Yunanlılar Geri Çekilirken

Yunanlılar, Sakarya Savaşı’nda yenilip geri çekilirlerken, o zamana kadar yaptıklarından çok daha fazla katliam, ırza tecavüz, gasp ve yağma yapmışlardır. Bu saldırılar en yüksek komutanın emri ile yapılmış, özel ekipler yanlarında getirdikleri yanıcı maddelerle evleri ateşe vermişlerdir. Okul, cami gibi taş binalar dinamitle havaya uçurulmuştur.

ABD Yakındoğu Yardım Komitesi Türkiye üyeleri olan Mis Allain ve Mis Blines der Near, Yunanlıların geri çekilmesinden sonra facia bölgeleri Demirci, Mülk, Oğlakçı, Babadat, Koçaş, Hamam Karahisar, Karaağaç, Gecik köylerine giderek yapılan zulümleri, yakılıp yıkılan evleri, ırzlarına geçilen kadınları, yaralananları, öldürülenleri yerinde görerek durumu ülkelerine bildirmişlerdir.


Yapılan incelemelerden ve dinlenen köylülerden öğrenildiğine göre Yunanlılar üst makamlardan aldıkları emirlerle köyleri yakmışlardır. Yunan müfrezelerinin üzerlerinde evlerin yakılması için önceden hazırlanmış şişeler ve kaplar içinde yanıcı maddeler bulundurmaları, taş binaları dinamitle havaya uçurmaları bunu göstermektedir.

Yunanlılar er A. Acryoti ile Golizakis Emanuel, 15 Eylül 1921′de Polatlı’da alınan ifadelerinde “Komutanları Prens Andrea’nin geçtikleri köyleri yakmalarını emrettiğini” söylemişlerdir(31).

Yunanlı er Yuvan Lefter Dages, 4 Ocak 1922′de Akşehir’de alınan ifadesinde, “Sakarya’dan geri çekildiğimiz zaman tüm köylerin yakılması için Başkomutanlıktan emir verilmiştir. Bu emir üzerine 3′ncü ve 10′ncu Tümenlerden köylerin yakılması için müfrezeler ayrılmıştır(32)” demiştir.

Sivrihisar’ın Yarma Köyü bu şekilde yakılmıştır. Askerlerin zulmünü durdurması için köylülerin başvurduğu Yunan subayı; “Biz Kralımızdan aldığımız emri yapıyoruz. Canımızı kurtarırsanız yanınıza kar kalır(33)” demiştir.

Sivrihisar’ın “Halil Bağı” ve “Karkın” köyleri, Kral Konstantin’in kardeşi Prens Andrea’nın emriyle yakılmıştır.

Prens Andrea, 60 hanelik Karkın Köyü’ne birlikleri ile 14 Eylül 1921′de gelerek 3 gün kalmıştır. Prens askerlerin yaptığı yağmaya, soygun ve ırza tecavüz olaylarına ses çıkarmamıştır. Prens köyden ayrılırken Yunan askerleri köye dağılarak yanmayan evleri, ahırları ve samanlıkları ateşe vermiş, camiyi dinamitle yıkmışlardır(34).

Batı Cephesi Komutanlığı, Yunan mezalimini şöyle anlatmaktadır:

“Yunanlıların İzmir’e girdiklerinden beri yaptıkları zulümler, tarihte şimdiye kadar yazılanların hepsini geçmiştir.

Yunan askerleri 8 yaşındaki kızlara, 70 yaşındaki kadınlara tecavüz ettiler. Hiçbir askeri lüzum olmadığı halde birçok köyleri yaktılar.

Kundaktaki bebekten en yaşlısına kadar bir köyün halkı evlere kapatılarak diri diri yakıldılar… İslam’ın kutsal kitabı Kur’an yırtılarak Türk köylülerinin gözlerinin önünde en çirkin şekilde kullanıldı.

Bu zulümler, Yunan askerlerine katılan yerli Rumlarla birlikte yapıldı. Yunan komutanları bu işkence ve zulümlerin yapılması için emir verdiler.

Yunanlılar tarafından “İntikam Tümeni” adı verilen 2′nci Yunan Tümeni yangın ve tahrip güçleriyle donatılmıştı.

Yunan işgali altında bulunan ve henüz kurtaramadığımız köylerde neler yapıldığını bilmiyoruz(35).”

Yunanlıların Orta Anadolu’da yaptıkları mezalimin bazıları şöyledir:

Yakılan Kasaba ve Köyler:

a. Mihalıççık, Emirdağ, Haymana, Eskişehir merkez ve Sivrihisar ilçelerinde 1 kasaba ve 90 köy tamamen, 2 kasaba ve 77 köy kısmen yakılmıştır.

b. Mihalıççık İlçesi en çok zulme uğrayanlardandır. Burada toplam 1.596 ev yakılmıştır. Zengin bir kasaba olan Mihalıççık’ta 298 ev, 3 cami, 4 okul, 1 hamam, PTT binası, Hükümet konağı, 100 dükkan, 11 han, 5 kahve yakılarak taş taş üstünde bırakılmamıştır.

c. Haymana’nın 120 haneli Şeyh Ahmetli (Karyeoğlu) Köyü içindeki insanlarla birlikte yakılmıştır. Yunanlılar halkı binalara doldurup, kapı ve pencereleri kapadıktan sonra içindekileri diri diri yakmışlardır. Harabe haline gelen bu köyde simsiyah cesetler, pencere parmaklıklarına yapışmış yanık eller, bilezikli kadın kolları görülmüştür(36).

Öldürme Olayları:

Yunanlılar, hemen her köyden birçok insanı öldürmüşlerdir. Özellikle evlerin yağması sırasında parasını vermemekte direnenleri veya para sakladığını sandıkları kişileri süngüleyerek, ateşe atarak öldürmüşlerdir. Örneğin, Mercan Köyü’nden Kaymakçıoğlu Ali’yi parası için döven beş Yunan askeri, istedikleri parayı alamayınca onu ateşe atarak yakmışlardır.

Yunanlılar, tecavüzden ırzlarını korumak isteyen kadınları veya bunları kurtarmak isteyenleri öldürmüşlerdir. Örneğin, Yunan erlerinin tecavüzlerine karşı direnen Koçaş Köyü’nden İbrahim eşi Fatma’yı kucağındaki yavrusu ile birlikte ateşe atmışlardır. Sivrihisar’ın Gecik Köyü’nden Molla İbrahim kızı Cennet, Yunan askerlerine karşı namusunu korumakta direndiği için kurşunlanarak öldürülmüştür.

150 haneli Beylikahır Köyü’nden sürgün edilenlerden 650 kişinin ne olduğu belli değildir.

Yunanlılar tarafından tamamen boşaltılan Mihalıççık İlçesi’nin Balıklı, Adahisar ve Akköprü köylülerinin akıbetleri hakkında hiçbir bilgi elde edilememiştir.

Haymana, Sivrihisar ve Eskişehir merkez ilçelerinden kimlikleri belirlenen 83 erkek, 13 kadın öldürülmüştür. Aynı yerlerden kılavuz çoban veya arabacı olarak götürülen 155 erkek ve 8 kadından haber alınamamıştır. Bunların öldürüldüğü sanılmaktadır(37).

Irza Geçme Olayları:

Yunanlılar köyleri yakar, köylüleri soyarken kadınlara da en iğrenç şekilde saldırmışlardır. 8 yaşındaki kız çocukları, 60 yaşındaki ak saçlı nineler bile Yunan tecavüzünden kurtulamamıştır.

Yunanlılar bir taraftan evleri yakarken bir taraftan da köylerin kadınlarını ve genç kızlarını toplayarak kocalarının, ana ve babalarının gözü önünde tecavüz etmişlerdir. Bazı köylerden genç kadın ve kızlara beşer, onar kişilik kafileler halinde tecavüz etmişlerdir. Camilere veya medreselere sığının kadınlar da bu saldırılardan kurtulamamışlardır. Bazı köyler, kadınlarını köyden uzak yaylalara götürüp saklayarak bu saldırılardan kurtulmuşlardır. Geri çekilme sırasında Türk askerinin takibinden kurtulmak için acele ettiklerinden kadınlara tecavüz imkanı bulamamışlardır(38).

Gasplar:

Yapılan incelemelerde her köyün zararı ve gasp edilen şeyler listeler halinde belirtilmiştir.

Haymana, Mihalıççık, Sivrihisar ve Eskişehir merkez ilçelerinde Yunanlılar, 211 569 davar, 37 242 sığın, 4 261 at ve 3 975 eşek gasp etmişlerdir.

Aynı ilçelerden 56.267.685 okka un, ekmek veya buğday; 9.033.159 okka arpa; 295.800 okka mısır ve 75.631 okka tereyağı, 121.084 okka peynir almışlardır(39).

Yunanlılar, sadece Ege ve Orta Anadolu’da değil, İzmit, Adapazarı, Sapanca, Marmara Denizi güney bölgesi ve Karadeniz kıyılarında da benzer zulümler yapmışlardır.

KAYNAK:
Em. Korg. Hüseyin Işık, Türk-Yunan İlişkileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını, Ankara 1986, s. 377-394

DİPNOTLAR
1) “Les Atrocites Greques En Asie-Mineure”; Hüsnü Tabiat Matbaası, 1922, Kısım 1, s. 10-11.
2) “Orta Anadolu’da Yunan Mezalimi”, Garp Cephesi 2′nci Şube Yayınlarından, Orhaniye Matbaası, Kısım 3, s. 95.
3) A.g.e., 2. Kısım, s. 10-18.
4) A.g.e., 3. Kısım, s. 23-29.
5) “Atrocites Greques En Asie-Mineure”, s. 3-5.
6) Orta Anadolu’da Yunan Mezalimi; 1. Kitap, s. 43-44.
7) A.g.e., 1., 2. ve 3. Ciltlerden özet.
8) A.g.e., 1., 2. ve 3. Ciltlerden özet.
9) A.g.e., 1., 2. ve 3. Ciltlerden özet.

Leave a Reply