Yunan-PKK İşbirliği
YUNANİSTAN’IN PKK TERÖR ÖRGÜTÜNE VERDİĞİ DESTEK VE YUNANİSTAN – PKK TERÖR ÖRGÜTÜ İLİŞKİSİ
(www.teror.gen.tr)
1. Genel
a. Yunanistan’ın, PKK terör örgütü ile ilişkileri, örgütün Türkiye’de şiddet eylemlerine başladığı 1980′li yıllara dayanmaktadır.
b. Yunanistan ile PKK terör örgütü arasındaki ilk yakın ilişki; 5 Şubat 1988 tarihinde Yunan İstihbarat Teşkilatı ajanı olan ve Türkiye’ye yönelik bir çok eylemde adı geçen Mihalis Haralambidis ile PKK terör örgütü temsilcisi olarak Atina’ya gönderilen İhsan Kaya adlı terörist arsında “Halkların Hakları ve Kurtuluş İçin Yunan Birliği” binasında gerçekleştirilen görüşme ile başlamıştır.
c. Özellikle 19 – 21 Aralık 1988 tarihlerinde aralarında Pasok Girit Milletvekili Kostas Astanis ile, Pasok Evros Milletvekili Haralambors Stamatopoulos’un bulunduğu bir grup yunanlı şahsiyetin yanısıra emekli Yunan Generali Dimitris Matafias’ın Lübnan – Bekaa’daki PKK terör örgütü kamplarını ziyareti sonrasında, gelişen ilişkiler bağlamında Yunanistan’daki PKK faaliyetlerinde artış gözlenmiştir.
d. Söz konusu temaslar, basın yayın organlarına da yansıdığı şekilde terör örgütü başı Öcalan’ın Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesine kadar sürmüştür. Aralarında değişik partilerden ve Yunanistan’da etkili politikacıların ve emekli generallerin de bulunduğu Yunanistan’lı yetkililerin çeşitli vesilelerle teröristlerle bir araya gelmesi Yunanistan – PKK terör örgütü ilişkisini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum PKK ile Yunanistan’da partiler üstü bir politikanın olduğunu göstermektedir.
e. Ayrıca, terörist başı A. Öcalan’ın Avrupa’ya kaçtığı dönemde 3 kez Yunanistan’a geçmesi, yakalandığında Kenya’daki Yunan Büyükelçilik binasında gizlenmesi, üzerinde aynı zamanda Kıbrıs – Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı olan GKRY’li gazeteci Lazaros Mavros adına düzenlenmiş sahte pasaport taşıması ile yunanlı parlamenterlerin terörist başını Atina’ya davet eden 157 milletvekili tarafından imzalanmış mektup, Yunanistan’ın terör örgütüne bakışını göstermesi açısından önemlidir.
2. PKK Terör Örgütünün Yunanistan’da Üs Tesis Etme ve Barınma Faaliyetleri:
a. 1994′de ERNK Balkanlar Temsilciliği ve sözde Kürt Kızılay’ı (Heyva Sor) derneğinin açılmasıyla birlikte Türkiye’den Yunanistan’a göç olaylarında artış gözlenmiştir. Bu bağlamda, yakalanan veya teslim olan teröristlerin Yunanistan’daki bulundukları döneme ait, Lavrion Kampı ve Yunanistan’daki örgüt kampları hakkında verdiği bilgiler, Yunanistan’ın örgüte verdiği desteği gözler önüne sermeye başlamıştır.
b. PKK terör örgütünün Yunanistan’da üs tesis etme ve barınma faaliyetleri kapsamında:
(1) Yunanistan; Atina’nın 70 km. güneydoğusunda bulunan Lavrion Kasabasında “Yabancı Göçmenler tedavi Merkezi” adını verdiği yerleşim yerine 1980 yılından itibaren Türkiye’den kaçan PKK elemanları dahil diğer yıkıcı bölücü örgüt mensuplarını yerleştirmiştir.
(2) Bu tarihten itibaren Lavrion Kampı PKK örgüt elemanlarının kontrolüne girmiş, bu merkez bir barınma yeri, tedavi merkezi ve ideolojik eğitim merkezi olarak kullanılmaya başlanmıştır.
(3) Lavrion Kampı’ndan başka, PKK elemanlarının kürt mültecilerle birlikte; Atina şehrine yakın bazı yerleşim yerlerinde değişik zamanlarda barındıkları bilinmektedir.
(4) Atina’nın merkezindeki Omonya Meydanı’nda bulunan “Dodonis” ve “Şans Rival” otelleri PKK elemanları ve aşırı sol terör örgütü mensuplarınca barınma yerleri olarak kullanılmaya başlanmıştır.
(5) Şubat 1998 ortaları itibariyle, Korintos yolu üzerinde bir çiftlik evi yeni bir eğitim kampı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
(6) Selanik’te de PKK terör örgütünün büro ve örgüt evi olarak kullanıldığı bir bina bulunmaktadır.
(7) Söz konusu örgüt evi vb. yerlerin deşifre olması sonucu yerlerinin değiştirildikleri görülmüştür. Nitekim örgüt evlerinde olduğu gibi Evia Adası Psahnna kasabasının kuzeyindeki dağlık kesimde bulunan seyyar askeri eğitim kampı 13 Kasım 1997 tarihinde boşaltılarak örgüt mensupları, Pasok milletvekili Budavas’ın yardımı ile Atina yakınlarında eski polis lojmanlarına yerleştirilmişlerdir.
Ayrıca yakalana teröristlerin ifadelerine göre, Atina – Lavrion yolu üzerinde Atina’ya 50 km. uzaklıkta dağlık arazide 3 baraka, 1 çadır ve 1 karavandan oluşan örgüt mensuplarının “Haki Karaer” adını verdiği geçici kamp bölgesinde 60 – 65 kişiye eğitim verilmiş, söz konusu şahıslar eğitim sonrası Atina şehir merkezine girişte emekli bir general tarafından kullanılan taş duvar ve tel örgü ile çevrili bir komplekse getirilmiş, bir kısmı eylemler gerçekleştirmek üzere Türkiye’ye, diğerleri Irak’ın kuzeyindeki kamplara gönderilmişlerdir.
c. Yunanistan’da aralarında çok sayıda PKK mensubu ve sempatizanı bulunan kürt kaçakların halihazırda yoğun olarak yaşadıkları bölgeler şunlardır:
(1) 300 kişinin kaldığı ve kamu düzeni bakanlığı ile uluslar arası sosyal hizmet biriminin gözetiminde faaliyet gösteren Lavrion Mülteci Kampı, söz konusu kampta bulunan 3 katlı binanın avluya bakan cephesinde Nisan 2000 itibariyle terör örgütü PKK’yı simgeleyen bir flamanın asılı olduğu bilinmektedir.
(2) 270 kürt kaçağın yaşadığı ve “Dünya Doktorları” adlı örgütün sorumluluğunda bulunan perdeli Kampı,
(3) 100 kadar kürt kaçağın yaşadığı ve Kızılhaç’ın sorumluluğundaki Nea Makri Kampı,
(4) Atina – Liosia semtindeki park ve terk edilmiş evler,
(5) Larissis tren istasyonundaki kullanılmayan bölümler,
(6) Ominia yakınlarındaki Kotzi Meydanı, Vathi Meydanı ve Kumunduru Maydanı’nın arkasında kalan sokaklardır.
d. Atina dışında yaşadığın kürt kaçakların yoğun olarak bulunduğu bölgeler ise;
(1) Patra Limanı ve çevresi,
(2) Attika Bölgesi’ndeki Aspropirgos,
(3) İgoumenitsa Limanı,
(4) Loutraki Kasabası şeklindedir.
e. Yunanistan’da bulunan PKK terör örgütü mensupları söz konusu kaçakların barındığı kamplarda yürüttükleri propaganda sonucu kaçakları zamanla denetim altına almakta ve özellikle gençleri örgüte kazandırarak örgütsel faaliyetlerin de kullanmaya devam etmektedir. Patra kaçakların İtalya üzerinden diğer Avrupa ülkelerine geçişlerinde önemli rol oynamaya devam etmektedir.
f. Ayrıca örgüt mensupları söz konusu sığınmacıları kendi amaçları doğrultusunda çeşitli masumane görüntülü etkinliklerde kullanabildikleri gibi, Atina’nın en işlek meydanlarından olan Klaftmonos Meydanı’nda 16 Haziran 2000 tarihinde olduğu gibi terörist basının resimleri ve örgüt flamalarının açıkça sergilendiği etkinlikleri düzenleyebilmekte ve para toplayabilmektedir.
g. Özellikle bazı Pasok Milletvekilleri tarafından, bu kamplarda bulunan Kürtlerin durumu istismar edilerek sözde Türkiye’de baskı gördükleri gibi yalan beyanlara istinaden oturma izni ve vatandaşlık hakkı verilmesi yönünde demeçlerle destek verildiği görülmektedir.
h. Yunanistan’ın PKK terör örgütüne verdiği söz konusu destek, Türkiye’de muhtelif tarihlerde yakalanan bazı terör örgütü mensuplarının verdikleri ifadelerde bütün açıklığı ile ortaya konmuştur. Söz konusu teröristler bombalama dahil çeşitli eylemler için geldikleri Türkiye’de yakalanmaları sonrası verdikleri ifadelerinde genel olarak özetle:
(1) Yunanistan’a illegal olarak geçiş yaptıklarını, yunanlı yetkililerin yakaladıklarında Lavrion Kampı’na götürdüklerini, hava veya karayolu ile geçtiklerinde ise, örgüt mensuplarının kendilerini karşılayarak Lavrion Kampı’na veya örgüt evlerine teslim ettiklerini,
(2) Lavrion Kampı’nda bir – iki aya süre ile örgüt mensupları tarafından ideolojik eğitim verildiğini, (bu arada söz konusu kampta verilen ideolojik eğitimine örnek olmak üzere; Lavrion mülteci kampında kalan 21 yaşındaki Gülcen Aslanoğlu adlı bir kadının, 13 Mayıs 1999 tarihinde, PKK terör örgütü başı Abdullah Öcalan’a destek vermek amacıyla şehir kültür merkezi önünde kendini yakması olayı, kampta verilen eğitimin hangi seviyede olduğunu göstermesi açısından dikkat çeken bir gelişme olarak görülmektedir).
(3) Yunanistan’da yunanca yazılı “Fonita Kürdistan” gibi örgüt yayınlarını Atina, Pire, Omanya, Patra, Selanik, Girit Adası ve Larissa şehirlerinde satışını yaparak elde ettikleri gelirleri PKK sorumlularca verdiklerini,
(4) PKK terör örgütü tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklere iştirak ettiklerini, duvarlara örgüt duyurusu veya Türkiye aleyhtarı afişler astıklarını, gelir elde etmek için çeşitli eğlenceler düzenlediklerini, kampanya adı altında senelik aidat ve yardım topladıklarını,
(5) Yunanistan’da bulunan Kürt Kızılay’ı (Heyva Sor)’na ilaç temin etmek için çeşitli hastane ve sağlık kuruluşlarını dolaşarak, topladıkları ilaçları buraya getirdiklerini,
(6) Müteakiben bu kampta örgüte kazandırıldıktan sonra Atina yakınlarındaki dağlık ve ormanlık bölgede bulunan çiftlik görünümündeki kampta özellikle 1994 yılında bomba eğitimi de dahil silahlı eğitim aldıklarını,
(7) Ayrıca, Atina şehrine 50 km. uzaklıkta patra otobanına 5 km. mesafede bir köyün çıkışında yer alan iki adet kullanılmayan fabrika binası içerisinde bulunan sözde “Şehit Mahsun Korkmaz İkinci Akademisi” olarak adlandırılan kampta ideolojik ve askeri eğitim aldıklarını, söz konusu kampta Pasok Partisi’nin yönetici ve milletvekillerinin de geldiğini ve ihtiyaçlarının söz konusu şahıslar tarafından karşılandığını,
(8) Yunanistan’a girerken veya çıkarken PKK’lı olduklarını söylemeleri ve üstlerindeki Heyva Sor veya ERNK kartvizitlerini göstermeleri üzerine yetkili makamların kendilerine kolaylık sağladığını,
(9) Bilahare, çoğu İstanbul, Antalya gibi turistik şehirlere bombalı saldırı yapmak ve batı Anadolu’daki ormanları yakmak üzere Türkiye’ye veya Irak’ın kuzeyindeki kamplara gönderdiklerini belirttikleri görülmektedir.
3. PKK Terör Örgütünün Halihazırdaki Yunanistan’daki yapılanması:
a. PKK terör örgütünün teşkilat yapılanmasında yer alan “Yunanistan ve Balkan ülkeleri temsilbiliği bürosu (YDK)’ne bağlı olarak Kürt Kızılay’ı, YDK Selanik Bürosu ve Basın – Yayın Halkla İlişkiler Bürosu gibi 10 kadar oluşum zaman içerisinde adres değiştirerek Türkiye aleyhtarı faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir.
b. Sözde Kürdistan’ın Sesi aylık dergi yayımlanmaya devam etmektedir. Ayrıca silahlı mücadeleyi savunan ve PKK muhalifleri tarafından çıkarılan Özgür Kürtler adı altında bir dergi de Atina’da yayınlanmaktadır.
4. PKK Terör Örgütü – Yunanistan İlişkilerinin Son Durumu:
a. Yunanistan’ın terörist başı A. Öcalan’ın yakalanmasından sonra terör örgütü ile ilişkisinin ortaya çıkması sonucu hem uluslararası ortamda, hem de iç kamuoyu nezdinde kaldığı zor durumdan kurtulmak maksadıyla, son dönemde PKK terör örgütüne destek konusunda daha dikkatli bir politika uygulamaya çalıştığı gözlenmektedir.
b. Ancak Yunanistan’ın bu duyarlılığı, PKK terör örgütünün Yunanistan’dan faaliyetlerde resmi katılım konusunda göstermesine rağmen, PKK terör örgütünün Yunanistan’da faaliyetleri her hangi bir kısıtlama olmaksızın devam etmektedir.
c. Türkiye tarafından, Lavrion Kampı’ndaki terörist örgütlerin faaliyetleri ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği nezdinde 16 Nisan 1999, 20 Nisan 1999, 21 Haziran 1999, 23 Haziran 1999 tarihlerinde çeşitli seviyelerde girişimleri bulunmasına rağmen söz konusu mülteci kampının terör örgütü mensupları tarafından belirtildiği şekilde kullanılmaya devam edildiği görülmektedir.
d. Nitekim PKK terör örgütünün Yunanistan’da çeşitli adlarla faaliyet gösteren teşkilatları, terörist başı Öcalan’ın yakalanması sonrasında da eskisi gibi Yunanistan’da faaliyetlerini ve özellikler kaçak olarak giriş yapan kürt kaçaklar arsında etkili olmaya devam etmiştir. Son olarak terörist başı A. Öcalan’ın AİHM’de başlayan duruşmasına ilişkin olarak örgüt yayın organlarında yapılan yoğun propaganda sonucu 28 Eylül 2001 tarihinde Atina’da 100 – 250 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen gösteri örgüt mensubu ve yandaşlarının faal olduğunu göstermektedir.
e. PKK terör örgütünün Yunanistan ile resmi düzeyde ilişkisinin eskisine rağmen azaldığı gözlenmekle birlikte, Eylül 2001 itibariyle Yunanistan ve Balkanlar temsilciliği bünyesinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarının, yunan kamuoyunun tekrar desteğini almak için bir takım girişimlere yöneldikleri düşünülmektedir. Söz konusu örgüt mensuplarının bu maksatla ilk etapta Mihalis Haralambidis kanalıyla bölgesel demokratik birlik partisi yetkilileri ile temas arayışlarının gündeme geldiği ve yunan – kürt dayanışma komitelerinin hayata geçirilmesi yönünde destek talep ettikleri öğrenilmiştir.
f. Diğer taraftan Yunanistan, BM’in terörle mücadele ve saldırının tarifine ilişkin kararları ve BM yasasının 2/4. maddesi ışığında, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK’yı halen terörist örgüt kategorisine almadığı gibi, son dönemde Türkiye’de meydana gelen hapishane olaylarını bahane ederek sözde insan hakları savunuculuğu maskesi altında PKK terör örgütünün de içinde bulunduğu DHKP/C terör örgütü organizasyonunda Türkiye’yi karalama kampanyasına ve girişimlere destek vermeye devam etmektedir.
g. Diğer bir ifadeyle Yunanistan’ın PKK terör örgütüne verdiği açık destek şekil değiştirerek,dolaylı destek şeklinde devam etmektedir. Konuya ilişkin olarak en çarpıcı örnek, Yunanistan Meclis Başkanı Kaklamanis’in devam eden açlık grevlerine ilişkin AB ülkeleri meslektaşlarda, Avrupa parlamento başkanlarda 28 Mayıs 2001 tarihinde Türkiye aleyhinde yazdığı mektuptur.
h. Aynı zamanda AB ve bir NATO olmasının yanı sıra Türkiye ile arasında 1930 yılında “Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaşma ve Hakemlik Anlaşması” ve 1933 yılında “İçten Anlaşma Paktı”na imzası bulunan Yunanistan, bu tür girişimler ile açıkça belirtmesine rağmen PKK terör örgütü faaliyetlerde dolaylı destek vermeye devam etmektedir.
5. Lavrion Kampı’nın Hukuki Statüsü:
a. Türkiye ile Yunanistan arasında değişik zamanlarda gündeme gelmiştir. Yunanistan hükümet yetkilileri “Lavrion bir göçmen kampı ve BM himayesindedir” şeklinde basın açıklamasında bulunmaktadır.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin resmi web sayfasında (www.unhcr.ch) Lavrion Kampı’nın, Yunanistan Kızılhaç’ı tarafından işletildiği, 300 kadar kişiyi barındırma imkânı olduğu ikâmet edenlere yiyecek, giyecek, sağlık hizmeti, eğitim ve psikolojik yardım verildiği belirtilmektedir. (Aynı kısımda Yunanistan’daki diğer göçmen kamplarından; Aspropirgos kampının yunan dayanışma enstitüsü, Pendeli kampının sınır tanımayan doktorlar, Nea Makri kampının yunan Kızılhaç’ı tarafından işletildiği ifade edilmektedir. Birleşmiş Millletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK)’nin hukuki dayanağım, 14 Aralık 1950 tarih ve 428(v) sayılı Genel Kurul Kararı ile kabul edilen tüzük teşkil etmektedir. Tüzük kapsamında Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliğinin mültecileri iaşe ve ibate etmek veya kamp açmak gibi bir yetkisi yoktur. Sadece mültecilerin ikamet ettiği ülke hükümetlerine danışarak ve hükümetin onayını aldıktan sonra temsilci atayabilir. Yunanistan ve Türkiye’de açılan BM mülteci ofisleri bu maddeden hareketle teşkil edilmektedir.
Lavrion Mülteci Kampı, Yunan Hükümetinin sorumluluğundadır. 20 Ekim 1999 tarih ve 266/99 sayılı yunan kanununun 1. maddesinde Lavrion Mülteci Kampının “sığınma talebinde bulunan yabancıların geçici barınma merkezi” adı taşıdığı belirtilerek Sağlık Bakanlığı’na bağlı ve denetiminde faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilmektedir. Diğer maddelerde, Lavrion Kampının idari organizasyonu ve birimlerin görevleri, kalan sığınmacıların sorumlulukları detaylı olarak açıklanmıştır. 11. maddede ise kampın bütçesinin Sağlık Bakanlığı’nın yıllık bütçesinden tahsis edilen miktar ile karşılanacağı hükme bağlanmıştır. 14. maddeden ise, bağış imkanı olduğu da anlaşılmaktadır. BM Mülteciler Yunanistan Yüksek Komiserliği hakkındaki belirtilen tek husus madde 6, paragraf 3′de; “BM mülteciler Yunanistan Yüksek Komiserliği temsilcisi ve bu kurum tarafından yetki verilmiş adı geçen büronun temsilcileri, ayrıca bu kurumun Yunanistan’ı ziyaret eden görevlilerin merkeze girişleri serbesttir,” şeklinde yer almaktadır.
b. Belirtilen hususlar dikkate alındığında, Lavrion Kampının BM ile ilgisinin olmadığı ve tüm sorumluluğun Yunanistan Hükümetinde olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.
Ayrıca 20 Ocak 2000 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan “Suç ile, Özellikle Terörizm, Örgütlü Suçlar, Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı ve Yasadışı Göç ile Mücadelede İşbirliği Anlaşması”nın 1. maddesinde; “Bireyler veya gruplar tarafından gerçekleştirilen terörist eylemler ve faaliyetler” ile mücadelede”işbirliğinde” bulunmayı, Yunanistan taahhüt etmiştir. Anlaşmanın 2. maddesi ise “işbirliğini” diğerlerinin yanı sıra “iki ülkeyi ilgilendiren alanlarda bilgi ve tecrübe değişimi” şeklinde belirlemiştir. 3. madde ise “ülkelerinde diğer tarafın güvenliğine yönelik terörist terörist faaliyetleri ve suçları önlemek amacıyla etkin tedbir alınması” terörizmle mücadelede işbirliğinde bulunma kapsamına alınmıştır.
Etiketler: Yunan-PKK İşbirliği