Yunanlıların Manisa’ya Bağlı Kazalarda Müslüman..

Yunanlıların Manisa’ya Bağlı Kazalarda Müslüman Halka Yunan İdaresini İstediklerine Dair Bir Kağıt İmzalattıkları

Manisa’ya bağlı Kasaba (Turgutlu), Ahmedli, Salihli ve Alaşehir’i işgal eden Yunanlıların silah aramak bahanesiyle girdikleri yerlerde halkı döverek işkence yaptıkları, ırz ve namusa tecavüz ettikleri, binlerce hayvanı Yunanistan’a sevkettikleri, Ankara Hükümeti lehinde propaganda yapmak suçundan tutuklayıp camsız ve soğuk kışlalarda hapsettikleri, “geçmişte Osmanlı Hükûmeti’ne şimdi ise Kuva-yı Milliye ve Mustafa Kemal Paşa’nın zalimane idarelerine artık tahammül edemeyip Yunan Hükûmeti’ni istediklerine dair” bir evrakı ahalinin ileri gelenleri, müftü, belediye reisleri ve muhtarlara imzalatmak istedikleri, bu belgeyi bazı şahısların imzalamak zorunda kaldıkları; gerekli yerlere müracaat edilmesi istirhamı.


13 Şubat 1921
Târîh: 13 Şubat [1]337/921

Dâhiliye Nezâret-i Celîlesine

Biz kasaba ve civâr ahâlîsi esnâ-yı işgâlde ve gerekse işgâlden sonra envâ’-ı işkence ve tahkîrâta ma’rûz kaldık. Geçen sene silâh taharrîsinde eşrâf-ı beldeden asâkir-i Yunaniyye tarafından bî-tâb ve bî-hoş kalıncaya değin döğülmedik ve şedîden darbedilmedik bir ferd kalmadı. Rûhânî re’îsimizin bu tecâvüzât-ı barbarâneden masûn kalması îcâb ederken ibtidâ müftî efendiden ibtidâr oldu. Hâl şu ki, Hükûmet-i Yunâniyye’nin tevdî’-i silâh i’lânının neşri üzerine umûm belde mevcûd eslihasını götürüp teslîm etmişdi. Bundan mâ’adâ bir çok haksız asr-ı hâzır-ı medeniyyete gayr-ı şâyân şiddetler mahallât aralarında, ez-cümle kurâda ırz, nâmûsa pek çok tecâvüzât vukû’ bulmuşdu. Bu hâl-i mahûf el’ân devâm etmekde bulunuyor. Zavallı ahâlî kendisini emniyet altında hissedemiyor. Bundan on beş gün akdem kasabanın eşrâfından kırk kişi kışlanın pencerelerinde cam olmayup şedâ’id-i havâ’iyyeye tamâmen ma’rûz odalarına hayvanât-ı vahşiyye gibi habsedildi. Yataksız ve tesettür edilecek bir nesneden mahrûm olarak beş altı gün taht-ı tevkîfde bırakıldı. Â’ileleri nezdinden yatak, yorgan gibi eşyâ getirildiyse de hiç birinin istirhâmına atf-ı ehemmiyyet edilmeyerek müsâ’ade edilmedi. Bunlardan bir çokları tahammül edemeyerek soğukdan muztariben hasta yatmakdadırlar. Bu gûnâ mu’âmelâta gûyâ Ankara Hükûmeti lehinde propaganda ve teşkîl[â]t-ı hafiyye tertîp etmekde oldukları ihbârı üzerine teşebbüs ve icrâ [e]tmişler. Ba’dehu inde’t-tahkîk aslı olmadığı tezâhür ederek tahliye olundular. Her ne kadar muhbiri meydân-ı zâhire ihrâc edecekleri söylenmiş ise de muhbirin mümessil ve askerî kumandanı tarafından bulunamadığını söylediler. Esasen bu beynlerinde ahâlîyi bütün bütün tedhîş edüp, tertîb etmiş oldukları hukûk-ı milliyyemizi ızrâr edecek bir takım evrâk-ı muzırrayı bilâ-i’tirâz ahâlîye mühürletmek için tasnî’ edilmişdi. Nitekim beş altı gün sonra hakîkât meydana çıkdı şöyle ki…

Asırlardan beri Türkiye Hükûmeti’nin idâresizlikler ve yolsuzlukları zulümleri yüzünden bu âna kadar çekilen meşakkate şimdi de Kuvâ-yı Milliye ve Mustafa Kemal Paşa’nın zâlimâne idâre ve işkencelerine tahammül edemeyeceklerini ve ancak Yunan Hükûmeti’nden memnûn olduklarını ve onu istediklerini me’âlinde bir çok ifâdât-ı gayr-ı muhıkkayı muhtevî evrâkı ileri gelen ahâlî ile müftî ve belediye re’îsleri mahalle ve kurâ muhtârânı tarafından temhîr için işbu geçen 6 Şubat [1]337 pazar günü kasaba askerî kumandanlığına jandarmalar delâletiyle celbedilerek mümessil vesâ’ir ümerâ ve zâbıtân hâzır bulunduğu hâlde temhîr ve imzâ edilmesi teklîf olunmuş, ahâlî-i belde ve ulemânın “Böyle bir evrak kendi aleyhimizde; mühürleyemeyiz.” demeleri üzerine “Bu evrâkı mühürlemezseniz yine sizi tevkîf eder ve size şedîden işkence icrâ ederiz. Ve bunu her hâlde mühürleteceğiz.” Ve bir çok tahkîr-âmiz sözlerle eşrâf-ı memleket tehdîd edildi. Ve bir gün kendilerine müsâ’ade edilmiş. Zâten bî-çâre ahâlî hayât-memâtından emîn olmadığı gibi İslâmlara revâ görülen fenâlıklar da göz önünde duruyorken bunlar az geliyormuş gibi hükûmetimizin aleyhinde Yunan lehinde mühürlemek ne kadar abes teklîf. Ma’a-mâ-fîh kurâdan muhtârân jandarmalar vâsıtasıyla getirtilmiş ve bir takımına zirâ’at hakkında verilecek tohum istid’â-yı umûmîsi nâmı verilerek ba’zılarını böyle iğfâl ederek mühürletdirmişler. Ve bir kısmını da jandarmaların tehdîdâtı üzerine temhîrde nâ-çâr bırakmışlar, bir kısmı da savuşup firâr sûretiyle imzâdan kurtulabilmişler. Bu tertîb edilen muhtıralar yalnız Kasaba’ya münhasır kalmayup Ahmedli, Salihli, Alaşehir hulâsa işgâl-i askerî altında bulunan yerlerde hep böyle ihâfe ederek mecbûren muhtıralar mühürletmek için uğraşılıyor. Bî-çâre ahâlî bu kadar felâket ve mezâhim altında inliyorken ve kendi aleyhinde ağıza alınmayacak söz söyleyüp i’dâmı içün imzâ eder mi? Ve böyle bir millet, bir kavim vatanına ihânet etsün tasavvur olunur mu? Hükûmet-i Yunâniyye’den görülen zulüm meydanda. Askerî işgâli altında bulunan yerlerde yapılan fenâlıklar inkâr edilemediği gibi dışarıda bî-çâre ahâlînin yedinde hiç bir hayvan kalmadı. Yüz binlerle büyük küçük hayvanları Yunanistan’a sevkedildi. İşte ahâlî-i İslâmiyye bu fenâlıkları görmüş olduğu hâlde mezâlime karşı kendi arzularıyla bir evrâk mühürlemeyeceklerini her akl-ı selîm tasdîk eder. Esâs maksad ahâlî-i İslâmiyyenin ellerinden böyle bir evrak alup 21 Şubat [1]337/21 târîhinde in’ikâdı mukarrer müttefikîn hükûmet murahhaslarına ibrâz etmek ve hiç olmazsa bu sûretle da’vâ-yı bâtılalarına yardım etmek istiyorlar. Bed-baht Asya-yı Suğra ahâlî-i İslâmiyyesi nâmına bu çirkin hâdiseyi zât-ı nezâret-penâhîlerine arzeder ve lâzım gelen makâmât-ı âliyeye mürâca’at edilmesini bi’l-cümle ahâlî-i Müslime nâmına göz yaşlarıyla ricâ ve istirhâm ederiz.

İzmir-Fransa ve İtalya Mümessilliği’ne birer nüshaları verilmişdir

Mehmed Hayri

BOA. HR. SYS. 2622/30

Leave a Reply