı karara çok kızmışlardır. Konsey, eğer hatırlanırsa, Venizelos’a çok yumuşak bir dille yazılmış bir serzeniş mektubu gönderilmesine karar vermiş ve mektupta Yunanlıların artık davranışlarını düzeltmelerini istemiştir.”

Halbuki Lord Hardinge, Devlet Bakanı Daimi Yardımcısı, Amiral de Roeck’in telgrafının son cümlesi ile tamamen mutabık olduğunu söylemiştir(2). Bundan başka Amiral de Robeck’in Lord Curzon’a, Türkler arasında İngilizlere karşı nefretin büyümekte olduğunu bildiren 12 Kasım tarihli yazısı hakkında da şu yorumu yapmıştır:

“Esas olarak Yunan kuvvetlerinin İzmir’e çıkması ve Anadolu içlerine yürümesinden Majestelerinin Hükümeti sorumludur. Biz bunu inkar edemeyiz(3).

Fakat kimse bu uyarılara aldırmadı. Dahası 5 Ocak 1920′de Paris’te yayınlanan Eclair Gazetesi, İzmir Komisyonu raporunun sorumluluklar ve sonuçlar kısmı ile ilgili ikinci ve üçüncü kısımlarını bastı.

İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda raporun basıldığı haberi sürprizle karşılandı. Bunun üzerine W. E. Edmonds şu yorumu yaptı:

“Birincisi, Türkler bu sırların üzücü açıklamasından dolayı hem Türkiye’de hem de Türkiye dışında oldukça fazla ilgi toplayacaklardır. İkincisi, yaratılan düzen bozukluğunu tamamen Yunanlıların yüzünden olduğunu, üçüncüsü ise, Yunanlıların mutlaka geri çekilmesi gerektiğinin teklif edilmesidir.”

W. A. Tilley ise, daha açık sözlü bir yorum yapmıştır:

“Fransız Hükümeti (Quai d’Orsay) ne de olsa yola getirilemez. Bunlar zannederim, böyle bir düşüncesizlikle sanki Türklere yaranmak istiyorlar. Lord Derby, Fransız Hükümeti’nin bu çeşit gizil bilgilerin sızmasına dikkatlerin çekilmesini istemiş ve aynı zamanda bu olayın ne kadar üzücü olduğunun belirlenmesi hakkında bir talimat verilmesini teklif etmiştir.”

Eclair’in raporu Türk basınında da yayınlandı ve İngilizler ile Yunanlıların prestijleri hayli zedelendi.

İngiliz donanmasına mensup P. E. Marrack, 23 Kasım 1919′da Anadolu’daki durum hakkında Amiralliğe gizli bir rapor göndermiştir. Bu raporda özetle şu satırlara yer verilmektedir:

“Türkiye’de bu melanetlerin esas sebebi, Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinde yatmaktadır. Durum böyle giderse, bu konu da canlılığını koruyacaktır. Tür direncinin esası ve Türklerin kırgınlığına sebep olan şey onların gördükleridir. O da müttefiklerin adaletsizliğinden başka bir şey olamaz. Yunan işgali barışa bir şey katmadığı gibi bir fetih ve haçlı seferi tabiatına dönüşmüştür. Bunun sonunda, Aydın vilayetinin kalabalık Türk nüfusu şimdi evsiz birer mülteci gibi açlık ve sefaletten kıvranmaya başlamıştır. Halen 30.000′e yakın göçmen insan ağlanacak durumda bulunmaktadır(4).”

“Aydın olaylarından müteessir olan bölgede çok acınacak durumlarda yaşayan 30.000 kişi vardı. Bunların büyük bir kısmı yoksulluk içindeydi. Bunlara verilen günlük gıda yarım kilo kaba undan ibaretti. Ekserisi kaçarken ellerine geçirebildikleri, muhtemelen birkaç kilim parçası hariç, her şeylerini kaybetmişlerdi. Hemen hemen hepsi sıtmaya yakalanmışlardı. Dalak büyümesinden dolayı bütün çocukların karınları şişmişti. 10 metrekarelik tabanı çimento olan bir odada 15 aile yaşıyordu. Hiçbirisinin yatağı yoktu. Ekserisi açıkta yaşıyorlardı. İtalyan kuvvetleri nezdindeki İngiliz irtibat subayı Yüzbaşı A. Waterfield, 1 Kasım 1919′da gördüğü duruma göre, ‘Eğer bu insanlar için çare düşünülmezse sonbahar yağmurları başlangıcında hepsinin öleceği muhakkaktır’ demişti(5).”

Londra’dan M. H. Ispahani, 15 Aralık 1919′da İngiliz Dışişleri Bakanlığı Yardımcısına gönderdiği mektuba, İngilizlerin ve Müslümanların, Hindu ve Farisilerin imzaladıkları ve Lord Curzon’a verilmek, aynı zamanda Kralın da dikkatine sunulmak üzere bir takrir eklenmişti. Bu takrirde şu paragraf yer alıyordu:

“Güvenilir kaynaklardan dehşet içinde öğrenmiş bulunuyoruz ki Yunanlıların İzmir’i işgali sırasında hemen hemen 10 bin Müslüman öldürülmüş daha fazla sayıda kayıp olmuş ve 100.000′den fazla da insan evsiz barksız kalmıştır.”

Bu takrir oldukça tanınmış kişilerin imzalarını taşıyordu. Örneğin; Rt. Hon. Abingdon Asili (Earl), Agha Han, Lord Ampthill, Amir Ali Hazretleri, Yarbay E. J. Bridges, Yüzbaşı E. N. Bennett, Lady Evelyn Cubbold, Tümgeneral J. B. Dickson, Amiral Sir Edmund R. Freemantle, Tümgeneral Lord Edvard Cleichen, Lord Parmoor, Tuğgeneral H: Conyers ve diğerleri(6).

Bir İngiliz istihbarat subayı tarafından yazılan raporda Kaymakçı bölgesindeki durum hakkında özetle şöyle deniyordu:

“Bugün gördüklerim çok esef vericiydi. Türk sakinlerinin tam katliamını hesaba katmazsak, her şey yolunda olabilirdi. Ayazoluk, Çerkezköy, Bucak, Kaymakçı, Eseli ve Çaylı köyleri tamamıyla boşaltılmış, geride davarlarını, sürülerini, at ve eşeklerini, ev eşyalarını bırakarak doğuya, Türk milliyetçilerinin hakim oldukları bölgelere akın etmişlerdi. Ölmüş olan Türk köylülerinin mallarının ne olacağı oldukça açık. (…) Bu bölgedeki 4.000 sakinden geride sadece, Yunan kamplarından aldıklarıyla geçinmeye çalışan bir ihtiyar adamla iki küçük çocuğun kaldığını gördüm. Köylüler eğer geriye dönerlerse boş evleriyle çöle dönüşmüş çevre arazisinden başka bir şey bulacaklarını sanmıyorum(7).”

KAYNAK:
Sonyel, Dr. Salahi Ramadan-; Türk Yunan Anlaşmazlığı, Kıbrıs Kültür Derneği Yayını, Lefkoşe 1985, s. 19-23.

DİPNOTLAR:
1) İstanbul’daki Amiral Webb’in İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan Lord Curzon’a gönderdiği 18 Kasım 1919 tarih ve 1918 sayılı yazıyı içeren FO/4222/146629 sayılı dosyaya bakınız.
2) İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri’nin Lord Curzon’a ivedi olarak gönderdiği 19 Kasım 1919 tarihli, şifreli telgrafı içeren FO/4223/154189 sayılı dosyaya bakınız.
3) FO/4223/154972.
4) 23 Kasım 1919 tarih ve Z 781/6250 sayı ile İngiliz Donanma Komutanlığı’na gönderilen yazıyı havi FO/4161/164067 sayılı dosyaya bakınız.
5) FO/4223/161090.
6) FO/4154/162092.
7) FO/4224/170731.

Leave a Reply