Büyük Taarruz’da Yunan Mezalimi
30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Savaşı’ndan sonra hiçbir yerde tutunamayarak Ege denizine kadar kaçmak zorunda kalan Yunanlılar, bu kaçış sırasında eşi benzeri görülmemiş mezalim yapmışlardır. Yolları üstündeki tüm köy, kasaba ve şehirleri “taş üstünde taş, omuzlarda baş” kalmayacak biçimde yakıp yıkmışlar; kadın-erkek, çocuk-ihtiyar ayrımı yapmadan acımasızca öldürmüşlerdir. Bu vahşetlerini o kadar ileri götürmüşlerdir ki, hamile kadınların karınlarından çıkardıkları çocukları bile süngülemişlerdir.
Yunanlıların, kaçış sırasında yaptıkları mezalim hakkında özetle şunlar söylenebilir:
Yunanlılar, geri çekilme sırasında rastladıkları şehir, köy ve kasabalardaki halkın elindeki tüm hayvanları ve taşıt araçlarını toplamışlardır. Bundan sonra kapılara süngülü nöbetçi koyarak içerdiklerin nesi varsa almışlardır. Kadınların altın, bilezik, yüzüklerini, sandıklarda sakladıkları altınlarını, paralarını halı, kilim gibi yükte hafif pahada ağır eşyalarını önceden hazırladıkları araçlarla götürmüşlerdir. Bu araçlar, gasp edilen malları taşımaya yetmeyince Uşak’ta olduğu gibi ordunun otomobilleri kullanılmıştır(1).
Yerli Rumlar ve Ermeniler, bu zulümlerin yapılması sırasında Yunan askerlerine soyacakları evleri göstermişlerdir. Aldıkları ile yetinmeyen Yunanlılar, evdekilerin boğazına bıçağı dayayarak ellerindeki en son para ve kıymetli eşyayı da almışlardır.
Soygunlardan sonra yaygınlar başlamıştır. Yanlarına benzin, bomba ve dinamit alan yangın müfrezeleri, birçok yeri aynı anda ateşe vermişlerdir. 4.500 evli Alaşehir’de 4 Eylül’de birbirinden ayrı 15 yerde aynı anda yangın çıkmıştır. Alaşehir son evine kadar yakılmış, son meteliğine kadar soyulmuştur. Yunanlılar ve yerli Rumlar, yangın sırasında 600 kişiyi öldürmüşlerdir. Yunan köy evleri içinde, 200′den fazla insan cesedi bulunmuştur(2).
Manisa Hükümet Konağı, Merkez Komutanı Albay Bagursi’nin emriyle yakılmış, bundan sonra şehrin birçok yerleri aynı anda ateşe verilmiştir. Salı sabahı başlayan yangın iki gün iki gece devam etmiştir. 17.000 evden oluşan Manisa’nın hemen hemen tamamı yanmıştır. Yunanlılar halkı meydanlara toplayarak etraflarına süngülü askerlerden bir çember oluşturmuşlardır. Başlarına geleceği anlayan halk her şeyi göze alarak bu çemberi yarıp dağlara doğru kaçmıştır. Yunan takip taburları yangın tamamlandıktan sonra dağlara kaçanları öldürmek için harekete geçmişlerse de, Türk askerlerinin yetiştiğini görünce İzmir’e doğru kaçmışlar ve böylece binlerce kişi ölümden kurtulmuştur. Bununla beraber Manisa’da yangından önce yapılan aramalar sırasında pek çok insan öldürülmüştür. Yangın sırasında da Yunanlılar yüzlerce kişiyi ateşe atmışlardır(3).
Uşak’ta 1.800 ev yakan Yunanlılar, binden fazla insanı da, süngülemek, kurşunlamak veya ateşe atmak suretiyle öldürmüşlerdir. Bir binada toplu halde barındırılan 450 Türk esiri de, bu sırada çıkarılan yangın sırasında yanarak ölmüştür. Uşak’ın değerli halılarını, sarraf dükkanlarındaki altınlarını ve kadınların ziynet eşyalarını da yağmalayan Yunanlılar, bağları ateşe vermişlerdir(4).
Yunanlılar ve yerli Hıristiyanlar, Turgutlu’yu da ateşe verdiler. Yangın, soygun ve öldürme 2 gün 2 gece devam etti. Türk askerleri hala yanmakta olan kasabaya girdiklerinde, 20.000 kişiden ancak 8.000 kişiyi bulabildiler. Diğerleri kaçmış veya öldürülmüşlerdi. Yanan ve yıkılan binaların altından yüzden fazla ceset çıkarıldı(5).
Salihli’de 3.000 kadar ev ve 500 dükkan yandı. Yalnız istasyon etrafındaki Hıristiyan evlerinin bir kısmı kurtarılabildi(6)
8.000 haneli Aydın’da yangından ancak 3 ev kurtulabildi. Söke, Nazilli, Gördes, Eşme ilçe merkezleri tamamen yanıp yıkıldılar. Salihli, Soma, Bandırma gibi büyük kasabaların ancak çok küçük bir kısmı kurtuldu. Yalnız Eşme’de 28 köy yakıldı(7).
Yunanlılar, Bursa Demirtaş İstasyonu civarındaki hapishaneyi ve buradaki yüzlerce esiri diri diri yaktılar(8).
En büyük komutanından en kıdemsiz erine kadar Yunan ordusu, medeni bir ordu gibi değil, haydutluk, katillik ve soygunculukla insanlığın yüzünü kızartacak bir haydut sürüsü gibi davranmıştı Anadolu’da(9).
KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394
DİPNOTLAR
1) İzmir’den Bursa’ya, Dersaadet Akşam Teşebbüs Matbaası, 1338, s. 142-143.
2) A.g.e., s. 93, 144.
3) A.g.e., s. 32, 33, 34, 127.
4) A.g.e., s. 100-103, 145-146.
5) A.g.e., s. 79, 132.
6) A.g.e., s. 87.
7) A.g.e., s. 126.
A.g.e., s. 146.
9) Türk İstiklal Harbi; C.2, Batı Cephesi, 6. Kısım, III. Kitap, Büyük Taarruzda Takip Harekatı, Gnkur. Basımevi, 1965, s. 54.