İşgal Öncesi
I. Dünya Savaşı’na İtilaf Devletleri’nin (Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan) müttefiki olarak giren Osmanlı İmparatorluğu, İttifak Devletleri (İngiltere, Fransa ve İtalya) tarafından yenilgiye uğratılmış ve 30 Ekim 1918′de Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda bırakılmıştı. Savaş, Yunanlılar için, Türkleri zayıf oldukları bir anda vurmak ve Anadolu’yu parçalamak için kurulan ittifaka katılma fırsatı olmuştu.
Pan-Helenistler, İzmir’deki yerli Rumları, Osmanlı’ya karşı kışkırtma çabalarına başlamışlardı. İngiltere Dışişleri Dairesi’nde görevli Geroge Kidston, 14 Mart 1919 tarihli raporunda şu ifadeleri kullanmıştır:
“Gizli kaynaklardan öğrendiğimize göre, Yunan azınlıklarının başlattıkları tahrip kampanyası sadece kendi kendine oluşmamış, Atina tarafından da körüklenmiş ve desteklenmiştir. Yunan paraları yalnızca Küçük Asya’da değil, aynı zamanda Paris ve Londra’daki propaganda kampanyasına harcanmıştır(1).”
14 Şubat 1919′da İzmir’deki İngiliz Ticaret Odası, Batı Anadolu’nun Yunanlılar tarafından işgal edilmesine verilen izne karşı çıkıyor ve İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliği’ni şöyle uyarıyordu:
“Bu eyaletin Yunanlılar tarafından idare edilmesi, büyük bir ordunun kullanılmasına yol açabilir. Böyelce daha evvelki Makedonya ve Girit durumlarına benzer durumların ortaya çıkmasına sebep olabilir(2).”
Amerikan misyoneri dr. Alekasnder Mac Lachlan ile beş misyoner arkadaşı, 15 Şubat 1919′da İstanbul’daki Amerikan Heyeti Sekreteri Dr. James L. Barton’a yazdıkları yazıda; “hem dünyanın hem de Türkiye’nin en iyi çıkarları, Türkiye’nin batı kısmının yönetimini Yunanlılara verilmesi ile sağlanmaz” demişler ve şunları eklemişlerdir:
“Bu asırda, Yunanlılar gibi çok bariz egoist gayeleri olan, tolerans ve açık fikirlilikten mahrum ve kararlı milli karakterden nasibini almamış bir milletin, asırlardan beri düşman oluğdu yabancı bir millet topluluğunu idare etme sorumluluğunu alması asla görülmüş bir şey değildir… Kuvvetli inancımız odur ki, halen burada bulunan Yunan hükümet,i Yunanlılar dışında herkes için harbin veridği tüm ümitleri iğrenç bir şekilde inkar ediyor görünümü taşımaktadır. Bu durum, her yerde gösterdikleri ço sınırlı ve egoist bir politika bakımından Yunanlılar için de geçerli sayılır…(3)”.
İzmir’de oturan İngiliz iş adamı H. O. Whittall’ın, İzmir İngiliz Ticaret Odası’na 22 Şubat 1919 tarihinde yazdığı mektubundaki gözlemlerine göre; Yunanlılar, İzmir’deki Yunanlıların adedini “en abartılı” şekilde gösterdiklerini, halbuki nüfusun büyük bir kısmının Türk olduğunu belirterek şöyle devam etmektedir:
“Maalesef, bu memleketteki Yunanlılar, bir zamanlar uşaklığını yaptıkları Türklerin efendisi olmayı sağlayacak ve eski efendilerini çiğneyerek bu gerçeği onlara kabul ettirecek bir egemenlik şeklinde birleşmektedirler. Hatta, herkese gayet adil davranılmış olsa bile bu Yunanlılar, Türklerin duygularını adet ve ananelerini o şekilde ayaklar altına alacaklardır ki bütün bunların hiçbirini kanunla açıklanamayan zalimane bir davranışa dönüşmesine sebep olacaklardır.”
İstanbul’daki İngiliz yüksek rütbeli subaylarından Amiral Calthorpe, Mr. Whittall’ın mektubunu İngiliz Dışişleri Bakanı A. J. Balfour’a gönderirken, şu yorumu yapma gereği duymuştur:
“Ben, şahsen Mr. Whittall’ın görüşlerine tereddütsüz ve kayıtsızt şartsız katılıyorum. Korkarım ki, Yunanlılar kendi müslüman komşularını istismar ve onlara zulmetmek için karşılıksız adilane bir hareketten faydalanmaya kalkışacaklardır. Yunanlıların son derece fazla müsamahasız ve küstah yaradılışlarına, öyle bariz bir örnek göstermeye hacet yoktur. Venizelos, Yunan şeref ve prestijini bugüne kadar gelemediği bir noktaya yükseltmiştir. Fakat, bildiğim kadarı ile bu yükselme sadece o büyük devlet adamının kendi başına yaptığı işlerden bir tanesidir. Binaenaleyh gelecekte de böyle olacaktır diye garanti verilemez. Geçmişteki tecrübelere bakılırsa geleceğin her şeyinden korkmak lazımdır(4).”
Yunanlılara, İzmir’i işgal etmemeleri için üst üste uyarılar yapılıyordu. İngiliz Kraliyet Donanması Kumandanı Neathcoate Simth, Yunanlıların Küçük Asya sahil şeridini işgal etme isteklerine karşı, 4 Mart 1919 tarihinde yazdığı muhtırada şöyle diyordu:
“Benim kendi konsolosumun, Midilli adası ile İzmir’de her türlü Yunanlı ile beraber çalışmak suretiyle elde etitği intibaları aynıdır. Zannederim ki, insanları iyöi bilen ve bütün tarafsız kişilerin, herhangi bir kontrol olmaksızın bu sahil şeridinin Yunanlılara verilmesinin budalalıktan başka bir şey olmadığını söylemesi olumsuz karşılanmaz. Helenik krallık tarihi ispatlamıştır ki bu insanlar ideal bir idareci olmaktan çok uzaktırlar. Hatta Venizelos’un şahsiyetinden bile bu yönden şüphe edilebilir.”
Bu raporu, 13 Mart’ta Dışişleri Bakanı A. J. Balfour’a gönderen Amiral Richard Webb, İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri temsilcisinin gözlemlerini şöyle anlatmıştır:
“Kontrol kaydı olmadan Aydın vilayetinin Yunanlılara terk edilmesine şidrdetle karşı olduğumu önemle belirtmek isterim. Geçmişteki tecrübeler, Yunanlıların kendilerini bile idare edemediklerini göstermiştir. Eğer bu yetersizlik, Yunanlıların bu milli ve idari yeteneksizliği, Türklere karşı duydukları düşmanlığa eklenidği zaman, bunların kuracakları hükümetin felaketten başka bir şey olmayacağına inanmak için sebep gereksizdir(5)”
Amerika Başkanı Wilson, İngiltere Başbakanı Lloyd George ve Fransa’nın Georges Clemanceau bu tür uyarılara rağmen kulaklarını tıkayarak; Yunanlılara İzmir’i işgal etmelerine izin vermişler ve neticede, çok büyük bir felaketin insanlık tarihinde yer almasına, bir milyon Türk, Yunanlı, ermeni ve diğer uyrukluların ölmesine sebep olmuşlardır.
KAYNAK:
Sonyel, Dr. Salahi Ramadan-; Türk Yunan Anlaşmazlığı, Kıbrıs Kültür Derneği Yayını, Lefkoşe 1985, s. 11-14.
DİPNOTLAR:
1) FO/4166/38918.
2) İstanbul’daki Amiral Webb’in A. J. Balfour’a gönderdiği 13.3.1919 tarih ve 1414/344 sayılı yazıyı içeren FO/4165/52429 sayılı dosyaya bakınız.
3) FO/4195/50491
4) İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’un A. J. Balfour’a gönderdiği 13.3.1919 tarih ve 358/1575 sayılı yazıyı içeren FO/4165/52443 sayılı dosyaya bakınız.
5) İstanbul’daki Amiral Webb’in A. J. Balfour’a gönderdiği 13.3.1919 tarih ve 1414/344 sayılı yazıyı içeren FO/4165/52429 sayılı dosyaya bakınız.
Etiketler: İşgal Öncesi